Çağatay Hanlığı Hakkında Bilgiler

Yayım tarihi

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 12 Temmuz 2021 Kerim Usta

1263 senesinde Arık Büke’nin elinde esir olan Ergene Hatun azat edilerek, Çağatay Hanlığının başşehri olan Almalık’a diplomatik faaliyetlerde bulunması maksadıyla Arık Büke tarafından gönderildi. Ancak önceliğini Semerkand ve çevresinin muhafazasına veren Algu Han Ergene Hatun’u Semerkand’da karşıladı ve Ergene Hatun ile izdivaç ederek bir nevi Arık Büke’ye olumlu yanıt vermiş oldu. Ergene hatun’un bu izdivaç ile tekrar Çağatay tahtında etkin olması ile en yakın adamlarından Mesut Yalavaç mali işleri koordine etme vazifesi ile görevlendirildi ve bu atama Çağatay Hanlığı namına ekonomik olarak çok büyük katkı sağladı. 1264 senesinde Kubilay Han’ın muvaffak olması üzerine Kubilay Han’ın karşısına bu sefer Ögeday’ın torunlarından Kaydu saltanat hakkının kendisinde olduğunu iddia ederek dikildi ve Algu Han, Kaydu karşısında oluşturulan ittifakta yer alarak Kaydu’yu Batı Türkistan topraklarından uzaklaştırdı. Doğu sınırlarını güvence altına alan Algu Han eski bir hesabı görmek üzere bu sefer Berke Han’ın başında bulunduğu Altınorda cephesine yüklendi ve kısa sürede

başarılar elde etti. Çağataylıların bu başarıları üzerine Altınorda Devleti, Çağatay Hanlığından daha önce aldığı Harezm topraklarını ve Otrar şehrini Çağataylılara kaptırdı. Algu Han kısa bir süre sonra Mart 1266 tarihinde vefat etti ve yerine selefi ve üvey evladı olan Mübarek Şah ikinci kez Çağatay Hanlığı tahtına oturdu.

Barak Han (1266-1271), Negübey Han (1271-1272) ve Toka Temür Han (1272-1274)

Barak Han, 1266-1271 seneleri arasında Çağatay Hanlığını yöneten Moğol hükümdarıdır. Babası Çağatay Han’ın torunlarından Yesünto’a’dır.

Algu Han’ın Mart 1266 tarihinde ki vefatından sonra hem üvet evladı hem de selefi olan sabık hükümdar Mübarek Şah, annesi Ergene Hatun’un desteğiyle ikinci kez Çağatay tahtına çıktı. Ancak Moğol İmparatoru Kubilay Han’ın onayı alınmadan yapılan bu cülus neticesinde Kubilay Han yanında bulunan Çağataylı prenslerden Barak’ı meşru hükümdar olarak tanıdı ve Mübarek Şah’la mücadele edebilmesi için güçlü bir orduyla kendisini Çağataylı ülkesine gönderdi. Mübarek Şah’ın Müslüman olmasından ötürü kendisine karşı pek sıcak olmayan Çağatay ileri gelenleri de kendisinden desteği çekti ve böylece Barak 1266 senesinin Eylül ayı içinde rakibi Mübarek Şah’ı çok zorlanmadan tahtan indirmeye muvaffak olabildi. Ele geçirilen Mübarek Şah ise sürgüne gönderildi. Annesi Ergene hatun ise Çağatay ülkesinde kaldı ve kısa bir süre sonra vefat etti. Tahta geçtikten kısa bir süre sonra ise arası kendisini tahta getiren kişi olan Kubilay Han ile açıldı. Bunun sebebi ise Kubilay’ın Sincan eyaleti valisini Çağatay Hanlığının başına getirmek istemesi olmuştur. Büyük Han’ın gönderdiği 3000 süvariden oluşan bir birliği 30000 kişilik bir Çağatay birliği ile karşılıyarak geri püskürttü. Büyük Han’ın buna tepkisi Çağataylılara ait Hotan şehrini talan ettirmek oldu. Ertesi sene ise Barak Han’ın, Kubilay’ın en azılı düşmanı olan Moğol prenslerinden Kaydu ile müttefiği olan Altınorda Devletinin kağanı Mengü Timur ile arasında sıcak çatışmalar başladı. Kaydu’nun Çağataylılar üzerine yürüme maksadı Altınorda-Çağatay çekişmesinden istifade ederek Moğollar içinde o sıralarda Büyük Hanlıktan sonra en güçlü devlet olan Altınorda devletinin desteğini almak ve Moğol devletleri içinde en zayıf halka olan Çağatay Hanlığı topraklarını ele geçirerek Kubilay Hanlığı için bir tehdit alanını ve siyasi nüfuzunu genişletmekti. Ancak Barak 1269 senesinde güçlü bir ordu ile Maveraünnehir’den harekete geçerek o sırada Kaydu’nun elinde olan Kaşgar bölgesine bir harekat düzenledi ancak Kocand yakınlarında Kaydu’ya ve müttefiği Altınorda devletine karşı mağlup oldu ve Kaydu orduları ile birlikte Maveraünnehir bölgesine gelerek buraları kırdı, geçirdi. Bu mağlubiyet neticesinde önce Semerkant’a daha sonra Buhara’ya kaçan Barak bu şehirleri talan ettirerek düşmanının zengin olan bu kentlerin kaynaklarından istifade etmesini engellemeye çalıştı. Rakibine istediği mesajı verdiği kanaatine varan ve kendi hakimiyet bölgesinden iyice uzaklaşan Kaydu daha fazla ilerlememeye karar verdi. Bu arada başta Çağatay Hanlığı genel valisi Mesut Bey olmak üzere Çağatay yerel idarecileri Barak’a Kaydu ile antlaşma yapması için baskı yapmaya başladılar ve bunun sonucunda Barak Han ile Kaydu arasında bir antlaşma yapıldı. Bu antlaşmaya göre Barak, Kaydu’yu meşru hükümdar olarak kabul edecek, bu sırada batısındaki komşusu ve en azılı düşmanı olan Abaka Han’ın başında bulunduğu İlhanlılara karşısında da Kaydu kendisini destekleyecekti. Bu antlaşmanın yeri ve zamanı hususunda İlhanlı tarihçileri farklı bilgiler sunmaktadır. İlhanlı devlet adamı ve tarihçisi Reşiddin’e göre antlaşma 1269 senesinin bahar aylarında Talas’ta yapıldı. Bir başka İlhanlı tarihçisi Vassaf’a göre antlaşma Semerkand yakınlarında 1267 tarihinde yapıldı. Bu antlaşmaya göre ayrıca Çağatay topraklarının yaklaşık üçte ikilik bir kısmını Barak’a geri iade edilecek, kalan üçte birlik kısmı ise Kaydu ve müttefiği Altınorda devleti arasında bölüşülecekti. Çağatay ülkesinin topraklarının üçte birini ele geçiren Kaydu ve Altınorda Kağanı Mengü-Timur arasında toprak paylaşımında ki hoşnutsuzluklar nedeni ile bir süre sonra ithilaf oluşmaya başladı. Yapılan antlaşmadan memnun olmayan Barak fırsattan istifade ederek Buhara ve çevresinde hakimiyetini yeniden tesis etti. Barak’ın bu hamlesi ince hatlar üzerinde duran antlaşmayı bozdu ve Barak ikinci hamle olarak Buhara ve Semerkant şehirlerini yağmalamaya girişti ancak kentlerin asıl hakimi olan Mesut Bey üzerinde basklı kurarak Barak’ı bu girişiminden caydırdı. Mesut Bey’in girişimleriyle bozulan ara düzeltildi ve ortak düşmanları olan İlhanlılar üzerine Barak yoğunlaşmaya başladı. Bu sıralarda Kaydu’nun İmparatorluk için mücadele ettiği Moğol hakanı Kubilay’ın Moğollar içinde tek destekçisi kalmıştı. Bu desteği veren devlette öz kardeşi Hülagü tarafından İran’da kurulmuş bulunan İlhanlı Devleti idi. İlhanlı Devleti özellikle Hülagü’nün halefi Abaka Han zamanında Çağatay Hanlığı ile önemli çatışmalara girmiştir. Kaydu İlhanlılar üzerinde yapacağı harekatlarda Barak’a destek sözü verdi ve böylece Çağatay-Kaydu-Altınorda arasında çıkan meseleler rafa kaldırıldı. Altınorda Kağanlığı da Berke Han zamanından beridir Azerbaycan toprakları meselesi ve dini meselelerden ötürü İlhanlı Devleti ile sıcak çatışmalar içine girmiş ve bir İslam devleti ve İlhanlıların amansız düşmanı olan Memlüklükler ile de sıkı ilişkiler kurmuştu. Bu yüzden Çağatay Hanlığı ile yapılacak bir antlaşma onların da işine gelmekteydi. Bu antlaşma ile İlhanlı Devleti dolaylı yollardan da olsa Rükneddin Baybars’ın başında olduğu Mısır Memlükleri, Altınorda Kağanlığı, Çağatay Hanlığı ve Kaydu gibi dört devletin tehdidi altına girmiş oldu. Kaydu’nun bu savaşlarda uzaktanda olsa İlhanlılar için tehdit oluştuğunun delillerinden biri de Güyük’ün torunlarından olan ve kendisi gibi Ögeday neslinden gelen generallerinden Çabat’ı Barak’a destek olarak göndererek Tuluy neslinden gelen İlhanlılara bir mesaj vermesidir. Zaten ileride ele alırsak İlhanlı Devleti’nin yıkılışında Ebu Said Han’ın öldürülmesinden hemen sonra İlhanlı devlet adamlarınca Ögeday neslinden gelen Moğol prenslerinin sürekli olarak devlet başına getirilmesi ve yaklaşık yetmiş senelik mazisi olan bir kavganın sürekli gündemde tutularak devlet otoritesinin giderek zayıflaması en önemli sebebi oluşturmaktadır. Barak ilk iş olarak İlhanlıların Horasan bölgesinde genel valilik yapan Abaka Han’ın kardeşi Teküder’in hizmetinde olan Çağatay neslinden bir generali İlhanlılara karşı ayaklanması hususunda ikna etmeyi başardı. Ancak daha önceden anlaşmış bulunan Altınorda askerleri ile Çağataylı generallerden Celayir arasında anlaşmazlık çıktı. Barak ise aranın düzeltilmesi için kardeşlerinden birisini arabulucu olarak gönderdi ancak muvaffak olmadı. Kaydu’nun da Kubilay meselesi ile uğraşmak için Moğol topraklarına geri dönmesi de aranın düzeltilmemesinde başka bir etken oldu. Kısa bir süre sonra ise Çabat Buhara’ya yöneldi ve burada Barak’ın kardeşinin başında olduğu bir Çağataylı ordusunu bozguna uğrattı. Barak ise Kaydu’ya elçi göndererek adamlarına hakim olma becerisinden yoksun olduğunu dile getirerek protesto etti. Bundan sonra arasının bozulduğu İlhanlılarla antlaşma yoluna gitmeye çalıştı ancak bunda da muvaffak olamadı.

1270 yılı Mayıs aylarında Nişapur ve Herat şehirlerine gelerek buraları yakıp, yıkan Barak Han’ın üzerine Abaka Han bizzat karşılık vermek üzere Tebriz’den harekete geçti ve 22 Temmuz 1270 tarihinde Herat yakınlarında Çağatay ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Bu hezimette Çağatay askerlerini fazla mukavemet göstermeden savaş meydanından kaçmış olması başlıca etken olmuştur. Barak ise bu savaşta ağır yaralandı ve Maveraünnehir’e geri çekilmek zorunda kaldı. Bu hezimet üzerine Çağatay yönetiminden memnun olmayan Buhara’nın Müslüman halkı ayaklandı ve şehrin üzerinden kaldırtılmış bulunan İslam adet ve ritüelleri yeniden uygulanmaya başladı. Bu ayaklanmayı Maveraünnehir civarında ki başka şehirlerin ayaklanması takip etti. İçinde düştüğü zor durumudan kurtulmak isteyen Barak Kaydu’ya elçi göndererek yardım talebinde bulundu. Barak bu iletisinde önceki sözlerinden dolayı özür diliyor ve asıl antlaşmayı Kıpçakların (Altınorda) ve Çabat’ın bozduğundan bahsediyordu. Barak’ın talebini olumlu karşılayan Kaydu güçlü bir orduyu destek olarak Çağatay ülkesine gönderdi. Kaydu’nun gönderdiği ordu ayaklanmaları kısa zamanda bastırdı ancak gönderilen bu ordunun asıl maksadı Çağatay ülkesinde uzunca kalarak ve ayaklanmalardan istifade ederek Çağataylıların askeri gücünü yok etmek üzerineydi. Nihayetinde bu ordu Barak’ın bulunduğu kampı kuşattı ancak bir gece önce (9 Ağustos 1271) Barak Han vefat ettiğinden ötürü bir şey yapmaya gerek kalmadı. Çağataylı generalleri ise Kaydu’nun otoritesini kabul ettiler.

Ergunca tarafından

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir