Yayım tarihi:

Devamı var:Amerikalı Misyonerlerin Ermeni Milliyetçiliğine Etkileri

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Up to beginning of 19th century and during the rule of Sultan Mahmut II (1808-1839), Armenians were enjoying peace, rights and freedom just like the other nations in the country. Mahmut II revealed that any Ottoman citizen can believe in his way and can obey his religion’s rules freely by saying “Among my citizens, I want to see the Muslims in mosques, Christians in churches, and Jews in synagogues”. Armenians were preserving their belief without any difficulty, they were learning their own language, religious tenets and culture in their schools. In minorities’ schools, especially in Armenian schools, non-Moslem students were taking courses about their religion, their history, their culture, their literature, science and mathematics. In Armenian schools, the education was completely regulated by Armenian ecclesiastics.

19th century’s Russian Empire was trying to provoke Armenians against Ottoman Empire and its efforts supported by English Kingdom and France. In this study, we will explain activities of American Board Missioners who have organized in Ottoman territory in 1811, their activities at Armenian schools, their influence on Armenian nationalism, their support to Armenians against Ottoman State during to 19th century. We will mention about Armenians in the 19th century under the Ottoman rule and influence of American missionary work on Armenian nationalism by the means of education.

Giriş:
Osmanlı Devleti’nde 1299’dan 1839’a kadar süren beş yüz kırk yıl, bir Ermeni Meselesi yoktu. İlk defa 1839’daki Tanzimat Fermanı’ndan sonra Osmanlı Devleti bütün tebaasını hukuken eşit kabul etmiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısında “Gülhane Hatt-ı Hümayunu”ndan sonra Ermeni cemaatinde canlı bir ıslahat hareketi görülmüş ve Ermenice gazeteler çıkarılmıştır. “Ermeni Meselesi” için bir başlangıç noktası aramak gerkirse, bunu 1856 Islahat Fermanı ya da 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi ve bunu izleyen Ayastefanos ve Berlin Konferansı’nda bulmak mümkündür. Islahat Fermanı’ndan sonra bir “Ermeni Meselesi”nden söz edilmeye başlandığını söylemek gerekir.

Evvelâ, Rusya Çarlığı kendisini Osmanlı Devleti içerisinde yaşayan Hıristiyanların hamisi gibi görmek istemiştir. Bununla kalmamış, İngiltere ve Fransa’da Osmanlı Ermenilerini Protestanlık ve Katolikliğe kazanmak gayesini ortaya koymuşlardır. Bu amaçla 1830’da İstanbul’da Ermeni Kotolik Kilisesi, 1847’de de Ermeniler için Protestan Kilisesi kurulmuştur. Ancak ne bu gelişmeler, ne de 1856’da Islahat Fermanı öncesi henüz bir “Ermeni Meselesi” söz konusu değildir. Toplumsal düzenin Batı tarzında yeniden yapılanması anlamına gelen Islahat Fermanı, Müslümanlarla Gayrimüslimleri aynı statüye getiriyor ve Gayrimüslimlere tanınmış bulunan ayrıcalık ve ruhani muafiyetlere de bu nedenle son veriliyordu. Bundan sonra Ermeniler yeni bir nizamname hazırladılar ve 1863’de Babıâli bunu onayladı. Bu nizamname ile Ermeniler genel meclis tarafından seçilen ve din işleri yanında eğitim, sağlık, evkaf, vergi ve kısmen adalet işlerinin daimi komisyonlarca yürütülmesini sağlayan Teşkilat Kanunu’na kavuştular.

Lütfen Dikkat: Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz. Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Kerim Usta tarafından

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir