Çağatay Hanlığı Hakkında Bilgiler

Yayım tarihi

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 12 Temmuz 2021 Kerim Usta

Doğu Çağatay (Moğolistan) hanları

  • Tugluk Temür, Doğu Çağatay Hanlığı 1347-1359, Çağatay Hanlığı 1359-1362
  • İlyas Hoca, Çağatay Hanlığı 1362-1370, Doğu Çağatay Hanlığı 1370-1383
  • Hıdır Hoca, Doğu Çağatay Hanlığı 1383-1399
  • Şem-i Cahan, Doğu Çağatay Hanlığı 1399-1408
  • Muhammed, Doğu Çağatay Hanlığı 1408-1416
  • Şir Muhammed, Doğu Çağatay Hanlığı 1416
  • Nakş-ı Cahan, Doğu Çağatay Hanlığı 1416-1418
  • Sultan Üveys, Doğu Çağatay Hanlığı 1418-1429
  • II. Esen Buga (Yesü), Doğu Çağatay Hanlığı 1446-1461
  • Dost Muhammed, Doğu Çağatay Hanlığı 1461-1466
  • Yunus Han, d.1415, Doğu çağatay Hanlığı 1466-1486
  • Kebek Han, Çalış’ta Hanlığı 1466-1472
  • Sultan Mahmud Han, d.1443, Taşkent’te Hanlığı 1485-1501
  • Sultan Ahmed Han, Doğu Çağatay Hanlığı 1486-1504
  • Yunus Han’ın küçük oğlu. Kalmuklara karşı yaptığı savaştan sonra, katil anlamına gelen alaça veya alaç lakabı verilmiştir.
  • Mansur, Aksu Hanlığı 1504-1514, Doğu Çağatay Hanlığı 1514-1544
  • Sultan Said Han, d.1487, Yarkand Hanlığı 1514-1533
  • Ayman Hoca, Aksu’da Hanlığı 1516-1531
  • Baba, Kuça’da Hanlığı 1516-
  • Abdürreşid, d.1509, Yarkand Hanlığı 1533-1544, Doğu Çağatay Hanlığı 1544-1565
  • Şah, Çalış’ta Hanlığı 1544-1570
  • Abdül Kerim, Doğu Çağatay Hanlığı 1565-1592
  • Abdül Muhammed, Çalış’ta Hanlığı 1570-
  • Muhammed, Doğu Çağatay Hanlığı 1592-1610
  • Hüdabende, Çalış’ta Hanlığı -1596
  • Şah Şücayüdddin Ahmed, d.1570, Kaşgar Hanlığı 1596-1610, Doğu Çağatay Hanlığı 1610-1619
  • Ziyayeddin Ahmed Timur, Aksu’da Hanlığı 1596-1614
  • Abdürrahman, d.1560, Çalış’ta Hanlığı 1596-1624
  • Abdüllatif Apak, Kaşgar Hanlığı 1611-1619, Doğu Çağatay Hanlığı 1619-1627
  • Kureyş, Doğu Çağatay Hanlığı 1619
  • Abdullah, Çalış’ta Hanlığı 1624-1637, Doğu Çağatay Hanlığı 1637-1667
  • Sultan Ahmed Pulad, Doğu Çağatay Hanlığı 1627-1632 ve 1635-1637
  • Sultan Mahmud Kılıç, Kaşgar Hanlığı 1627-1632, Doğu Çağatay Hanlığı 1632-1635
  • Cülbars, Kaşgar Hanlığı 1637-1665, Hotan Hanlığı 1665-1667, Doğu Çağatay Hanlığı 1667-1669
  • Ebu ül Muhammed, Çalış’ta Hanlığı 1637-1655
  • İbrahim, Hotan Hanlığı 1637-1641, Çalış’ta Hanlığı 1655-
  • Sultan Said Baba, Hami Hanlığı 1637-
  • Hayreddin, Hotan Hanlığı 1641-1650, Aksu Hanlığı 1650-1667
  • Übeydullah, Hotan Hanlığı 1661-1665
  • İsmail, Aksu Hanlığı 1667-1670, Doğu Çağatay Hanlığı 1670-1678
  • Abdullatif, Doğu Çağatay Hanlığı 1669-1670
  • Muhammed Emin, Doğu Çağatay Hanlığı 1681-1692
  • Muhammed Mumin, Doğu Çağatay Hanlığı 1692-1706

Çağatay Han

1185 veya 1186 senesinde dünyaya geldi. Cengiz Han’ın ikinci büyük evladı ve adı ile anılan Çağatay Hanlığı’nın kurucusudur. Çağatay Türkçesi ve Çağatay Türkleri isimlerini bu hükümdardan almaktadır.
Günümüzde beş devlet arasında paylaşılan Orta Asya’dan en büyük mirası alan ölüm tarihi olan 1241 senesine kadar bu bölgeyi yöneten hükümdardır. Cengiz Han hayatta iken kendi kanunları olan “yasak”ın uygulanmasından sorumlu olan en üst düzey yönetici idi ve hayatı boyunca da bu yasaların korunması ve uygulanması hususunda çok titiz davranmıştır. “yasak” denilen bir takım ahlaki ve toplumsal kurallardan oluşan bu yasalar Cengiz Han’ın Moğol İmparatorluğu başına geldiği ilk günlerden itibaren uygulanmaya başlanmıştı. Cengiz Han’ın vefatı sonrası Orta Asya topraklarının önemli bir kısmı kendisine miras kalan Çağatay’ın devleti kendi ismi olan Çağatay Hanlığı adı ile anılmaya başlanmıştır. Ancak devlet esas manası ile Moğol İmparatorluğuna sıkı sıkıya bağlı olduğundan dolayı idari atamalar önceleri Karakum daha sonraları ise Pekin’den yapılmaya başlanmış, ülke hükümdarları tam manasıyla ülke kontrolünü sağlayamadıklarından devlet çok sonraları ancak Çağatay’ın torunlarından Algu (1260-1266) döneminde idari olarak tesis edilmeye ve bağımsız hareket edebilmeye başlanmıştır ve bu yüzden Algu devletin asıl kuucusu kabul edilmektedir. Daha sonraları batıda ki komşuları ve akrabaları İlhanlılarla mücadeleye girişecek olan Çağataylar da İslamiyet’in etkisi yavaş yavaş kendisini hissettirmeye başlayacaktır. Bunun sebeplerini ise Cengiz Han yasalarının Müslümanlar üzerindeki menfi etkisi, İslam Devletleri ile olan menfi ilişkiler (buna daha sonraları kuzeyden gelen komşu ve akrabaları Altınorda Devleti de dahildir), Moğolistan’a bağlılık (bu etki devletin zayıflamaya başladığı günlerde de devam etmekteydi) olarak sıralayabiliriz. Ancak tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen devlet geçte olsa İslamlaşacaktır. Ayrıca bölge de Moğolların bölgenin asıl etnik unsuru olan Türkmenler karşısında azınlıkta kalması da Türkleştirmeyi beraberinde getirecek, özellikle Transsaxonia (Maveraünnehir) bölgesi halkı Çağatay Türk’ü olarak daha sonraları adlandırılacaktır. İslamlaşma beraberinde kentleşmeyi getirmesine
rağmen göçebe kültürü son zamanlarına kadar ülkede etkisini devam ettirecek ancak Timur ve sonrası dönemde kentselleşme süreci ivme kazanacaktır. Devlet ilk olarak Mübarek Şah’ın (1251-1260) (ve 1266) özellikle ikinci taht döneminde ciddi manada İslamlaşma ile karşılaşacak ancak Moğolistan’daki yönetimin bundan hoşnutsuz kalması üzerine bu Han tahtan indirilecek ve İslamlaşma süreci uzun bir müddet sekteye uğratacak, devlet ancak 1331 ve 1334 seneleri arasında hükümdarlık yapan Tarmaşirin döneminde resmi olarak İslam dinini kabul edecektir. Ancak bu değişime rağmen Tarmaşirin göçebe toplumların tepkisini çekecek ve öldürülecektir. Bu vefattan sonra devlet parçalanma sürecine girecek ve konumunu kaybetmeye başlayacaktır. Bu mirasa ilk olarak bu aileye damat olan Timur başta olmak üzere daha sonraları Özbeklerin ataları olan Şeybaniler sahip olacaklardır.
Çağatay Han’ın kişiliğinden birazcık bahsedecek olursak oldukça asabi, akrabalarından rivayet edildiğine göre dengesiz kişiliğe sahip biriydi. Ağabeyi Çöçi’yi (Cüci) oldukça kıskanır, onu aileden saymazdı. (Cengiz Han’ın en büyük oğlu Çöçi’nin gerçekten evladı olup, olmadığı halen netlik kazanamayan bir husustur) Ömrü boyunca da en büyük rakibi abisi olmuş, babasının önünde bile onun menşeini tartışmaktan çekinmemiştir. İki kardeş arasında ki rekabetten çekinen Cengiz Han, kendisinden sonra ülkesini bölünmesini engellemek için mecburiyetten iki kardeşi Moğol İmparatorluğu tahtına oturmaktan muaf tutmuş ve üçüncü evladı olan Ögeday’dan yana tavır koymuştur. Çağatay ayrıca Müslümanlara karşı Cengiz evlatları içinde en acımasız olanıydı. Abisi Çöçi’yi Müslümanlarla iyi geçindiği için çok tenkit etmiş ve Moğol komutanlarını ve akrabalarını yanına çekmeye çalışmıştır. Özellikle oğullarından Mütügen’in 1221 senesinde Bamyan Kalesi (Afganistan’dadır) kuşatması esnasında vefat etmesini bahane edip Müslümanlara karşı öç maksatlı kitlesel imha hareketine girişmiştir.

Kara Hülagü (1242-1246 ve 1252) ve Yesü Möngke (1246-1252)

Kara Hülagü, Çağatay Han’ın hayatta iken ölen oğlu olan Mütügen’in oğludur. Dedesi Çağatay Han’ın vefatından bir müddet sonra Çağatay Hanlığı’nın başına getirildi. İlk hükümdarlığını 1242 ile 1246 seneleri arasında yaptı. Daha önce bahsettiğimiz gibi Çağatay Hanları başlangıçta Büyük Moğol İmparatorluğunun başkenti olan Karakum’dan atanmaktaydı. Kara Hülagü, büyük amcası olan Moğol Han’ı Ögeday Han tarafından Çağatay ulusunun başına getirildi. Aynı sene içinde Ögeday Han’ın vefat etmesine rağmen Çağatay liderliğini Moğol İmparatorluğunda bir sonraki Han’ın seçim tarihi olan 1246 senesine kadar sürdürdü. 1246 senesinde Ögeday Han’ın oğlu Güyük Moğol Han’ı ilan edildi ve yeni Han aynı sene içinde Kara Hülagü’yü görevinden azletti. Yerine ise amcası Yesü Möngke’yi Çağatay ulusunun başına getirildi. 1248 tarihinde Büyük Han Güyük vefat edince 3 sene kadar Moğol İmparatorluğu tahtı boş kaldı. 1251 tarihinde Moğol İmparatorluğuna Cuci Ulusunun (Altınorda) da desteğiyle Cengiz Han’ın Tuluy’dan torunu olan Möngke Han getirildi. İşte bu noktada Ögeday nesli ile Tuluy nesli arasında bir rekabet yaşanmaya başladı. Kendisini hanlık seçiminde desteklemeyen Çağatay hükümdarı Yesü Möngke’yi vazifesinden azleden Möngke Han 1252 tarihinde Kara Hülagü’yü ikinci kez Çağatay Ulusunun başına getirdi. Ancak görevine getirildikten kısa bir süre sonra vefat etti. Yerine Möngke Han tarafından oğlu Mübarek Şah atanmıştır.

Mübarek Şah ve Ergene Hatun (1252-1260 ve Mart-Eylül 1266)

Mübarek Şah, Kara Hülagü ve Ergene Hatun’un oğludur. Annesi ile birlikte devleti idare ettiği için biz burada annesinin adını da birlikte zikretme gereği duyduk.
Ergene Hatun’dan kısaca bahsedecek olursak Moğolların Oyrat boyundandır. Anne tarafı olarak soyu Cengiz Han’a dayanmaktadır. Dolayısıyla Cengiz soylularındandır. Bu yüzden de Cengiz Han’ın torunlarından ve Çağatay Hanlarından Kara Hülagü ile ilk evliliğini yapmış ve bu izdivaçtan Mübarek Şah dünyaya gelmiştir. Kocası Kara Hülagü’nün 1246 tarihinde yeni Han olan Güyük tarafından Çağatay Ulusu hükümdarlığından azledilmesinden sonra siyasi olarak kocası namına propagandaya girişti ve Ögeday nesline karşı Tuluy neslini destekledi. Bu siyasi manevrası sayesinde 1251 senesinde Güyük Han’ın vefatı sonrası dönemde Tuluy neslinden gelen Möngke’nin Han seçilmesinde büyük rol oynadı. Möngke Han’da sabık hükümdar olan kocası Kara Hülagü’yü tekrar Çağatay Ulusu’nun başına getirdi. Tahtan indirdiği Yesü Möngke’yi ise katlettirdi. Ancak Kara Hülagü ikinci kez tahtta fazla kalamadı ve kısa bir süre sonra vefat etti. Bu vefat sonrası Ergene Hatun’un oğlu Mübarek Şah, Büyük Han Möngke tarafından Çağatay Ulusu’nun başına geçirildi. İlhanlı tarihçisi ve devlet adamı Reşiddin’e göre Mübarek Şah’ın ilk saltanat döneminde Ergene Hatun ayrıca İran ve Irak mıntıkasını ele geçirilmekle görevlendirilen İlhanlı Devleti’nin kurucusu Hülagü Han da desteklemiştir.

1260 senesinde Büyük Han Möngke’nin ölümünden sonra Moğol ülkesi karıştı. Möngke Han’ın kardeşi Arık Büke tahtı ele geçirmek için Çağatay neslinden gelen Algu ile işbirliğine gitti ve Beşbalık şehrinden güçlü bir ordu ile Çağatay topraklarına gelen Algu, Çağatay tahtını ele geçirdi. Ergene Hatu ise oğlu Mübarek Şah ile birlikte Moğolistan’a kaçtı. Ancak kısa bi süre sonra Tuluy neslinden gelen bir başka Moğol olan Kubilay, Arık Böke ile mücadeleye girişti. Bu kavgadan istifade etmek isteyen Algu, Çağatay Hanlığını özerk bir devlet olarak kabul ettirmek için Kubilay’ın yanında yer aldı ve ülkesinde bulunan Arık Böke taraftarlarını katlettirdi. Durumun vehametinin farkına varan Arık Böke ise Algu’yu tekrar kazanmak gayesiyle beylerinden Mesut Bey’i ve Ergene Hatun’u barış yapmak maksadıyla Algu’ya gönderdi. Ergene Hatun’un güzelliğinden ve zekasından oldukça etkilenen Algu, Ergene Hatun ile evlendi ve Mesut Bey’i de ülkesine genel vali olarak atadı. Bu manevrasıyla hem Kubilay’ın hem de selefi olan üvey evladı Mübarek Şah’ın desteğini aldı.
Algu’nun 1266 senesinde vefat etmesinden sonra sabık hükümdar olan üvey evladı Mübarek Şah annesinin desteğiyle tekrar Çağatay Ulusu’nun başına getirildi ancak Moğol Hanlığını elde etmiş bulunan Kubilay Han bunu kabul etmedi ve Çağatay neslinden olan Barak’ı sağlam bir güçle Çağatay yurduna gönderdi. Birkaç ay içinde kendi tarafarlarının da desteğini yitirmesiyle Mübarek Şah tahtından oldu ve kısa bir süre sonra da Ergene Hatun vefat etti.

Annesinin gölgesinde yukarıda anlatıldığı gibi hüküm süren Mübarek Şah’dan kısaca bahsedersek, 1552 tarihinde babasının vefatıyla Çağatay tahtına oturdu. Ancak 1260 senesinde Moğol Han’ı olan Arık Büke’nin desteklediği Algu tarafından tahtından edildi. 1262 tarihinde Algu’nun Kubilay-Arık Büke çekişmesinde Kubilay tarafını tutması neticesi önce Arık Büke’ye destek verdi ve annesi aracı olarak Çağatay ülkesine gitti. Annesinin Algu ile evlenerek barışı sağlamasından sonra Çağatay ülkesine geri döndü. 1266 tarihinde Algu’nun vefatını müteakip annesinin desteğiyle mart ayı içinde tekrar Çağatay Ulusu’nun başına geldi. Ancak 1264 tarihinde Moğol Hanlığını elde eden Kubilay Han’dan bu cülus için izin alınmaması Kubilay Han’ı öfkelendirdi. Ayrıca Mübarek Şah’ın İslam dinine giren ilk Çağataylı olması da İslam ülkelerine karşı yaklaşımı hiçte sıcak olmayan Moğol ve Çağatay hanedan mensuplarının ve beylerinin kendi yanından uzaklaşmasına neden oldu. Siyasi durumun kendi lehinde olduğunu gören Kubilay Han, Çağatay’ın torunlarından Barak’ı destekleyerek güçlü bir ordu ile Çağatay topraklarına gönderdi. Çağatay ordusunun önde gelenlerinin de desteğini alan Barak çok zorlanmadan eylül ayı içinde Çağatay tahtını elde etti. Ele geçirilen ve fazla direnemeyen Mübarek Şah ise sürgüne gönderildi. Sürgünde iken Tuluy nesline karşı Ögeday neslini destekledi ve Kubilay Han’ın en azılı düşmanı olan Kaydu’yu Barak’a karşı olmasından ötürü 1271 senesine kadar destekledi. Ancak bu tarihten sonra Kubilay Han’ın en büyük destekçilerinden İlhanlı hükümdarı Abaka tarafına meyletti. Bu meyledişteki başlıca amil, Abaka ve Barak arasında Horasan ve Afganistan topraklarının paylaşımına dair aralarında çıkan kavgadır.

Abaka ise onu İran’ın doğusunda yerleşik bir Moğol kökenli toplum olan Karaunasların önderlerinden biri olarak atadı. Ölüm tarihi olan 1276 tarihine kadar Belucistan ve Kirman bölgesinde etkisi olan önderlerden biri olarak hüküm sürmüştür.

Algu Han

Çağatay Hanlığını 1261 tarihinden vefatı olan 1266 tarihine kadar yöneten Moğol hükümdarıdır. Çağatay Han’ın ikinci büyük oğlu olan Baydar’ın oğludur.
1261 senesinde ki Moğol iç savaşı esnasında Arık Büke muvaffak olarak Moğol İmparatorluğu tahtına oturdu ve başlangıçta destekçisi olan Algu Moğolistan’dan harekete geçerek Seyhun nehrine kadar olan mıntıkayı eline geçirerek Çağatay Hanlığı tahtına oturdu. Algu ayrıca kardeşi Kubilay’a destek olmak isteyen İlhanlı Devleti kurucusu Hülagü Han’ın Moğolistan topraklarına ulaşıp, Kubilay’a destek verilmesini de önlemiş oldu. Tahtan indirilen Mübarek Şah ile annesi Ergene (Organa) Hatun ise Moğolistan’a sürgüne gönderildi. Tahtını bu şekilde sağlama alan Algu Çağatay Hanlığını Moğolistan’dan bağımsız olarak hareket ettirmek gayesi ile Arık Büke ile Kubilay arasında yer alan taht kavgasında taraf değiştirerek Kubilay tarafına geçti. Ayrıca bağımsızlığının göstergesi olarak daha önce Moğol İmparatorluğu görevlilerince toplanan vergileri artık Çağatay Hanlığı adına toplamaya başladı. Aslında Algu’nun böyle davranmasında ki esas sebep Arık Büke ile Kubilay arasında süren iç savaş sırasında ekonomik olarak dar boğaza giren Arık Büke’nin, Çağatay Hanlığı üzerinde baskı yaparak alınan harç ve vergileri artırma yoluna gitmesidir. Kubilay’dan yana tavır koyan Algu ilk olarak kendi ülkesinde bulunan Arık Büke taraftarlarını katlettirdi. 1262 senesinin sonlarına doğru cereyan eden bu hadiseler silsilesi ile Kubilay imparator olma yolunda çok büyük bir destekçiyi elde etmeyi başardı. Arık Büke açısından kötü olan ise artık iki cephede birden mücadele edecek olmasıydı. Algu ise ilk başlarda eski müttefiğine karşı bazı başarılar elde ettiancak bu başarıları sürekli olamadığı için giderek güç kaybettti ve devletinin en önemli şehirlerinden biri olan Semerkand’ı Arık Büke güçlerine kaptırma tehlikesi ile karşı karşıya geldi. Maveraünnehir topraklarına giren ve Algu’ya karşı oldukça öfkeli olan Arık Büke kitlesel katliam olaylarına girişti. Algu’nun iyice yıprandığı kanaatine varınca öfkesi giderek yatıştı ve bu sefer kendisine karşı oluşturulan bu cepheden kurtulmak için diplomatik faaliyetlere başladı. Bu esnada Altınorda tahtında bulunan ve hanedanın en yaşlı üyesi olan Berke Han ise Kubilay’a karşı Arık Büke’nin yanında yer almıştı. Algu üzerine yürüyen Altınorda ordusu Çağatay ordusunu mağlubiyete uğrattı. Bu saldırı neticesi toprak kaybına uğrayan Çağatay Hanlığı başta Harezm bölgesi olmak üzere Aral gölünün doğusunda bulunan topraklarını ve Otrar şehrini Altınorda Hanlığına kaptırdı.

Ergunca tarafından

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir