Kategori: e-)Dini Konu ve Nasihatler

Şamanizm’den Kalan Adetler

Şamanizm'den Kalan Adetler

Türkler’in Şamanizm’den İslamiyet’e geçişi yüzyıllar öncesine dayansa da, günümüzde Şamanizm’den kalan birçok adet ve gelenekleri bulunuyor.

İşte onlardan birkaçı:
Ay:Anadolu’da yeni ayın görünmesi sırasında yere diz çökerek niyaz edilmekte, gökyüzüne, aya ve toprağa bakarak dilekte bulunulmaktadır. Yeni ayın yeni umutlara ve yeni başlangıçlara vesile olacağı düşünülür. Bu olgu da Türklerin eski Gök tanrı inancından kaynaklanmaktadır.
Su dökerek uğurlama:

Gidenin arkasından su dökmek eski Türklerdeki su kültünün doğurduğu bir adettir.
Mum yakma, çaput bağlama:Cami avlularında mum yakılması, ağaçlara bez ve çaput bağlanması da Şamanizm döneminden günümüze aktarılan geleneklerdir. (Daha Fazlasını Oku)

Bin Aydan Hayırlı Bir Gün Kadir Gecesi

KADİR SURESİ

Ramazan-ı şerif ayı içinde bulunan en kıymetli gecedir. Bazı âlimlere göre Mevlid gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Kadir Gecesi, Hz. Muhammed Mustafa Aleyhisselamın ümmetine mahsus bir gecedir. Başka Peygamberlere böyle bir gece verilmemiştir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

“Allahü Teâlâ, Kadir gecesini ümmetime hediye etti, ondan önce kimseye vermedi.” [Deylemi]

Peygamber Efendimiz, daha önceki ümmetlerden bin sene cihad eden insanları düşünüp, benim ümmetimin ömrü kısadır, az ibadet ederler diye üzülünce, Allahü Teâlâ, “Kadir gecesi senin ve ümmetinindir” buyurup Habibinin kalbini ferahlandırdı. Hem de Kadir gecesi, her Ramazan ayında gelir. (Daha Fazlasını Oku)

Miraç Gecesi Duası

Miraç Gecesi Duası

Euzu Billahi Mineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim

Allahümme Salli âlâ Seyyidina Muhammedin ve âlâ Âli seyyidina Muhammed (Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed’e ve aline (evladu iyaline) salatu selam ve esenlikler eyle )
Allah’ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kalbiniz nur dolsun, makamınız firdevs, dualarınız kabul olsun.Allahım! Bizleri Regaib’le sana rağbet eden, Miraç ile yücelen, Berat ile kurtuluşa eren, Kadrini idrak ederek seni hakeden kullarından eyle. Amin! Rabbim Sen affedicisin affetmesini seven ve bilensin. Sen bizleri mübarek Miraç kandili (Daha Fazlasını Oku)

Abdülvasi Çelebi Hakkında Bilgi

Kerim Usta -Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı
XIV. yüzyılın ortalarında doğan ve XV. yüzyılın ilk çeyreğinde Amaysa ve Bursa’da yaşayan şairlerden biri de Abdülvâsî Çelebi’dir. Kaynaklarda hayatı hakkında bilinenler sınırlı olan şair, Amasya’da doğup büyümüş ve I. Çelebi Mehmed’in hükümdar olması üzerine, ömrünün sonlarına doğru Bursa’ya gelmiştir. Abdülvâsî Çelebi bir kadı oğlu olması sebebi ile iyi bir eğitim görmüştür. Hatta buna dayanarak şiirlerinde Kadıoğlu ve Kadı mahlasını kullanan şair, ayrıca Abdülvâsî adını da mahlas gibi yazmıştır. Şiirlerinden devrin hükümdarı I. Mehmed ve vezir Bayezid Paşa’ya yakın olduğu anlaşılmaktadır. Tek eseri olan Halîl-nâme’yi yazdığı zaman altmış, yetmiş (Daha Fazlasını Oku)

Kur’an-ı Kerim’in İlk Türkçe Tercümeleri

Türkler Müslüman olduktan sonra, yeni dinin öğretilerini ve esaslarını öğrenmek ve ana kaynak olan Kur’an-ı Kerim’i anlamak için onu Türkçeye tercüme etmişlerdir. Eldeki bilgilere göre Kur’an önce, Samanoğulları’ndan Mansûr b. Nuh (350-365/961-976) zamanında, Taberî Tefsiri’nden Farsçaya tercüme edilmiştir. Bu tercüme Horasanlı ve Maveraünnehirli bilginlerden kurulan bir heyet tarafından yapılmıştır. Bu heyette Türk üyelerin de bulunduğu bildirilmektedir.

Kur’an’ın ilk Türkçe tercümesi ise Zeki Velidi Togan’a göre, Farsçaya yapılan ilk tercümeyle aynı zamanda, belki de aynı heyetteki Türk üyeler tarafından meydana getirilmiştir. Bu tercüme “satır-arası” kelime kelime bir tercüme olup, Taberî Tefsiri’nden yapılan Farsça çeviriye dayanmaktaydı. (Daha Fazlasını Oku)

Bazı Fıkıh Terimleri

Bazı Fıkıh Terimleri olarak daha önceden açılmış olan konumuz yeniden güncelleme yapılarak ,tekrarlamalar kaldırılmış ve harf sırasına göre dizilmiştir.
KerimYarınıneli

* Afakî: mekke dışında başka yerlerde oturanlara verilen isim.
* Akika: çocuk için kesilen kurban.
* Arafat: mekke’nin güney doğusunda altı saatlik mesafede bir dağın adıdır (mekke’ye 25 km).
* Ariyet: ödünç/iğreti verme.
* Asabe: baba tarafından akrabalar, erkek tarafı hısımlar, uzak akraba.
* Ashab-ı feraiz: mirastan hisseleri nassan muayyen olan varislerdir.
* Baîn talak: nikâh tazelenmeden dönülmeyen boşama.
* Bayi: bir malı başkasına satan kimsedir.
* Berâet-î asliyye: bir şeyde asıl olan, o şeyin herhangi bir hükümden vareste olması prensibi. yani kişi, bir delil bulunmadıkça hiçbir şeyle yükümlü tutulamaz. buna göre bir şeyin haram kılınışı, belli bir nassa dayanmak zorundadır. hakkında bir hüküm bulunmayan şeyler mubah (serbest) demektir,
* Bey’i fasid: şartlarında eksiklik olan satışa denir.
* Bey’i mevkuf: başkanın iznine bağlı olan satıştır.
* Bey’i mün’akid: tamamlanmış olan bey’e denir.
* Bey’ul-vefâ :fıkıh terimi olarak bir malı, satış bedeli geri ödendiğinde iade etmek üzere, bir kimseye şu kadar paraya satmaktır ki satıcı, satış bedeli olarak aldığı parayı müşteriye geri ve¬rince, müşteri de satın almış olduğu malı iade eder. çünkü satış akdi bu şart üzere tahakkuk etmiştir. bu tür sözleşmeye mâlikîler bey’us-senaya, şâfiîler bey’ul-uhde ve han-belîler de bey’ul-emânet derler. ayrıca bey’ut-tâa, bey’ul-câ-iz ve bey’ul-muâmele gibi isimler de verilir.
* Beyi: bir malı, diğer bir mal ile değiştirmektir.
* Bid’î talâk: sünnete aykırı boşama. (Daha Fazlasını Oku)

Hz.Ebubekir’den Güzel Sözler

* Seni anlamaktan aciz olduğunu anlamak, gerçekten seni anlamak demektir.
* Kendine kabir değil, kendini kabre hazırla.
* Haramı terketmek, helali talep etmekten daha hayırlıdır.
* Nefsini ıslah et ki, halk da sana bağlanmış olsun.
* Şu dört özelliği taşıyan allah ‘in iyi kullarındandır: tövbe edene sevinen, günahkarın bağışlanmasını dileyen, kötüye(ıslah olması için) dua eden, iyiye yardımda bulunan.
* Kendine kabir değil, kendini kabre hazırla.
* Hz. Muhammed ‘e tapan bilsin ki o oldu. Allah ‘a tapan bilsin ki allah ölmez.
* Hz. Muhammed ‘in ölümünden sonra müslümanları teskin eden sözü.
* Şayet ben allah’a ve resulüne karşı gelirsem, bana itaat etmeyin.
* Kalp katılığı, çok yalan ve hasetten meydana gelir.
* Veciz konuşmanın sırrı, fuzuli sözleri terketmektir. (Daha Fazlasını Oku)

Tefsir Nedir, Müfessir Kime Denir?

Tefsir Nedir, Müfessir Kime Denir?

Tefsir nedir, müfessir kime denir?
Sual: Fıkıh ilmi mi yoksa tefsir ilmi mi önemli? Camideki kursa gidiyorum. Hocamız, lüzumlu iman ve fıkıh bilgisini öğretmeden, (Tefsir dersleri yapacağız) diyor. Bir Müslümanın, önce tefsir mi öğrenmesi lazım?
CEVAP
Fıkhı bilmeden dine uymak mümkün olmaz. Çünkü dinin temeli fıkıhtır. İbni Âbidin hazretleri, (Fıkhı öğrenmek her Müslümana farz-ı ayndır) buyuruyor. (Redd-ül Muhtar)
Bu konudaki birkaç hadis-i şerif:
(Dinin temel direği, fıkıhtır.) [Beyhekî] (Daha Fazlasını Oku)

Sıdk (Doğruluk) ve Fazileti

Sıdk (Doğruluk) ve Fazileti
بســـم الله الرحمن الرحيم

Sıdk (Doğruluk) ve Fazileti

Buhârî ve Müslim, İbni Mesud’dan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Doğruluktan şaşmayın.Çünkü doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söylediği ve söylemeye devam ettiği sürece Allah’ın yanında sıddîk olarak yazılır. Yalandan da sakının. Çünkü yalan söylemek, kötülüğe (fücura) götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söylediği ve söylemeye devam ettiği sürece (Daha Fazlasını Oku)

İman Amel İlişkisi

İman Amel İlişkisi

İman – Amel İlişkisi

Müminlerden kendi kendine zulmeden ise, iman ve takvası oranında Allah’ın velisi olduğu gibi, günahkarlığı (fücuru) oranında da bunun aksidir. Çünkü bir kişide ceza ve mükafat görebilecek şekilde hem sevabı gerektiren iyilikler (hasenat), hem cezayı gerektiren günahlar (seyyiat) bulunabilir.

Bu, bütün ashabın, imamların, ehli sünnet ve cemaatin görüşüdür. Bunlar, kalbinde zerre kadar iman olan kişinin cehennemde ebedi kalmayacağını söylerler.

Hariciler ve Mutezile gibileri ise; kıble ehlinden cehenneme giren kişinin orada ebedi kalacağını ve çıkmayacağını söylerler.

Büyük günahları (kebair) işleyenler hakkında cehenneme girmeden önce veya girdikten sonra ne peygamberin, ne başkasının şefaati olur, derler. Onlara göre bir kişide sevap ve ceza, iyilikler ve kötülükler birarada bulunamaz. Mükafatlandırılan kişi ceza görmez ve cezalandırılan kişi de mükafat görmez, derler. Bu konunun Kur’an, Sünnet ve icma’dan delilleri çoktur. Onları ilgili yerlerinde belirttik.

(Daha Fazlasını Oku)