Kategori: 2-Bilgilendirme Konuları

Hakan Meriçliler Kimdir?

Yalan Dünya Dizisinin Çağatayını canlandıran Hakan Meriçliler 29.01.1968 izmirde doğdu, Dokuz Eylül Üniversitesi tiyatro oyunculuk bölümünden mezun oldu.
Yalan Dünyasındaki replikleri çok ses getirmiş ve dizinin en sevilen karakterlerinden biri olmuştur. Özellikle film setinde yönetmenle olan diyalogları, olur olmaz herkese “Sevgilim” hitabı popülaritesinde etken olmuştur. Onu tanımlamak gerekirse 40 yaş civarı, yakışıklı, en azından karizmatik, DT oyuncusu, dizilerin popüler jönü.Kendi sesine, kendi yakışıklılığına, karizmasına hayran, çapkın, hatta asılgan bir adam. Herkesi cazibesiyle yaktığını düşünen biri.
Favori cümlesi:
“Sesim seni tahrik ediyor mu sevgilim” Çağatay Daha Fazlasını Oku

Kedi ile Zeka Oyunu

Hayvanların zekası gittikçe gelişiyor mu ne???Her geçen gün hayvanlarla ilgili video ve resimleri gördükçe bu fikir gittikçe kafamı zorlamaya başladı 🙂 Fakat bu dünyada en küçük böceklerden tutunda ,en büyük hayvanlara kadar bütün canlıların bu dünyada  yaşama hakları olduğuna her zaman inandım. Daha Fazlasını Oku

Ashabı Bedir Savaşçıları

Allah-u teala cümlesinden Razı Olsun
Ashab-i Bedire katılanların cennetlik olduklarını bizzat Resulü Ekrem Efendimiz(SAV) müjdelemişlerdir

01. Seyyidüna ve nebiyyüna Muhammed el-Muhaciri (SallALLAHu teala aleyhi ve sellem)
02. Seyyidüna Ebû Bekir Sıddıyk el-Muhaciri (R.A.)
03. Seyyidüna Ömer ibnü’l-Hattab el-Muhaciri (R.A.)
04. Seyyidüna Osman ibn-i Affan el-Muhaciri (R.A.)
05. Seyyidüna Aliyy ibn-i Ebi Talib el-Muhaciri (R.A.)
06. Seyyidüna Talha bin Ubeydullah el-Muhaciri (R.A.)
07. Seyyidüna Zübeyr ibn-i Avvam el-Muhaciri (R.A.)
08. Seyyidüna Abdurrahman bin Avf el-Muhaciri (R.A.)
09. Seyyidüna Sa’d bin Ebi Vakkas el-Muhaciri (R.A.)
10. Seyyidüna Said ibn-i Zeyd el-Muhaciri (R.A.) Daha Fazlasını Oku

Ashabı Uhud Şehitleri

1. Vebi Seyyidinâ Hamza İbni Abdulmuttalib el-Muhâcirîyy (R.A.)
2. Vebi Seyyidinâ Ebî Eymen Mevlâ Amr el-Ensariyy (R.A.)
3. Vebi Seyyidinâ Ebî Hanne el-Ensariyy (R.A.)
4. Vebi Seyyidinâ Ebî Suryan İbni el-Haria el-Ensariyy (R.A.)
5. Vebi Seyyidinâ Ebî Hubeyre ibn-i el-Hâris el-Ensariyy (R.A.)
6. Vebi Seyyidinâ Enes ibn-i Nadr el-Ensariyy (R.A.)
7. Vebi Seyyidinâ Uyens ibn-i Katade el-Ensariyy (R.A.)
8. Vebi Seyyidinâ Evs ibn-i el-Erkam el-Ensariyy (R.A.)
9. Vebi Seyyidinâ Evs ibn-i Sabit el-Ensariyy (R.A.)
10. Vebi Seyyidinâ İyas ibn-i Evs el-Ensariyy (R.A.) Daha Fazlasını Oku

Rönesans’ın Sebepleri, Hareketleri ve Sonuçları

15.ve 16 yy larda Avrupa’da bilim edebiyat ve sanat alanında yeniliklerin meydana geldiği döneme “yeniden doğuş” anlamına gelen Rönesans denir.

Rönesans “yeniden doğuş” anlamına gelen bir süreçtir. 15. yüzyılda başlayan bu süreç, aynı yüzyıl içinde bütün Avrupa’ya yayıldı. Bu yenilikte, Roma ve Grek başarılarının yeniden cezalandırılması istemi vardır. Rönesans şu temel anlayışlara dayanıyordu.
* Yeryüzü ilgi çekici ve araştırılmaya değer bir yerdir.
* İhsan güçlüdür ve bu gücüyle büyük başarılar elde edebilir.
* İnsanın sürekli faal olması şerefli bir şeydir ve “gerçek” güzeldir. Bu anlayışlara bağlı olarak da yaşadığımız dünya o kadar ilgi çekici bir yerdir ki, başka dünyaları düşünmenin hiçbir anlamı yoktur, anlayışı hakimdir.

Rönesans’ın Sebepleri:
1. Kâğıt ve matbaanın icadı.
2. Coğrafi keşiflerden sonra Avrupa’da sanattan zevk alan zengin bir sınıfın ortaya çıkması.
3. İstanbul’un fethinden sonra birçok bilim adamının İtalya’ya giderek çalışmalarda bulunması.
4. Coğrafi keşiflerin etkisi.
5. Antik kültürün ( Eski Yunan kültürü ) incelenmesi.

Rönesans ilk olarak İtalya’da başladı.Daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayıldı. Bu dönemde insan ve insana ait değerlere ön palana çıkaran hümanizm akımı ortaya çıkmıştır.Bu dönemde edebiyat alanında Dante, Petrark ve Makyavel,resim alanında Leonardo da Vinci, heykeltıraşlık alanında Mikelanj, mimarlık alanında Rafael önemli sanatçılardır. Daha Fazlasını Oku

Osmanlı Devletinde Medreseler

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

Tarihimiz boyunca devlet adamlarına yol gösteren ve devletimizin hemen her kademesinde görev yapan, itibarlı bir zümre olan bilginleri yâni ulemâyı görürüz. Bu aydın zümrenin yerini ve rolünü ortaya koyabilmek için meseleyi Türk Devleti’nin devamlılığı açısından ele almak en doğru olanıdır. Gerek Çin kaynakları, gerekse Göktürk Kitabeleri, Türklerin İslamiyeti kabul etmeden önceki dönemlerde Türk Kültür hayatının çok ileri bir seviyede bulunduğunu ve bilginlerin önemli bir yer ve nüfuz sahibi olduklarını gösterir[1]. Göktürkler devrinde sadece Kağanların “bilge” olmaları yetmiyordu. Türk Kağanları’nın etrafındaki büyük memur ve komutanların da bilgi sahibi olmaları şarttı. Göktürkler’deki bu anlayış, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde de devam etmiştir. Osmanlı Devleti’nde şehzâdelerin kültür seviyelerini yükseltmek için devrin ünlü bilginleri onlara ders vermek için görevlendirilirdi.

Osmanlı Medreseleri hakkında bilgi veren bazı araştırma[2] eserlerin bulunduğunu biliyoruz. Ancak devletin yükselişinde olumlu, çöküşünde ise olumsuz rolü bulunan medreseler ve “ulemâ zümresi” üzerine bir Daha Fazlasını Oku

Joseph Barnabas Kimdir?

İsa aleyhisselama ilk inananlardandır. Kıbrıs’ta doğdu. Önceleri Yahudi dininde idi. İsa aleyhisselamı görünce iman etti. İsa aleyhisselama inandığı ve çok sevdiği için, Havariler ona “Barnabas” ismini verdiler. “Barnabas” lakabı, nasihat verici, iyiliğe teşvik edici anlamına gelmektedir.
Fransızlar Saint Barnabe derler ve 11 Haziranda yortusunu yaparlar. Daha Fazlasını Oku

İstanbul’un Kanlı Çınarı

İstanbul’un meşhur ağaçlarından birisi de Sultanahmed meydanında ki büyük çınardı. Kanlı çınar da denilen bu uğursuz ağaç pek çok dehşetli hadiseye şahit olmuştur. Bunların en ibretli ve vahametlilerinden birisi Sultan İbrahim devrinde yaşanandır.
1648’de Sultan İbrahimi tahtan indirmek üzere ayaklanan serkeş Yeniçeri güruhu önce Sadrazam Ahmed Paşa’nın konağını bastı. Paşa’yı buradan alarak ihtilale destek veren Vezir Sofu Mehmed Paşa’nın konağına götürdüler. Sadrazam ne kadar istiğfar ettiyse de yakasını kurtaramadı. Konağın merdivenlerinden inerken bir koluna cellat Kara Ali diğerine Börekçi Mustafa girince vaziyeti anladı. İki cellat sadrazamı konağın mahzenine indirerek bir yumruk da yere yıktılar ve kemendi boynuna atarak iki taraftan asıldılar.  Az sonra padişahtan sonra imparatorluk da ki en güçlü fanî ruhunu teslim etmişti.

Ahmed Paşanın cesedi bir beygire yüklenip Atmeydanına (Sultanahmed) getirilerek meşur çınarın altına bırakıldı. Ertesi gün Yeniçeri kılığındaki bir serkeş “insan yağı mafsal ağrılarına iyi gelür” diyerek çınarın altındaki ölü sadrazamın cesedini parça parça edip zorla beşer onar akçeye halka satmağa başladı. Ancak akşama doğru cesedin kalan parçaları gömülebildi.

Ahmed Paşa bundan sonra hezarpare (bin parça) diye yâd edilir olmuştur.
1655 senesinde ulufelerinin mağşuş akçe ( Kalp para) ile ödenmesi ve Girid seferinden dönen bir kısım yeniçerilerin paralarını alamamaları İstanbul da yeni bir isyanı patlattı.
Asker ve gayrimemnun halktan bir kısım sarayın önünde toplanarak naralar attılar. Padişaha kendilerine teslimini istedikleri zevatın isimlerini yazdıkları defteri gönderdiler. İhtilal’ın büyük vahametiyle geldiğini gören padişah IV. Mehmed defterde yazılı memurları asilere teslime mecbur kaldı.  Asiler, teslim aldıkları kişileri hemen orada parça Daha Fazlasını Oku

Doğal Bir Güzellik Uzungöl

Uzungöl bir köy, yayla ve eğlence yeridir. Turistik pansiyonları, alabalık lokantaları, küçük resort tipi otelleri ve doğal manzarası ile, az bulunur güzellikte gezi ve konaklama yeridir.

Doğal Bir Güzellik Uzungöl

Uzungöl doğal manzara izleme, yürüme, tırmanma ve botanik (bitki örtüsü incelemeleri) turizmine uygun bir yerdir. Uzungöl’ de, bir vadi içinden akan temiz, berrak sulu bir dere, dar ve uzun küçük bir göle dökülür, oradan taşarak akar ve Of kasabasından denize ulaşmak üzere Solaklı deresine (çayına) katılır. Bu temiz ve berrak sulu dere ve oluşturduğu göl, karaçam ve diğer Karadeniz dağ ağaçlarından oluşan ormanla çevrilidir. Uzungöl’ ün bulunduğu bölge daima bulutludur. Gökyüzünün mavisi, güneş, bembeyaz bulut, yemyeşil orman ve berrak sudan oluşan manzara insanın iştahını açar. O nedenle Uzungöl’de yenen alabalık daha lezzetlidir. Daha Fazlasını Oku