Kategori: a-)İz Bırakanlar

Sami Özdağ Kimdir? Özgeçmiş

Sami Özdağ Kimdir?

Sami Özdağ

1959 yılında Karaman doğumlu olan Sami Özdağ, sırasıyla ,Karaman da Kale İlkokulu, Aksaray da Aksaray Ortaokulunu ve Karaman Lisesini bitirmiştir. 1977 yılında Selçuk Eğitim Enstitüsü İngilizce bölümünde, yüksek öğrenimine devam ederken, dönemin siyasi kargaşası nedeniyle öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. Okul hayatının bitişi, diğer aile bireyleri ile birlikte ticari hayata atılan Özdağ için bir başlangıç olmuştur.

Saray Şekerleme Ltd. Şti.’nin kurucularından biri olan Sami Özdağ, 1988′ den itibaren liderliğini üstlendiği, yeni yatırımlarla, çeşitli üretimlerle ve uluslararası ticaretlerle hızlı bir gelişim gösteren bu dinamik organizasyonunu, bugün Türkiye’nin sektöründeki ilk 3 firması arasına sokmayı başardı. 1996 yılında kurduğu Saray Holding ve bünyesindeki diğer şirketlerle Türkiye’nin ve dünyanın güçlü, ciddi, vizyonu geniş, güvenilir holdingleri arasına girmeyi başarmış, güçlü markalar yaratamaya, kaliteli ürünler üretmeye, çok büyük tesislerde binlerce kişiye iş sağlamaya, sektöründe geniş bir pazar payı oluşturmaya yön veren, örnek bir liderlik modeli çizmiştir. Okumaya Devam Ediniz…

Muhsin Yazıcıoğlu Kimdir ?

Muhsin Yazıcıoğlu Kimdir ?

İlk Yılları Ve Eğitimi
1954 yılında Şarkışla’nın Elmali (Sivas) köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla’da yaptıktan sonra Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ni bitirdi. Yazıcıoğlu, evli ve iki çocuk babası idi.
1980 Öncesi

1968’de cemiyetçilik çalışmalarına başladı. Şarkişla’da Genç Ülkücüler Hareketi’ne katıldı; üniversite eğitimi için Okumaya Devam Ediniz…

Aşık Veysel’siz 45 Yıl

Aşık Veysel'siz 45 Yıl

Aşık Veysel Şatıroğlu ; Anadolu da  Yunus Emre, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal ve  Dadaloğlu’nun zamanımıza devrettiği  aşıklık görevini hakkıyla yerine getiren  son temsilcisiydi. Kördü ama herkesten daha iyi görürdü. İlk şiirini Mustafa Kemal Atatürk’e yazmıştı.

Aşık Veysel Şatıroğlu, 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi.Annesi Gülizar, babası “Karaca” lakaplı Ahmet adında bir çiftçiydi. Veysel’in iki kız kardeşi, yörede yaygınlaşan çiçek hastalığına yakalanarak yaşamlarını yitirdi.

Ardından Veysel de yedi yaşında aynı hastalıktan dolayı iki gözünü de kaybetti.Aşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yaptı. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlandı. 1970’li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı Okumaya Devam Ediniz…

Ferdinand Macellan Kimdir ?

Ferdinand Macellan Kimdir ?
Güney Afrika Ümit Burnu’nu ve Macellan boğazını geçerek dünyayı gemiyle dolaşmıştır.
Ferdinand Macellan, 1480 yılının ilkbaharında Portekiz’de varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. 10 yaşına geldiği zaman amcasının başında olduğu kraliyet donanma okuluna yazılarak eğitim hayatına ilk adımını attı. GençIiği Portekiz’li denizciler yanında gemilerde denizciliği öğrenmekle geçti. Ferdinand Macellan’ın maceraları; onun seyahatlerine eşlik eden eden Portekiz’li Antonio Pigafetta’nın anılarını yazması sayesinde günümüze ulaşmıştır. Okumaya Devam Ediniz…

Nuray Hafiftaş Hayatını Kaybetti

Nuray Hafiftaş Hayatını Kaybetti
Bazen Hüzünlü Bir Şarkı Gibi Yaşarsın Hayatı… Bazen Gecelerini, Yüreğini Uzaklara Götürmek İsteyen Soğuk Bir Rüzgar Alır, Koşarsın Ardından, Yetişemezsin, Bazen de Yarım Kalır Düşlerin
Tamamlayamazsın..
Bazen Tüm Her Şeyi Düşünüp de “Yeter” Dersin, Vazgeçmek Gelir
İçinden, Bazen de Düşlerin
Yıllar Ötesine Giderken Yüreğin Kalır Gerisinde… Bazen İse Konuştukların Eriyip Giderken; Sustukların Büyür İçinde..
Unutma! Bir Gün Şiirler de Biter… Sözler Yenilir… Diller
Lal Kesilir… Şarkılar Sözsüz Kalır… Umulmadık Anda Her Şey Yarım Kalır…! Bazen Bir Şiirdir Yarım Kalan Bazen İse Bir Okumaya Devam Ediniz…

Huzeyfe Bin Yeman

Huzeyfe Bin Yeman

Huzeyfe Bin Yeman
Sevgili Peygamberimizin sırdaşı.
Huzeyfe bin Yemân hazretleri şöyle anlatıyor:
“Hendek savaşının en şiddetli safhaya ulaştığı bir sırada, bir gece yarısı -ı kirâmdan bir grup olarak Resûlullahın yanında idik. Öyle bir gecede bulunuyorduk ki, ondan daha karanlık bir gece görmemiştik. Bu şiddetli karanlıkla birlikte gök gürültüsünü andıran korkunç bir rüzgâr da esmeye başlamıştı. Okumaya Devam Ediniz…

Hifa Hatun ( R.a )

Hifa Hatun ( R.a )

Kadın sahâbîlerden. Medine-i Münevvere’de güzelliği ve ahlâkı ile meşhûrdu. Tevekkül sahibi kazaya rızâ gösteren ve Hazreti Resûlullah’a çok bağlı olup, her sözünü dinlerdi. Âhireti çok düşünüp, hiç aklından çıkarmazdı. Hep ahirete hazırlanıp, ona yarar ameller işlemeye çalışırdı. Hifâ Hatun, bir gün Peygamber efendimizin huzûruna

gelerek, “Ey Allah’ın Resûlü! Bana beni Cennet’e götürecek bir iş (amel) öğret” dedi. Bu arzu ve isteği üzerine Resûlullah ( aleyhisselâm ) “Önce bir erkekle evlenmen lâzımdır. Bununla dînin yarısını emniyete alırsın.” buyurdu. Bu emir üzerine; “Ey Allah’ın Resûlü! Küfvüm, (dengim) kim olabilir? Bana Habeşistan Okumaya Devam Ediniz…

Selehaddin Zerkubi Kimdir?

Selehaddin Zerkubi Kimdir?

Konya’nın büyük velîlerinden. İsmi Selâhaddîn Feridun’dur. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin önde gelen talebelerindendir. Önceleri Mevlânâ’nın hocası olan Seyyid Burhâneddîn Tirmizî’nin talebesi idi. Kuyumculuk yapardı.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, bir gün Konya’nın kuyumcular çarşısından geçerken, bir kuyumcu dükkânından gelen çekiç seslerinden çok etkilendi.Her çekicin vuruluşunda çıkan seslerin, “Allah! Allah!” dediğini müşâhede etti. Bu Okumaya Devam Ediniz…

Fikret Hakan Kimdir?

Fikret Hakan Kimdir?

