Yayım tarihi:

Devamı var:

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Türkmenistan tarihinde hiç şüphesiz Selçuklu Türklerinin çok büyük rolü bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında Türkmenistan ve Türkiye Türkleri arasında tarihi birçok noktalar kesişmektedir. Türklerin tarih boyunca kurdukları hanedanların en mühimlerinden birisi Selçuklulardır. Onlar yirmi dört Oğuz boyundan Kınıklara mensuptur. Türkmenler Selçuklular etrafında toplanarak Gazneli topraklarına akınlar yaptılar. Merv, Baverd ve Serahs mıntıkalarını 1038’de Gazneli ordusunu yenerek ele geçirdiler[5].

Türkmenistan topraklarında Selçuklular henüz ortaya çıkmadan evvel, orta ve yakın doğuda X. asrın sonlarında şu devletler bulunmaktaydı. İslamlığın doğu hududu üzerinde Karahanlılar (840-1212), Mâverâünnehir ve Horasan’da Sâmânoğulları (819-1005), bugünkü Afganistan ve Pakistan devletlerinin hâkim olduğu bölgelerde Gazneliler (962-1183), Mısır ve Suriye’de Fatımîler (969-1171), Anadolu, Balkanlar ve İtalya’da Bizans İmparatorluğu (324-1453) bulunuyordu. Selçuklu-Türkmenler, Sâmânoğulları Devleti’nin müsaadesiyle Mâverâünnehir’e doğru inmeye başladıkları sıralarda, Karahanlılar ve Gazneliler ile Sâmânoğulları Devleti, İran ve Mâverâünnehir hâkimiyeti için birbirleriyle mücadele halindeydiler. Sâmânoğulları mağlup edilerek hanedanlıkları sone erdi. Karahanlı hükümdarı İlek Nasr ile Gazneli hükümdarı Sultan Mahmud arasında 1001 tarihinde yapılmış olan anlaşmaya göre; Mâverâünnehir Karahanlıların, Horasan ise Gaznelilerin hâkimiyet altına geçmiştir[6].

Selçuklu Devleti’nin Türkmenler Tarafından Kuruluşu ve Faaliyetleri:

Selçuk’a bağlı Oğuzlara Selâcika, Selcûkıyyan ve Türkmen denilmiştir. Kısa zamanda Selçuk Bey’in itibari sadece Türkmenler arasında değil, bölgede hüküm süren Sâmâniler ve Karahanlılar arasında da yayılmıştır. Selçuk Bey, 1007’de 105 yaşlarında Cend’de vefât etmiştir. Selçuk Bey’in oğullarından Arslan Bey 985’de kendine tâbi Oğuzlar ile Buhara yakınlarındaki Nûr kasabasına yerleşmişti. Selçuklulara tâbi Türkmenlerin en kritik anlarda bile onlara bağlılıklarını sürdürmesi, Selçuk Bey’in ölümünden sonra torunları Tuğrul ve Çağrı beylerin en sıkıntılı zamanlarında dahi çevrelerinde kendilerine hizmete hazır büyük kitleler bulmalarının, onların asil hanedanlara mensup olmalarından kaynaklandığı ileri sürülmektedir[7].

Oğuzların Kınık boyuna mensup olan Selçuklu hânedan adını Oğuz Devleti’nin ordu kumandanı Selçuk Bey’den almaktadır. Selçuk Bey’in Mîkâil, Arslan (İsrâil), Musa, Yusuf ve Yunus adlı beş oğlu vardı. Mîkâil’in ölümü üzerine oğulları Dâvud (Çağrı) ve Muhammed (Tuğrul) dedeleri Selçuk Bey tarafından büyütülmüştür[8]. Uzun süren bir mücadele ve tecrübe devrinde Tuğrul ve Çağrı beyler kendilerini geliştirmiş ve Türkmenleri devamlı surette Batı Karahanlılar ve Gazneliler karşısında galip ve güçlü tutmayı başarmışlardı. Nihayet Selçuklular, Gazneli Sultan Mesud’u 23 Mayıs 1040’da Dandanakan savaşında mağlup ederek, Tuğrul Bey’i Horasan hâkimi ilan ettiler. Çağrı Bey Merv’de kaldı. Tuğrul Bey, Nişabur’a ve amcaları Musa Yabgu’da Herat’a gitti. Tuğrul Bey, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun ilk hükümdarı oldu (1040-1063). Türkmenistan’da Selçuklu Türkmenlerinin kurmuş olduğu bu sülaleye hala hürmet edilmekle beraber, Türkmenistan Türkleri kendilerini onların devamı saymakla, büyük bir tarih şuuruna sahip olduklarını göstermektedirler[9].

Merv’de yapılan kurultayda eski Türk devlet geleneğine göre Selçukluların hâkim olduğu topraklar ile ileride fethedilmesi planlanan ülke ve şehirler hanedan mensupları arasında paylaştırıldı. Serahs ve Belh’in dahil olduğu Ceyhun ile Gazne arasındaki bölge, merkezi Merv olmak üzere Çağrı Bey’e, Herat merkez olmak üzere Bust ve Sîstan yöresi Musa Yabgu’ya verildi. Başşehir Nişabur’da kalan Tuğrul Bey, Irak ve Batı topraklarını aldı. İbrahim Yınal’a Kuhistan, Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış’a Cürcan ve Damgan, Çağrı bey’in oğlu Kavurd Bey’e Kirman ayrıldı. Bunlar Tuğrul Bey’e tâbi olacaklardı. Çağrı Bey bölgede uzun süre Gazneliler ile mücadele etti ve Belh, Toharistan, Tirmiz, Velvâliç, Kubâdiyan ve Vahş şehirlerini ele geçirdi[10].

İlk devirde devlet doğuda müdafaa, batıda ise taarruz siyaseti takip etmiştir ve doğuda emniyeti temin edecek tedbirleri almıştır. İkinci imparatorluk devrinde devlet doğuya daha fazla önem vermek lüzumunu duymuş ve payitahtını önce Nişabur’a sonra da Merv’e nakletmiştir[11]. Selçuklular devrinde Abbasî halifeleri ile olan münasebetler, taht mücadeleleri, Bâtınîler ile olan mücadeleler, Bizans İmparatorluğu, mahallî hanedanlar ile olan münasebetler, Selçuklu soyundan gelen vasal devletler ile mücadeleler bu devletin tarihinde önemli bir yer tutmaktadır.

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Kerim Usta tarafından

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir