Kategori: c-)Belgesel Yazılar

Kur’an-ı Kerim’in İlk Türkçe Tercümeleri

Türkler Müslüman olduktan sonra, yeni dinin öğretilerini ve esaslarını öğrenmek ve ana kaynak olan Kur’an-ı Kerim’i anlamak için onu Türkçeye tercüme etmişlerdir. Eldeki bilgilere göre Kur’an önce, Samanoğulları’ndan Mansûr b. Nuh (350-365/961-976) zamanında, Taberî Tefsiri’nden Farsçaya tercüme edilmiştir. Bu tercüme Horasanlı ve Maveraünnehirli bilginlerden kurulan bir heyet tarafından yapılmıştır. Bu heyette Türk üyelerin de bulunduğu bildirilmektedir.

Kur’an’ın ilk Türkçe tercümesi ise Zeki Velidi Togan’a göre, Farsçaya yapılan ilk tercümeyle aynı zamanda, belki de aynı heyetteki Türk üyeler tarafından meydana getirilmiştir. Bu tercüme “satır-arası” kelime kelime bir tercüme olup, Taberî Tefsiri’nden yapılan Farsça çeviriye dayanmaktaydı. Daha Fazlasını Oku

1907 yılında Çekilmiş Afyon/Dinar Fotoğrafları (7 Fotograf)

Nisan 1907 yılında Afyon’un Dinar ilçesi fotoğrafları tarihi bir belgesel niteliğindedir.Bu arada Marsyas Efsanesinin nehir başlangıcı diye bilinen yerlerde bu fotoğraflarda yer alıyor.Şehir görünümü ve o dönem kıyafetlerle harika fotoğraflar…Son olarakta Afyon’un çok uzaktan çekilmiş genel fotoğrafını da ekledim.

Marsyas Nehir kaynağı(Çine çayı)

1907 yılında Çekilmiş Afyon/Dinar Fotoğrafları (7 Fotograf)
Daha Fazlasını Oku

Türk Tarinin En Acı Olaylarından Biri ”Sarıkamış”

sarikamis

Sarıkamış Harekâtı (22 Aralık 1914), I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya İmparatorluğu arasında Sarıkamış’da gerçekleşmiş, sonucu Osmanlı İmparatorluğu tarafı için büyük bir başarısızlık ile sonuçlanan bir askerî manevradır.

Amacı
1878’deki 93 Harbi, Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgisi ile sonuçlanınca Batum savaş tazminatı olarak Rusya’ya verilmişti. Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin de Berlin Antlaşması ile Rusya’ya bırakılmıştı.1914 yılında dönemin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, daha önce yitirilen bu yurt topraklarını geri almak amacıyla 19 Aralık tarihinde “Sarıkamış Harekatı” planlarını kurmaylarına sundu. Daha Fazlasını Oku

Kanuni Sultan Süleyman’ın Ölümü ve Zigetvar Seferi

Kanuni Sultan Süleyman'ın Ölümü ve Zigetvar Seferi1564 yılında Almanya İmparatoru I. Ferdinand ölmüş ve yerine oğlu II.Maximilien geçmişti. Bu sebeple Avusturya ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki barış antlaşması hükümsüz kalmıştı. Sadrazam Semiz Ali Paşa da iki yıldan beri gönderilmeyen devlet haracı ödenene kadar Avusturya elçilerinin huduttan içeri sokulmamasını emretmişti.

Tahta yeni çıkan İmparator II.Maximilien’ i tebrik eden Osmanlı elçisi, konuyu yeni İmparatora hatırlatarak, ödenmeyen haracı talep etmiş aksi takdirde savaş veya barış seçeneklerinden birini tercih etmesini istemişti. Bu tehdit üzerine Michel Czernovvicz, Georges Albani, Achaz Csabi’den oluşan Avusturya elçilik heyeti, birikmiş haraçların hepsini 4 Şubat 1565 Pazar günü İstanbul’a getirmiş ve 90 bin altını bulan meblağ merasimle takdim edilmişti.
Barış görüşmeleri yapılıyor
Bu esnada Erdel Hanlığı ile Avusturya arasında muharebeler sürmekte olduğundan bu konuyla ilgili de görüşmeler başlamıştı. Avusturya elçileri, İmparator’un sulhten yana olduğunu, fakat evvelce Osmanlı himayesindeki Erdel Hânı Zsigmond tarafından zaptedilen “Szathmar” kalesinin iadesini talep etmişlerdi. Müzakereler sürerken Sadrazam Semiz Ali Paşa, barış antlaşmasının yenilenmesinden yana tavır ortaya koymuştu. Fakat II. Maximilien’in Tokay ve Serencs şehirlerini ele geçirdiği haberinin İstanbul’a ulaşması üzerine duruma çok kızan Kanuni Sultan Süleyman, Erdel Hânı’na yardım edilmesini emretmiş ve sulh için üç şartın kabul edilmesini istemişti:

1-Tokay ve Serencs şehirlerinin derhal geri verilmesi;
2-Avusturya İmparatorluğu’nun vermeyi taahhüt ettiği haraçların düzenli ödenmesi;
3-Erdel hanlığına karşı yapılan saldırıların durdurulması.
Avusturya’ya savaş ilan ediliyor Daha Fazlasını Oku

1905 Yılında Karaman Resimleri(16 Fotograf)

1905 yıllarında kimine göre gezgin,kimine göre ajan olan Bayan Gertrude Bell Karaman’a gelerek fotoğraflar çekmiştir.İşte bu fotoğraflardan 16 adeti Karaman’ın eski görünümünü göstermektedir.Tarihi Belge niteliğinde ki bu fotoğrafları sizler için arayıp buldum. Fotoğrafları görmek için okumaya devam edin.

1905 Yılında Karaman Resimleri(16 Fotograf)
Daha Fazlasını Oku

2040’ta Her 10 Kişiden 1’i Diyabetli Olacak

2040’ta Her 10 Kişiden 1’i Diyabetli Olacak
Diyabet hastalığı her geçen gün artıyor. Türkiye, 2035 yılında 11.8 milyon diyabet hastası ile dünyada 9’uncu sırada yer alabilir. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü temasının bu yıl ve gelecek yıl için ‘Aile ve Diyabet’ olarak belirlendiğini ifade eden Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan Ateşoğlu, sağlıklı bir diyabet yönetimi sağlanmasında aile ve diyabet birlikteliğinin çok önemli olduğunu söyledi. Diyabet kontrolünde eğitim, diyet değişikliği, ilaç, fiziksel aktivite ve disiplinin sağlanmasında ailelerin diyabetli bireyi desteklemesinin hayat kurtarabileceğini açıkladı.

IDF (Uluslararası Diyabet Federasyonu) verilerine göre, dünya genelinde 2015 yılında diyabete bağlı ölümlerin sayısı 5 milyondan fazla. 2040 yılında her 10 yetişkinden 1’i (642 milyon kişi) diyabet hastası olacak ve diyabet ile Daha Fazlasını Oku

Organ Bağışı Hakkında Merak Ettikleriniz

Organ BağışıOrgan Bağışı nedir?
Sağlıklı bir kişinin ya da beyin ölümü gerçekleşmiş bir hastanın organının/organlarının, organ yetmezliği yaşayan bir kişiye nakledilmek üzere bağışlamasıdır.

Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’nin de önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Ülkemizde her geçen gün, organ ve doku nakli bekleyen hasta sayısı artıyor. Özellikle kalp ve karaciğer nakli bekleyen hastalar uygun organ bulunamaması nedeniyle hayatlarını kaybediyor.

Siz de organ bağışlayarak “yeni bir hayat” verebilirsiniz

Türk Nefroloji Derneği verilerine göre, ülkemizde Kronik Böbrek Yetmezliği nedeniyle 60 bin hasta diyalize giriyor. Bu sayının, gelişmiş birçok ülkenin neredeyse 2 kat olan yıllık yüzde 10 artış oranı ile, 2015 yılında 100 bini aşacağı tahmin ediliyor. Tedavi masraflarının ise iki katına çıkacağını, yaklaşık 1,5 milyar dolar olabileceği belirtiliyor. Daha Fazlasını Oku

Sümer Kültürünün Medeniyete Katkısı

Mezopotamya uygarlığının temelini Sümerler oluşturmuştur. Diğerleri bu uygarlığı daha çok zenginleştirdiler. (Bu yönüyle medeniyet, çeşitli kavimlerin ortak ürünüdür.)

Mezopotamya uygarlığı egemenlik genişledikçe ve ticari ilişkiler sonucu Batı Asya’ya yayılmış ve etkilemiştir.
Bölgede taşın az bulunmasından dolayı yapılar kerpiç ve tuğladan yapılmış olduğundan zamanın acımasız etkisine dayanamamış bu yapılar günümüze yeterli sayıda ve sağlam olarak kadar ulaşamamıştır.

Tarih döneminin başlangıcı olarak kabul edilen yazının icadı acaba bin yıl önce veya sonra gerçekleşmiş olsa idi bugünkü medeniyetin nasıl olabileceği her zaman tartışılabilirdi.

Sümer kültürünün medeniyete başlıca katkıları: Daha Fazlasını Oku

Salur Kazanın Evinin Yağmalanması Hikayesi

Salur Kazanın Evinin Yağmalanması Hikayesi

Bir gün Ulaş oğlu Kazan Bey otağının gölgeliğinde hem şarap içerek eğleniyor hemde etrafı seyrediyordu.İçtiği şaraplar artık onu sarhoş ettiği için her önüne gelene elbiseler, kaftanlar, develer bağışlıyordu.Sol yanında dayısı Aruz,sağ yanında ise kardeşi Kara Göne vardı.Oğlu Uraz ise karşısında yay’a dayanmış duruyordu.
Kazan sağına dönüp Kardeşi Kara Göne’ye bakıp kahkalarla güldü.Sol tarafında bulunan dayısı Aruz’a bakınca ise içini kaplayan sevinç yüzüne vurdu. Sonra karşısında Oğlu Uruz’a bakınca elini yüzüne kapayıp ağlamaya başladı.Oğlu Uraz dayanmayıp yanına gelip diz çöktü. Babasına;
-“Sağına baktın güldün,soluna baktın sevindin ama beni görünce neden ağladın baba?” diyerek sebebini sordu.
Kazan Bey kızardı, oğlanın yüzüne bakarak; Daha Fazlasını Oku

Russell-Einstein Manifestosu – Franck Bildirisi

Russell-Einstein Manifestosu - Franck Bildirisi

9 Temmuz 1955’te Londra’da Bertrand Russell tarafından okundu. Bildiride Albert Einstein, Niels Bohr, Frederic-Joliot Curie, Ernest Rutherford en bilinenleri olmakla birlikte 21 bilginin imzası bulunmaktadır.

Aynı zamanda bu bildirinin bir diğer adıda “Franck Bildirisi” dir.

Franck Bildirisi nükleer silahların tehlikesin büyüklüğünü Amerika ve Rusya’ya anlatmak için yapılmıştır.Fakat tüm dünyaya uyarı mahiyetinde olan bu bildiriyi her iki taraf da dikkate almamışlardır.

Manifestonun bir bölümü aşağıda,
“İnsanlığın karşı karşıya kaldığı bu trajik durumda,bilim insanlarının (kitle imha silahlarının geliştirilmesi sonucunda ortaya çıkan tehlikeleri değerlendirmek üzere) bir konferansta toplanarak  ekte sunulan taslağın Daha Fazlasını Oku