Kategori: 2-Bilgilendirme Konuları

Esma’ül-Hüsna

ESMA’ÜL-HÜSNA

Allah Teâlâ’nın 99 mübarek ismi vardır ki bunlara Esmâ’ül-Hüsnâ denilir. Bu hususta Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

“Allah Teâlâ’nın 99 ismi vardır. Kim bu isimleri sayarsa (okur ezberler ve manalarını öğrenirse) cennete girer.” (Tirmizi)

Hadis-i şerifin Arapça metninde geçen ahsa kelimesine üç mana verilmektedir. Saymak ezberlemek manalarını anlamak. Demek ki Allah Teâlâ’nın isimlerini sadece okumak ezberlemek değil aynı zamanda manalarını da öğrenmek gerekir. Allah Teâlâ’nın bütün isimleri sadece bu 99 ismi değildir. Gerek Kur’an-ı Kerim’de ve gerekse hadis-i şeriflerde başka isimleri de zikredilmiştir. Meselâ Mevla Nâsır Rabb Kâhir gibi bir kısım isimleri Kur’an-ı Kerim’de geçmektedir.

Hadis-i şeriflerde zikri geçen isimleri de Hannân ve Mennân’dır. Daha Fazlasını Oku

Esma-i HüsnaTecellileri Sırları

Günlük hayatta hangi isim kaç kere ne için zikredilmeli?

İsm-i Celil-(Tesbih adedi)…:Tesbih niyeti

* Allah-(66)…:Her türlü istek tüm duaların kabul olması
* Er-Rahmân-(298)…:Dünyada ve ahirette Allah’ın sevgisini kazanmak
* Er-Rahîm-(258)…:Maddî ve manevî rızka nail olmak
* El-Melik-(90)…:Maddî ve manevî güçlü olmak insanlara sözlerini anlatıp dinletebilmek emir sahibi olmak
* El-Kuddûs-(170)…:Maddî ve manevî her türlü temizlik kalp temizliği ruhî hastalıklardan iyileşmek Daha Fazlasını Oku

Amme Suresinin Tefsiri,Meali ve Okunuşu

Amme Suresinin Tefsiri
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
Manası: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
Er-Rahman: Dünyada müminleri ve kafirleri rahmet eden; kıyamet gününde ise sadece müminleri rahmet eden.
Er Rahim: Ahirette sadece müslümanlara rahmet eden.
Lafzi Celaleh “اللّه: Uluhiyyet ile mevsuf olan. Yani yanlız Allah’u Teala ibadete layıktır Allah tan başkası ibadete mustehak değildir.
1.Âyet:
عَمَّ يَتَسَاءَلُونَ
Manası: Onlar birbirlerine neyi soruşturuyorlar? Daha Fazlasını Oku

Coğrafi Keşifler Nedenleri ve Sonuçları

Coğrafi Keşifler / Nedenleri ve Sonuçları
Doğudan başlayan ticaret yolları yüzyıllarca Avrupa’nın çeşitli ihtiyaçlarını karşılamada can damarı olmuştur. Özellikle bunlardan en önemlileri olan İpek ve Baharat yollarının Osmanlı Devleti’nin eline geçmesi, Avrupalıları yeni yollar aramaya sevk etti. Orta Çağ’ın sonuna kadar dünyanın pek çok yeri bilinmiyordu. İşte bu yeni yollar arama girişimleri sırasında pek çok yer ilk kez keşfedildi ve yeni ticaret yollan bulundu. Yeni Çağ’ın başlarında meydana gelen bu keşif olaylarına “Coğrafî Keşifler” adı verilir.

Coğrafi Keşiflerin Nedenleri:
1) Bilimsel, teknik alandaki ilerlemeler:
– a) Pusulanın sapma açısının hesaplanması Daha Fazlasını Oku

Sanatçı Ayten Alpman Vefaat Etti

ayten_alpman_kerim_usta.jpg
Caz ve popüler müziğinin öncü isimlerinden Ayten Alpman 83 yaşında hayatını kaybetti. Bir süre önce zatürree teşhisiyle hastaneye kaldırılan ünlü sanatçı arkasında, ‘Memleketim’, ‘Tek Başına’ ‘Ben Varım’ ve ‘Ben Böyleyim’ gibi unutulmaz eserler bıraktı

Haftayı, bir büyük kayıp haberiyle, Türk cazının ve popüler müziğinin eşsiz sesi, öncü ismi Ayten Alpman’ın vedasıyla kapattık. 83 yaşındaki sanatçı, birkaç gün önce zatürree teşhisiyle Osmanoğlu Kliniği’ne kaldırılmıştı. Cuma akşamı durumu ağırlaştı ve ajanslara o haber düştü… “Bir başkadır benim memleketim” ile ünlenmiş olabilir ama Ayten Alpman çok daha fazlasıydı…

Yıl 2007 idi, “Aliye” dizisinde çalan “Ben Varım” şarkısıyla Ayten Alpman adı yeniden gündeme geldiğinde. Bir anda onun o şaşaalı dönemini bilmeyen gençlerin diline dolanmıştı, “O giderse ben varım” sözleri… Sonra 30 yıl Daha Fazlasını Oku

Yâ Hazreti Muhammed

Arş’ın kubbelerine, adı nûrla yazılan,
İsmi; semâda ”Ahmed”, yerde ”Muhammed” olan,
Yedi katlı göklerde, Hakk Cemâli’ni bulan,
Evvel-Âhir yolcusu, Yâ Hazreti Muhammed.

Sağnak nûr yağmurları, inerken yedi kattan,
O gece, Sendin gelen, ezel kadar uzaktan,
Melekler, her zerreye, müjde verirken Hakk’tan;
O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed. Daha Fazlasını Oku

Trabzon Valisi Şehzade Selim ve Faaliyetleri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

ÖZET:

Sultan Selim XVI. Yüzyıl’da Osmanlı Devleti’ne padişah olmadan önce çeyrek yüzyıl Trabzon’da vali olarak görev yapmıştı. Bu araştırmada Sultan Selim’in Trabzon valisi iken yapmış olduğu faaliyetler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Trabzon valisi olan Şehzade Selim, 1482’den itibaren padişah olmadan önce adeta bir hükümdar gibi hareket etmiştir. Şehzade Selim, Gürcistan ve Doğu Karadeniz bölgesine akınlar yapmış ve Akkoyunlu hanedanlarından bazılarını himayesine almıştır. Şii-Safevîlerin faaliyetlerini yakından takip etmiştir. Şah İsmail ve Kardeşi İbrahim Mirza’yı Erzincan’da mağlup ederek başarılar kazanmıştır. Şii-Safevî tehlikesi karşısında babasını uyarmış ve Devletin yönetimini ele almak zorunda kalmıştır.

ABSTRACTS:

Before becaming Sultan to Ottoman Empire, The Sultan Selim governed Trabzon about guarter century. In this research ıt was explored activities of Sultan Selim, during the his administrative period. He became governor in 1482 during this period, He administrated such as a Sultan. He has surged into Georgia and East Black sea Daha Fazlasını Oku

Ülkemizde Endemik Bitki Türleri

Ülkemizde Endemik Bitki Türleri

Endemik bitki, bulunduğu bölgenin ekolojik şartları yüzünden yalnızca belirli bölgede yetişen, ve sadece mevcut verilere göre henüz başka bir alanda var olmayan canlılardır.Bu nedenle yöreye özgü bitki türleridir.

Türkiye, endemik bitkilerinin zenginliği bakımından dünyanın önemli ülkelerinden biridir. Ancak, tohumsuz bitki grupları üzerindeki araştırmalar henüz çok yetersizdir. Bununla beraber bilinmektedir ki, ilkel bitki grupları dünya yüzünde hemen her yerde yaygın olan türlere sahiptir. Bu sebeple, bu gruba giren bitkilerde endemizme ya hiç rastlanmamakta veya söz edilemeyecek kadar düşük olmaktadır. Türkiye Florası kayıtlarına göre Türkiye’de yetişen 75 civarındaki eğrelti türünden ancak 1’i (Asplenium reuteri) endemiktir. Ancak bu bitkinin esasında mevcut olmadığı ve başka bir eğrelti türünün varyasyonu olabileceği de ileri sürülmektedir.Bugün ülkemizde endemik olarak bilinen birçok tür artık endemiklikten düşmüştür.

Türkiye’de endemikler coğrafi konuma göre değil de siyasi sınıra göre belirlenmektedir.Bu duruma örnek olarak Daha Fazlasını Oku

Sultan II. Abdülhamid’in Fransa’ya Ültimatomu..

2.abdulhamit_kerimusta.jpg
2.abdulhamit_kerimusta.jpg

 

Sultan II. Abdülhamid’in Fransa’ya Ültimatomu..

* Danimarka ve Norveç’in tetiklediği Hz. Peygamberimiz’e hakaret eden karikatür krizi Osmanlı döneminde de yaşandı. Bundan 116 yıl önce de, Fransız Henri de Bourneir’in yazdığı “Muhammed” adlı piyes de benzer bir infial meydana getirmişti. O zaman Islam dünyasının siyasi otoritesini Sultan II. Abdulhamit temsil ediyordu. Fransa’nın tanınmış simalarından Bourneir’in Paris tiyatrolarında sahneye koydurmak istediği piyes, Sultan Abdulhamit’in büyük tepkisiyle karşılaştı. Konu, Fransa ve Osmanlı Devleti arasında ciddi bir krize dönüştü. Araştırmacı-yazar Ahmet Uçar, “II Ahdülhamit’in Avrupa Sahnelerine Müdahalesi Dünya’ya Konan Ambargo” başlığıyla 1997’de, Tarih ve Medeniyet Dergisi’nin 36. sayısında yayınladığı makalede, belgelerle gelişmeler anlatıldı. Daha Fazlasını Oku

Fatma Neslişah Sultan

Fatma Neslişah Sultan, Neslişah Osmanoğlu (d. 4 Şubat 1921, İstanbul – ö. 2 Nisan 2012, İstanbul), son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin’in ve son halife Abdülmecit’in torunu.

Osmanlı Hanedan Defteri’ne kaydı yapılan son kişidir. Mısır kral naipliği yapmış Prens Muhammed Abdülmunim’in eşidir.

Yaşamı

4 Şubat 1921’de annesi Sabiha Sultan’ın Nişantaşı’ndaki konağında dünyaya geldi. Babası, son halife Abdülmecit’in oğlu Şehzade Ömer Faruk Efendi; annesi ise son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin’in kızı Sabiha Sultan’dır. Büyükbabalarından birisi padişah, diğer imparatorluk veliahtı olduğu için doğduğu zaman unvanı “Devletlû İsmetlû Neslişah Sultan Aliyyetuş’şan Hazretleri” idi.[2] Doğumu, 121 pare top atışı ve padişahın onun adına bastırdığı altın sikke ile duyuruldu ve Osmanlı Hanedan Defterine kaydedilen son kişi oldu.[1] Hanzade Sultan ve Necla Sultan adlı iki kız kardeşi vardır. Osmanlı hanedan üyeleri yurtdışına sürgün edilene kadar Dolmabahçe Sarayı’nda yaşadı.

3 yaşında iken, 3 Mart 1924 günü kabul edilen 431 sayılı kanun gereğince sürgüne gönderilenler arasında yer aldı. Ailesi sürgünün ilk yıllarının Fransa’nın Nice kentinde geçirmişti. Nice’te lise öğrenimi gördü. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Fransa’da geçirdikten sonra ailesiyle birlikte Mısır’a gitti. Fransızca, İngilizce, Almanca ve Arapça öğrendi.

Daha Fazlasını Oku