Yayım tarihi:

Devamı var:Avrupa İdeali Bağlamında Türk-Alman İlişkileri

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Ortak Avrupa İdeali

Bugün Avrupa diye adlandırılan birlik aslında tarihin derinliklerinde kalan kan, acı ve sıkıntıların büyük bedeller ödenerek aşılmasıyla oluşmuştur. Bu birliği oluşturan ülkelerin geçmişlerinde bıraktığı izlerin tekrar canlandırılmamasına yönelik çabanın verildiği ortak ada, Avrupa denilmektedir (Bkz. Abel 2007, s. 125). Gelinen noktada Avrupa kıtasındaki ülkeler her ne kadar farklı dilleri konuşsalar da tarihten gelen ortak bir kültürel mirasa ve ortak bir siyasal anlayış birliğine sahip oldukları görülmektedir. XXI. Yüzyıla gelindiğinde tarihten gelen ortak noktaların öne çıkarılarak pekiştirilmesi ve sınırların kaldırılmasına yönelik çalışmalara koşut olan projeler gerçekleştirilmektedir. Avrupalı artık kendi içinde “biz” ve “onlar” demeyi bırakıp gerçekte bir bütünü oluşturan parçaları fark etti ve bu bilinç düzeyi, Avrupa Birliği hedefi ile onlara kim olabileceklerini öğretti.

Avrupa Birliği hareketlilik projeleri, Avrupalı yurttaşlık bilincinin oluşturulması veya pekiştirilmesi gibi pek çok proje artık başarı ile uygulanmaktadır (Bkz.: http://europa.eu/index_de.htm). Hareketliliğin artırılması ve yeni kuşak gençliğin birden fazla dili akıcı bir şekilde konuşması, hem ulusların birbirini tanıyarak yakınlaşmasına; hem de ortak Avrupalılık bilincinin geliştirilerek pekiştirilmesini sağlayacak önemli projelerdir]. Böylece, başkalarının bakış açılarını öğrenerek kendi inandığı değerlerin yaratıcı yönleri ile ilgili yeni açılımlara ulaşmayı başarabilir.

Bu projeler, Avrupa bilincinin gerçekleştirilmesine yönelik idealler çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bunu geliştirmek ve pekiştirmek amacıyla, her ülke kendi okullarındaki müfredat programlarında karşılıklı olarak dillerine ve kültürlerine yer vermektedir. Aşağıdaki grafik, AB ülkelerinde konuşulan dillerin ne düzeyde anadili, ne düzeyde yabancı/ikinci dil olarak kullanıldığını göstermektedir].

Grafik: AB Üye Ülkelerde Konuşulan Diller

Bu grafiğe göre Almanca (% 18) anadili olarak, İngilizce (% 34) ise yabancı dil olarak en yoğun şekilde kullanılmaktadır.

Avrupa Birliği ülkelerinde, yabancı dil öğretiminin bu denli başarılı olmasının altındaki nedenlerden biri uygulanan hareketlilik projeleri ise, diğeri de yabancı dil öğretiminin her biri ayrı uzmanlık gerektiren, birbirinden bağımsız olduğu kadar, birbiri ile iç içe geçmiş beş temel alanının başarı ile uygulanmasıdır]. Bu alanlar şunlardır:

* Okulöncesi çağda dil öğrenme (early language learning)

* Okul eğitimi sırasında verilen yabancı dil eğitimi (school education)

* Yabancı dili yükseköğrenim düzeyinde öğrenme (higher education)

* Yabancı dili yetişkin yaşlarda verilen eğitimde öğrenme (adult education)

* Özel eğitime gereksinimi olanlara yönelik dil öğretimi (special educational needs)

Avrupa Birliği’ne üye olan ülkelerde özel eğitime gereksinim duyanlar da dahil olmak üzere toplumun bütün katmanlarına yönelik eğitim araştırma, geliştirme ve uygulama çalışmaları yapılmaktadır. Bunlara ilave olarak bütün grupları kapsayacak şekilde yaşam boyu öğrenme olanakları araştırılarak, bunların her düzeyde etkin bir şekilde kullanımı teşvik edilmektedir.

