Ey Benim Yangınım

Ey Benim YangınımEy Benim Yangınım…!
Yüreğimi Alev Alev Yakan En Güzel Duâm’sın Avuçlarımdan Çıkan.
Sen Cansın Canansın Yüreğimin Hüzün Dolu Ruhuma Bir Neyin Sesi Gibi, İşleyen Nefessin.
Ey Yâr…!
Sen Üfledikçe Yüreğimden Kopan, Şiirlerimdeki, Yanmış Yüreğimin, Yankılanan Sesisin. Sen Hira Gibisin, Erciyes Gibisin.
Sen Gözlerimden Damlayan Kızıl Renkli, Yüreğimin Çölüne Yağan Yağmur Gibi Aşk Kokan Göz Yaşımsın….
Ey Benim Aşkını Rabbimde Bulduğum, Yansımasını Sende Gördüğüm Gizli Mabedim, Sen Benim Yüreğimin Dilediği En Güzel Duâm’sın….
Sen Yüreğime “Aşk” Diye Dokunan, Sen Aynadaki Yansıyan
Yüzüm, Ahiretime Yazılan Maşuğum, Senin Yüreğinden Başka Gidecek Yok Benim Yerim.

İstanbulun Fethinde Kullanılan Sancak

İstanbulun Fethinde Kullanılan Sancak

Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbulun Fethinde Kullandığı Sancak

Feth-i Mübin’in 564. Yıl Dönümü Mübarek Ola

Feth-i Mübinin 564. Yıl Dönümü Mübarek Ola

“Kostantîniyye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır! Onu fetheden askerler ne güzel askerlerdir!”

(SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)

Atlıların, Alnındaki Secde İzini Takip Ederek, İlk hucumda Nefsin Kalesini Yıktığı FATİH, Denizin Hırkasından O Karanlık Gemileri Kolay Bir Düğme Gibi Çözüp Atan,
Her Sözcüğüyle Düşman Toprağının Dizlerini Titreten, Her Duasıyla İstanbul’un Gönlünü Gülümseten FATİH, Sen Yinede Bizi Ve İstanbul’u Bıraktığın gibi Hatırla, Cennette Müjdelendiğin O Güzel Makam Şimdi Seni Bekliyor…

Bugün İstanbulun Fethi
Osmanlı’nın tarihe adını yazdırması tüm dünya tarafından surları yıkılması imkansız sayılan konstantinapolis’in

İsmi Yüreğimde Saklım

İsmi Yüreğimde SaklımEy Yâr…!
İsmi Yüreğimde Saklım, Öyle Yanlızlığa Büründü Kalbim, Yıllarca Hergün Özenle Yazdığım Herkesten Sakladığım Aşk Günlüğüm….
Sende Yaz Beni, Adı “Aşk” Olsun.
Sevgi Koksun, Muhabbet Koksun İçinde. Birde Gül Çizmeyi Unutma…!
Ey Dalga Dalga Köpük Köpük Sol Yanıma Vuran Yâr. Şiir Kokulum Sana Dair Yazdığım Şiirler Siyanür İçeriyor Sanki Yavaş Yavaş Zehirleniyorum. Alışkanlık İşte, Ne Yapıyım…..
Hangi Mevsimde Sevdin Diye Sorma, Her Mevsimde Sevdim Seni. Yüzün Güldü, Güller Açtı BAHAR Diye Sevdim. Hüzünlendim Yaprak Döktü Yüreğim SON BAHAR Diye Sevdim. Üzüldük Ağladık Buz Kesti Yüreğimiz, KIŞ Diye Sevdim Seni Yâr….
Düştüğümde Kalkmayı Öğrendim,

Dinimizde ve Kültürümüzde Lale

Dinimizde ve Kültürümüzde Lale

“Allah”  ismi, elif, lâm ve he harfleri ile yazılmaktadır. Bu harflerin Osmanlıda kullanılmış olan ebced hesabı ile sayı değeri 66’ya tekabül etmektedir. Lâlenin de, lâm, elif ve he harfleri ile yazılmasında, aynı sayıya ulaşılmaktadır.

Bu, yaradanın yarattığında tecellisi şeklinde ifade edilmektedir. Edebiyatımızda tasavvufta ve İslam inancında Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (a.s.) , gül ile ve Allah (c.c.) , da Lâle ile sembolize edilmektedir. Lâledeki bu üç harf, aynı şekilde “hilâl” kelimesinde de vardır ve yine ebced hesabında 66 sayısına tekabül etmektedir. Hilâl

Allah Teala Buyurdu ki…

Allah Teala Buyurdu ki...Allah Teala buyurdu ki;
Kullarım arasında öyleleri vardır ki, onların imanları ancak fakirlikle düzelir. Eğer onlara zenginlik verirsem, bu durum onların (imanlarının) bozulmasına yol açar.
Kullarım arasında öyleleri vardır ki, onların imanları ancak zenginlikle düzelir. Bunlar fakirliği düştükleri zaman imanları da bozulma tehlikesine girer.
Yine kullarım arasında öyleleri vardır ki, imanları ancak sağlıklı olmakla yoluna girer. Bunlara hastalık versem, onların bozulmasına sebep olur.
Kullarım arasında öyleleri de var ki, ancak hastalık ile imanları selamete erer. Bunlara sıhhat verdiğimde, bu durum bozulmalarına neden olur.
Kullarımdan bazıları ibadet yoluna girip abidlerden olmak isterler. halbuki ben,

Ey Gönlümün Mihmandarı

Ey Gönlümün MihmandarıEy Gönlümün Mihmandarı….!
Ey Benim Yaradılışım, Aşkını Kaybetmiş Maşukunu Arayan Sevdam. Kimin Göğüs kafesinden Geldiysen Ona Gel….
Bilki Gönlündeki Parçasını Arayan Ben….
Sende Beni Ara,
Yüreğimdeki Boşluğu Doldur. Eksikliğini Tamamla. Neredeysen Gel, Elinle Koymuş Gibi Bıraktığın Yerdeyim.
Ey Gönlümüm Mihmandarı…!
Gel Be Gök Yüzüm, Gel Ey Can, Bitsin Artık Bu Özlem, Dinsin Artık Bu Hüzün Yağmurlar Sussun İnce İnce Ağlamaktan, Dağılsın Artık Kara Bulutlar. Gel Artık Sahibi Olduğun Yüreğime Gel…
Ey Gönlümün Mihmandarı….!
Sevdamın Nasip Yağmurundan Gönlüme Düşen Tek Damlam…

Ramazan için 40 Nasihat

Ramazan için 40 Nasihat

Ramazan icin 40 Nasihat..

1-Cok konuşmayı bırak..
2-Allahı bol tefekkür et..
3-Çok yemeyi bırak..
4-Çok uyumayı bırak..
5-Mecbur olmadıkça dışarıya fazla çıkma
6-Arkadaslarınla cok buluşmayı bırak..

Necip Fazıl Üstadı Rahmetle Anıyoruz

Necip Fazıl Üstadı Rahmetle AnıyoruzNecip Fazıl Kısakürek’in ÖlümYıldönümünü Seneyi Devriyesinde Saygıyla ve Rahmetle Anıyoruz.Mekanı Cennet Olsun İnşallah….

“Öz yurdunda garip öz vatanında parya” konumuna düşürülmek istenen Müslüman Anadolu milletini, ruh köküne sahip çıkmaya çağıran ve unutturulmak istenen İslam davasının sancaktarlığını yapan Üstad Necip Fazıl, fikirleriyle çağın nabzında atmaya devam etmekte.

Buerger Hastalığı

Buerger Hastalığı
Tromboanjitis obliterans (TAO) olarak ta bilinen Buerger hastalığı orta ve küçük çaplı atar ve toplar damarlarda sigaraya bağlı olarak gelişen tıkayıcı damar hastalığıdır. Hastalık daha çok ayaktaki ve koldaki damarlarda tıkanıklığa yol açarak ağrılı yara ve gangrenlere yol açar. Damarlar bir çeşit iltihabı pıhtı ile tıkanır ve özellikle parmaklara giden kan akımını azalır ve sonuçta parmaklarda şiddetli ağrı, bir türlü iyileşmeyen yaralar ve kangren ortaya çıkar. Buerger hastalığının nedeni tam olarak bilinmemektedir.

Buerger hastalığının en önemli sonucu sürekli ağrı ve kangrenler nedeni ile uzuv kaybı yada kesilmesidir. Ayaklardaki yaralar hastaların %70 e yakınında olur. Hastaların dörtte birinden fazlasında bacak yada ayak kesilmesi gerekmektedir.