Kategori: d-)Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim ile İlgili Ayetler

* İsra 37: Kibirli olma, alçak gönüllü davran.
* Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.
* Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.
* Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.
* Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
* Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.
* Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.
* Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster. Daha Fazlasını Oku

Yaşam İçin Kurallar

A. Saf Güç Kuralı

Bizlerin asıl hali saf bilinçliliktir; bu da saf güç demektir. Saf bilinçlilik ruhsal özümüzdür, sonsuz ve sınırsızdır, saf coşkudur, saf bilgidir, sonsuz sessizliktir, kusursuz dengedir, yenilmezliktir, basitliktir, mutluluktur.

“Saf Güç” Kuralının uygulanması:

* Sessiz olmak için her gün zaman ayırın. Günde iki defa derin düşünme yapın.
* Doğayla baş başa kalabilmek ve her varlığın içindeki zekâya şahit olmak için her gün zaman ayırın.
* Yargılamayın. Güne “Bugün hiçbir şeyi yargılamayacağım.” sözüyle başlayın.

B. Verme Kuralı

Evren dinamik alışveriş ile var olmaktadır. Vermek ve almak evrendeki enerji akışının değişik görünüşleridir. Aramakta olduğumuz şeyi vermeye istekli olmakla, evrenin bereketinin yaşamımıza yansımasını sağlarız. Coşku istiyorsanız başkalarına coşku verin; sevgi istiyorsanız sevgi vermeyi öğrenin; ilgi ve takdir istiyorsanız ilgi ve takdir göstermeyi öğrenin; maddi zenginlik istiyorsanız başkalarının zengin olmaları için yardımcı olun. Daha Fazlasını Oku

Doğum Gününüze Göre Kişiliğiniz

1 Ocak – 10 Ocak

Huzursuzluk ve kavgadan hoşlanmayan. Sevdiklerine düşkün, sabırlı ve çalışkan kimsenin bir şeyinde gözü olmayan, kendi çalışıp kazanmaktan yana olan.

Başarılı olmayı isteyen ve rahat, güvende yaşamayı arzulayan. Gayet kibar ve nazik doğru ve dürüst davranan. Başarısızlığa tahammülü olmayan, sevgiye önem veren.

Takdir edilmekten hoşlanan, yeniliklere açık, bulunduğu alanda parlamak isteyen kimi zaman coşkulu bazen karamsar olabilen. Fakat asla pes etmeyen, direnen.

11 Ocak – 19 Ocak

Son derece mantıklı, becerikli, akıllı, sözünde duran eğitim hayatına önem veren. Öğrendiklerini kolay kolay unutmayan.

Aklını ve yaratıcı hünerlerini kolaylıkla hayata geçirebilen

Neyin gerekli neyin gereksiz olduğunu iyi ayırt edebilen mantıklı.

Gerektiğinde sert konuşabilen. Aynı anda birden fazla konuda bilgi sahibi olabilen gözlem gücü yüksek, iş hayatında başarıya mutlaka ulaşabilen. Daha Fazlasını Oku

Kalp Temizliği

Kalp Temizliği

Çok zengin ama cimri bir adam, bir bilgenin yanına gidip nasihat almak istedi. Bilge onu pencerenin yanına götürüp sordu:
-Pencereye baktığında ne görüyorsun?
-Yoldan gelip geçen insanlar görüyorum. Bir de yolun kenarında oturmuş dilenen fakir bir adam var.
Bilge, başka bir odaya gidip elinde büyük bir aynayla döndü ve sordu:
-Peki bu aynaya baktığında ne görüyorsun?
-Kendimi.
-Yani artık başkalarını görmüyorsun!
-Farkında mısın, pencere camı da aynı da maddeden, yani camdan yapılmıştır. Ama aynanın camının üstüne incecik bir gümüş tabakası kaplandığı için, ona baktığında kendinden başkasını göremiyorsun.
İşte, insan kalbi de cam gibi aslında şeffaftır, başkalarını görmemize engel değil vesile olur. Onlara merhamet besleriz o zaman. Ama ne zaman ki altın gümüş gibi dünya süsleriyle kalbimizi kaplarsak o zaman sadece kendimizi görürüz. Kalbimizden de merhamet çekilip atılır.Yapman gereken şey kalbini temizlemek…Altınları ve gümüşleri cebinde taşı, kalbinde değil. O zaman bencillikten kurtulup başkalarına merhamet beslemeye başlarsın.

Hayatımızdaki Büyük Taşlar Nelerdir?

Aşağıdaki gerçek hikâye Kellog Business School’da (Northwestern Üniversitesi) İş İdaresi mastır öğrencileri ile Zaman Yönetimi dersi profesörü arasında geçer…

Profesör sınıfa girip karsısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, “Bugün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız” dedi. Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı.

Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu.

Öğrenciler hep bir ağızdan “Doldu” diye cevapladılar.

Profesör “Öyle mi?” dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova Daha Fazlasını Oku

Hz. Mevlana’ya Göre Fiziksel ve Manevi Gelişim

İnsanın sûret varlığının, mânâsından izler taşıması nedeniyle Mevlânâ, insanın fiziksel gelişimi ile manevî gelişimi arasında paralellik görmektedir. Şöyle ki; insanın fiziksel gelişim evreleri ile bunların özellikleri iyi okunup, yorumlanabilirse, insanın manevî gelişimine dair önemli ipuçları barındırdığı görülecektir. Cenin, öncelikle ana rahminde kan ile beslenerek büyüyüp gelişir. Doğum vakti geldiğinde dışarıdaki geniş dünyayı bilmediğinden kendi vatanını terk etmek istemez. Sancılı ve sıkıntılı bir süreçten sonra insan, yeni âlemine yani dünyaya taşınır. Bir dönem adaptasyon zorluğundan sonra bu vatanına da alışır. Dünya insan için terk edilmesi zor ve mükemmel bir âlemdir artık. Tasavvufî düşüncede dünya gerçek âlemin sadece sınırlı bir sûreti olması hasebiyle sonsuz âleme nispetle daracık ana rahmi mesabesindedir. İnsanın kendi sonsuz mahiyetini keşf ederek, kendi varlığını bu daracık âlemden sonsuzluk arenasına taşımak için yaptığı tüm uygulamalar sülûkun kapsamındadır.

İnsanın bu âlemdeki fiziksel varlığı ve gelişimi, doğum ile başladığı gibi insanın sülûk süreci içindeki yolculuğu da tasavvufî literatürde “vilâdet-i sânî/ikinci doğum” denilen doğumla başlamaktadır. Sâlik, bu doğumda sûfî ıstılahında kalp çocuğu (veled-i kalbî) denilen can potansiyelinin nüvesini, kendi derûnunda vücûda getirerek yeni bir varlık boyutu ve gerçek “ben”ini keşfe başlamıştır. Daha Fazlasını Oku

Ben O’nun Kim Olduğunu Biliyorum

Yaşlı bir adama sokakta yürürken bisikletli çarpmış ve hafif yaralanmış.
Etraftakiler hastaneye götürmüşler.
Hemşireler, röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini söylemişler.

Yaşlı adam huzursuzlanmış; “acelesi olduğunu, röntgen istemediğini” söylemiş.
…Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar.

“Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum” demiş.
Hemşire “Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz” diyince;

Yaşlı adam üzgün bir ifade ile:
“Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor,hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor” demiş.

Hemşireler hayretle:
“Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?” diye sormuşlar.

Adam cevaplamış:
“Ama ben onun kim olduğunu biliyorum” .

Gençliğin Sırrı

Evvel zaman içinde Memleketin birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış?
Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış.

“bu gençliğin sırrı nedir” diye.
İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya.

Ama sorular sık ve soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.
Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca
herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.
“Bu davette size sırrımı açıklayacağım” demiş.

Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş.

Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş.

Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş.

“Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!..”

Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş. Daha Fazlasını Oku

Narsizm Nedir?Özellikleri

Narsizm’in Çıkış Noktası:

Eski Yunan Mitolojisinde,dünya üzerinde insan şeklinde bir çok tanrı bulunmaktadır.Günlerden bir gün kendisine aşık olanlara yüz vermeyen peri kızı Ekho dağda avlanan bir avcıyı görür ve yakışıklı avcıya aşık olur.Avcının adı Narkissos’tur.Narkissos peri kızı Ekho’nun aşkına karşılık vermeyerek oradan uzaklaşır.Kara sevda olan Ekho günden güne eriyerek ölür.Vücudundan arta kalan kemikleri kayalara dönüşür.Sesi ise “Eko ” dediğimiz yankı halini alır.

Tanrılar bu duruma çok kızarlar ve Narkissos’u cezalandırmaya karar verirler.Her şeyden habersiz Narkissos avlanırken bir nehir kenarına gelir.Su içmek için eğildiğinde suda yansıyan yüzünü görür ve kendine hayran olarak aşık olur.Artık ne yemek yiyebilir,ne de su içebilir.Ekho gibi oda eriyerek ölür.Vücudu nergis çiceklerine dönüşür.

İşte Narsizm tam burada anlam bulur ve mitolojik efsaneden adını alır.Narsizm benimseyen  kişilere narsist denir.  Şimdi özelliklerini inceleyelim.

* Kendilerine aşıktırlar,
* Hep önde olmak isterler.,
* Hep Gözde olmak isterler,
* Başkalarının düşünce ve isteklerine ilgi göstermezler, Daha Fazlasını Oku

Sarı Öküz

Eski zamanların birinde bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış.Yaşarmış yaşamalarına ama civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazlarmış onları. Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye. Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya toplandılar mı kolayca defetmesini bilirlermiş o koca aslanları.
Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı. “Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor” demiş aslanlardan birisi. “Evet” diye tasdik etmiş diğerleri.
“Nereye gideriz” diye düşünürlerken “Bir dakika” diye bir ses duymuşlar gerilerden. Herkes dönüp bakmış sesin Daha Fazlasını Oku