Kategori: 2-Bilgilendirme Konuları

Merhaba’nın Anlamı Nedir?

Hepimiz birbirimize merhaba deriz ama selam vermeyle eş anlamlı olduğunu sananlar çoğunluktadır.

Merhaba;kimine göre Farsça kökenli,kimilerine göre ise Arapça kökenli…Her ikisinide sıra ile inceleyelim.Sonuçta her ikisini de anlamları güzel…

  • “farsça”benden size zarar gelmez”anlamında kullanılmaktadır.Bundan dolayıdır ki;selam verip oturduktan sonra sıra ile merhaba denir.  🙂 Böylece her merhaba diyen kişi size iyiniyetini göstermektedir.
  • Arapça  “merhaben”en yakın sözcüktür.Bu kelime arapçada “ismu mekan” kalıbında kullanılmış olup, aslı “rehube”dir.”sefa geldiniz” anlamındadır.* ilk selamlamadan sonra kullanılır; “oturunuz, rahat ediniz” anlamında kullanılır.
Bazıları tarafından merhaba’nın islam ile alakası olmadığı yönünde fikirleri olduğunu bizzat duydum. Merhaba sözcüğü kur’an da Sâd Sûresinin 59 ve 60. ayetlerinde geçmekte ve selamdan sonra söylenmesinde alimler bir sakınca görmemektedir.

 

*Arapça-Türkçe Lügat (el-mevarid) Mevlut Sarı

 

Dünyadaki Boğazlar ve Kanallar

Boğaz;iki kara arasında kalan dar denize denir. Boğazlar çeşitli genişlikte olur. İstanbul boğazı gibi dar olanları (550 – 3300 metre) olduğu gibi Bass Boğazı gibi (224 kilometre) pek geniş olanlar, vardır. Dünyanın çoğu denizlerle kaplı olduğundan türlü memleket arasındaki gidip gelmelerde su yolları önemli bir yer tuttuğundan, boğazlar da çeşitli su yollarının birleştiği işlek yerler olmuş, ticaret ve siyaset bakımından önem kazanmışlardır. Yer yüzünde birçok boğazlar vardır.

Boğazlar:

    • Istanbul Boğazı   Karadeniz – Marmara Denizi arası   Karadenize kıyısı olan ülkeler kullanmak zorundadır.
    • Çanakkale Boğazı   Marmara –  Ege  Karadenize kıyısı olan ülkeler kullanmak zorundadır.

Okumaya Devam Ediniz…

İNSANLARIN VÜCUDUNDAKİ BAZI ÖZELLİKLER

Dil izi: Parmak izine benzer şekilde, herkes tek ve benzersiz bir dil izine sahip.
Döküntü: Evde tüy dökme derdinden şikayetçi olan sadece evcil hayvanınız değil. İnsanlar her saat yaklaşık 600 bin deri partikülü döküyor. Bu her yıl yaklaşık 680 gram tutuyor, bu nedenle ortalama bir insan 70 yaşına kadar yaklaşık 48 kg deri dökmüş oluyor.
Kemik sayısı: Yetişkinlerde bir bebekten daha az kemik bulunuyor. Doğduğumuzda 350 kemiğe sahip oluyoruz, ancak gelişim süreci boyunca kemikler eriyip birbiriyle kaynaşıyor ve yetişkin olduğumuzda sadece 206 kemiğimiz kalıyor.
Yeni mide: Mide mukozasının dış tabakası ömrü çok kısa olduğu için 3-4 günde yenilendiğini biliyor muydunuz? Eğer yenilenmeseydi, midenizdeki yiyecekleri hazmetmek için kullanılan güçlü asitler, aynı zamanda midene de zarar verecektir. Okumaya Devam Ediniz…

AHMED CEVDET PAŞA (1823-1895) KİMDİR….?

Osmanlı Devleti’nin âbide şahsiyetlerindendir.
1823’de Bulgaristan’ın Lofça kasabasında doğmuştur. Asıl adı Ahmed’dir. Cevdet ise mahlasıdır ve kendisine tahsîl yıllarında şâir Süleyman Fehim Efendi tarafından verilmiştir.
Küçük yaşlarda kendisini ilim yoluna veren Ahmed Cevdet Paşa, devrin meşhûr üstadlarından muhtelif sahalarda dersler alarak yetişti. Arapça, Farsça, Fransızca ve Bulgarca’yı öğrendi. Daha talebelik yıllarında ders verme icâzetine lâyık görülmesi, ondaki üstün gayret ve muvaffakıyetin bir nişânesidir.
Ahmed Cevdet Paşa, şiir ve edebiyatta da kendisini geliştirdi. Mesnevîhanlık icâzeti aldı. Onun ilimdeki bu ilerleyişiyle büyük bir ilim ve fikir adamı olarak temâyüz etmesi, kendisindeki müstesnâ istîdâd, kâbiliyet ve husûsî gayretlerinin bir neticesi oldu. Zîrâ o, kendi ifâdesine nazaran tahsîli sırasında tatil zamanlarında bile sürekli kitap okumuş ve sadece bayram günlerinde çalışmalarına ara vermiştir. Okumaya Devam Ediniz…

Boğaç Han Destanı

Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Şami otağını yer yüzüne diktirmişti Alaca gölgeliği gök yüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti. Hanlar hanı Bayındır yılda bir kerre ziyafet verip Oğuz beylerini misafir ederdi. Gene ziyafet tertip edip attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirmişti. Bir yere ak otağ, bir yere kızıl otağ, bir yere kara otağ kurdurmuştu. Kimin ki oğlu kızı yok, kara otağa kondurun, kara keçe altına döşeyin, kara koyun yahnisinden önüne getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin demiştir. Oğlu olanı ak otağa, kızı olanı kızıl otağa kondurun, oğlu kızı olmayana Allah Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz, belli bilsin demiş idi.

Oğuz beyleri bir bir gelip toplanmağa başladı. Meğer Dirse Han derlerdi bir beyin oğlu kızı yok idi. Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş: Okumaya Devam Ediniz…

AMAZONLAR

amazonlar.jpg
amazonlar.

Arkeolog Dr. Jeannine Davis Kimball Amazon mithinin gerisindeki gerçeği keşfetmek amacıyla yola koyuldu. Gerçek amazonlar kimlerdi?
Yunan mitolojisinde “Aşil (achilles) adlı yarı tanrı savaşçı troya savaşında amazon kabilesinden olan Pentesile (Penthesilia) adlı bir kadın savaşçıyla uzun süre ölümüne çarpışır,gücü tükenen Pentesile her ne ka…dar Aşil’i çok zorlasada Aşil tarafından ölümcül bir kılıç darbesi alır.Aşil ölmek üzere olan kadının suratını açar ve bu sarışın kadına aşık olur.Pişman olmuştur…”
Eski yunan kaynaklarında bu savaşçı kadınların şeytan gibi dövüştükleri ve rüzgar gibi at sürdükleri anlatılır. Okumaya Devam Ediniz…

İskenderiyeli Hypatia

İskenderiyeli Hypatia (Yunanca: Υπατία; 370–415), o zamanların üniversitesi kabul edilen İskenderiye’deki Museion’da felsefe, matematik ve astronomi dersleri vermiştir. Platon ve Aristoteles’in tanıtılmasında dersleri etkili olmuştur. Tam olarak onun felsefesi bilinmemekle birlikte, daha az metafizik içerikli bir Yeni Platonculuk olduğu varsayılmaktadır. Okumaya Devam Ediniz…

ORHAN BORAN KİMDİR…?

ORHAN BORAN

Sivas Kongresi’nde Mustafa Kemal’e hitaben yaptığı Manda’ya karşı oluş konuşmasıyla meşhur olan askeri doktor Hikmet Boran’ın oğlu olan Orhan Boran, 1928 yılında İstanbul’da doğdu.

Boran, Edremit Cumhuriyet İlkokulu’nu bitirdikten sonra 1938 yılında yatılı olarak Galatasaray Lisesi’ne girdi. İlk sahne deneyimini Galatasaray Lisesi’nde okurken, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda rejisör olan ve okul temsillerini sahneye koyan Necdet Mahfi Ayral tarafından Moliere’in bir oyununda oynamak üzere seçildiğinde yaşadı.

Galatasaray Lisesi’nden 1946 yılında mezun olan Boran, Türkoloji Fakültesi’ne yazıldı. Aynı yıl, Necdet Mahfi Ayral, kendisini Muhsin Ertuğrul ile tanıştırdı. Boran, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda işe başladı ve Vasfi Rıza Zobu’nun talebi üzerine, birlikte oyunlar sergilediler.
Okumaya Devam Ediniz…

ARİF NİHAT ASYA (1904 – 1975) KİMDİR…?

ARİF NİHAT ASYA

Arif Nihat Asya (1904 – 1975)

Türk Edebiyat Tarihi’ne “Bayrak Şairi” olarak adını yazdıran Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1904 yılında Çatalca’nın İnceğiz Köyü’nde dünyaya geldi. Babası Tokatlı Zîver Efendi, annesi Tırnovalı Fatma Hanımdır. Nihat Asya bir aylıkken babasının ölümü üzerine, akrabalarının himayesinde büyümek zorunda kaldı. İlköğrenimine köyünde başladı fakat daha sonra İstanbul’a geldi. Önce Haseki Mahalle Mektebi’ne daha sonra Gülşen’i Maarif Rüştiyesi’ne devam etti. Yatılı olarak girdiği Bolu Sultanisi kapatılınca, Kastamonu Sultanisi’ne aktarıldı. Liseyi bitirdikten sonra, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nun Edebiyat Bölümü’nden mezun oldu.

Milli Mücadele Dönemi’nde Ankara’da bulundu. Bu dönem onun şiire başladığı, Türklük ve vatan aşkı ile şiirler kaleme aldığı tarihlerdir. 1928 yılında Darülmuallimin’i Aliye’den edebiyat öğretmeni olarak mezun oldu ve Adana kolej ve öğretmen okullarında edebiyat öğretmenliği ve yöneticilik yaptı. 1948 yılında Edirne’ye tayin edildi. 1950-54 döneminde Adana Milletvekilliği, 1954 yılında Eskişehir milletvekilliği yaptı. 1962 yılında ise Ankara Gazi Lisesi’nden emekli oldu. 5 Ocak 1975 tarihinde Ankara’da vefat etti. Okumaya Devam Ediniz…