Kategori: d-)Kişisel Gelişim

Rüyalarınızla Keşif Yapabilirsiniz

Rüyalarınızla Keşif Yapabilirsiniz Çok mu rüya görüyorsunuz, rüyaların etkisini merak mı ediyorsunuz. Rüyalarınızla keşif yapabilirsiniz.
Uyku, ruhun bedenden ayrıldığı an, yarı ölüm. Uykuda yaşadığımız hayata ise rüya deniyor. Psikiyatr Nevzat Tarhan ile rüyaların insan zihnindeki etkilerinden, hayat ile ilişkisinden, rüyanın tedavi gücünden konuştuk.

Hayatımızın üçte birini uykuda geçiriyoruz. Rakamsal olarak ifade edersek bu 60 yıllık ömrümüzün 20 yılı anlamına geliyor. Uyku, günlük çalışmalardan yorgun düşen insan bedeninin ve sinirlerinin dinlenme zamanı. Ruhbilimci Sigmund Freud rüyayı şöyle tanımlıyor; Bir kişinin bilinç altında düşüncelerinin, özlemlerinin ya da Daha Fazlasını Oku

İlacı Bırakın, Mevlana’ya Bakın

İlacı Bırakın, Mevlana'ya BakınKüçük bir ülke varmış. Burada yaşayan insanların sakin ve huzurlu hayatları varmış fakat bilim, sanayi, askerlik ve güvenlik konuları ile hiç ilgilenmiyorlarmış. Soranlara “Biz mutluyuz ya, yeter” diyorlarmış. Bir gün güçlü bir düşmanın yakıp yıkmaya geldiği haberini alıyorlar.

Panik içinde gelerek Bilge olarak bilinen kişiye soruyorlar; “Ne yapalım?”. Bilge cevap veriyor ; “Okul açın”. “Okul işe yaramaz” diyerek itiraz ediyorlar. Bilge kişi bu defa şöyle cevap veriyor: “Şu anda onlara direnemeyiz ama gelecek sefere hazır oluruz.”

İpsos Araştırma Şirketi’nin dünya çapında yaptığı ‘Dünyanın Mutluluk Tablosu’ çalışması sonuçlarına göre ilk sırada “çok mutluyum” diyenlerin oranı sıralanıyor.
Daha Fazlasını Oku

Sevgiyi Yaşamak…

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:
‘Sevginin sadece sözünü edenlerle,
onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?’diye.

‘Bakın göstereyim’ demiş ermiş.

Önce
sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak
onlara bir sofra hazırlamış.
Hepsi oturmuşlar yerlerine.
Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş
ve arkasından da derviş kaşıkları denilen
bir metre boyunda kaşıklar…
Ermiş
‘Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz’diye bir de şart koymuş.
‘Peki’ demişler ve içmeye teşebbüs etmişler.
Fakat o da ne?
Kaşıklar uzun geldiğinden
bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına…
En sonunda bakmışlar beceremiyorlar,
öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine ‘

Şimdi…’ demiş ermiş.
‘Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.
‘ Yüzleri aydınlık,gözleri sevgi ile gülümseyen
ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa…
‘Buyurun’ deyince Daha Fazlasını Oku

Bambu Ağacı nasıl Yetiştirilir?

Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir. Çinliler, ‘Hayat Ağacı’ adını verdikleri bu ağacı söyle yetiştirir:

Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz.

Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yıl da filiz vermez.

Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Bambu tohumu bu süre içinde toprağın altındadır, herhangi bir hareket göstermez. Daha Fazlasını Oku

Hiç Bir şey Karşılıksız Kalmaz

Musa Peygamber, Cebrail’e “hesaplaşma hep öbür dünyada mı olacak, bu dünyada hesaplaşma yok mu?” diye sormuş.

Cebrail de ‘Yarın vahadaki su kuyusunun yakınında bulunan kayanın arkasına saklan ve olacakları seyret. Sakın olaylara karışma!’ demiş.

Hz. Musa kayanın arkasına saklanmış ve olacakları beklemeye başlamış.

Önce bir atlı gelmiş. Kıyafetinden ve atının koşumlarından zengin birisi olduğu anlaşılıyormuş. Kuyudan su içmiş ve giderken altın kesesini düşürmüş.

Biraz sonra kıyafetinden fakir olduğu anlaşılan bir delikanlı gelmiş. Altın kesesini görünce almış. Suyunu içtikten sonra da gitmiş.

Daha sonra gözleri görmeyen bir ihtiyar gelmiş. O sırada süvari de altın kesesini düşürdüğünün farkına varmış ve geri dönerek kuyunun yanında altın kesesini aramaya başlamış. Keseyi bulamamış. Yaşlı Daha Fazlasını Oku

Taş Yontucusu

Bir zamanlar dağda, kızgın güneşin altında, mermer taşlarını yontmaktan bezmiş bir mermer yontucusu varmış. ”Bu hayattan bıktım artık. Yontmak!.. Devamlı mermer yontmak… Öldüm artık! Üstelik bir de bu güneş, hep bu yakıcı güneş! Ah! Onun yerinde olmayı ne kadar çok isterdim, orada yükseklerde her şeye hâkim olacaktım, ışınlarımla etrafı aydınlatacaktım.” diye söylenip durur yontucu…

Bir mucize eseri olarak dileği kabul olunur ve yontucu o an güneş olur. Dileği kabul edildiği için çok mutludur; fakat tam ışınlarını etrafa yaymaya hazırlandığı sırada ışınlarının bulutlar tarafından engellendiğini fark eder. “Basit bulutlar benim ışınlarımı kesecek kadar kuvvetli olduklarına göre benim güneş olmam neye yarar!” diye isyan eder. “Mademki bulutlar güneşten daha kudretli, bulut olmayı tercih ederim. “

O zaman hemen bulut olur. Dünyanın üzerinde uçuşmaya başlar, oradan oraya koşuşur, yağmur yağdırır; fakat birdenbire rüzgâr çıkar ve bulutları dağıtır… “Ah, rüzgâr geldi ve beni dağıttı, demek ki en kuvvetlisi o, öyleyse ben rüzgâr olmak istiyorum.” diye karar verir. Ve dünyanın üzerinde eser durur, fırtınalar estirir, tayfunlar meydana getirir. Fakat Daha Fazlasını Oku

Üç ihtiyar Misafir

Bir kadın, kapıdan dışarı çıktığında, bembeyaz sakallı üç ihtiyarın kendi evinin önünde oturduklarını görür. ‘Ben sizi hiç tanımıyorum, der… Ama aç ve susuz olmalısınız… Lütfen içeriye gelin de sizlere bir şeyler ikram edeyim…’ ‘Evin erkeği içerde mi?’ Diye sorar adamlar.

‘Hayır, der kadın. Şu an evin dışında.’

‘O evde olmadığı sürece bizim bu eve girmemiz mümkün değil…’ diye cevap verirler.

Akşam olup kocası eve döndüğünde kadın olanları anlatır. Daha Fazlasını Oku