Adana Ermeni Olayları (1909)

Yayım tarihi

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 18 Kasım 2020 Kerim Usta

Adana ve havalisinde Ermeni olaylarının meydana geldiği dönemde; Ermeniler Adana ilinin 408.563 nüfustan 57.686’sını, Müslümanlar ise 350.877’sini oluşturmaktaydı[16]. Ermenilerin kendi verilerine göre, Mareel Leart’ın Patrikhaneye atfettiği 1882 yılına ait Adana ve bütün sancaklarında yaşayan Ermenilerin nüfusu 280.000 civarındandır. 1881-1882 yıllarında Adana valisi olarak görev yapan Ziya Paşa döneminde, Adana’nın toplam nüfusu: 396.349’dur. Bu nüfusun 341.376’sı Müslüman, 54.973’ü Gayrimüslim nüfustur.  1912 yılı verilerine göre; Adana’nın toplam nüfusu 666.578’dir. Türk nüfus 443.937, yüzde 88.8’dir. Gayrimüslim nüfus ise 74.930, yüzde 11.2’dir.

1907 yılında Bahri Paşa’nın valiliğinin son yıllarında hazırlanan salnameye göre Adana ilinin toplam nüfusu 504.396 kişi olarak tespit edilmiştir[20]. Bu nüfusun 435.795’i Müslüman, 47.047’si Ermeni, 11.067’si Rum kalanı da diğer gayrimüslim unsurlardır. Burada verilen nüfus istatistiklerinden anlaşılacağı üzere Ermeniler Adana’da kendi nüfuslarını abartılı olarak göstermeye gayret etseler de, hiçbir dönem Çukurova bölgesinde veya Adana’da nüfusun çoğunluğunu teşkil edememişlerdir. İstatistiklerin geneli ele alındığında Adana şehir nüfusunun % 10’luk bir kısmı Ermenilerden oluşmaktadır.

1909 Adana Ermeni Olayları:

Ermeni komiteleri, Doğu Anadolu’da gerçekleştiremedikleri hayallerini, Çukurova bölgesinde Adana merkezli bir Ermeni devleti kurabilmek için bölgede Ermeni nüfusunu her yol ve vasıta ile artırmaya çalışmışlardır. Bu amaçla; Van, Diyarbakır, Zeytun, Maraş, Bitlis ve Kafkasya’dan silahlı, eğitimli militanları Çukurova bölgesinde toplanmaya çağırmışlardır. Bu hususta Maraş, Harput ve Diyarbakır’dan getirilen göçmen Ermeniler bölgedeki Ermeni ailelerin yanlarında sıkışık vaziyette dağıtıldılar. Boş arsalar köyler ve kasabalar Ermeni militanlar ile dolu hale getirildi. Arpa toplamak bahanesi ile Maraş’tan birçok Ermeni geldiği için isyan günü Adana ve havalisindeki köylerde anormal sayıda Ermeni bulunmaktaydı. Hükümetin resmi kayıtlarına göre her Ermeni evine göçmen Ermenilerden 5-6 aile yerleştirilmişti.

Bu olayın tanıklarından olan o dönemin Cebel-i Bereket sancağı mutasarrıfı Mehmet Asaf Bey, hâtıralarında göreve başlamak için bölgeye geldiği zamanlarda, bölgede yerli halkın dışında çok sayıda göçmen Ermeni bulunduğunu, bunların tarım işlerinde çalıştırılmak bahanesi ile Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinden getirilen Ermeniler olduğunu ifade eder.

Adana’da Ruhanî kimliği ile bilinen en önemli tahrikçi, komiteci olan o zamanki Ermeni Marhasası Episkopos Muşeg ortaya çıkmaktadır. Bu şahıs bütün hareketlerin düzenleyicisi ve siyasî faaliyetleri tertipleyen komitelerin başı idi. Muşeg, II. Abdulhamit idaresinden istifade ederek o zamanki valilere yaklaşmak suretiyle düzenli bir plan üstünde çalışmış, hükümet memurları üzerinde büyük bir etkiye sahip olmuştu. Adana valisi Bahri Paşa ile ahbaplık kurmuş, bu yakınlık sayesinde valiyi tam bir Ermeni dostu yapmıştı. Muşeg bu yakınlıktan istifade ile Adana’da Ermeni isyanının alt yapısını hazırlamaktaydı.

Muşeg, Kafkas Ermenilerine benzer üç köşeli belirgen işareti taşıyan kalpaklı, ayakları dizlikli tek tip elbise giymiş, postallı adıyla tanınan 300’ü aşkın Ermeni askeri ve bunlara Rusya’da askerlik öğrenen Ermeni fedailerden subaylar tayin edilmiş ve hergün bunları dağlarda talimle yetiştirmişti. Adana isyanının başladığı sıralarda bölgeden ayrılan Muşeg’den sonra bölgede en fazla faaliyette bulunanlardan biri de birçok yerde hâkimlik yapmış olan Gökdereliyan Karabet’tir. Bunlardan başka Taşnak liderlerinden ve İttihat ve Terakki’nin Adana teşkilatında da görev yapan Çallıyan Karabet olayların organizesinde görev alan önemli kişilerdir. Dörtyol’un Dersak adındaki papazı, Hınçak Karabet İskender ve Bedros Paşa bu faaliyetlere katılanlardandır.

Bir taraftan hızla silahlanan Ermeniler, Rusya’dan kaçıp gelen komitecilerle kuvvet ve moral buluyorlardı. İstanbul’dan gelen delegeler ve Ermeni papazları kendi toplum mensuplarını silah alamaya teşvik ediyorlardı. Bu silah satın alımı düşüncesizce ve kimi durumlarda kötü niyetli olarak yapılıyordu[28]. Episkopos Muşeg, Adana ovalarında dolaşıyor ve Ermenilere az yemelerini topladıkları paralar ile silah almalarını tavsiye ediyor, başına kral tacı koyarak fotoğraf çektiriyor, Adana sahillerine silah çıkarttırıyor, her bir silahtan şahsi çıkar sağlıyordu. Yumurtalık Körfezi karşısında bir adacığı bir Ermeni adına tapulamışlar ve orasını silah deposu haline getirmişlerdi.

Adana’da 1909’da Ermeni olayları başlamadan önce bölge Ermenileri tepeden tırnağa silahlanmışlardı. Bağlarda, mahallelerde, hatta yöneticilerin gözleri önünde açıkça silah talimleri yapıyorlardı. Adana’da Ermeni mahallesini korumak bahanesi ile Türkleri öldürmek için 200’e yakın yeminli Ermeni fedai çetesi hazırlanmıştı. Çavuş, onbaşı ve erlerden oluşan düzenli kollar oluşturulmuştu. Adana’da her köyde istihkâmlar kazılıyordu. Evlerin altlarından bir birini tamamlayan tüneller, gizlenmek için kuyular ve her kilisede silah depolarıyla, cephane imal tezgâhları oluşturulmuştu. Kiliselerde su borularından mükemmel toplar dökülerek hazırlıklar yapılıyordu.

Hükümetin resmî kayıtlarına göre, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Mersin ve İskenderun gümrüklerinden Adana’ya 12.840 silah girmiştir. İngiliz konsolos yardımcısı Binbaşı Doughty Wylie, Büyükelçi Lowther’e gönderdiği raporda ülkeye büyük ölçüde silah getirilmesini istiyordu. Konsolos yardımcısına göre, II. Meşrutiyet Anayasası’nın yeniden uygulamaya konulması ile Adana vilayetine kırk bin (40.000) silah, rövolver ve otomatik tabanca getirilmişti. Taşnakların açtığı kulübü, Hınçakların “milli lokal”i takip ediyordu. Bu fesat ocaklarında Türk düşmanlığını artırıcı konferanslar düzenleniyordu.

Kerim Usta tarafından

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir