Yayım tarihi:

Devamı var:

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Osmanlı ülkesindeki misyonerlerin büyük çabalarının yanı sıra yabancı devletlerin her türlü imtiyazı kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayarak bütün fırsatları değerlendirdiklerini görmekteyiz. Yabancılar dinî faaliyetler dışında Osmanlı Devleti’nde okul açma hakkına da kavuşmuşlar, bununla da yetinmeyerek kendilerine yakın olan Gayrimüslim cemaat okullarını himaye altına alarak, bu okullar üzerindeki etkilerini de sürdürmüşlerdi. Aslında yabancı devletlerin baştan beri izlediği politikanın gayesi Osmanlı ülkesinde Müslüman olmayan toplulukları denetim altına almaktı.

Yabancı devletler için önemli olan şey Osmanlı ülkesinde tüccarlara yardım edecek konsoloslukların açılmasıydı. Böylece etkilerini göstermeye başladılar. Latin zümrelerin her biri milliyetine göre bir Hıristiyan-Katolik devletin himayesine girmeye başlamıştı. Katoliklerin en büyük hamisi Fransa idi. Ortodoksları Rusya, Protestanları ise İngiltere ve Amerika himaye ediyordu. Yabancı okullar, Osmanlı topraklarında 1700’lü yıllardan itibaren çoğalmaya başlamış ve 1850 yıllarında oldukça yaygın hale gelmiştir.

Osmanlı Devleti’nde yabancı okulların yanı sıra; Rum, Ermeni ve Yahudi cemaatlerine ait çok sayıda Gayrimüslim cemaat okulları da açılmıştır. Osmanlı Devleti’nin güçlü olduğu zamanlarda zararlı olmayan bu Gayrimüslim okulları kapalı cemaat şeklinde, dil ve din tedrisatlarını serbestçe yapmışlardır. Osmanlı Devleti zayıflama sürecine girdikten sonra, Misyonerlerinde etkisiyle devlet bünyesinde yaşayan Gayrimüslimlerin, ayrılıkçı hareketlere yönelmiş olduklarını görmekteyiz. Osmanlı Devleti’ni yıkmak ve parçalamak isteyen Emperyalist devletler ile iş birliği yapan Gayrimüslimler, yabancıların misyoner okullarına eleman ve siyâsi gayelerine destek vermişlerdir.

Osmanlı Devleti’nde eğitim geriledikçe, Ermeniler ve Rumlar sahip olacaklarını sandıkları Anadolu şehirlerinde, gerçek anlamda bir eğitim seferberliğine başlamışlardı. Anadolu coğrafyasına açılmış olan Gayrimüslim okullarını, yabancılar tarafından açılmış okullardan ayrı değerlendirmek hayli zordur. Çünkü Gayrimüslimler kendi çıkarları doğrultusunda, misyoner faaliyetler sonucu kendi iradeleri ile yabancılarla işbirliği yapmaktaydılar. Osmanlı ülkesinde Misyonerler serbest olarak hareket edebiliyorlardı. Hem yabancı okullarında hem de Gayrimüslim cemaat okullarında faaliyetlerini sürdürüyorlardı.

Araştırmamızda, 19. yüzyıl boyunca, Osmanlı topraklarında 1811 yılından itibaren 1897 yılına kadar açılmış bulunan, Ermeni toplumuna ait okulları ve bu okullarda Amerikan misyonerlerinin faaliyetlerini ortaya koymak istiyoruz. Ermeniler tarafından açılmış bulunan her seviyedeki Ermeni okulları, bunların öğretmen ve öğrenci sayıları, bu okullarda Ermeni çocuklarına Amerikan misyonerlerin Ermeni milliyetçiliğini teşvikleri, Ermeni toplumunun sosyal ve kültürel yaşamına katkıları ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Amerikan Misyonerlerin Ermeni Okullarında Faaliyetleri:
Osmanlı-Amerikan münasebetlerinin başlangıcı ticari temellere dayanır. 18. yüzyılın son çeyreğinde Amerikan gemileri Osmanlı limanlarında görülmeye başlanmıştır. 1786 yılında İstanbul, 1797 yılında İzmir, 1800 yılında İskenderun limanlarına gelen Amerikan gemileri bunların ilk temsilcileridir. 1800’lerin başlarında hızlanan Osmanlı-Amerikan ilişkileri, 1811’de İzmir’de Amerikan Ticaret Odası’nın açılmasıyla önemli bir aşamaya gelmiştir. 1830 yılında imzalanan “Kapitüler haklar” ile Amerikalıların Anadolu’daki ticari trafikleri iyice yoğunlaşmıştır.

Osmanlı Devleti bünyesinde yoğun olarak faaliyette bulunan Amerikan misyonerleri, Ermeni Cemaati’ne yönelik faaliyetlerini artırmışlardır. Protestan misyonerler bu dönemde devreye girerek, birçok Ermeni vatandaşın Protestan saflarına çekilmesine sebep olmuştur. Amerikan misyonerleri, Ermeni okullarında Ermeni çocuklarının eğitiminde ve onları Protestanlaştırma faaliyetlerinde hayli başarı kazanmışlardır. Milliyetçilik anlayışı, Osmanlı toplumları arasında önce Türk olmayan unsurlar arasında yayılmıştır. Bunların başını da Amerikan Misyonerleri etkisiyle Ermeni toplumu çekmektedir.

Amerikan Board misyonerlerinden Eli Smith ve H.G. Dwight; Anadolu, Ermenistan ve Kuzeybatı İran’ı incelemek üzere, Board’ın tam on altı ay süren üç bin millik bir geziden sonra hazırladıkları raporlar ile daha sonraki yıllarda birçok misyonerin bu bölgelerde yapacakları çalışmalara ışık tutmuşlardır. Bu iki Amerikan misyoneri, daha sonra İstanbul’a gelerek Kirkor Peştamalciyan’ın müdürlüğünü yaptığı üç yüz öğrenci kapasiteli bir Ermeni Cemaati okulunda incelemelerde bulunmuşlardır.

Lütfen Dikkat: Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz. Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Kerim Usta tarafından

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir