Kategori: e-)Dini Konu ve Nasihatler

Abdülvasi Çelebi Hakkında Bilgi

Kerim Usta -Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı
XIV. yüzyılın ortalarında doğan ve XV. yüzyılın ilk çeyreğinde Amaysa ve Bursa’da yaşayan şairlerden biri de Abdülvâsî Çelebi’dir. Kaynaklarda hayatı hakkında bilinenler sınırlı olan şair, Amasya’da doğup büyümüş ve I. Çelebi Mehmed’in hükümdar olması üzerine, ömrünün sonlarına doğru Bursa’ya gelmiştir. Abdülvâsî Çelebi bir kadı oğlu olması sebebi ile iyi bir eğitim görmüştür. Hatta buna dayanarak şiirlerinde Kadıoğlu ve Kadı mahlasını kullanan şair, ayrıca Abdülvâsî adını da mahlas gibi yazmıştır. Şiirlerinden devrin hükümdarı I. Mehmed ve vezir Bayezid Paşa’ya yakın olduğu anlaşılmaktadır. Tek eseri olan Halîl-nâme’yi yazdığı zaman altmış, yetmiş Daha Fazlasını Oku

Kur’an-ı Kerim’in İlk Türkçe Tercümeleri

Türkler Müslüman olduktan sonra, yeni dinin öğretilerini ve esaslarını öğrenmek ve ana kaynak olan Kur’an-ı Kerim’i anlamak için onu Türkçeye tercüme etmişlerdir. Eldeki bilgilere göre Kur’an önce, Samanoğulları’ndan Mansûr b. Nuh (350-365/961-976) zamanında, Taberî Tefsiri’nden Farsçaya tercüme edilmiştir. Bu tercüme Horasanlı ve Maveraünnehirli bilginlerden kurulan bir heyet tarafından yapılmıştır. Bu heyette Türk üyelerin de bulunduğu bildirilmektedir.

Kur’an’ın ilk Türkçe tercümesi ise Zeki Velidi Togan’a göre, Farsçaya yapılan ilk tercümeyle aynı zamanda, belki de aynı heyetteki Türk üyeler tarafından meydana getirilmiştir. Bu tercüme “satır-arası” kelime kelime bir tercüme olup, Taberî Tefsiri’nden yapılan Farsça çeviriye dayanmaktaydı. Daha Fazlasını Oku

Bazı Fıkıh Terimleri

Bazı Fıkıh Terimleri olarak daha önceden açılmış olan konumuz yeniden güncelleme yapılarak ,tekrarlamalar kaldırılmış ve harf sırasına göre dizilmiştir.
KerimYarınıneli

* Afakî: mekke dışında başka yerlerde oturanlara verilen isim.
* Akika: çocuk için kesilen kurban.
* Arafat: mekke’nin güney doğusunda altı saatlik mesafede bir dağın adıdır (mekke’ye 25 km).
* Ariyet: ödünç/iğreti verme.
* Asabe: baba tarafından akrabalar, erkek tarafı hısımlar, uzak akraba.
* Ashab-ı feraiz: mirastan hisseleri nassan muayyen olan varislerdir.
* Baîn talak: nikâh tazelenmeden dönülmeyen boşama.
* Bayi: bir malı başkasına satan kimsedir.
* Berâet-î asliyye: bir şeyde asıl olan, o şeyin herhangi bir hükümden vareste olması prensibi. yani kişi, bir delil bulunmadıkça hiçbir şeyle yükümlü tutulamaz. buna göre bir şeyin haram kılınışı, belli bir nassa dayanmak zorundadır. hakkında bir hüküm bulunmayan şeyler mubah (serbest) demektir,
* Bey’i fasid: şartlarında eksiklik olan satışa denir.
* Bey’i mevkuf: başkanın iznine bağlı olan satıştır.
* Bey’i mün’akid: tamamlanmış olan bey’e denir.
* Bey’ul-vefâ :fıkıh terimi olarak bir malı, satış bedeli geri ödendiğinde iade etmek üzere, bir kimseye şu kadar paraya satmaktır ki satıcı, satış bedeli olarak aldığı parayı müşteriye geri ve¬rince, müşteri de satın almış olduğu malı iade eder. çünkü satış akdi bu şart üzere tahakkuk etmiştir. bu tür sözleşmeye mâlikîler bey’us-senaya, şâfiîler bey’ul-uhde ve han-belîler de bey’ul-emânet derler. ayrıca bey’ut-tâa, bey’ul-câ-iz ve bey’ul-muâmele gibi isimler de verilir.
* Beyi: bir malı, diğer bir mal ile değiştirmektir.
* Bid’î talâk: sünnete aykırı boşama. Daha Fazlasını Oku

Hz.Ebubekir’den Güzel Sözler

* Seni anlamaktan aciz olduğunu anlamak, gerçekten seni anlamak demektir.
* Kendine kabir değil, kendini kabre hazırla.
* Haramı terketmek, helali talep etmekten daha hayırlıdır.
* Nefsini ıslah et ki, halk da sana bağlanmış olsun.
* Şu dört özelliği taşıyan allah ‘in iyi kullarındandır: tövbe edene sevinen, günahkarın bağışlanmasını dileyen, kötüye(ıslah olması için) dua eden, iyiye yardımda bulunan.
* Kendine kabir değil, kendini kabre hazırla.
* Hz. Muhammed ‘e tapan bilsin ki o oldu. Allah ‘a tapan bilsin ki allah ölmez.
* Hz. Muhammed ‘in ölümünden sonra müslümanları teskin eden sözü.
* Şayet ben allah’a ve resulüne karşı gelirsem, bana itaat etmeyin.
* Kalp katılığı, çok yalan ve hasetten meydana gelir.
* Veciz konuşmanın sırrı, fuzuli sözleri terketmektir. Daha Fazlasını Oku

Tefsir Nedir, Müfessir Kime Denir?

Tefsir Nedir, Müfessir Kime Denir?

Tefsir nedir, müfessir kime denir?
Sual: Fıkıh ilmi mi yoksa tefsir ilmi mi önemli? Camideki kursa gidiyorum. Hocamız, lüzumlu iman ve fıkıh bilgisini öğretmeden, (Tefsir dersleri yapacağız) diyor. Bir Müslümanın, önce tefsir mi öğrenmesi lazım?
CEVAP
Fıkhı bilmeden dine uymak mümkün olmaz. Çünkü dinin temeli fıkıhtır. İbni Âbidin hazretleri, (Fıkhı öğrenmek her Müslümana farz-ı ayndır) buyuruyor. (Redd-ül Muhtar)
Bu konudaki birkaç hadis-i şerif:
(Dinin temel direği, fıkıhtır.) [Beyhekî] Daha Fazlasını Oku

Sıdk (Doğruluk) ve Fazileti

Sıdk (Doğruluk) ve Fazileti
بســـم الله الرحمن الرحيم

Sıdk (Doğruluk) ve Fazileti

Buhârî ve Müslim, İbni Mesud’dan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Doğruluktan şaşmayın.Çünkü doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söylediği ve söylemeye devam ettiği sürece Allah’ın yanında sıddîk olarak yazılır. Yalandan da sakının. Çünkü yalan söylemek, kötülüğe (fücura) götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söylediği ve söylemeye devam ettiği sürece Daha Fazlasını Oku

İman Amel İlişkisi

İman Amel İlişkisi

İman – Amel İlişkisi

Müminlerden kendi kendine zulmeden ise, iman ve takvası oranında Allah’ın velisi olduğu gibi, günahkarlığı (fücuru) oranında da bunun aksidir. Çünkü bir kişide ceza ve mükafat görebilecek şekilde hem sevabı gerektiren iyilikler (hasenat), hem cezayı gerektiren günahlar (seyyiat) bulunabilir.

Bu, bütün ashabın, imamların, ehli sünnet ve cemaatin görüşüdür. Bunlar, kalbinde zerre kadar iman olan kişinin cehennemde ebedi kalmayacağını söylerler.

Hariciler ve Mutezile gibileri ise; kıble ehlinden cehenneme giren kişinin orada ebedi kalacağını ve çıkmayacağını söylerler.

Büyük günahları (kebair) işleyenler hakkında cehenneme girmeden önce veya girdikten sonra ne peygamberin, ne başkasının şefaati olur, derler. Onlara göre bir kişide sevap ve ceza, iyilikler ve kötülükler birarada bulunamaz. Mükafatlandırılan kişi ceza görmez ve cezalandırılan kişi de mükafat görmez, derler. Bu konunun Kur’an, Sünnet ve icma’dan delilleri çoktur. Onları ilgili yerlerinde belirttik.

Daha Fazlasını Oku

Ey Aşk İçin Aldığım Abdestim

Ey Aşk İçin Aldığım Abdestim

Ey Aşk…! Abdest İçin Üç Sefer Yüreğime Çektiğim Bezmi Elestten Tanıdığım Yâr. Her Sözünü Mesh Ederim Başıma, Şükür Derim Hamdederim, Kelamlarımın, Şiirlerimin Aşk Aşk Diye En Güzelini Okurum.
Niyet Ettim Rabbimin Rızası İçin Seni Sevmeye. Haya Kapısından İçeri Girmeye, Edeple Aşk İle “İnnî Ühibbüke Fillâh” Allah İçin Seviyorum Ey Benim Nasibime Düşen Yâr. Daha Fazlasını Oku

Huzeyfe Bin Yeman

Huzeyfe Bin Yeman

Huzeyfe Bin Yeman
Sevgili Peygamberimizin sırdaşı.
Huzeyfe bin Yemân hazretleri şöyle anlatıyor:
“Hendek savaşının en şiddetli safhaya ulaştığı bir sırada, bir gece yarısı -ı kirâmdan bir grup olarak Resûlullahın yanında idik. Öyle bir gecede bulunuyorduk ki, ondan daha karanlık bir gece görmemiştik. Bu şiddetli karanlıkla birlikte gök gürültüsünü andıran korkunç bir rüzgâr da esmeye başlamıştı. Daha Fazlasını Oku

Gelme Muharrem Ayı !

Gelme Muharrem Ayı !

GELME MUHARREM AYI…!

Gelme Muharrem Ayı Gelme,
Aşkı Viran Eyleme Can Hüseyni Bir Bardak Suya Sevda Eyleme.
Kerbela Aşkın Kıblesidir,
Can Hüseynin Şehadet Şerbetidir,
İçtikçe Doyulmaz Bu Aşk Şerbetine,
Kana Kana İçer Rasûlallah Torunu
Turâba Düşene Kadar İçer Şerbet-i Aşkı,
Külli Yanmış Aşkın Narında,
Bir Yudum Soğuk Su İçin,
İlahî Aşk İçin,
Asgar İçin…. Daha Fazlasını Oku

Son Nefestir Aşk

Son Nefestir Aşk

Ey Aşk Türbesinin Suskun Türbedarı!
Üşüyen Yüreğimi Aminlerimle, Dualarımla, Istabilirmi Melekler Hüzün Kokan, Aşk Kokan, Muhabbet Kokan Saçlarını…
Aşk Damlayan Yâr’amı Görür Elbet Yaradan. Gel Sokul Ruhuma Hicranla, Özlemle, Aşkla, Hüzünle, Sevgiyle Sokul….
Ey Hasretinin Ağırlığıyla Bedenime Zerk Edilen Müptela Olmuş Suskunluğumun İmtahanı….
Ey Aşkın Ateşine Har Olan, Maşuğum, Aşka Dem Vuran Zakirim, Muhabbetim, Sevdam, Zevci İhtimalim, Kaderime Yazılanım, Mucizem, Berzahtaki Tanışanım, Ey Ötelerin Ötesine Varamayışım, Ey İsmini Aklımdan Silemeyişim, Ölümsüz Diyarım, Yusuf Gibi Kuyulardan Geçen Cananım. Mahşerde Dudağından Sükût Damlayanım,
Ey benim Vuslatım, Sen Benim Kalbime Meftun, Nefesimden Çok Uzaklardaki Okunan Selamsın. Geçme Benim Yüreğimden, Soğumasın Yangınlarım.

Uzaklıklar İmtahanıdır Aşkı Nar’ın. Vaz Geçme Sakın Aşkın Divanından.
Ey Benim Aşk Makamım..!
Şehadetim, Muhammedi Muhabbetim, Aynasına Sır Olan Suretim, Kevseri İkram Edenin Davetine İcabet Edişim, Daha Fazlasını Oku

Kurbanın Eti Sütü Derisiyle İlgili Bilmedikleriniz

Kurbanın Eti Sütü Derisiyle İlgili Bilmedikleriniz

* Kurbanın sütünden istifade etmek, etini ve derisini satıp parasını almak, veya demirbaş olmayacak bir şey ile değiştirmek mekruhtur. Şayet böyle bir şey yapılırsa, kıymetini yani kaç para ise o miktarı sadaka olarak vermek gerekir. Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kurbanın derisini satan kimsenin kurbanı olmaz.” (ez-Zeylâî, Nasbu’r-Râye, 4, 218)

* Kurbanın et ve derisinden kasap ücreti de verilmez. Yani kasaba, “gel benim hayvanımı kesiver; karşılığında bir miktar et vereyim yahut derisi senin olsun” denilemez. Peki, kasaba et veya deri vermek câiz olmaz mı? Tabii ki câiz olur; ancak, kasaplık ücretini de ayrıca vermek şartıyla… Nitekim Hz. Ali (r.a.)’den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Resûlüllah (s.a.v.), develer kurban kesilirken başında durmamı, derilerini ve sırtlarındaki çullarını paylaştırmamı emretti. Onlardan herhangi bir şeyi kasap ücreti olarak vermeyi bana yasakladı. Kasap ücretini biz kendimiz veririz.” (Müslim, Sahîh, Hacc, 348) Daha Fazlasını Oku