FİKRET HAKAN KİMDİR?
23 Nisan 1934 yılında Balıkesir’de doğan Fikret Hakan, ilk olarak gazetecilikle ilgilendi. Hakan henüz lise öğrencisiyken, Abdi İpekçi ve Halid Kıvanç gibi isimlerin de bulunduğu İstanbul Ekspres gazetesinde röportajları ve öyküleri yayınlanmaya başlandı.

Asıl ismi Bumin Gaffar Çıtanak olan Hakan, 1950’de ‘Üç Güvercin’ adlı operetteki palyaço rolüyle Ses Tiyatrosu’nda sahneye ilk adımını attı. Oyunlarda rol almaya devam eden Hakan, birçok tiyatroda çalıştı ve 80’lerin sonuna kadar sahneden inmedi. Okumaya Devam Ediniz…

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Kimdir?

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Kimdir?

Hayatı

30 Ekim 1821’de Moskova’da dünyaya gelen Dostoyevski (Фёдор Миха́йлович Достое́вский), çocukluğunu babasının görevli olduğu Marya hastanesinin lojmanında, aksi, otoriter ve disiplinli bir baba ile hasta bir annenin vesayeti altında geçirdi.[1] Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi’nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova’nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı Okumaya Devam Ediniz…

Şeyh Edebali Hazretleri

Şeyh Edebali Hazretleri

Şeyh Edebali Hazretleri (1206-1326), Osmanlı Devleti’nin mânevî bânîsi, Osman Gâzi’nin kayınpederi ve üstâdıdır. 120 sene ömür sürmüştür. Tahsîlinin başlangıcı, muhtemelen doğum yeri olan Karaman’da, ikmâli ise Şam’dadır. Zamanın tanınmış bütün âlimlerinden ders okumuş ve hem zâhirî hem de bâtınî ilimler bakımından eşsiz bir duruma gelmiştir.

Moğol istilâsının ardından büyük bir çalkantı ve buhran yaşayan müslüman Anadolu’nun, içinde bulunduğu bu girdaptan kurtulması için büyük gayretler sarf eden şahsiyetlerin başında Edebali Hazretleri gelmektedir. Okumaya Devam Ediniz…

Akıncı Beyi Mihaloğlu Alaaddin Paşa

MİHALOĞLU GAZİ ALAADDİN ALİ PASA
Akınlarıyla İslam düşmanlarını perişan eden Akıncı Beyi
Akıncılar İslam uğruna kelle koltukta mücadele eden yiğitlerdir. Onlar için açlık, yorgunluk yoktu. Ne kadar kalabalık olursa olsun düşman sürüleri engel teşkil etmezdi. At sırtında gece gündüz düşman illerinde yol katederlerdi. Hayatları sınır gerisindeki şehir, kasaba ve köylerinde geçerdi.
Düşmanın iktisadî ve askeri küvetini perişan etmek, düşmanın yüreğine korku salmak için yapılan akınlarda kartal kanatlı sendengeçti akıncılar kasırga gibi eserlerdi. Onlar için cihad, bir şenlikti. İ’lâ-yi kelimetullah uğruna şehadet şerbetini içmek en büyük dilekleriydi. Onlar kanlarını, canlarını hak yoluna feda etmişlerdi.

En büyük akınlar Fatih ve Kanuni devirlerinde yapılmıştır. Bu devirde yapılan akınları Avrupalılar hâlâ hafızalarından silememişlerdir.

Akıncı beyleri içerisinde en meşhuru Mihaloğlu Alaâddin Ali Paşa’dır.

Ali Paşa akıncılarıyla birlikte Tuna’yı kuzeye doğru tam 330 defa geçmiştir.

1435’te dünyaya gelen Ali Paşa, iyi bir tahsil görmüştür. Macarca ve Romence dahil birkaç Avrupa dilini mükemmel şekilde bilmekte, Türkçe kadar rahat konuşmaktadır.

Fatih ve II.Bayezid devirlerinde yaptığı akınlarla devlete büyük hizmeti geçmiştir.

Fatih devrinde 25 devletle birlikte tutuşulan harplerde Alaâddin Ali Paşa’nın akınları, düşmanları yıldırmış ve muharebe güçlerini büyük ölçüde kırmıştır.

Fatih idaresindeki Osmanlı Devletine 25 devlet birden harp açmıştır. 1463’te başlayan savaşlar 16 sene aralıksız devam etmiş, savaşların hepsi Osmanlı devletinin zaferleriyle neticelenmiştir.

Osmanlı Devletine harp açan devletler arasında, Venedik, Macaristan, Almanya, Lehistan, Arago, Kastilya, Napoli gibi harp güçleri oldukça yüksek devletler de vardı. Devletler birleşerek haçlı orduları teşkil etmişlerdi.

İlk olarak Venedik 28 Temmuz 1463’te harp açmış, fakat Mihaloğlu Ali Bey ve diğer Akıncı beylerinin idaresinde Venedik’e yapılan akınlar Venedik’in iktisadî durumunu perişan etmiştir.

Venedik’ten sonra Macaristan’a akınlar yapılmıştır. Bu ülkeye 1461 ve 1466’da yapılan akınları Ali Bey idare etmiştir.

Alaaddin Ali Paşa 1466’daki akında, Macaristan Kralı Matthias Corvinus’un kızını esir almıştır. Bu prenses Mehtâb Hanım adını alarak müslüman olmuş ve Ali Beyle evlenmiştir.

Macarların cezalandırılmasına memur edilen Ali Paşa Tuna’yı geçmiş Varadin’i almış, otuz iki bin esirle dönmüştür.

Gazi Ali Paşa’nın katıldığı akınlardan bazıları şunlardır:

-1470’te Karniyol, Ljubljana ve Neustatele üzerine yapılan akınlarda yirmi bin kişilik düşman ordusu dağıtılmış, sekiz bin esir alınmıştır.

-1473’te Varadin şehri zaptedilmiştir. Yine aynı sene Hırvatistan baştan başa çiğnenmiştir.

-1474’te yapılan akınlarda Lehistan perişan edilmiştir.

-1478’de Venedik’e akın yapılmış, Friul ve Gorizia şehirleri alınmış Venedik ovası baştan başa çiğnenmiş, neticede Venedik’e baş eğdirilmiştir.

-1479’da Erdel’e büyük bir akın tertip edilmiş, kırk bin akıncı ile Erdel’e girilmiştir. Akınların Başkumandanlığını Mihaloğlu Ali Paşa yapmıştır. Bu büyük akında yirmi bin akıncı şehit düşmüştür. Buna mukabil Almanya ve Macaristan’ın harp gücü mahvedilmiş, Venedik ve Macaristan Balkanlardan defedilmiştir.

Alaaddin Ali Paşa Fatih’in vefatından sonra II.Bayezıd devrinde de akınlarına devam etmiştir.

Ali Paşa 1507’de Hakkın rahmetine kavuşurken geride beş bahadır evlat bırakmıştır.

Ali Paşa’nın evlatları; Gazi Hasan Bey, Gazi Ahmed Bey, Gazi Mehmed Bey, Gazi Hızır Bey ve Gazi Kara Mustafa Beyler Kanuni’nin saltanatının ilk yıllarında yaşamış ve hepsi de yaptıkları akınlarda şehit düşmüşlerdir.

Allah rızası için canlarını feda eden şanlı akıncılarımızı ve akıncılarımızın yiğit bir temsilcisi olan Alaaddin Ali Paşa’yı rahmetle yâdediyor, yazımızı akıncıların ruh haletinin terennüm edildiği Yahya Kemal’in “Akıncı” şiiriyle noktalıyoruz.

“Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!

Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle…

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan,

Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.

Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla

Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla…

Cennette bugün gülleri açmış görürüz de

Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde!

Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik,

Bin atlı, o gün dev gibi bir orduyu yendik!”