En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Devamı var:

1893 yılı itibariyle Türkiye’de 4085 öğrenciye hizmet veren beş kolej vardı. Bunlar; 1852’de Harput’ta Fırat Koleji, 1854’de Kayseri’de Talas Koleji, 1854’de Mersin’de Tarsus Koleji, 1856’da Samsun’da Merzifon Koleji, 1863’de İstanbul Bebek’te Robert Koleji olarak açılmış eğitim kurumlarıydı. Lise düzeyinde eğitim veren bu kolejlere ilaveten, ayrıca, seksen adet orta dereceli okul bulunuyordu. Bu okulların ise on altısı yatılı kız okulları idi. İlkokul seviyesinde 530 ilkokul vardı. Toplam 624 okul’da 27400 civarında öğrenci bulunmaktaydı.

Sonuç:

Ermeniler, XIX. Yüzyıl’da Osmanlı devletinin Avrupa devletleri karşısında gerilemeye başladığı fırsatını kendi lehlerine değerlendirerek, Hıristiyanlık ve Ortodoksluk özgürlüğü düşüncesiyle ciddî mesafeler almışlardır. Esasen Osmanlı ülkesindeki, her bir azınlık grubu yönlendiren Batılı Hıristiyan devletler, “eşitlik, hürriyet, adalet” sloganı ile bütün gayr-i Türk ve gayr-i müslim unsurları kışkırtıyorlardı. Amaçları, Osmanlı ülkesinden koparacakları toplulukları kendilerine sözde bağımsız-sömürge yapmak ve dünya yüzeyindeki pazar paylarını artırmaktı. Ne yazık ki, yüzyıllarca barış, inanç ve ibadet özgürlüğü içerisinde yaşayan Ermeniler ve diğer toplulukların çoğu ise, bu ayrılıkçı rüzgarlara yelken açıyorlardı.

Osmanlı devleti yönetiminde gerek gayr-i müslim, gerekse yabancılara eğitim kurumu açma imkanı verilmiş, hatta bu okulların açılması teşvik edilmiştir. Bu durum her geçen gün artarak gelinen noktada, Ermeni okullarına İstanbul ve Anadolu’da 1901-1902 yıllarında toplam 104.300 öğrenci devam etmekteydi. Yabancı okulları, Azınlık okullarından bazı yönleri itibariyle ayrı mütalaa etmek zordur. Yabancı devletlerin, Osmanlı devletinde açmış olduğu okullara gelince, 1897 yılında; Fransa 127, İngiltere 60, Almanya 22, İtalya 22, Avusturya 11, Rusya 7 ve Amerika Birleşik Devletleri 131 okula sahip bulunuyorlardı.

Osmanlı devleti kendi bünyesindeki azınlıkların eğitim işlerini düzenliyor, onlara geniş bir müsamaha gösteriyordu. Cemaat eğitimi; cemaat veya millet ismi verilen ve Müslüman olmayan toplulukların sahip olduğu eğitim teşkilatı idi. Osmanlı ülkesinde yüzyıllar boyunca azınlıklar, ibadet ve eğitimlerini istedikleri gibi yapıyorlardı. Bu eğitim teşkilatına dâhil her dereceden okullar, azınlık cemaatleri tarafından kurulmakta ve cemaat parasıyla işletilmekte idi. Osmanlı devleti 1856 yılından beri -Islahat fermanıyla- sadece bu okulların öğretim usullerini tespit ediyor ve öğretim elemanlarını tayin ediyordu.

Osmanlı devleti, kuruluşu ve devlet geleneği itibariyle bir Türk devleti ve hanedanlığıdır. 1299 yılından 1839 yılına kadar -Tanzimat’ın ilanına değin- 540 yıl boyunca Türk-İslam anlayışı ve usulü üzerine devlet, Müslüman tebaa tarafından idare edilmiştir. Ancak gerek Batı’da ortaya çıkan 1789 Fransız sanayi inkılabının tesiri sonucu meydana gelen milliyetçilik akımları, gerekse Avrupa devletleri karşısında geri kalmışlığın verdiği sıkıntılar veya baskılar sonucu, devlet yönetiminde gayr-i müslimler ile Müslümanları aynı vatandaşlık seviyesine ve eşit haklar ile yönetim kadrolarına görevlendirme uygulamasına geçilmiştir.

Yabancı okullar ile Azınlık okulları ortak çerçevede hareket ederek, Osmanlı devleti içerisinde ayrılıkçı hareketlere destek vermişlerdir. Misyonerler ile birlikte, Türk millî varlığına zararlı faaliyetleri sonucu, Osmanlı devletinin yıkılışını hızlandırmışlardır. Ermeni okulları başta olmak üzere, Azınlık okulları Türk eğitim sisteminin modernleşmesine, batılı ülkeler tarzında eğitim yapılmasına, müspet bilimlerin öğretim kurumlarında geliştirilmesine de katkı sağlamıştır. Türkiye’de, Türk toplumunun değişimi, demokrasinin gelişmesi, kadın hakları ve eğitimde fırsat eşitliği gibi konularda yararlı etkileri olmuştur. Ayrıca, Türkiye’de siyaset, ekonomi, basın-yayın, yönetim sahasında bazı başarılı şahsiyetler, Yabancı ve Azınlık okullarında yetişmiştir.

Lütfen Dikkat: Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz. Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...