Yabancıların Uyumu

Farklı dilleri de konuşsa kendi dip kültüründen gelene karşı son derece hoşgörü ile yaklaşan Avrupalı, söz konusu “ötekiler” olunca, katı ve öznel bir tutum ortaya koyabilmekte; toplumsal vicdan olarak adlandırılabilecek “hoşgörü”, yerini aşılması ve anlaşılması güç bir tutuma bırakmaktadır. Yabancılar lehine yorumlanması gereken yerel yasaların AB yasaları ile çelişmesi veya uluslar üstü anlaşmalara uymaması halinde bile yabancı hakları gibi konuları dikkate almayabilmektedirler]. Yabancıların çalışma ve sosyal hayatın paydaşları olarak kabul edilebilmeleri için, öncelikle yaşadıkları topluma “uyum sağlaması” koşulu öne sürülmektedir. Uyumun ölçütü ise, Hıristiyan Batı kültürünün öğrenilmesi, içselleştirilmesi ve uygulanmasıdır. Sachsen-Anhalt Eyalet Başkanı Dieter Steinecke, 1 Şubat 2008 günü Magdeburg’da Almanya genelinde gerçekleştirilecek “Kültürlerarası Etkinlik Haftası” münasebetiyle yapılan hazırlık toplantısındaki konuşmasında sureti haktan görünüp uyumu desteklerken,

Her kim burada –aramızda- kendisi ve ailesi için bir gelecek aramak üzere Almanya’ya, Avrupa’ya geliyorsa, Orta Avrupa’nın birlikte yaşama kurallarını kabul etmek ve bunlara uymak zorundadır. Ve bu normlar, bizim Hıristiyan-Musevi mirası, aydınlanma ile kazanılmış bilgiler ve Almanya’nın totaliter rejimi ile birlikte tarihinden kaynaklanan acı tecrübelerine dayanmaktadır. Alman halkı, daha iyi bir toplum oluşturabilmek için, bugün geçerli olan kuralların gerekli olduğu bilincindedir. Bağımsızlığı ve hukuk devletini tehlikeye sokmamak için, sahip olduğumuz demokrasiye, anayasa ve yasalara herkesin bütün yaşama alanlarında saygı göstermesi ve buna göre davranması zorunludur]

ifadesiyle de hem Hıristiyan kültürüne uyumu vurguluyor, hem de ülkesindeki yabancıları potansiyel tehdit olarak gördüğünü ortaya koyuyordu].

Yabancıların bulundukları ülkenin dilini öğrenmeleri, yaşadıkları ülkenin değerlerine saygı göstermesi kaçınılmaz bir zorunluluktur; bunun aksini öne sürmenin hiçbir mantıklı açıklaması olamaz; ama yabancılar mümkünse kendi köken dillerini –evlerinde bile- konuşmamalıdıranlayışı da çağdaş bir alternatif olarak sunulmaya çalışılmamalıdır. Pek çok Avrupa ülkesinde göçmenlerin köken dillerini kullanamaması yönünde kararlar alınıp uygulanması, Batı Avrupa kültürü bilenlere doğal, bilmeyenlere de şaşırtıcı gelmektedir.

Yabancıların Köken Dillerini Kullanması

Almanya’da yabancı ifadesi ile -ek bir açıklama yapılmamışsa- Kuzey Afrika ülkeleri ile Türkiye’den gelenler tanımlanır. Aşağıda, Türkçenin kullanımıyla ilgili olarak Almanya’da geniş tartışmalara neden olan bir uygulama ve bu uygulamaya gösterilen lehte ve aleyhteki tepkiler verilerek, Avrupalıların demokrat kimliği ortaya koyulmaya çalışılacaktır.

Olay Berlin Wedding’de Herbert-Hoover-Oberschule’de yaşanıyor. Anlatılanlara göre, öğrenciler okulda kendi aralarında Almanca dışında bir başka dil kullanmama kararı almışlar. Bu karar okul dışında duyulunca, öğrencilerin dışında pek çok kesimi ilgilendirir olmuş ve tartışmalar başlamış.

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Kerim Usta tarafından

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir