Kategori: a-)İz Bırakanlar

Sinemanın Acı Kaybı Metin Erksan Vefat Etti

Sinemanın Acı Kaybı Metin Erksan Vefat Etti

Ünlü yönetmen Metin Erksan 83 yaşında hayatını kaybetti. ‘Susuz Yaz’, ‘Sevmek Zamanı’, ‘Acı Hayat’, ‘Kuyu’, ‘Yılanların Öcü’ gibi Türk sinemasının unutulmaz filmlerine imza atan Metin Erksan böbrek yetmezliği teşhisiyle 10 gün önce kaldırıldığı, Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Daha Fazlasını Oku

Ülkü Adatepe Kimdir?

Ülkü Adatepe Kimdir?

ÜLKÜ ADATEPE

Ülkü Adatepe Kimdir?

Ülkü Adatepe (D. 27 Kasım 1932 – Ö. 1 Ağustos 2012)

Atatürk’ün en küçük manevi kızı. Bebekliğinden 6 yaşına kadar Atatürk’ün yanında Çankaya Köşkü’nde yaşamış; kendisi 6 yaşında iken manevi babası Atatürk hayatını kaybedinceye değin ona yurt gezilerinde eşlik etmiş ve onun çocuk sevgisinin simgesi olmuştur.

Yaşamı
Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın evlatlık kızı Vasfiye Hanım ile Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Çukurluoğlu’nun kızıdır. Zübeyde Hanım’ın küçük yaştan itibaren yetiştirdiği Selanikli Vasfiye Hanım, Zübeyde Hanım’ın ölümünden sonra bir süre Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Hanım’la kalmış, Atatürk kendisini Daha Fazlasını Oku

Robert Walser Kimdir?

Öykü ve otobiyografik romanlarıyla, günlük yaşama ilişkin gözlemlerini dile getiren İsviçreli yazar Robert Walser, 15 Nisan 1878’de Bern’de doğdu. Bir tüccarın oğlu olan Walser, 14 yaşına geldiğinde, doğduğu kentte bulunan bir bankaya girerek üç yıl boyunca staj yaptı. Gençlik yıllarında Stuttgard’a giderek aktör olmak için çaba sarfettiyse de başarılı olamadı. Boş zamanlarında yazdığı ilk şiirleri 1898 yılında yayınlandı. Edebiyata olan düşkünlüğü ve bu alandaki çalışmaları kısa süre sonra Franz Blei’in dikkatini çekti ve onun aracılığıyla dönemin ünlü dergilerinden Ada’nın (Die Insel) çevresindeki yazarlarla tanıştı. O yıllarda Zürih’te yaşayan Walser, hayatını büro ve banka memurluğu yaparak kazandı. 1905’te Berlin’e, ressamlık ve dekoratörlük yapan ağabeyinin yanına taşındı. Berlin’deki uşak yetiştiren bir okula yazılan Robert Walser; aynı yıl içinde Yukarı Silezya’da Schloss Sarayı’nda uşak olarak iş buldu. Saraydan döndükten sonra, kitap yayıncısı Bruno Cassirer, Walser’i roman yazması için ikna etti. Daha Fazlasını Oku

Yaşar Nezihe Hanım

YAŞAR NEZİHE

1880 yılında Şehremini yakınlarındaki Baruthane yokuşunda yoksul bir evde bir kız çocuğu dünyaya geldi. Adını Yaşar Nezihe koydular. Babası Şehremaneti Kantar İdaresinde hademeydi. Altı yaşında annesini kaybetti Yaşar Nezihe. Babası okula gitmesine izin vermediği için kendi kendini okula kayıt ettirdi.

Der ki Hoca Hanıma:

-Ben öksüzüm Hoca Efendi beni de okutun.

Sınıf arkadaşları ona “kendi gelen” adını lâyık gördüler. Durumu öğrenen babası onu dövüp, evden kovdu. Bir komşuya sığındı Yaşar Nezihe. Müthiş bir okuma hırsı vardı, ama beş parası yoktu. Dere kenarlarından Papatya, Ebegümeci Tohumu toplayıp aktarlara sattı, kazancının 40 parasını hoca hanıma, 40 parasını da kalfaya verdi. Bir yıl kadar sürdü bu. Gördüğü bütün tahsil buydu. Daha Fazlasını Oku

Alaaddin Yavaşça Kimdir?

ALAADDİN YAVAŞÇA.

Alâeddin Yavaşça (d. 1 Mart 1926; Kilis), Klasik Türk Müziği sanatçısı.

1951 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp fakültesini bitirdi ve Haseki Hastanesi 1. Kadın Doğum Mütehassısı olarak mesleki görevine başladı. 1985 yılından hekimlik görevini bıraktığı 1990 yılına kadar Haseki Hastanesi başhekimliğini yaptı.

Prof. Dr. Alâediin Yavaşça’nın musiki hayatı, daha 8 yaşındayken Batı musikisi keman dersleri ile başlamıştır. İstanbul’a gittikten sonra,Sadettin Kaynak, Münir Nurettin Selçuk, Dr.Suphi Ezgi, Hüseyin Sadeddin Arel, Zeki Arif Ataergin, Nuri Halil Poyraz, Refik Fersan, Mes’ud Cemil, Ekrem Karadeniz, Süleyman Ergüner, Dr. Selahaddin Tanur gibi üstadlardan istifadeler sağlamış, İstanbul Belediye Konservatuvarı İleri Türk Müziği Konservatuvarı,İstanbul Üniversitesi Korosu gibi kuruluşlarda icra kabiliyetini ve musiki bilgisini geliştirdikten sonra 1950 yılında açılan imtihanı kazanarak İstanbul Radyosunda solist icracı olmuş, zamanla Türkiye Radyolarında ve TRT bünyesinde Danışma, Denetleme ve Repertuar kurullarında önemli görevler almış, 1967’den bu yana solistliği yanında koro yöneticiliği de yapmıştır. Daha Fazlasını Oku

Prof.Dr.Nevzat Tarhan Hakkında Bilgi

Eğitimi ve kariyeri
Kuleli Askeri Lisesi’nden 1969 yılında mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni 1975 yılında bitirdi. GATA’da staj yaptı. Kıbrıs ve Bursa’da kıt’a hizmetini tamamladı. 1982 yılında GATA’da psikiyatri uzmanı oldu. Erzincan ve Çorlu’da hastane hekimliği sonunda GATA Haydarpaşa Hastanesi’nde yardımcı doçent (1988), doçent (1990) oldu. Klinik direktörlüğü yaptı. 1993’te albay, 1996’da profesörlüğe yükseldi. 1996-1999 yılları arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde öğretim üyeliği ve Adli Tıp Kurumu’nda bilirkişilik görevlerinde bulundu. Kendi isteğiyle emekli oldu. Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nde yönetici, İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfı (İDER)’nda başkan olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıca ASDER (Adaleti Savunanlar Derneği) başkanı olarak görev almaktadır. Daha Fazlasını Oku

Karaman Belediye Başkanı Dr.Kâmil UĞURLU

1942 yılında Dülgerlerde (Aladağ) doğdu. Ailesi aynı yıl Karaman’a taşındı. Esnaftan Arif Ağa’nın oğludur. İlköğretim ve Orta Okulunun bir kısmını Karaman’da okuduktan sonra Lise’yi Konya’da bitirdi. Daha sonra Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Mimarlık eğitimi aldı. Şimdi Mimar Sinan Üniversitesi. Türk mimarlık sanatı dalında doktor oldu. Selçuk Üniversitesinde Proje, Sanat Tarihi ve Estetik dersleri verdi. Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı. Yurt içinde ve dışında önemli projeler yönetti. 57. Hükümet döneminde 2,5 yıl TOKİ ( Toplu konut idaresi ) Başkanlığı ve 3 yıl Başbakanlık Müşavirliği yaptı. Türk Dünyası Mimarlar ve Mühendisler Birliği ( TDMMB ) Bilim Danışma Kurulu Başkanı, Türk Dünyası Belediyeler Birliği Genel Başkan Yardımcısıdır.Evli ve üç çocuk babasıdır. İngilizce bilmektedir. Daha Fazlasını Oku

İsaac Newton Kimdir?

1642 yılında İngiltere Woolsthorpe ‘da doğan ünlü fizik, astronomi ve matematik bilgini; bir çiftlik sahibinin oğluydu. Küçük yaşta öksüz kalınca büyükannesi tarafından büyütüldü. İlkokul çağlarında basit kimya deneylerine ilgi duydu. 1660’ta Newton, Cambridge ‘deki Trinity College ‘e gönderildi. Burada Isaac Barrow ‘un dikkatini çekti. 1665’te Londra ’da veba salgını çıkınca, Cambridge Üniversitesi kapatıldı ve Newton doğduğu yer olan Woolsthorpe ‘a döndü. 1667’ye kadar orada kaldı, kendini deney ve araştırmalara verdi. Beyaz ışığın ayrıştırılması, Daha Fazlasını Oku

Figani Kimdir?

Trabzon’da dünyaya geldi. Asıl adı Ramazan olup 1505 yılı dolaylarında doğduğu tahmin edilmektedir. Çocukluk ve ilk gençlik yılları hakkında bilgi yoktur. Bazı kaynaklara dayanarak ve bir kısım şiirlerindeki ipuçlarından hareketle delikanlılık çağlarında İstanbul’a gidip yerleştiği, sürekli olmamakla birlikte ciddi bir öğrenim gördüğü, özellikle gramer, edebiyat ve hekimlikte bilgisini geliştirdiği söylenebilir.

Figânî’nin daha gençlik yıllarından başlayarak düzensiz bir hayat sürme eğiliminde olduğu ve çevresindeki baskı*lardan kurtulma çabası içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu avareliğine rağmen güçlü hafızası sayesinde Arapça ve Farsçayı öğrendiğine, kendi ifadelerindeki bazı benzetmelerle çağının şuarâ tezkireleri tanıklık etmektedir Daha Fazlasını Oku

Ahmed Cevdet Paşa Kimdir?

(1823-1895)

Osmanlı Devleti’nin âbide şahsiyetlerindendir.
1823’de Bulgaristan’ın Lofça kasabasında doğmuştur. Asıl adı Ahmed’dir. Cevdet ise mahlasıdır ve kendisine tahsîl yıllarında şâir Süleyman Fehim Efendi tarafından verilmiştir.
Küçük yaşlarda kendisini ilim yoluna veren Ahmed Cevdet Paşa, devrin meşhûr üstadlarından muhtelif sahalarda dersler alarak yetişti. Arapça, Farsça, Fransızca ve Bulgarca’yı öğrendi. Daha talebelik yıllarında ders verme icâzetine lâyık görülmesi, ondaki üstün gayret ve muvaffakıyetin bir nişânesidir.
Ahmed Cevdet Paşa, şiir ve edebiyatta da kendisini geliştirdi. Mesnevîhanlık icâzeti aldı. Onun ilimdeki bu ilerleyişiyle büyük bir ilim ve fikir adamı olarak temâyüz etmesi, kendisindeki müstesnâ istîdâd, kâbiliyet ve husûsî gayretlerinin bir neticesi oldu. Zîrâ o, kendi ifâdesine nazaran tahsîli sırasında tatil zamanlarında bile sürekli kitap okumuş ve sadece bayram günlerinde çalışmalarına ara vermiştir. Daha Fazlasını Oku