Yayım tarihi:

Devamı var:Büyük Selçuklu Devlet'inin Türkmenler Tarafından Kuruluşu

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Giriş:

Selçuklu İmparatorluğu, tarihte Türklerin yüzden fazla kurmuş olduğu siyasî teşekkül arasında yer alan dört büyük imparatorluktan biridir. Hunlar, Göktürkler, Selçuklular ve Osmanlılar’ın üçüncüsüdür. Türk Milleti’nin İslam Medeniyeti içerisinde kurmuş olduğu ilk imparatorluktur. Selçuklu Devleti’nin temelleri Türkmenistan’da yani İslamlaşmış bir muhitte atılmıştır. Bu nedenle Selçuklular eski Türk toplumu değerleriyle İslâmi değerlerin uyumlu bir şekilde kaynaştığı Türk-İslam devletidir. Selçuklu-Türkmen devletinin sınırları doğuda Sibirya’dan batıda Marmara denizi ve Ege kıyılarına, kuzeyde Kafkaslardan güneyde Mısır’a kadar uzanmaktaydı. Yani Afrika hariç bütün İslam dünyasını içine alan, hatta Anadolu’yu da İslam yurdu haline getirdiği düşünüldüğünde, Büyük Selçuklu Devleti’nin ortaya çıkışı, Türk ve İslam tarihi açısından ne kadar büyük bir mana ifade etmektedir. Zira Selçuklular Türkmenistan coğrafyasında kurulmuş oldukları için bu bölgenin stratejik önemini de ortaya koymaktadırlar. Selçuklular Türk gücü ile İslam imanını birleştirmek suretiyle XI-XIII. asırlarda haklı olarak tarihe silinmez damgalarını vurmuşlardır[1].

Selçuklular ortaçağda kurulmuş olan Türk-İslam devletlerinin en büyüğü ve birleştirici özelliği olan bir devlettir. Asya’da Türkmenler tarafından kurulan devletler topluluğu sayılabilir. Muhtelif devletler başta bulunan Selçukluların vasalları idiler. Selçuklu vasallarını üç kategoriye ayırmak mümkündür: 1. Başlarında Selçuklu soyundan olan hükümdarların bulunduğu vasal devletler: Kirman, Anadolu, Suriye ve Irak Selçukluları gibi. 2. Başlarında Türk soyundan hükümdarların bulunduğu vasal devletler: Doğu’da, Karahanlılar, Gazneliler, Harzemşahlar, Batı’da: Dânişmendler, Mengücekler, Saltıklar gibi. 3. Başlarında Türk olmayan hükümdarların bulunduğu vasal devletler: Büveyhîler, Bâvendîler, Ukayl Oğulları, Mezyed Oğulları gibi. Vasal devletlerin başta bulunan Selçuklulara karşı birtakım umumî mükellefiyetleri vardı. Tâbi hükümdar metbûuna senede muayyen bir vergi verirdi. Hutbe’de O’nun adını kendinden evvel okuturdu. Hatta vasal hükümdar, oğlunu veya kardeşini rehin olarak tâbii olduğu hükümdarın sarayına gönderirdi[2].

Selçuklu devletinin sosyal ve etnik bünyesi, İslam olduktan sonra Türkmen adını alan Oğuz boyları idi. Selçuklu hanedanı ise yirmi dört Oğuz boyundan biri olan Kınık boyundan çıkmıştır. Büyük Selçuklu devletinin kuruluşuna yirmi dört Oğuz boyunun iştirak ettiği anlaşılmaktadır. Dandanakan (1040) savaşını müteakip, devletin bünye değiştirmeye başladığını, Gazneliler’den iltica eden –Gulâm sistemine göre yetişmiş- general ve askerlerin devlet hizmetine alındığını görmekteyiz. Devrin klasik İslam devlet tipine uygun olarak, askerî teşkilat kadrolarını doldurmak üzere, küçük yaştaki Türk çocukları satın alınırdı. Bilhassa Sâmânoğulları Devleti (819-1005) zamanında dikkatle tespit edilmiş esaslar dâhilinde yetiştirilir ve hassa kıtalarında vazifelendirilirdi. Bunlar arasında devlet kuracak kadar kabiliyet gösteren generaller çıkmıştır. Bu sisteme göre yetişmiş Türklerin sayılarının artması devletin tekâmülünde mühim bir merhaledir. Görülüyor ki, Selçuklular da hâkim zümre Türk olup esas kitlenin üzerinde ince bir tabaka teşkil etmektedir[3].

Anavatan toprakları dışında kurulmuş olan Türk devletlerinin başına gelenler Türkmen toprakları dışında kalan Selçuklu hanedanlarının da başına gelmiştir. Zamanla İran medeniyeti tesirini göstermeye başlamıştır. Gerçekten İmparatorluğun sonuna kadar hükümdarlar ve hanedan â’zaları Türkçeyi unutmamışlarsa da, devletin resmi dili Farsça olmuştur. Saray dili ile birlikte ordu dili Türkçe olmaya devam etmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti (1077-1308) ise bir istisna teşkil etmektedir. Kuruluşundan itibaren millî bir devlet olma yolunda Anavatan-Türkmenistan coğrafyasında olduğu gibi, Anadolu topraklarında da Oğuz-Türkmenleri, Anavatan’dan binlerce kilometre uzakta yeni bir Anavatan meydana getirmişlerdir. Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nda olduğu gibi Anadolu Selçuklu Devleti’nde de resmi dil Farsça olmuştur[4]. Ancak Oğuz-Türkmenleri nasıl Türkmenistan’da Türkçeyi muhafaza etmişler ise, Anadolu’da ki Selçuklu devletini kuran Oğuz-Türkmenleri de Türkçeyi ve Türk kimliğini öylece korumuşlardır.

Lütfen Dikkat: Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz. Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Kerim Usta tarafından

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir