Devamı var:2013'ün Bilimsel Olayları

7) Asal sayıların gizi çözülüyor

Sadece kendisi ve 1 sayısına bölünebilen 1’den büyük pozitif tam sayılar olarak tanımlanan asal sayılar, matematiğin atomları gibidir. Bütün sayılar bu yapı taşlarının çarpımı sonucu elde edilir. Peki asal sayılara bir sayı ilave ederseniz ne olur? Veya, tam tersi bir sayı ne zaman asalların toplamı olur? Matematikçiler yüzyıllardır bu soruların yanıtını bulmaya çabalıyor.

Mayıs ayında o güne dek adı duyulmamış bir matematikçi olan New Hampshire Üniversitesi’nden Yitang Zhang, bu güne dek ispatlanmamış “ikiz asal varsayımı” çözümünün ilk basamağını çözdü.

İlginç olan aynı gün Ecole Normale Superieure’dan Harald Helfgott, asal sayılarla ilgili bir diğer “belalı” problemin çözümüne giden bir adım attı.

Zhang ve Helfgott, asal sayılarla ilgili iki zor problemi bütünüyle çözmemiş olsalar da geleceğim matematikçilerin elini güçlendirmiş oldular.

8) Fiziğin geleceğini şekillendiren buluş

Fizikçiler uzun süredir atom altı parçacıklarının çarpışması sonrası neler olacağını anlamakta zorlanıyordu. Onlarca yıldır bunu anlamak için ellerindeki en iyi seçenek Feynman diyagramlarıydı. En basit senaryo için bile bu yöntem, sayfalar dolusu çizim ve denklem gerektiriyordu. 2004 yılında ortaya atılan yeni bir bilgisayar yöntemi çarpışmayı tanımlamaya yarayan kâğıt-kalem çalışmalarını büyük ölçüde azalttı. Bu yıl Princeton Üniversitesi’nden fizikçi Nima Arkani-Hamed, kuantum hesaplamalarını kolaylaştırmak için formülleri inceledi ve yalnızca kalem ve kâğıt kullanarak yeni bir geometrik şekil yarattı. Amplitudehedron adı verilen bu şekil evreni görmenin yeni bir yolu olduğunu gösteriyor. Arkani-Hamed bu şekli “bebek örnek” olarak nitelendiriyor ve yeni bir fiziğin yaratılmasında “sıfır noktası” olduğunu kabul ediyor. Şimdilik amplitudehedron bu yeni dünyanın neye benzeyeceğinin ipuçlarını veriyor.

9) Genetik testlerin maliyeti azalıyor

ABD’de Yüksek Mahkeme, gen araştırmalarının sonucunda bazı genlere patent verilmemesi gerektiğine karar verdi. Bu kararın sağlık sektörüne yansımaları farklı olacak. Örneğin patentli testler çok pahalı olduğu için hastaların testlere erişimi kısıtlanıyor.

Son birkaç on yıldır DNA moleküllerine 40.000 patent hakkı verildi. Ancak bu patent verme süreci geçen yaz, Yüksek Mahkeme’nin yeni bir kararı ile farklı bir noktaya getirildi. Söylenmeyen miktarda DNA patentleri artık geçersiz sayılacak, çünkü doğal olarak oluşan DNA dizilimleri için patent başvurusu artık yapılamayacak. Bu karar bilim insanları ve doktorlara büyük avantajlar sağlarken, biyotek ve ilaç sanayilerinin elini zayıflatacak.

Kaldı ki bugüne dek verilen patentlerin süresi 20 yıl olduğuna göre yakında patentlerin çoğunun süresi dolacak.

Bu arada insanın genom haritasının çıkartılma maliyetinin düşmesi tek bir genin ayrıştırılmasına gerek bırakmıyor. Örneğin meme kanserine yol açan BRCA genlerini araştıran patentli testlere talep azalıyor.

10) Buzun altında hapsolmuş yaşamlar

Ocak ayında klimatolog Vladimir Lipenkov Antarktika’da 15 milyon yıldır buzun kilometrelerce altında bulunan Vostok Gölü’nden örnekler alarak içindeki yaşam belirtilerini araştırdı. Mart 2013 tarihinde alınan örnekte yeni bir bakteriyel DNA bulundu. Ancak örneğin karosen delme sıvısı ile kirlenmiş olduğu ortaya çıktı.

Ocak ayında ayrıca bir Amerikalı ekip Antarktika’da buzların altındaki başka bir göl olan Whillans Gölü’nden örnek almayı başardı. Bir çay kaşığı örnekte 450.000 bakteriyel hücre buldular.

Bilim adamlarının bu zor koşullarda yaşam şekillerinin peşine düşmelerinin nedeni, başka dünyalarda ne tür bir yaşamla karşılaşabilecekleri konusunda fikir sahibi olmak

11) Beyindeki devreleri netleştiren teknik: CLARITY

İnsan beyninin yapısını haritalandırmak göz korkutan bir uğraştır. Milyarlarca hücre milyarlarca bağlantı oluşturur ve düğüm olmuş fiberlerin izini sürmek müthiş bir emek ve zaman ister. Stanford Üniversitesi’nden nörobiyolog Karl Deisseroth’un geliştirdiği CLARITY adını verdiği tekniği, beyin dokusunu saydamlaştırırken yapısını bozmamayı başarıyor. Nature’ın Nisan sayısında yayımlanan yöntem, bütün bir fare beyninin üç boyutlu yapısını mikroskobik ayrıntılarıyla incelenmesine olanak tanıyor.

Deisserıth bu tekniğin otizm gibi nörolojik ve psikiyatrik hastalıklardaki hasarlı bağlantıların ortaya çıkartılmasına olanak sağlayacağını söylüyor.

12) Laboratuvar kabında üretilen et

Ağustos ayında çok sayıda bilim insanı uzun süredir üzerinde çalıştıkları yapay eti nihayet yenebilecek hale getirdiler.

İki donör inekten alınan doku örneğinden ayrıştırılan kök hücreler, laboratuvar kabında jöle benzeri büyüme malzemesi içine yerleştirildi. Zaman içinde hücreler bölünerek kas fiberleri haline geldi. Ancak etin tadına bakanlar bunun ancak baharat ve sos ilavesiyle yenebileceğini belirtiyor.

Gezegenin pek yakında et talebini karşılamayacağına dikkat çeken çevreciler, laboratuvarda üretilen eti “her derde deva” bir çözüm olarak değerlendirdiler. Ne var ki bu etin endüstriyel ölçekte üretilip üretilemeyeceği henüz bilinmiyor. Bu olası bile olsa, etin raflardaki yerini alması 20 yılı bulacak.

13) Sıcaklık genetik değişikliğe yol açıyor

Genetik değişikliğin, kuşaklarla ölçülebilen yavaş bir süreç olduğunu düşünürüz. Ancak Haziran ayında yayımlanan bir çalışmaya göre bir popülasyon sıcaklık değişikliklerine günlerle ölçülebilecek bir süre içinde uyum sağlayabiliyor. Bunun için genomunu yeniden yapılandırabiliyor.

Kuzey İspanya’da bir grup bilim insanı bir cins sinek olan Drosophila subobscura popülasyonunu izledi. Genetik mutasyonlarının frekansındaki değişiklikleri kaydetti. Nisan 2011 tarihinde sıcak dalgası Batı Avrupa’yı etkisi altına aldığında sineklerin genomu hâlâ “kış genomundaydı”. Fakat sıcaklığın fırlamasından hemen sonra “yaz” genomuna geçiş yapılar.

Bilim ekibi bu etkinin altındaki genetik mekanizmayı henüz anlamış değil, ancak Universitat Autonoma de Barcelona’dan evrim biyoloğu Francisco Rodriguez-Trelles şu olasılık üzerinde duruyor: “Yaz genomunu taşıyan sinekler, sıcak dalgası ile baş edebilmek için normal yıllara göre beş misli yavru yapıyorlar.”

 

Benzer Konular:
Eylül 2018 Tüketici Fiyat Endeksi

TÜFE’de (2003=100) 2018 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %6,30, bir önceki yılın Aralık ayına göre %19,37, bir önceki Devamını Oku

Mekanın Cennet Olsun Muhsin Başkan

Muhsin Başkanı rahmetle anıyoruz. Mekanın cennet olsun koca yūrekli mücahid.. Rabbim Muhsin Yazıcıoğlunu rahmet deryalarına daldırsın, ölümüne sebep olanları ise Devamını Oku

Yetiş İmdadımıza!-Ergün Küçüktopçu

Esselamu aleyküm ve rahmetullah Değerli Kardeşlerim, Yetiş İmdadımıza diyorum. Yetiş ya rasulallah, Yetiş ya Ali. Bir yılın bitimi, bir yılın Devamını Oku

Ömürden Kaybolan Senemiz Var -Orhan Afacan

Bu sevinç, kutlama söyleyin niye? Ömürden kaybolan bir senemiz var. Muhtacız bu gece en çok tövbeye. Günahlarla dolu bir sinemiz Devamını Oku

Güncelleme tarihi: 18 Aralık 2021

Konu Başına Dön:
Avatar for Ergunca

Yorum yapın