Abdülhak Hamid Tarhan Şiirlerinden Örnekler

Abdülhak Hamid Tarhan Şiirlerinden Örnekler
Tenağğum

Ne hoş eyler muhabbeti ta’rîf
Şu garib bülbül âşiyânında
Ben de gûyâ idim zamanında
Âşiyânımdı bir nihâf-i zarîf
Gezdiğim demde gül-sitanlarda
Beni yâdındır eyleyen taltîf
Duyarım nefhanı hafîf hafîf
Rûzigâr estiği zamanlarda
Aksinin mihridir tenevvür eder
Âb-ı çeşmimde, ka’r-ı canımda
Dağlara aks eden figanımda
-Seni sevdim- sözü tekerrür eder

Berf-pûşîde kûh-sâr üzre
Nur saçıp âf-tâb-ı subh-ı besîm
Sırma kâküllerin eder tersîm
Zîb-i düş ettiğin karâr üzre
Şu sehâb-î sefîd-i penbe-nümûn
Görünür ferş-i izdivaca nazîr
Âteşin câmesiyle bedr-i münîr
Şeklini arz eder senin Tomsun
Gözümün uçtu gitti tâb ü feri
Hâb-ı rahat gibi figan figan
Vechi dîdemden olmasın mı nihân
Ki değil merdüm-âşinâ o peri?
Kıldı hicran ikaamete me’nûs
Beni vahşî gibi yabanlarda
Gördüğüm rahatı çobanlarda
Belde halkında görmedim efsûs!
Oldu şeb-gîr zulmet-î hicran
Seyr edin kerHkeşân-ı eşk-i teri
Cisminin ayrı ayrı zerreleri
Yâd edip gün yüzün olur sûzân
Âşıkın muhrikaane güfteleri
Cismini eyler ol gülün lerzân
Gülnihâle nesîm olunca vezân
Nice tehzîz ederse berk ü beri
Ne füsun eyledi aceb devrân
İhtiyar etti meh-veşim seferi
Uçtu mânend-i-kevkeb-î seheri
Gün gibi her sabah olurken iyân
Âsumân ey fezâ-yı âyine-sâ
Mutlaka aks-i rûyudır – şu kamer
Sath-ı tâbânı ki verir zîver
Nerdedir nerde sevdiğim acebâ
Mesken oldu bana şu sahralar
Gezerim sû-be-sû tek ü tenhâ
Yerde, gökte beğendiğim eşya
Arz eder vechin eyledikçe nazar
Bana her zevkten gelir şîrîn
Elem-i hasret ü gam-î firkat
Ya visalinde bulduğum lezzet
Olunur mu lisân ile tebyîn?
Geceden berf-pûş olan eşcâr
Neşr-i envâr edince mihr-i cihan
Nitekim câmeden kalıp üryan
Eder evrakını bütün İzhâr
Açılır tal’atin görünce hemân
Kalb-i zârımdaki gam-î muzmer
N’ola kılsa vücûdumu en-der
Açılıp bağtaten şu hâk-istân?
Bir kıyâs olsa bu dil-î şeydâ
Şu akan nehrden musaffadır
Gam-ı hicran içinde peydadır
Bir neheng-î gürisnedir gûyâ
Fevt edip takatimle kuvvetimi
Nûş eder hûnumu revân benim
N’ola hâlim âmân âmân benim
Kime arz ey leyim şikâyetimi?
Aldığım nâme-yî siyâh-lika
Za’f ile çektiğim şu bâr-ı keder
Mutlak eyler beni adîm ü heder
Verse de nâmıma cihanda beka
Abdülhak Hamid Tarhan Şiirlerinden Örnekler
Bir Vaize Bir Mev’izeEy beşer çehreli hayvan, heyhat,
İlm ü irfan iledir zevk-l hayât.
Onu hiç kullanamazsan nâdân,
Neye vermiş sana nutku Yezdan?
Yoksa zâtınca hayâtın hükmü,
Ne olur bizce O Zât’ın hükmü?
Neye geldin bu cihâna, söyle?
Düşünüp durmak için mi böyle?
Kimseye fâiden olmaz şunda.
Ya niçin mâiden olsun bunda?
Maksadın görmedeyim azm-i cinân,
Ya niçin eylemedin terk-i cihan?
Âhirette arıyorsun her ân,
Burada yok mu sanırsın Rahman?
Nef’-i ukbâyı edersin tafdîl,
Buna mâni’ mi teâvün, tahsil?
Kisb-i dünyâya bulursun tezyîf,
Sana emr eyledi mi şer’-i şerîf?
Vatan ü milleti bilmem dersin,
Ya niçin kendine âdem dersin?
Halk için hubb-i vatan îmândan,
Sence şer’î mi değil hubb-i vatan?
Neye dersin, o diğer ma’nâdır,
Yâni mazmûn-i vatan ukbâdır?
Çünkü hep cennete gönlün meyyâl,
Ne İçin gaile-î ehl ü iyâl?
Vatani zahiri sevmezsin sen,
Ne demek hubb-ı mahall ü mesken?
Görürüm hâl ile kaalin medhûl,
Sence ahkâm-ı şerîat mechûl.
Sun’unu eylemiyorsun teslîm,
Bu mudur sence Huda’ya tâ’zîm?
İyi halk ettiği şey ukbâda,
Böyle va’z etmedesin efrada.
Bize hep kahrını ettin izhâr,
Bu mudur rahmet-i Hakk’ı ikrar?
İyiden hâlî ise rûy-i zemîn,
Nasıl ettin iyi şey’i tahmin?
Görmesen fark edemezdin kendin,
Onu dünyâda görüp öğrendin.
Öteden gelmediğin pek derkâr.
Ki bunu eyleyemezsin inkâr.
İnanır sözlerine mağbûnlar;
Hakk’a bühtan mı değildir bunlar?
Bir nefes tevbe kılıp abd-i hazîn,
Bunca isyanı ede afva karîn.
İyi fark etmez isek nîk ü bedi.
Bize eyler mi azâb-î ebedî?
Sözlerin hep o azaba dâir,
Anladık kahr eder, Allah kadir.
Sözü yok onda olan gufranın.
Yok mudur mağfireti Rahman’ın?
Azıcık ma’deletinden bahs et,
Lûtf ile merhametinden bahs et.
Olamaz, sen ne kadar haykırsan,
İntikam alması Hakk’ın kuldan.
Aldırır, gelmek için hak yerine,
Birinin sârim dîğer birine.
Bil ki Hallâk-ı Cihan rahmandır,
Her ne halk etmiş ise ihsandır.
Cümle âsârı güzeldir, hoştur;
Âleme boş dediğin pek boştur.
Yalınız âbid olaydı inşân.
Görülür müydü cihanda ümran?
Dediğin yolda gideydi her bâr,
Bulunur muydu bugünkü âsâr?
Âdem etmezse bina vü i’mâr.
Sen ne kâşane bulursun, ne mezar.
Bunda har şey’i desem şayandır.
Yaradan Hakk’sa, yapan İnsandır.
Medeniyyet ne, diyorsun, bilmem;
Medeniyyet yaşamaktır, sersem!
Hazret-î Âdem’i fikr et bârî,
Serde var mıydı anın destan?
Acebâ var mı imiş herkese sor,
Hazret-î Nûh zamanında vapor?
O zaman posteki, yaprak giyerek,
Meyve yoksa mazı, buğday yiyerek;
Galibâ olmadığından çok taş,
Ederek dâim ağaçlarla savaş;
Toprak altında bütün meskenler,
Kılarak tekne ve sallarla sefer;
Cezbe-yî cerbezenin müncezibi.
Senden örnekler alan zümre gibi,
Ba’zı âdetleri ya’nî görenek
Nev’-i hayvandan alıp öğrenerek,
Bunda imrâr-ı dem eylerler idi;
Sonunu onlara kim söyler idi?
Bir terakkî ile gitmiş her şey;
Ya’ni her âdet ü her söz, her re’y.
Sonra bulmuş bu kemâli âlem,
Eser-î kudret-i nev’-î âdem.
Kim çıkarmış yer içinden ma’den?
Neler olmuş, bak, o ma’denlerden!
Olamazdı dese bir ehl-i vukuf,
Volkan olmazsa maâdin mekşûf.
Meselâ saikalar Rahmân’ın,
Çâre-yî defi fakat inşânın.
Siper-î saika, seyyâle-i berk,
Hem de keştî-yi havaî bî-fark.
Mahv ü îcâd, eser-î Azze ve Celi.
Şübhe yoktur, gelir emriyle ecel.
Ya, demir yollara var mı diyecek?
Götürür şark ile garba yiyecek.
Gerçi Kudret’ten eder istimdâd,
Kılmış insan dahi çok şey îcâd.
Bunlar etseydi de mâzîde zuhur,
Kayb olup sonra olaydı mezkûr,
işitince ya inanmazdık biz,
Ya onun hepnlnn dardık mu’riz!
Bunların cümlesi el’ân meşhûd,
Cümlesi tecrübelerden mevcûd.
Eser-î gayret-i âdemdir hep
Servet ü rahat ü ikbâle sebeb.
Sen de İslâm’a dilersen hizmet,
Sa’y ile gayret ü ikdam öğret.
Halka bildirme bu dünyâyı kerih,
İlm ile ma’rifet eyle tenbîh.
Sence matlûb değilse rahat,
Bize çektirme azâb ü zahmet.
Düşünüp ömrümüzün gayetini
Nefsinin istememek râhatini,
Vatan ü milleti kılmak nisyân,
Kendi beytinde bulunmak mihmân,
Hep ibâdetle geçip rûz ü şebi,
Yine de gayrıdan olmak talebi;
Sence meşru’ ise bunlar, pek şâz,
Edemez kimse bu emri infaz!
Abdülhak Hamid Tarhan Şiirlerinden Örnekler
Makber
Eyvâh! .. Ne yer, ne yâr kaldı,
Gönlüm dolu âh ü zâr kaldı.
Şimdi buradaydı gitti elden,
Gitti ebede gelip ezelden.Ben gittim o hâksâr kaldı,
Bir kûşede târumâr kaldı.
Bâkî o, enîs–i dilden eyvâh!
Beyrût’ta bir mezâr kaldı.

Çık Fâtıma, lâhdden kıyâm et,
Yâdımdaki hâlime devâm et!
Ketmetme bu râzı, söyle bir söz,
Ben isterim âh öyle bir söz! ..

Güller gibi meyl-i ibtisâm et,
Dağ-ı dile çâre bul, merâm et! ..
Bir tatlı bakışla, bir gülüşle
Eyyâm-ı hayâtımı tamâm et! ..

Yâ Rab, öleyim mi neyleyim ben? ..
Ayrı yaşayım mı sevdiğimden? ..
Verdin bana böyle bir mûsibet,
Ettin beni düşmen-i muhabbet.

Ya bir kulu sevmiyor musun sen? ..
Ya böyle bir ölüm değil mi erken? ..
Hiç bulmamak üzre gâib ettim,
Mecnun gibi ben onu severken.

Her yer karanlık pür-nûr o mevkî? ..
Mağrib mi yoksa makber mi yâ Râb!
Yâ hâbgâh-ı dilber mi yâ Râb,
Rüyâ değil bu ayniyle vakî.

Kabrin çiçekten bir türbe olmuş,
Dönmüş o türbe bir haclegâhe,
Bir haclegâhe dönmüşse türben
Aç koynunu aç maşukânım ben.

Sen öldün, ölüm güzel demektir,
Ölsem yaraşır gamınla her gün.

Yorum yapın