Kategori: 2-Bilgilendirme Konuları

Şeyh Şamil Kafkasların Prensi

İmam Şamil 1797 yılında Dağıstan”ın Gimri köyünde dünyaya geldi. Babası bölgenin yerli halklarından Avar Türklerine mensup Dengau Muhammed”dir. 15 yaşında iken at binerek kılıç kuşandı. 20 yaşına geldiğinde iki metreyi aşan boyu ile atlama, ateş etme, güreş, koşu, kılıç gibi spor dallarında üstün yetenek sahibi olmuştu.Öğrenimine bilgin Said Harekani”nin yanında başladı. Daha sonra kayınpederi olan Nakşibendi Şeyhi Cemaleddin Gazi Kumuki”nin öğrencisi oldu. Kendinden önce İmamet makamında bulunan Gazi Muhammed ve Hamzat Beg”in müşavirliğini yaptı. Son derece sade ve kanaatkar bir hayatı vardı. Okumaya Devam Ediniz…

Hz. Mevlana Celaleddin-i Ruminin Eserleri

  • Mesnevi

Mesnevi klasik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım türüne Mesnevi adı verilmiştir. Uzun sürecek konular veya hikayeler şiir yoluyla anlatılmak istendiğinde, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevi türü tercih edilirdi.

Mesnevi her ne kadar klasik doğu şiirinin bir türü ise de, “Mesnevi” denildiği zaman akla “Mevlâna’nın Mesnevi’si” gelmektedir. Okumaya Devam Ediniz…

Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hakkında Bilgi

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna’nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında “Bilginlerin Sultanı” ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled’dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.

Sultânü’l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh’ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü’l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh’ten ayrıldı. Okumaya Devam Ediniz…

Mevlana Su Felsefesi

BİR AN İÇİN SEN SU OLDUĞUNU DÜŞÜN;

Su denli özel, su denli yararlı ve su denli çok, tükenmez… İnanıyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani seni
dinlemeyenlere sesini duyuramazsın. Unutma daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin, gürültünün parçası olursun yalnızca!… Okumaya Devam Ediniz…

Mevlana Hz.’lerinden Manalı Bir Hikaye

Güzel sesli bir hafız Kur’an okuyordu. Kulağına gelen bu güzel sesten etkilenen Hz. Mevlânâ da gözyaşıyla dinliyordu. Bu sırada elini ağzına kapayarak esneyen bir adam, Mevlânâ’nın bu gözyaşlarına bir mana veremeyerek sordu:

-Efendi Hazretleri niçin ağlıyorsunuz, ağlanacak bir şey mi var ortada?

Mevlânâ esneyen adama anlayacağı dilden cevap verdi: Okumaya Devam Ediniz…

Atatürk’ün Mevlana Hakkında Düşünceleri

Atatürk’ün Hz.Muhammed’e duyduğu büyük sevgi ile birlikte Hz.Mevlana’nın da fikirlerine duyduğu hayranlık onun tüm hayatını ve icraatlarını etkilemiş, din konusundaki ifadelerine temel teşkil etmiştir. Bir Konya ziyareti sırasında söylediği şu sözler Hz.Mevlana’ya gösterdiği sevgi ve saygının delili gibidir.

* Ne zaman bu şehre gelecek olsam, içimde bir heyecan duyarım. Hz.Mevlana düşünceleriyle benliğimi sarar. O çok büyük bir dahi, çağları aşan bir yenilikçi… Okumaya Devam Ediniz…

Holman Hunt’dan Güzel Bir Söz

19’uncu yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt’ın, bir bahçeyi anlatan tablosu Londra Kraliyet Akademisi’nde sergileniyordu. Hunt’ın “Evrenin Işığı” adını verdiği bu tabloda gece elinde bir fenerle bahçede duran filozof görünüşlü bir adam vardı.

Holman Hunt'dan Güzel Bir Söz
Adam, öteki eliyle bir kapıyı vuruyor ve içeriden sanki bir yanıt bekliyormuşcasına duruyordu.Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni Hunt’a döndü:

“Güzel bir tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım” dedi. “Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Okumaya Devam Ediniz…

Iguazu Nehri ve Şelaleri

Brezilya ve Arjantin sınırında böyle çarpıcı bir manzaralar görülebilir. Iguazu Nehri tropik bir ormanda geçer ve birçok yerde girinti ve çıkıntılara raslar.Ortaya ise böyle harika bir nanzarayı seyretmekten başka bir şey kalmıyor.Toplam genişliği 2700 m olan Iguazu Şelaleleri’nde, ortalama 1.700 m³/s, uzun yağışlardan sonra ise 7.000 m³/s su, iki basamak halinde 75 metreden dökülür.
Tamamen doğanın gücünü ve keyfini görebileceğimiz dünyadaki sayılı yerlerden birni seyretmeye buyrunuz. 🙂

iguazu Nehri ve Şelaleri

Okumaya Devam Ediniz…

Yaşamayı Bilenlerin El Kitabı

SAĞLIK:

1. Çok su için.
2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. 3 E ile yaşayın — Energy, Enthusiasm, and Empathy (enerji, heyecan ve duygu paylaşımı).
5. Meditasyon, yoga ve dua yapacak zaman yaratın. Okumaya Devam Ediniz…

Anne Kimdir?

Anne kimdir diye sorsak, ne cevap verirdiniz?

* Anne; çocuk sahibi olduğu andan itibaren asla normal olmayan-olamayan kişidir.
* Anne; tepesine şimşek düşer diye yağmur yağarken çocuğuna dışarı çıkmayı yasaklayan kişidir.
* Anne; “zararlı” diye yasakladığı her şeyi, “bana bi şey olmaz” diyerek yapan kişidir.
* Anne; cep telefonunu asla açmayan, ama üç gün sonra “beni mi aradın sen?” diye cepten arayan kişidir.
* Aslında şarjı bitmiş telefonuna bozuk muamelesi yapan ve sizin de aynısını yapmanızı bekleyen kişiye de anne denir. Okumaya Devam Ediniz…

Yaşlı Çobanın Hikayesi

Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak:

“Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık”.

Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kur’an’ını okumaya koyulurdu.

Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban o zamanlar henüz genç sayıldığından şöyle bir uzandı mı en güzel elmayı şıp diye koparırdı. Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınkiyse bir çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de yavrusu değil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle okşarken : Okumaya Devam Ediniz…