Allah İçin Ağlamak Güzeldir

Bu makale Tarihinde

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 16 Nisan 2021 Kerim Usta

Bağdât velîlerinden Câfer bin Ahmed Es-Serrâc (rahmetullahi teâlâ aleyh) bir sohbetinde Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin hallerini ve sözlerini anlatırken şöyle buyurdular: Zünnûn-i Mısrî; “Bir gün erken bir vakitte Abdullah bin Mâlik´in kabrine gitti. Kabristanda yüzü örtülü bir kişi gördü. Biraz sonra o şahsın Sa´dûn olduğunu fark etti. Ona; “Ey Sa´dûn, gel birlikte şu bedenlerimiz için ağlayalım.” dedi. Sa´dûn, Zünnûn-i Mısrî´ye; “Allahü teâlânın huzûruna nasıl ve ne yüzle gideceğimize ağlamak, bedenlerimiz için ağlamaktan daha lâyıktır. Keşke bu bedenler kabirde kendi hâline çürümeye bırakılsaydı da, hesap vermek için diriltilmeseydi. Eğer sen Cehennem´e girersen, başkasının Cennet´e girmesi sana fayda vermeyecektir. Eğer Cennet´e girersen, başkasının Cehenneme girmesi de sana bir zarar temin etmeyecektir. Ey Zünnûn! Kıyâmet günü amel defterleri açıldığı zaman, O´na nasıl cevap vereceğiz! O bunu söylerken; “Yardım et yâ Rabbî;” diye bağırdı. Bu sözleri işiten Zünnûn-i Mısrî bayılıp yere düştü. Ayıldığı zaman Sa´dûn´un elbisesinin kolu ile kendi yüzünü sildiğini fark etti.

Velîlerden ve meşhûr tefsîr âlimi Dehhâk bin Müzâhim (rahmetullahi teâlâ aleyh) akşam olunca ağlardı. Niçin ağladığı sorulduğunda; “Bugünkü amellerim iyi mi, yoksa kötü mü yazıldı bilmiyorum da onun için ağlıyorum.” cevâbını verirdi.

Büyük velî, hadîs ve kırâat âlimi Ebû Bekr bin İyâş (rahmetullahi teâlâ aleyh) bir gün ağlayarak, şu beyti söyledi: “Yaşım sekseni aştı, artık neyi arzu edeyim, neyi bekleyeyim. Seneler, peşipeşine gelip geçti. Beni yıprattı ve eskitti. Kemiklerimi inceltip, gözlerimi küçülttü. Zayıflıktan eski bir elbise gibi oldum.

Evliyânın meşhurlarından Ebû Bekr Verrâk (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: “Harem bin Hayyam el-Abdî, Eshâb-ı kirâmdan Hamâme´nin yanında gecelemişti. Hamâme radıyallahü anh bütün gece sabaha kadar ağladı. Sabahleyin; “Niçin ağladın ” diye sorunca; “Kabirlerin içerisinde bulunanları ortaya çıkardığı, gökteki yıldızların dağıldığı, gecenin sabahını, kıyâmetin kopacağı günü hatırladım da ağladım.” diye cevap verdi.”

Şam´da yetişen büyük velîlerden Ebû Süleymân Dârânî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: “Kalan ömründe Allahü teâlâya karşı yaptığı isyânlara, kaçırdığı ibâdet ve tâatlara ağlamak, akıllı kimseye düşer. Fakat ömrünün geri kalan kısmını günahlar içinde geçiren akılsız kimseye, ağlamak yaraşır.

Ahmed bin Ebü´l-Havârî şöyle nakletti: Ben hocam Ebû Süleymân Dârânî´nin huzûruna girdim. Onu ağlar hâlde buldum. Ona; “Seni ağlatan nedir ” diye sorunca; “Ey Ahmed! Ben nasıl ağlamayayım. Bana bildirildi ki, gece olduğu, gözler uykuya vardığı, herkes kendini sevenlerin yanında bulunduğu zaman; âriflerin kalpleri, Rablerinin zikriyle coşar ve lezzet duyar. Onların niyet ve gayretleri Allahü teâlâya kavuşmak olur. Onlar Rablerinin huzûrunda diz çökerler, mahzûn bir hâlde Allahü teâlâya münâcaat ve niyâzda bulunup yalvarırlar. Allahü teâlâdan korkmak ve O´nun rızâsına kavuşmak için gözyaşlarının aktığı, secde ettikleri yerler ıslanır. Allahü teâlâ bu kullarına rahmet nazarıyla bakar ve; “Ey beni iyi tanıyan dostlarım! Benim zikrimle meşgûl oldunuz ve benim rızâma kavuşmak için gayret ettiniz. Kalplerinizden benim zikrimden başkasını uzaklaştırdınız. Size müjdeler olsun ki, bana kavuştuğunuz zaman yakınlık ve sevinç sizin içindir.” buyurur. Allahü teâlâ Cebrâil aleyhisse-lâma buyurur ki: “Ey Cebrâil! Benim kelâmımı okuyarak kalbi rahatlayan ve benim ismimi zikr ederek lezzet duyan ârif kullarımın hâlini biliyorum. Onların ağlamalarını ve inlemelerini işitiyorum. Onların benim rızâma kavuşmak için çırpındıklarını ve çalıştıklarını görüyorum. Sen onlara gidip; siz niçin ağlıyorsunuz Sizin bu tazarrû, yalvarma ve hüzün hâliniz nedendir Size Allahü teâlânın kendini seven kimseleri Cehennem´de azâb edeceği haberi mi geldi. Yoksa Allahü teâlânın, benim zikrimle lezzet duyanları huzûrumdan kovarım, buyurduğunu mu işittiniz Allahü teâlâ; izzetime yemin olsun ki, sizi Cennet´ime koyacağım. Sizinle aramdaki perdeleri kaldıracağım. Göz yaşlarınızın karşılığı olarak sevinç ve müjdeler ihsân edeceğim.” buyurdu.

Gözünüzü ağlamaya, kafanızı düşünmeye alıştırın.” buyuran Ebû Süleymân Dârânî hazretleri, ağlamayı terk etmeyi, ilâhî inâyetten mahrumiyet sayardı. Çünkü irfan sâhibi geceleri kâim olarak ibâdete devâm ettiği sürece Allahü teâlâ ona rahmet kapılarını açar. “Her şeyin bir alâmeti, işâreti olduğu gibi, ilâhî feyzlere kavuşmaktan mahrum kalmanın alâmeti de ağlamamak, ağlamayı terk etmektir.” buyururdu.

Dünyâya ve dünyâ bağlılarına rağbet etmeyen Esrâr Dede (rahmetullahi teâlâ aleyh) kendisinden nasîhat isteyenlere dünyâ nîmetlerinin ve güzelliklerinin geçici olduğunu söyler ve ölümü hatırlatırdı. Çok cömert olup, eline geçen malı ve parayı fakirlere dağıtırdı. Esrar Dede´nin şu şiiri onun ne kadar ince ruhlu olduğunu göstermektedir.

Ergunca Tarafından Yayımlandı.

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir