Tövbe-i Nasuh

Tövbe-i Nasuh
Büyük arif Ebu Talib el-Mekkî (k.s) 386/996) tasavvuf ve ahlâk sahasında yazdığı “Kutu’l-Kulub” isimli meşhur eserinde der ki:
“Kulun, tövbesinin tam olarak gerçekleşmesi, Allah’a dönüşünün güzel olması ve günahları iyiliklere çevrilen kimselerden sayılması için, gerçekten eski hâlini değiştirmesi ve yeni hayatı benimsemesi gerekmektedir. Eğer insandaki bu değişme dünyada olursa, kötü ameller iyi amellere çevrilmektedir. Bunu şu ayetten anlıyoruz:
“Gerçek şu ki insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez.” Ra’d, 13/11
Demek ki insanlar, içlerindeki bir kötülüğü iyiliğe çevirdiklerinde, kötü halleri iyiliklere çevrilmiş olur ve bu durumda şu ayetin müjdesi gerçekleşir:

Halid Bin Velid – Allahın Kılıcı

Halid Bin Velid - Allahın Kılıcı

Allahın kılıcı lâkabı ile tanınan kumandan Sahâbî.
Hâlid bin Velid, Kureyş arasında süvâriliği ve askerliği ile tanınırdı. Bedir ve Uhud savaşlarında henüz Müslüman olmadığından düşman birliklerinden birinin kumandanıydı. Hudeybiye’de de düşman tarafında idi.Kardeşi Velid, Bedir’de esir edildi. Fidye karşılığında serbest bırakılıp, Mekke’ye dönünce, îmâna geldi ve tekrar Medîne’ye döndü. Oradan, Hazret-i Hâlid bin Velid’in Müslüman olması için, teşvik edici mektuplar gönderdi. Resûlullah efendimiz de teşvik edici sözler söyledi.

İslâma meyli arttı
Hâlid bin Velid, Peygamber efendimizin sözlerini haber alınca, İslâma meyli arttı. Peygamberimizin yanına gitmek için hazırlandı. Bu durumu kendisi şöyle anlatıyor:
“Allahü teâlâ, benim hayrımı dilediği zaman, kalbime İslâmiyet sevgisini düşürdü. Beni, hayır ve şerri anlayacak hâle getirdi. Kendi kendime dedim ki:

Dombıra Nedir?

Dombıra Nedir?

Dombıra nadiren Türkiye’de, yaygın olarak Tataristan, Çin gibi Türklerin yaşadığı tüm ülkelerde ve en çok Özbekistan, Tacikistan, Kazakistan, Afganistan gibi orta asya ülkelerinde yaygın bulunan kadim bir telli çalgıdır. Tezeneli çalgılar grubuna dahildir. Dombıra orta asyanın diğer kadim telli çalgılarıyla ortak özelliklere sahiptir.Armudi bir teknesi, çam ağacından göğsü ve perdeli sapıyla küçük bir dutarı andırır. Boyu 80- 100 cm kadardır. Abay ve cambıl dombırası olmak üzere iki türü vardır. Şertpe ve tökpe adları altında iki türlü çalım tekniği vardır. Şertpe tekniğinde sağ elin ayası göğüse dayanarak işaret parmağı ile vurma ve çekmelerle çalınırken, tökpe tekniğinde sağ el bilekten hareket ederek ve bütün parmaklar kullanılarak çalınır. Ses aralığı bir tel üzerinde bir buçuk oktavdır. Dörtlü ya da beşli aralıkla akortlanır.

Hayvanlardan Gelen Şifa

Hayvanlardan Gelen Şifa

Onların anlatımlarına göre hayvanlar üzerinde de otlar kadar çok çalışma ve araştırma yapılsa daha birçok hayvanın şifalı yönleri ortaya çıkabilir. Yani bu konuda büyük bir bilimsel açık bulunuyor. Mesela karınca yumurtası yağı İran’daki karınca çiftliklerinden getirtiliyor. Osmanlı döneminde harem cariyelerince ve Uzakdoğu kadınlarınca yaygın olarak kullanılmıştır. Vücut tüylerini azaltmakta kullanılır, tüyler alındıktan sonra uygulanmaktadır.

Peki anne sütüne en yakın süt olarak bilinen eşek sütünün eski zamanlarda hasta çocuklara ve veremli hastalara şifa olarak içirildiğini hiç duydunuz mu? Deve sütü de vitamin ve protein deposu olarak biliniyor. Zira deve sütü inek sütünden üç kat daha fazla C vitamini ve 10 kat fazla demir içerir, B vitamini ve magnezyum açısından da son derece zengin.
Üstelik uzmanlar, ilerleyen yıllarda eşek sütü ticaretinde ciddi bir pazar oluşacağını düşünüyor. Artık bu eski buluşlar gün yüzüne çıkınca tavuk (yumurta) ve ineğin (süt) pabucu dama atılacak. Ülkemizde otlarla ilgili çalışmalar yapan fitoterapistler hayvanlarla ilgili ürünler üzerinde de çalışıyor.

Çırpınırdın Karadeniz’in Mimarı Ahmet Cevat

Çırpınırdın Karadeniz'in Mimarı Ahmet Cevat

Azerbaycan Edebiyatı içerisinde şiir alanında tanınan, Türkiye’deki şiir akımının da etkisi altında kalan ve dönemin bütün heyecanlarını üzerinde toplayan Ahmet Cevat’tır.

Türkiye’de öğrenim gören Azerilerin Ahmet Cevat üzerinde önemli etkisi olur. Ahmet Cevat adını, aynı dönemde Türkiye’de yaşamış olan dilbilimci Ahmet Cevat (Emre) den almıştır.

5 Mayıs 1892’de Gence’de doğan Ahmet Cevat, küçük yaşta yetim kaldığı için ağabeyleri okutur. 1912’de okulu çok iyi dereceyle bitiren Ahmet Cevat öğretmenlik yapmaya başlar. Azerbaycan milli kimliğinin oluşması için

Beton Arabası ile Otomobil Çarpışırsa (9 Fotograf)

Çin’de bir kadın otomobil ile beton kamyonuna çarpınca ,kurtarıcı ile kurtarmak haricinde 45 dakika da betonunu esaretinden kurtulmaya çalıştı. Neyse ki kadın bu kazayı hafif sıyrıklarla atlattı. Resimleri izleyelim…

Beton Arabası ile Otomobil Çarpışırsa(9 Fotograf)

Mihmandarlık Eski Bir Gelenek

Mihmandarlık eski bir gelenek

Bazı İslâm devletlerinde resmî misafirleri ağırlamakla görevli memur.
Farsça mihmân (misafir) ve dâr (sahip olan) kelimelerinden meydana gelen mihmândâr “misafir ağırlayan kimse” demektir. Osmanlı kültüründe bu tabir, Medine’ye hicretinde Resûl-i Ekrem’i yedi ay kadar evinde misafir eden Ebû Eyyûb el-Ensârî için “mihmândâr-ı nebî” (mihmândâr-ı Peygamberî) şeklinde bir unvan olarak da kullanılmıştır. Kelime bugün daha çok dışarıdan yurda gelen ziyaretçileri karşılamak ve burada kalacakları süre içinde kendilerine yardımcı olmakla görevli kişileri ifade etmektedir.

Varoluş Hakkında Ufak Bir Gösteri

Bu aslına hep gördüğümüz ama farkına varamadığımız varoluşun ağır çekimde ve muazzam güzellikte ki belgeselini izlemeye doyamayacaksınız.

Sitemizden video gösterimleri artık yapılmadığından video kaldırıldı.

Yavuz Sultan Selim Sözleri

Yavuz Sultan Selim Sözleri

* “Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.”
* “Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzan; Beni bir gözler-i âhûya zebun etti felek.”
* Yavuz Sultan Selim Han Mısır’ı fethedip, hilafeti esaretten kurtarınca, alışkanlıkla kendisine de Sultanül-haremeyn diyen hatibi susturup;
* “Benim için, o mübarek makamların hizmetçisi olmaktan daha büyük şeref olamaz. Bana Hadimül-haremeyn (Kutsal yerlerin-Mekke Medine- Hizmetçisi) deyin” buyurmuştur.
* “Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar.”
* “Devletleri yıkan tüm hataların altında nice gururun gafleti yatar.”
* “Biz bunca meşakkate alkış uğruna katlanmadık, halis niyetimiz rızayı ilahidir.”
* “…Ben Allah’ın (c.c.) emirlerini yerine getirmek, zulüm görenlere yardım etmek için zırh giydim, kılıç kışandım!”

Hayattan Şikayetçi olmak

Yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir.  Yaşlı usta,çırağının hayatındaki her şeyden  şikayetçi olmasından bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu,bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar. Tadı nasıl? diye soran yaşlı adama öfkeyle acı diye cevap verir. Usta kikirdeyerek çırağını kolundan tutar ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyler. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken, usta aynı soruyu sorar:Tadı nasıl? Ferahlatıcı diye cevap verir genç çırak.Tuzun tadını aldın mı?