Bağdat’ın Osmanlı Hakimiyetine Girmesi ve Kanuni’nin Bağdat’taki Faaliyetleri


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

BAĞDAT’IN OSMANLI HAKİMİYETİNE GİRMESİ VE KANUNİ’NİN BAĞDAT’TAKİ FAALİYETLERİ

Özet:
Osmanlı Padişahı Kanuni, adına hutbe okunması ve kale anahtarları gönderilmiş olması sebebiyle, Safevîler’den Bağdat’ı kurtarmak ve Irak’ı fethetmek üzere Divân’da alınan sefer kararı üzerine harekete geçmişti. Padişah’ın emri üzere toplar ve cephâne önceden yarar beyler ile Diyarbakır’a gönderilmiş, beylerbeyiler ile sancak beylerine sefer hazırlığı görmeleri için hükümler yollanmıştı. Gereken yerlere “umerâ tayin ve tebdîl” olunarak, Nisan 1529’dan beri resmen “Serasker” unvanı verilmiş olan, Veziriâzam İbrahim Paşa, Halep’te kışlayıp hazırlıkları tamamlamak üzere, üç bin tüfenkçi yeniçeri ile 21 Ekim 1533 tarihinde Üsküdar’dan Irakeyn Seferi’ne hareket etmiştir.

“Irakeyn Seferi” olarak tarihe geçmiş olan, Kanuni Süleyman’ın Şiî-Safevî Devleti’ne karşı giriştiği, Osmanlı-İran savaşı (940-942/1533-1535) XVI. yüzyıl Türk siyasî ve askerî tarihinin çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bu savaşın sebebi olarak, Şiî-Sünnî gerginliği, Bağdat ile Bitlis meselesi ve Ulama Han’ın Osmanlı Devleti’ne, Şeref Han’ın Safevîler’e ilticâsı olayları pek çok kaynakta müttefiken yer almaktadır.

11 Haziran 1534 Perşembe günü Kanuni Süleyman’da, Üsküdar’a geçerek bizzat Orduy-ı Hümâyûn ile İran üzerine yürümüştür. Safevî Şahı Tahmasb, elindeki güçlü ve inatçı Türkmen-süvari birliklerine rağmen, meydan savaşı vermeyerek, hep kaçmayı tercih etmiştir. Kanuni, çok kalabalık Osmanlı Ordusu ile Şah Tahmasb’ı takibe koyulmuştur. O yaklaştıkça Tahmasb kaçıyordu. Geçmişten çok iyi ders alan Şah Tahmasb, Osmanlılara karşı kaçarak bıktırma, yiyecek ve içecek sıkıntısı ile usandırma, Kış ve tabiat şartları ile yıpratma, can ve mal kaybı ile yorma ve terk ettirme taktiğini, sefer boyunca devam ettirmiştir.

1534 yılı Ekim ayının son haftasında, Kanuni, çekilen sıkıntı ve yaklaşan Kış mevsiminden dolayı, devamlı kaçan Şah Tahmasb’ı takipten vazgeçerek Bağdat’a çekilmeye karar vermiştir. Amaç, Kışı Bağdat’ta geçirip Yaz’ın yeniden Şah Tahmasb’ı savaşa mecbur etmekti. Bin bir güçlükle Kanuni, Bağdat’ın yolunu tutmuştur.

28 Kasım 1534’de Veziriâzam İbrahim Paşa, önden herhangi bir direnişle karşılaşmaksızın Bağdat’a girmiş, Türk beyleri ve Bağdat halkı Kanuni’nin gelişi için şehri hazırlamıştır. Bağdat Kalesi’nin bütün burçlarına Osmanlı-Türk bayrakları çekilmiştir. 29 Kasım 1534’de Bağdat’ın anahtarları Emir-ialem Câfer Bey tarafından Kanuni Süleyman’a takdim edilmiştir. 30 Kasım 1534’de eski Abbasî halifelerinin merkezi olan Bağdat şehrine Kanuni Sultan Süleyman büyük bir törenle girmiştir. Bağdat’ta Kanuni’yi karşılayanlar arasında büyük Türk Şairi Fuzulî de vardır. Fuzulî, Kanuni’nin gelişine; “Geldi burcu evliyâya pâdişahı nâmdâr” ifadesiyle (941h.) tarih düşürmüştür. Yetmiş beyitlik meşhur Bağdat Kasidesi’ni Kanuni Süleyman’a takdim etmiştir. Padişah, büyük İslâm bilgini İmâm-ı A’zam Ebû Hanife’nin kabrini ziyaret ederek dua ve niyâzda da bulunmuştur.

