2013’ün Bilimsel Olayları

Yayım tarihi:

2013'ün Bilimsel Olayları

2013’ün Bilimsel Olayları

1) Mars’ta yeni yaşam izleri

Bir Mini Cooper otomobil boyutlarındaki Curiosity Kasım 2011 tarihinde ABD’den fırlatıldı, Ağustos 2012 tarihinde başarılı bir şekilde Mars yüzeyine indi. Bu yıl Dünya’ya Mars’ın iklimine, jeolojisine, mikrobiyel yaşam belirtilerine ilişkin çok değerli veriler gönderdi. Mars yüzeyinden örnek toplamak üzere tasarlanan Curiosity, uzayıp kısalabilen kolu, kamerası, laser pulsları yardımıyla Kızıl Gezegen’in hiç bilinmeyen yönlerine ışık tuttu. Gezegende bir zamanlar yaşam olduğuna ilişkin somut bulgulara ulaştı. Suyollarını görüntüledi. Ayrıca aralarında karbon, hidrojen, oksijen, nitrojen, sülfürün de bulunduğu bazı Mars minerallerini de teşhis etti. Gezegenin atmosferinde metan bulunmaması, bir zamanlar burada metan üreten mikropların bulunduğu tezini çürüttü.

Önümüzdeki günlerde araç 5-6 km daha yol aldığında Mount Sharp adı verilen dağa varacak. Burada gezegenin milyarlarca yıllık geçmişine ilişkin sırları barındıran kayaç tabakalarını inceleyecek.

2) CO2 400 ppm’e ulaştı

Mayıs ayında atmosferdeki CO2 miktarının 400 ppm eşiğini aşması medyada büyük fırtına koparttı. CO2’nin bu sınırı aşması ne anlama geliyor?

Bir kere bu, CO2’nin bin yıl boyunca ulaştığı en yüksek seviye. Böyle yüksek bir seviye, CO2’nin çok hızlı yükseldiğini ve son on yıldır bu hızın en üst düzeye çıktığını gösteriyor. Ne var ki yoğunluğun bu noktaya ulaşması Yeryüzü’nün ikliminde dikkate değer bir değişiklik yaratmadı. Bunun nedeni ölçümün Kuzey Yarıküre’de bulunan Hawaii Mauna Loa Yanardağının tepesinde yapılmış olmasıydı. Ölçümün yapıldığı günleri izleyen dönemde bitkilerin yeşillenip, fotosentez yoluyla havadaki CO2’yi emmesi yoğunluğu düşürdü.

Uzun vadede CO2 artmaya devam edecek. NOAA’dan (National Oceanic and Atmospheric Administration) Pieter Tans, yıllık küresel ortalama CO2 düzeyinin 2016’dan önce 400 ppm’i aşmayacağını tahmin ediyor. Colorado Üniversitesi’nden James White ise bir sonraki kilometre taşı olan 800 ppm’e ulaşıldığında –bu düzeye birkaç yüzyıl içinde ulaşacağımızı tahmin ediyor- Bangladeş ve Florida’nın tamamının sular altında kalacağını tahmin ediyor.

3) Özel yaşamın sonunun sonu

Özel yaşamın ne büyük bir tehdit altında olduğu bu yıl bir kez daha su yüzüne çıktı. Amerikan Güvenlik Ajansı (NSA), eski CIA çalışanı Edward Snowden’ın gizli belgeleri dünyaya açıklamasından sonra yeni güvenlik önlemleri aldı. Ancak Snowden yalnızca dünyanın önde gelen liderlerinin ve önemli devlet adamlarının gizli konuşmalarını değil, PRISM adı verilen insanların özel bağlantılarını araştıran bir programın varlığını da kamuoyuna açıkladı. Bu olay, uzun süredir gündemi meşgul eden teknoloji ve özel yaşam arasındaki çatışmayı yeni bir düzeye taşıdı. İnsanlar şu anda bu ikisi arasında sıkışmış durumda.

4) Karaciğer nakline alternatif mini-karaciğer

Bugün binlerce insan karaciğer nakli için sıra bekliyor. Ne yazık ki bu taleplerin çoğu verici yetersizliği nedeniyle yanıtsız kalacak.

Japonya’daki Yokohama Kent Üniversitesi Rejeneratif Tıp Bölümü’nden Takanori Takebe bu soruna alternatif bir çözüm getirdi. Bu yıl Takebe ve ekibi, insan derisinden alınan kök hücrelerinden mini-karaciğerler veya karaciğer “tomurcukları” geliştirmeyi başardı.

Farelere nakledilen mini karaciğerler, şekeri ve ilaçları metabolize etmek gibi gelişmiş bir karaciğerin yaptığı işlevlerin pek çoğunu yerine getirdi. Gelecek 10 yıl içinde mini karaciğerlerin insanlara da nakledilebileceği tahmin ediliyor.

5) Yeni DNA çıkartma tekniği ile fosil genomu çözülüyor

2013 yılında ultra-modern DNA çıkartma ve çözme teknikleri sayesinde bilim insanları, eski genetik kodlara erişerek, insanın evrimsel öyküsünün eksik kısımlarını tamamlama şansına erişti. Danimarka’da 700.000 yıllık bir at iskeletinden ve Almanya’da 400.000 yaşında ayı kemiklerinden DNA’larını eksiksiz bir şekilde çıkartmayı başaran bilim insanları şimdi bu tekniği insansılara ait kemikler üzerinde denemeye hazırlanıyor.

Danimarka ekibinden Lodovic Orlando, permafrost altında donmuş halde bulunan at DNA’sının, bugüne dek dizilimi çıkartılan en eski DNA’dan en az 6 kat daha yaşlı olduğunu bildirdi. İspanya’da bir mağarada bulunan ayı iskeletinin ise Almanya’da gen haritası çıkartıldı. Alman ekip, şimdi bu teknikler yardımıyla İspanya’da aynı mağarada bulunan Atapuerca hominid kalıntılarındaki genetik değişikliklerinin ne zaman meydana gelmiş olduğunu hassas bir şekilde tespit edebilecekler.

6) Dünya’ya çarpan asteroid

15 Şubat tarihinde Sibirya’nın güneybatısında bulunan Çelyabinsk yakınlarına düşen bir asteroid, 4.000 binanın hasar görmesine, bölgedeki binlerce evin camının kırılmasına ve 1.500 kişinin camlardan yaralanmasına yol açtı.

Uzay taşının hızını ve diğer verileri inceleyen NASA, patlamanın 30 Hiroşima tipi atom bombasına eşit bir enerjiyi açığa çıkarttığını hesapladı. Asteroidlerin çoğunun Mars ve Jüpiter arasındaki “kuşak” içinde bulunduğuna dikkat çeken astronomlar, Çelpabinsk asteroidi gibi Yeryüzü’ne yakın geçenlerin ciddi tehlike oluşturduğuna dikkat çekiyor. Şimdi NASA çalışanları böyle bir tehlike karşısında zararı minimuma indirmek için neler yapılması gerektiğini araştırıyor.
Konu daha kolay okuyabilmeniz için sayfalara ayrılmıştır. İsterseniz aşağıdan sayfa seçimi yapabilir veya bir sonraki sayfaya buradan devam edebilirsiniz.  Sayfa 2

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 7 Aralık 2021 Kerim Usta

Bu Konu Ergunca tarafından Yayımlandı.

Herkes Cennete Gitmek İster ama Hiç Ölmeden Cennete Gidilir mi?

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir