Gentile Bellini Fatih Sultan’ı Çizen Ressam

Gentile Bellini Fatih Sultan Han'ın Resmini Çizen Ressam

Eserin Adı: Fatih Sultan Mehmet
Yapım tarihi: 1480
Orijinal Ebadı: 69,9 × 52,1 cm
Tekniği: Tuval Üzeri Yağlıboya
Bulunduğu Yer: National Portrait Gallery, / Londra – İngiltere

Gentile Bellini (1429-1507), Rönesans döneminde Venedik’te yaşamış İtalyan bir ressamdır. 1478’de Venedik Cumhuriyeti tarafından Fatih Sultan Mehmet’in portresini yapmak üzere İstanbul’a gönderilmiştir.

Kalaşlar-Büyük İskender’in Torunları

Kalaşlar-Büyük İskenderin Torunları

Pakistan’ın kuzeyinde Afganistan sınırında yaşıyorlar. Mavi gözlü sarı saçlı bu insanların burada işi ne merak ettiniz mi…Pakistan’ın kuzeyinde, Afganistan sınırında yaşayan Kalaşlar ne fiziksel görünüşleri ne de gelenekleri ile komşularına benziyor. Çünkü onların geçmişi çok uzaktan, Makedonya’dan bu topraklara gelen büyük İskender’in ordusuna dayanıyor.

Büyük İskender, en büyük hayali olan Asya’nın fethi için ikinci adımı, bundan 2 bin 300 yıl önce atmıştı. Daha önce Persler’i yenen, Anadolu, Ortadoğu ve İran’ın fethini tamamlayan İskender’in yeni hedefi Hindistan’dı.

Biyolojik, Kimyasal ve Nükleer Silahlardan Korunma

Biyolojik, Kimyasal ve Nükleer Silahlardan Korunma

Biyolojik Silahlar

Biyolojik silahlar, yöneldiği insanlarda bulaşıcılık ve hastalık yapma yetenekleri olan bakteriler, parazitler, mantarlar, protozoalar, riketsiyalar, virüsler ve toksinlerdir. Biyolojik silahların kitleleri imha edici özellikleri yanında diğer özellikleri, kolay ve ucuza elde edilmeleri, etkilerinin kalıcı ve giderek artıcı olması, kullanım kolaylıkları ve özellikle kullanıldıklarının geç farkına varılmalarıdır. Nükleer silahlar en güçlü olan kitle imha silahlarıdır. Ancak, malzemelerini bulmak zordur. Kimyasal maddelerin çoğunu üretmek için basit bir teknoloji yeterlidir, fakat kitlelere zarar verebilmeleri için büyük miktarlara gereksinim vardır. Biyolojik silahlara gelince, bulunması ve silah haline getirilmesi daha kolaydır.

Maruf-i Kerhi Hakkında Bilgi

Maruf-i Kerhi Hakkında Bilgi

Bağdat’ın Kerh mahallesinde doğdu . Sâmerrâ yakınındaki Kerh-i Bâceddâ veya Şehrizor civarındaki Kerh-i Cüddân’dan olduğu da kaydedilmektedir (Yâkūt, IV, 255). Hıristiyan veya bir rivayete göre Vâsıtlı Sâbiî bir ailenin oğlu olan Ma‘rûf’un çocukluğunda ailesi tarafından hıristiyan bir hocaya teslim edildiği, teslîs inancına karşı çıktığı için hocası kendisini dövünce ailesini terkedip kaçtığı, yıllar süren bu ayrılığı sırasında sekizinci imam Ali er-Rızâ ile karşılaştığı, onun vasıtasıyla müslüman olduğu, eve döndüğünde evlât hasretiyle

Tasavvuf Edebiyatı Hakkında Bilgiler

Tasavvuf Edebiyatı

Tasavvuf “sufi olma, sufiye yolunu izleme” demektir. Tasavvuf ehline mutasavvıf ya da sufi denir. Tasavvuf edebiyatı ise tasavvufla uğraşan kişilerin ortaya koyduğu ürünleri kapsayan edebiyat türüdür. Halk edebiyatının “Tasavvufi Halk Edebiyatı” türü 12’nci yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı.[1] Konusu Allah’a ulaşmanın yolları, ahlak ve nefsin terbiyesidir. Anadolu’nun bu alandaki ilk ve en ünlü şairi Yunus Emre’dir.

Genel Özellikler

[2] Anadolu’da 19’uncu yüzyıla değin çeşitli tarikatlarla gelişen bu edebiyat geleneğinin sürmesinde en önemli rolü Alevi-Bektaşi ve Melami-Hamzavi şairler oynadı.

Kargaların Zekasını Birlikte Sorgulayalım

Kargaların Zekasını Birlikte Sorgulayalım

Bilim adamları uzun süredir kargagillerin ; kuzgunlar, kargalar ve saksağanların neden bu kadar zeki olduklarından şüphe duymaktaydı. Bugün Tübingen’ den nörobiyolog Lena Veit ve  Profesör Andreas Nieder kargaların stratejik davranışlar için nasıl zeki davranışlar geliştirdiğini gösterdi.

Nature Communications dergisinde yayınlanan sonuçlar kargaların kuş beyinli olmadığını gösterdi. Davranışsal biyologlar, bu hayvanları alet yapıp kullanabildiklerinden dolayı bu hayvanları “tüylü primatlar” olarak adlandırıyor. Ayrıca kargalar büyük alana yayılan beslenme bölgelerini hatırlayabiliyor ve diğer kargaların davranışlarına uygun davranış planı yapabiliyor. İşte kargalardaki bu yüksek zeka düzeyi diğer kuşlardaki temel beyin oluşumundan oldukça farklı gelişmiş. Sanki bir memeli ya da primat beyni gibi…

Rasputin Hakkında Bilgi

Rasputin Hakkında Bilgi

Grigori Yefimoviç Rasputin 22 Ocak 1869’da, Ural Dağları’nın yakınındaki Pokrovskoye köyünde doğdu. Babası Yefim Yakoviç ve annesi Anna Vasiliyevna, çiftçilerdi. Köyün önde gelen şahıslarından sayılan ailesi kendi topraklarına sahipti. Ufak yaşlardayken 2 kardeşinin boğularak ölmesi Rasputin’i oldukça etkiledi. Okuma-yazma bilmeyen Rasputin, 1886’dan 1901’e kadar 15 sene boyunca Rusya’da gezip her yerde vaazlar verdi. En uzak yolculuğunda, Yunanistan’ın Athos Dağı’na kadar gitti.

Dünyadan En İlginç Bilgiler

Dünyadan En İlginç Bilgiler

Dünyanın En:

  • Yüksekten akan şelalesi: Venezuella’da bulunan Angel Şelalesi’dir. 807 metre yükseklikten akmaktadır.
  • Soğuk yeri: Vostock II- -89,2 C
  • Alçak yerleşim yeri: Calipatria, Kaliforniya, ABD -deniz seviyesinin 54 mt. Altında
  • Şiddetli depremi: 22 Mayıs 1960’da Güney Şili’de 9,5 Richter ölçeğinde meydana gelmiştir. Sekiz yanardağ patlaması olmuş, deprem sırasında oluşan tsunami, Pasifik Okyanusu’nu aşarak Hawaii ve Japonya’ya kadar etkili olmuştur.
  • Sıcak yeri: Libya’da El-Aziziya’dır.

Hava Muhalefetinden Korunma Yolları

Hava Muhalefetinden Korunma Yolları

Buzlanma ve Don Olayından Korunma

Ağır kış şartları, şiddetli kar yağışı, kuvvetli ve hamleli rüzgarlarla birlikte dondurucu hava şartları oluştuğunda Buzlanma ve Don olayları meydana gelir ve Meteoroloji bu durumu uyarı olarak yayımlar. Ayrıca hava sıcaklığının 0 °C’nin altına düşmesi sonucu donan yağmur, donan çisenti veya sulu sepken tipi meteorolojik olaylar yollar, caddeler, ağaçlar, binalar ve kablolar (elektrik, telekomünikasyon) üzerinde buz tabakası oluşturmaktadır.

Yerel yöneticiler ve ilgili kurumlar meteorolojik uyarıyı dikkate almalıdır. Soğuk havanın rüzgarla birlikte insanlar, hayvanlar ve bitkiler üzerinde üşütücü ve dondurucu etkisi vardır. Dikkatli olunmalıdır. Bitkilerin mevsime bağlı olarak kritik düşük sıcaklık eşikleri vardır. Bu sıcaklıklar dikkate alınmalıdır.

  • Don ve Buzlanma Başlangıcı: Hava sıcaklığı 0 °C’nin altına düştüğünde
  • Kuvvetli Don ve Buzlanma: Hava sıcaklığı <= – 5 °C – <- 10°C
  • Çok Kuvvetli Don ve Buzlanma: Hava sıcaklığı <= – 10°C

Şah İsmail ile Sultan Selim’in Mücadelesi

Şah İsmail ile Sultan Selim'in Doğuda MücadelesiProf. Dr. Remzi KILIÇ

Giriş:

XVI. Yüzyıl başlarında, Osmanlı Devleti’nin başında Sultan I. Selim (1512-1520) bulunmaktaydı. 23 Ağustos 1514’de Çaldıran’da Safevî Şah İsmail’i (1501-1524) mağlup ederek, önce Orta ve Doğu Anadolu’yu, sonra da Güneydoğu Anadolu’yu 1515-1517 yıllarında Osmanlı Devleti’ne katmayı başarmıştır. Diyarbakır ve çevresinin Osmanlı-Türkleri tarafından hakimiyet altına alınması, Sultan Selim’in takip ettiği doğu siyasetinin bir sonucudur. Sultan Selim, Anadolu’yu tamamen hakimiyeti altına almak ve Şiilik tehdidinden korumak istiyordu. Ayrıca, Anadolu’nun her bakımdan birlik ve beraberliğini, güvenlik ve asayişini sağlamak düşüncesinde olan Sultan Selim, Sünnî anlayışı benimseyen Diyarbakır ve Güneydoğu Anadolu halkının Safevî Devleti idaresine girmesini istememiştir.

I. Selim, Şah İsmail’i Çaldıran’da mağlup ettikten sonra Tebriz’e girmiş, Akkoyunlu Devleti’nin Diyarbakır’dan sonra ikinci başkenti olan bu şehirde bir müddet kalmıştı. Sultan Selim, Çaldıran seferinden sonra İstanbul’a hemen dönmeyerek, kış mevsimini Amasya’da geçirmiş ve ilkbaharda tekrar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya kuvvetler göndermişti. Sultan Selim, Amasya’dan Çaldıran seferinde yanında bulunan Şeyh Hüsamettin oğlu İdris-i Bitlîsî’yi, Urmiye Gölü’nden Malatya’ya ve Diyarbakır’a kadar uzanan bölgeyi Şah İsmail’e karşı, Osmanlı Devleti’ne bağlanmasını teşvik etmek için Doğu Anadolu’ya yollamıştı

Güneydoğu Anadolu, Akkoyunlu Türkmenleri elinden Safevîler yönetimine geçmiş bulunuyordu. Diyarbakır başta olmak üzere bölgenin nüfus çoğunluğu Türkler ’den oluşmaktaydı. Yüzyıllardan beri kuşaktan kuşağa Türkler ile meskun olan bu bölgede dağınık halde bulunan Sünnî Kürtler de vardı. Şah İsmail, kendisini Akkoyunlu Türkmenleri’nin vârisi sayarak bölge üzerindeki emellerinden vaz geçmemişti. Hakimiyet ve otoritesini göstermek için Güneydoğu Anadolu’daki Kürt beylerinin bir kısmını tutuklatarak varlıklarına son vermişti. Stratejik önemi olan Diyarbakır’a ise, Çaldıran’da kendisi uğruna savaşırken öldürülen Ustacalu Mehmed’in kardeşi Kara Han’ı göndermişti. Sultan Selim, bu gelişmelerden kendisi gibi rahatsız olan Sünnî Kürt beyleri ile Mevlanâ İdris-i Bitlîsî marifetiyle temasa geçerek görüşmüş ve Diyarbakır ve Güneydoğu Anadolu’nun Safevîler eline bırakılmayacağına karar vermiştir.