Bağdat’ta dört ay kadar kalan Kanuni Süleyman, önce Hanefi Mezhebi’nin kurucusu Ebû Hanife’nin kabrini ziyaret ederek çiniler ile süslü bir türbe ile Camii yapılmasını emretmiştir. Daha sonra İmam Musa Kâzım’ın ve Abdulkâdir Geylânî’nin türbelerini ziyaret ederek kubbelerini ve diğer tâdilât ve onarımını yaptırarak hem Sünnîlerin hem de Şiîlerin gönüllerini kazanmıştır. Kanuni, dört ay kaldığı Bağdat’ta; bütün Irak-ı Arab’ı Osmanlı hakimiyetine alarak araziyi tahrir ettirmiştir. Bağdat ve havâlisinde tımar ve zeamet usullerini tatbik etmiştir. Kûfe, Kerbelâ, Necef gibi yerleri, Ehl-i Beyt’in makamlarını ziyaret ve tamirat ile Şiî halkın muhabbetini de elde etmiştir.

Kanuni, Bağdat’tan her tarafa Irakeyn’nin fethini bildiren fetihnâmeler göndermişti. Kendisine de Özbek Ubeydullah Han’dan hem Şiî-Safevîlere karşı birlikte hareket etmeyi isteyen bir mektup, hem de Kanuni’nin Bağdat’ı fethi üzere bir tebriknâme gelmiştir.
Kanuni’nin İran’a yaptığı bu ilk sefer görünüşte gayesine ulaşmıştı. Bitlis ve Bingöl’den Erdebil’e kadar Azerbaycan ülkesi ve merkezi Tebriz şehri ile Bağdat ve havalisi fethedilmiş oluyordu. 1535’te Bağdat’ta “Bağdat Beylerbeyliği”ni teşekkül ettiren Kanuni Süleyman, bu eyalete ilk Osmanlı valisi olarak Ramazanoğlu Uzun Süleyman Paşa’yı getirmiştir. 31 Mart 1535’te Bağdat’tan ayrılan Kanuni, Azerbaycan valisi Ulama Paşa’nın yardım isteklerine karşı Tebriz’e doğru hareket etmiştir.

Kanuni Süleyman’ın Bağdat seferi sonucu, Osmanlı Devleti’nin, Şattü’l-Arap ve Basra üzerindeki gücü artmış, hatta Mısır’da Süveyş Limanı, Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hint Denizi Osmanlı Devleti’nin nüfuzu altına girmiştir. Bu seferden sonra Kanuni’nin nâmı Hind’e Sind’e kadar gitmiştir. Bu araştırmada Bağdat’ın Osmanlı Devleti hakimiyetine girmesi ve Kanuni’nin Bağdat’taki faaliyetleri, kaynaklardan ayrıntılı olarak sunulacaktır.

BAGHDAD’S FALL IN T0 OTTOMAN POWER AND KANUNI’S ACTIONS IN BAGHDAD

Summary:
Since the khutba was done in the name of the sultan in the city, the keys of the city had been sent to Istanbul and Divan decided a expedition to recover Baghdad from Safavids and to conquer Iraq Ottoman Sultan Kanuni began to the campaign. By the Sultan’s directive arsenal and canoons has been sent to Diyarbakir by some rulers previously. Orders were sent to “Beylerbeyi” and to flag officers for preparations of campaign. Rulers and officers appointed to required positions. To winter in Halab and complete the preparations Grand Vizier Ibrahim Pasha, who officially become serasker in April 1529, joined to Irakeyn Campaign with 3000 Janissary gunman from Uskudar in 21 of the September 1533.

Ottoman–Iran war (940-942/1533-1535) that Kanuni opened against Shiite-Safavid State named in the history as “Irakeyn Campaign” is a landmark in the XVIth century Turkish political and militarial history. Baghdad and Bitlis cases, Ulama Han’s seeking asylum in Ottoman Empire and Sheref Han’s asylum in Safavids were stated as reasons of the war in many resources in common.

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir