Fergani Kimdir?

Ebu el-Abbas Ahmed bin Muhammed bin Kesir el-Fergani Batı’da Alfraganus olarak da bilinen İranlı Müslüman astronom ve 9.yüzyılda yetişmiş en ünlü astronomlardan biridir.Fergana’da bulunan ünlü bir Türk ailesine mensuptur.Ay’daki Alfraganus kraterinin ismi O’na ithafen verilmiştir.
Fergani’nin 9.yüzyıl başlarında dünyaya geldiği,861 yılında hayatta olduğu ve bundan kısa bir süre sora vefat ettiği kabul edilmektedir. İlim tahsilini in zamanın kültür merkezi olan Fergana’da yaptı.Sonra, Bağdat’a gitti.Kısa sürede kendisini tanıtan Fergani, matematik alanında kendisini kabul ettirdi.Abbasi halifeleri Memun,Mutasım,el-Vasık ve el-Mütevekkil devirlerinde önemli ilmi araştırmalar yaptı ve birçok eser yazdı.Halife Mütevekkil,konusunda söz sahibi olan Fergani’yi 861 yılında Nil kıyısındaki ölçümleri yapabilmek için,Ravda adasında bulunan nilometrenin inşasını yönetmesi ve yapılan ölçüm işlerine nezaret etmesi için Mısır’a gönderdi.

Hz. Ali (r.a.) Güzel Sözler

Hz. Ali (r.a.) Güzel Sözler

* Akıllı kişi ancak üç şey için yolculuk eder: geçimini sağlamak, ahiretini elde etmek, yahut da haram olmayan zevk ve lezzetlerden faydalanmak.
* Bir gerçeği savunurken, önce kendimiz inanmalıyız, sonra da başkalarını inandırmaya çalışmalıyız.
* Çocuklarınızın yarın söz sahibi olmasını istiyorsanız, daha bugünden onlara iyi kitaplar hediye ediniz.
* Dostlukta ileri gitme, olur ki o dost bir gün düşman kesilir; düşmanlıkta da haddi aşma, olur ki o düşman bir gün dost olur.
* Eğer birgün dünyaya ait derdin olursa, rabbine dönüp rabbim çok büyük derdim var deme. Derdine dönüp çok büyük rabbim var de.
* Fazîlet, en iyi maldır. Cömertlik, en güzel mücevherdir. Akıl, en güzel zînettir.
* İlim, en şerefli meziyettir. Güzel ahlak, en iyi arkadaştır; Mü’minin amel defterinin nişanesi güzel ahlakıdır.
* Cömertlik, ıstemeden vermektir. İstendikten sonra vermemekse utançtandır ve kötüdür.

Çinliler Çekik Gözlümü?

Çinliler Çekik Gözlümü?

Hepimiz Çinlileri çekik gözlü biliriz. Hatta gözlerimizi kenarlarında çekerek tarif ederiz onları küçüklüğümüzden beri. Çinliler de dahil olmak üzere Uzak Doğu ve bazı ırkların gözlerinin çekik gibi görünmesi aslında gözlerinin gerçekten çekik oluşundan değil. Onların gözlerini farklı kılan şey aslında göz kapaklarıdır. Çekik gözlü olarak anılan  bu ırklarda uzmanların görüşüne göre gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne doğru daha fazla inmiştir ve bu durum gözün sanki daha darmış gibi görünmesine sebep olur.

Olmekler

Olmekler Orta Amerika’nın Kolomb öncesi ve Aztek-öncesi bir halkıdır. İ.Ö. 1200 yıllarından başlayarak İ.Ö.500 yıllarına kadar Orta Amerika’nın büyük bir kesiminde hüküm sürdükleri sanılmaktadır. Yaşadıkları bölge Meksika Körfezi kıyılarından Büyük Okyanus’a ve Kosta Rika’nın güneyine uzanır. Olmeka terimi Nahuatl dilinde “kauçuk ülkesinin insanları” anlamına gelir.Mayaların yerleşim sınırlarının bittiği bölge diyebileceğimiz Tabasco yakınlarındaki ünlü Palenque kentinin biraz batısında Meksika Körfezi’nin güney sahilleri yakınında bulunan antik kent La Venta’da o bölgede Mayaların öncekileri gibi gözüken bir başka gizemli uygarlık ortaya çıktı. Günümüzde “Olmek” adını verdiğimiz bu uygarlığı kuranların kendilerini ne adla çağırdıkları bilinmiyor. Ancak bütün veriler Mayaların sahip olduğu şaşırtıcı matematik ve astronomi bilgilerinin ve şaşırtıcı mitolojilerinin ana kaynağının izleri İ.Ö. 1600 yıllarına uzanan Olmek uygarlığı olduğunu gösteriyor. Körfez bölgesindeki diğer etnik grupların yani Mikstek Zapotek ve Mayaların Olmek etkisiyle biçimlendikleri ve ivme kazandıkları anlayışı yaygınlaşmakta. Ancak bilgi ve belge eksikliği Orta Amerika arkeolojisi için hala en ciddi sorunlardan biridir.

Toltekler

Toltekler, Kolomb öncesi Amerika uygarlıklarından birini oluşturan halk olup, Meksika’daki Aztek-öncesi üç kültürden (Mayalar, Toltekler, Olmekler) biri olarak kabul edilirler. Meksika topraklarında ilk insan topluluklarına ait izler, tarihçilere göre, yaklaşık 20.000 yıl öncesine dayanır.

“Toltekler” sözcüğü Nahuatl dilinde “inşaatçı üstatlar” anlamına gelir. Hakkında fazla bilgi sahibi olunmayan kadim Amerika uygarlıklarından biri olan Toltekler’in kökeni ve yaşadıkları dönem hakkında çeşitli varsayımlar bulunmaktadır. Şimdilik en kabul gören varsayım, nereden geldikleri bilinmeyen bu halkın günümüzden 3300 yıl önce mevcut olduğudur. İleri bir uygarlık oluşturdukları sanılmaktadır. Başkentleri arkeologlara göre, Mexico’dan yaklaşık 80 km. uzaklıkta bulunan, Teotihuacan yakınlarındaki, Tula olarak belirtilen bir kenttir. Bir Toltek efsanesine göre Tula adı, aslında anavatanlarındaki, “ak dağ”ın bulunduğu bir adaydı.

Aztekler

Aztekler

Aztekler, Mezoamerika’da bugünkü orta Meksika bölgesinde 14. ve 16. yüzyıllar arasında yaşamış bir Orta Amerika halkıdır. Zengin bir mitoloji ve kültürel mirasa sahip Azteklerin başkenti, günümüzde Ciudad de Mexico’nun bulunduğu Texcoco Gölü’nün ortasında yeralan Tenochtitlan kentiydi. Çok büyük bir uygarlık kurmuşlardı. Hernan Cortes’in Meksika’yı toprağa katma sırasında yapılan ve Tenochtitlan kuşatması olarak bilinen savaş sonucunda Aztekler yenilmiş ve güçlerini kaybetmişlerdir. Ayrıca dünyanın en büyük piramidi Meksika’da Cholula de Rivadabia’da bulunur. Azteklere ait piramit 182.107 metrekare alan üzerine kurulmuştur ve yüksekliği 54 metredir.

Kaylule Sünnet-i Seniye Bir Uyku

Kaylule, öğle vakti uyumak demektir. Öğleye doğru kaylule yapmak, yani biraz uyumak sünnettir. (Mevahib-i ledünniyye)

Kaylule öğleden sonra da yapılabilir. (Mizan)

Tıpçıların da üstadı Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem) öğle namazını kıldıktan sonra, bir miktar uyur, ‘kaylule’ yapardı. Kaylûle uykusu denilen gündüz uykusunu terk etmemeyi de tavsiye eden Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır: “Öğleyin kaylule yapınız. Muhakkak şeytanlar öğle vaktinde kaylûle yapmazlar.”

Kaylule uykusu sünnet-i seniyyedir.Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. Bu uyku, gece kıyamına sebebiyet verdiği için sünnet olmakla beraber, Ceziretü’l-Arabda, vaktü’z-zuhr denilen şiddet-i hararet zamanında bir tatil-i eşgal, âdet-i kavmiye ve muhitiye olduğundan, o sünnet-i seniyyeyi daha ziyade kuvvetlendirmiştir. Bu uyku hem ömrü, hem rızkı tezyide medardır. Çünkü yarım saat kaylule, iki saat gece uykusuna muadil gelir. Demek, ömrüne hergün bir buçuk saat ilâve ediyor. Rızık için çalışmak müddetine, yine bir buçuk saati, ölümün kardeşi olan uykunun elinden kurtarıp yaşatıyor ve çalışmak zamanına ilâve ediyor.

Ramazanın Kalbi Mukabele

Mukabele nedir?

Mukabele karşılık verme, karşılıklı okuma anlamına gelir. Bir kimsenin Kur’an’ı ezberden veya kitaptan yüksek sesle okuması ve onu dinleyen topluluğun da sessizce Kur’an’dan takip etmesine “mukabele” denirmukabele
Edebiyat terimi olarak mukabele nedir?Aralarında tezat ve tekabül bulunan şeyleri bir ibarede bulundurma diye tanımlanmıştır.
Mukabele nasıl ortaya çıkmıştır?Hz. Muhammed’e 610 yılında ilk vahyin gelişiyle başlayan Kur’an’ın indiriliş süreci, 632 yılına kadar, yaklaşık yirmi üç yıl devam etmiştir. Peygamberimizle Cebrail, her yıl ramazan ayında bir araya gelerek, o güne kadar indirilen Kur’an ayetlerini, karşılıklı olarak okurlardı. Önce Cebrail okur Peygamberimiz dilerdi. Daha sonra da Peygamberimiz okur, Cebrail dinlerdi. Bu durum Peygamberimizin vefat ettiği yıl 632 de iki kez tekrarlanmıştır. Böylece Kur’an ayetlerinin unutulmasına meydan verilmemiştir. Peygamberimizin bu davranışını kendilerine örnek alan Müslümanlar, bunu dini bir gelenek olarak günümüze kadar sürdürmüşlerdir.
Mukabele’de Kur’an-ı Kerim okumanın adabı

Kirâmen Kâtibin ve Hafaza Melekleri

HAFAZA MELEKLERİ
İyi ve kötü her yapılanı gözetip hıfz etmek ve korumakla görevli melekler. Hafaza ve hâfızîn, hâfız kelimesinin çoğuludur. Gözetlemeye memur melekler insandan hiç ayrılmaksızın her an onu murakabe etmekte ve her hareketini yazmaktadırlar. Bütünüyle bu işin nasıl olduğunu da bilemediğimiz gibi keyfiyetini bilmekle de mükellef değiliz.   “Muhakkak sizin üzerinizde hafız (gözetleyici) melekler var. Kiram (değerli) kâtipler var. Her ne yaparsanız bilirler” (el-İnfitâr, 82/ 10, 11, 12).

Babürler-Hint İmparatorluğu

Timur’un torunlarından Zahireddin Muhammed Babür’ün kurduğu Hint-Türk İmparatorluğu bunların en uzun ömürlüsü, en güçlüsü olmuştur.Zahireddin Mahmud Babür, 14 Şubat 1483’te Fergana’da doğdu. Babası, Timur’un torunu ve Fergana hükümdarı Ömer Şeyh Mırza idi. Ömer Şeyh Mırza 1494’te ölünce yerine en büyük oğlu Babür geçti.

Semerkant’ta Büyük Hakanlık tahtında oturan amcasını metbu tanıyordu. Fakat Babür henüz çok gençti ve taht kavgaları da başlamış bulunuyordu. Bu yüzden hayatını güçlükle kurtararak kendine bağlı beğlerle 1504’te Kabil’e gitti. Devletinin başkentini de buraya taşıdı.