Baba İshak İsyanı


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Baba İshak İsyanı

Gıyaseddin Keyhüsrev’in sultanlığı sırasında, devlet adamı Saadeddin Köpek’in baskılarından sonra en önemli meselelerden biri de Baba İshak olayıdır.Bu olay çıkmadan evvel Anadolu Selçuklu devletine, Kilikya Ermeni Kralı 1400 altın, İznik Kralı 400 altın, Trabzon Rum Kralı 200 altın, Halep Hükümdarlığı 1000 altın, yıllık haraç ödüyorlardı. Ayrıca İznik krallığı istendiği zaman Anadolu Selçuklu sultanına 400’ü mızraklı olmak üzere 1200 asker gönderiyordu. Diğer devletlerde belirli sayılarda askerler gönderiyorlardı. Bunların hepsi Selçuklu sultanı adına para bastırıp hutbe okutuyorlardı. Bu güç karşısında da, Asya’yı kasıp kavuran Moğollar, Anadolu’ya saldırmaya cesaret edemiyorlardı. Baba İshak isyanı, devleti o derece yıpratmıştır ki, isyanın güçlükle bastırıldığını gören Moğollar, ilk fırsatta Anadolu’ya saldırıp Selçuklu devletini yağma etmeye yönelmişlerdir.
Doğu’dan gelen Moğol istilâsı sonucu, Harzemlilerle Anadolu’ya sığınan, özellikle Güneydoğu Anadolu ve Suriye sınır bölgelerinde yoğunlaşan göçebe Türkmenler, beraber hareket etmeye başladılar. Göçebe oldukları için yerleşik hayata geçmiş olan halk içinde kaynaşamadılar. Geçimlerini sağlayabilmek için yağma hareketlerine başladılar. Bu hareketleri, yerleşik hayata geçmiş olan halkın huzurunu kaçırıyordu. Devlet güçlerinin de huzuru sağlamak için yaptığı girişimler, Türkmenlerle çatışmaların oluşmasına neden oluyordu. Bu durumdan Türkmenler hoşnutsuz oluyorlardı. Böyle bir ortamda Sümeysat yakınlarındaki, Keferdûs bucağında Baba İshak diye biri ortaya çıkıp, Türkmenleri etrafında toplamaya başladı ve isyan çıkardı. Bunun sonucu da dini, içtimaî ve siyasî bir durum olarak Anadolu Selçuklu devletini sarsmıştır.

Baba İshak, Horasanlı Baba İlyas’ın müritlerinden “şeyh” görünümünde biridir.  Baba İshak’ın ortaya çıktığı bölge öyle kozmopolit idi ki; Müslümanlar, Hıristiyan akidelerine bağlı Pavlakîler, henüz yeterince İslâmiyeti özümseyememiş yarı Şaman Türkmenler’den oluşmaktaydı. Baba İshak, bunlara dinî telkinlerde bulunuyor, memleketteki adaletsizlikten, haksızlıklardan bahsediyor, bu sıkıntıların çaresini kendisinin bulacağını söylüyordu. Baba İshak, Müslüman olmayan kitleleri de kendi yoluna davet ediyordu. Yaşantısının mütevaziliği, kimseden bir şey kabul etmemesi ve dindarlığı insanları kendisine bağlıyordu. Ayrıca Baba İshak, birtakım hokkabazlıklar yaparak bunları halka keramet olarak sunmaktaydı. Esasen câhil olan birçok insan yaşanan sosyal çalkantıdan dolayı bu kargaşadan medet umuyorlardı. Cehalet her zaman kötüdür.

Baba İshak’ın faaliyette bulunduğu saha; Selçuklu, Ermeni, Harzemli ve Eyyubî askerlerinin devamlı bulunduğu yerlerdi. Bunun için savaşla bir şey elde edemeyeceğini anlayan Baba İshak, ansızın ortadan kayboldu. Uzunca bir süre ortalıkta görünmedi. Daha sonra Amasya civarında olduğu ortaya çıktı. İlk vardığı zamanlar, Amasya köylerinin birinde çobanlık yapıyordu. Burada da kendisini “sûfî bir kimse” olarak tanıttı. Hiç kimseden bir şey talep etmedi. Bu sofuluğu yüzünden kadın, erkek herkes ona “ermiş kişi” gözüyle bakmaya başladılar. Bir huzursuzluk olsa hemen İshak’a giderler, bir muska yazdırıp huzur bulduklarının sanırlardı. Müritleri gittikçe çoğalan Baba İshak, nihayet köyden dışarı çıkarak yakın bir tepe üzerine Tekke (Zaviye) kurdu. Birkaç müridinden başka kimse onu göremez oldu. Kendini dünya işlerinden el çekmiş gibi göstermekteydi.

Baba İshak, kurmuş olduğu tekkeden artık propagandalarına başlamıştı. Baba İshak köylere, şehirlere, Maraş, Urfa ve Şam diyarlarına, Türkmenlere ve Harzemlilere müritlerini gönderiyordu. Allah’ın ve dört halifenin yolundan ayrılmış olan Sultan’a karşı ayaklanmaya çağırıyordu. Öyle ki, Baba İshak müritlerine falan gün falan saatte bağlılıklarını göstermek için sultana isyan etmelerini istiyordu, kendilerine uyanların birçok ganimete konacağını, uymayanlarında hiç aman vermeden öldürüleceklerini söylüyordu. Buna hayli insan inanıyordu.

Baba İshak’ın adamları birkaç senedir isyan hazırlıklarını yapmışlardı. İshak’ın emrini bekliyorlardı. Baba’nın fermanı gelince, Türkmenler sığır ve mallarını satıp, at ve silah aldılar. Bu haber obalar arasında yayıldıkça, sayıları giderek artmıştı. İlk önce Baba’nın doğduğu Kefersud’u (Keferdus) ateşe verdiler. Daha sonra Samsat, Adıyaman, Sümeysat bölgelerinde isyana başlayıp, yağma ve tahrip etmeye koyulmuşlardı. Kendilerine uymayan Müslümanları ve Hıristiyanları öldürüyorlardı.

Kahramanlığı ile meşhur, Malatya subaşısı Alişir oğlu Muzaffereddin, bir kuvvet toplayıp bu bozguncuların üzerine yürüdü. Her iki taraf arasında şiddetli çarpışmalar oldu. Muzaffereddin mağlup oldu. Bayrağı (sancağı) ve nakkareleri (davulları) âsilerin eline geçti. Subaşı Muzaffereddin, Malatya’ya döndüğü vakit burada; Kürtlerden ve Kirman oymaklarından oluşan kalabalık bir ordu toplayarak tekrar Baba İshak’ın adamları üzerine yürüdü. İkinci savaşta da, mağlup olmuştu. İkinci savaşı da kazanan âsiler daha fazla şımardılar, kuvvet ve inançları daha da artmıştı. Bu sefer isyancılar Sivas’a doğru yürüyüşe geçmişlerdir. Şehir halkı toplanarak âsilere karşı koydular. Âsiler bunları da bozguna uğrattılar. İğdiş-başı (Sivas askerinin başı), Hürremşah ve bazı ileri gelenleri öldürdüler. Birçok ganimet elde eden Babaîler’in maneviyatları ve güçleri büsbütün artmştı. Baba İshak’a kavuşmak üzere Tokat ve Amasya’ya yürüdüler. Yolda kendilerine karşı gelenleri imha ettiler ve çeşitli katılımlarla sayıları arttı. Tokat’a kadar geldiler. Tokat halkı âsilere karşı koymuşlar, ama onlarda mağlup olmuşlardır.

Konya da bu haberi alan II. Gıyaseddin Keyhüsrev,  dehşete kapılıp Kubadabat sarayına, oradan da Beyşehir gölündeki adaların birine gitti. Mübarizüddin Hacı Armağan Şahı, Amasya subaşılığına getirerek, bu isyanı halletmesi için görevlendirdi. Armağan Şah âsilerden önce Amasya’ya vardı. Baba İshak’ın yaşadığı tekkeye gidip, müritleriyle birlikte Baba İshak’ı öldürdü. Baba İshak’ın cesedini Amasya’ya getirip burada kale burçlarına astı. Bu haber kısa zamanda Türkmenlere ulaştı. Haberi alan Türkmenler Baba İshak’ı aradılar. Baba’nın hiçbir fanî tarafından öldürülemeyeceğine inandıklarından, Baba’nın göklere çıkıp meleklerden yardım getireceğine inandılar. Bu sebeple daha kuvvetli olarak savaşa giriştiler. Saldırılarında, kadın ve erkekler; Baba, Rasul, Allah, diyerek bağırıyorlardı. Mübarizüddin Armağan Şah ile yapılan savaşta âsiler yine üstünlük kazandı. Savaş esnasında Armağan Şah şehit edilmiştir. Baba İshak’ın ölümüne rağmen takipçileri pes etmemişlerdir.

Baba İshak, daha önce âsilere, Anadolu’ya hâkim oluncaya kadar mücadele etmelerini emretmişti. Bunun için âsiler Selçuklu başkenti Konya’ya doğru yürümeye başladılar. Sultan habercileri, acele Erzurum hudutlarını muhafaza ile görevlendirilmiş orduyu çağırmaya gönderdi. Bunun üzerine asker, süratle Sivas’a geldi. Buradan teçhizat ve mühimmatını alarak çok hızlı bir surette Kayseri’ye geldiler. Âsiler Kırşehir’in “Malya” ovasında toplanmışlardı. Gürcüoğlu Candar Behramşah ve Frenk büyüklerinden Fardhala komutan olarak yola çıktılar. Sultan’ın altmış bin kişilik ordusu öncü birlik olarak Malya’ya varmıştı. Büyük serdarlar arkadan ağır donanımlı bir ordu ile Malya’ya doğru yürüdüler. Geriden gelecek ordu, beklenmekteydi. Çünkü bir saldırı olmadan savaşa girilmemesi ve ordunun beklenmesi söylenmişti. Askerler ansızın bir tepeden görülünce, Sultan Gıyaseddin’in askerleri de savaşa hazırlandılar. İlk safta frenkler vardı. Âsiler hücum ettiler ve ilk saldırılarında başarı elde edemediler. Tekrar saldırdılar, bunda da muvaffak olamadılar. Daha sonra kadın ve çocukların arasına girip ok atmaya başladılar. Âsiler dört bir yandan çevrilerek darmadağın edilmiştir. Arkadan büyük ordu geldiğinde öncü kuvvetler âsilerin işini bitirmişlerdi. İki-üç yaşındaki çocuklar hariç, herkes kılıçtan geçirildi. Zafer hemen Sultan Gıyaseddin’e bildirildi. Sultan her tarafa fetihnâmeler gönderdi. Ganimetin beşte biri hazineye ayrılarak geri kalanı askerler arasında paylaştırıldı.

Anadolu Selçuklu devletini sarsan büyük göçebe isyanı; iktisâdi, siyasi ve içtimai sebeplerden ortaya çıkmıştı. Bunun yanı sıra olayda dinî özellikte görülmektedir. Âsi Türkmenler, Baba İshak’ın “velî bir kimse” olduğuna inanmaktaydılar. “La ilahe illallah Baba Veli Allah” diye zikretmekteydiler. Bazı Türkmenler daha da ileri giderek, Baba İshak’ın Peygamber olduğuna inanmış ve: “La ilahe illallah Baba Rasul Allah”, demişlerdir. Türkmenler buna kendilerini öyle inandırmışlardır ki, Baba İshak’ın Tanrı’nın Peygamberi olduğunu ve kendilerine zafer ve saltanat vadettiğini belirtmişlerdi. Türkmenler bu inançla birçok yerleri işgal etmişlerdi.

Baba İshak, eski Türk “Kam”larına benzemekteydi. Anadolu’da birçok “baba” vardı. Meselâ Tokatlı Burak Baba, Sarı Saltuk Baba gibi, ama Baba İshak bu babalara benzemiyordu. Yalancı Peygamber olarak ortaya çıkmıştı. Baba İshak’ın tesiri ölümünden sonra da Anadolu’da devam etmiştir. Baba İshak’ın halifeliğine Hacı Bektaşi Velî gelmiştir. Hacı Bektaşi Velî, arif ve gönlü aydın bir kişi olduğundan O’nun yolunu tutmamıştır.

Baba İshak’ın öncülüğünde çıkan Babaî isyanının çıkmasında siyasî, içtimaî ve dinî sebeplerin yanında, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in tutum ve davranışları da etkili olmuştur. Çünkü Alaaddin Keykubat, Horasan’dan gelen Türkmenleri kontrol altında tutup, onların taşkınlık yapmalarını önlemişken; Gıyaseddin Keyhüsrev böyle bir siyaset izlememişti. Zevke sefaya dalmıştı. Ayrıca yeni yerlerin fethedilmemesi de bu olayın çıkmasına sebep olmuştur, diyebiliriz. Çünkü Moğol önünden kaçan Türkmenler Anadolu’da ki nüfusu artırıyorlardı. Bunu sağlayacak güçte olan devlet bunları gerektiği gibi iskân etmemişti.

Kaynak:
* Anadolu Selçuklu Devlet’inin Yıkılışının Başlangıcı Kösedağı Savaşı ve Sonuçları,Prof. Dr. Remzi KILIÇ
* Öğrt. Mahmut YILDIRIM , Milli Eğitim Bakanlığı, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü.
* Resim: bilgihocam.com (Teşekkürler)

Paylaşabilirsiniz
Avatar

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir