Kategori: 1-Genel

Hz.Mevlana Diyor ki!

* Men bende-i kur’anem eger can darem
* Men hâk-i reh-i muhammed muhtarem
* Eger nakl kuned cüz İn kes ez güftarem
* Bİzarem ez u vez an suhen bizarem
* Ben yaşadikça kur’an’ın bendesİyİm
* Ben, hz. muhammed mustafa’nin yolunun tozuyum
* Bİrİ benden bundan başkasini naklederse
* Ondan da şikayetçiyim, o sözden de şikayetçiyim Daha Fazlasını Oku

Mesnevi’nin İlk Onsekiz Beyti

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Dinle, bu ney nasıl şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor:
Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın… herkes ağlayıp
inledi.
Ayrılıktan parça parça olmuş, kalb isterim ki iştiyak derdini açayım
Aslından uzak düşen kişi,yine vuslat zamanını arar.
Ben her cemiyette ağladım, inledim. Fena hallilerle de eş oldum, iyi hallilerle de.
Herkes kendi zannınca benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı.
Benim esrarım feryadımdan uzak değildir, ancak (her) gözde, kulakta o nur yok.
Ten candan, can da tenden gizli kapaklı değildir, lakin canı görmek için kimseye izin
yok. Daha Fazlasını Oku

Şeb-i Aruz

Her gün bir yerden göçmek ne iyi bulanmadan donmadan akmak ne hoş. Her gün bir yere konmak ne güzel. Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar laf varsa düne ait simdi yeni şeyler söylemek lazım.

Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetleyen Hz. Mevlâna, 30 Eylül 1207 yılında, Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuş, 17 Aralık 1273 günü Hakk’a kavuşmuştur.

739’üncü olum yıldönümü sebebiyle düzenlenen çeşitli etkinliklerle anılıyor. “Ölüm günüm, düğün günümdür” tabirini kullandığı, dostuna kavuştuğunu ve ebedi vuslata erdiğini belirtmek için düğün gecesi anlamına gelen “Şeb-i Arûz“, anma törenleri olarak adlandırılmaktadır. Onun düşüncesinde ve fikirlerinde ölüm hiçbir zaman Daha Fazlasını Oku

Yasin-i Şerif Okunuşu ve Türkçe Açıklaması


Bismillâhirrahmânirrahîm

(1) Yâsîn (2) Vel Kur’ân-il hakîm (3) İnneke leminel mürselîn(4) Alâ sırâtın müstakîm (5) Tenzîlel azîzirrahîm(6)Litünzire kavmen mâ ünzire âbâühüm fehüm gâfilûn (7) Lekad hakkalkavlü alâ ekserihim fehüm lâ yü’minûn (8) İnnâ cealnâ fî a’nâkihim ağlâlen fehiye ilel ezkâni fehüm mukmehûn (9) Ve cealnâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden feağşeynâhüm fehüm lâ yübsirûn (10) Ve sevâün aleyhim eenzertehüm em lem tünzirhüm lâ yü’minûn (11) innemâ tünzirü menittebazzikre ve haşiyerrahmâne bilgaybi febeşşirhü bimağfiretin ve ecrin kerîm (12) İnnâ nahnü nuhyil mevtâ ve nektübü mâ kaddemû ve âsârehüm ve külle şey’in ahsaynâhü fî imâmin mübîn (13) Vadrib lehüm meselen eshâbel karyeh. İz câehel mürselûn (14) İz erselnâ ileyhi müsneyni fekezzebûhümâ fe azzeznâ bisâlisin fekâlû innâ ileyküm mürselûn (15) Kâlû mâ entüm illâ beşerün mislünâ vemâ enzelerrahmânü min şey’in in entüm illâ tekzibûn (16) Kâlû rabbünâ ya’lemü innâ ileyküm lemürselûn (17)

Daha Fazlasını Oku

Teşbih ve Tenzih Nedir?

Hakk’ın Zatı’nın herhangi bir sıfatla bir araya gelmesi (içtima) imkansızdır, çünkü mümkün şeyi nitelendiren her sıfatın varoluşu, sıfatlandığı şeyin ortadan kalkmasıyla ortadan kalkar, veya mümkün şey kalırken, sıfatı ortadan kalkar… Ama Vacibü’l Vücud, Kendine yönelik olarak olma imkanı olan veya olmayan bir şeyi kabul edemez. Çünkü O, vasıflandırmanın hakikati yönünden, bu şeyle nitelendirilemez, olsa olsa lafzi bir ortaklaşalıktan söz edilebilir. Tanım ve hakikatin ortaklaşalığı diye bir şey sözkonusu olmadığından hiçbir tanım Hakk’ın sıfatıyla kulun sıfatını hiçbir surette birleştiremez…

Böylelikle, “Allah Bilen’dir,” dediğimizde bunu, geçici olarak yaratılmış mümkün şeye atfettiğimiz bilgi’nin tanımı ve hakikatine göre anlamlandıramıyoruz. Çünkü Allah’a bilgi atfedilmesi, mahlukata bilgi atfedilmesinden farklıdır. Eğer kadîm bilgi, hâdis bilgiyle özdeş olsaydı, bir tek ve temel tanım iki tanımı bir araya getirirdi. Bu durumda, biri için mümkün olan diğeri için imkansız olurdu. Ama durumun böyle olmadığını gördük. Daha Fazlasını Oku

Nilgün Atılgan Hayatını Kaybetti

Bir döneme damgasını vuran,ünlü sinema ve ses sanatçısı Nilgün Atılgan geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu hayata gözlerini yumdu.Nilgün Atılgan, çeşitli gazinolarda sahneye çıkmıştı. 1970’li yılların beğenilen seslerinden olan sanatçı ‘Sana Bir Buse Vermedim Diye’, ‘Nerden Çıktın Karşıma’, ‘Çek Kayıkçı Kürekleri’ gibi şarkılarıyla ünlendi. Daha Fazlasını Oku

Trabzon Rum İmparatorluğu 1461

Trabzon İmparatorluğu ya da Trabzon Rum İmparatorluğu, 1204 yılında IV. Haçlı Seferi ile Konstantinopolis’in Latinler eline geçmesi üzerine, Trabzon’a sığınan Bizans tahtının varisi Komnenos Hanedanına mensup David ve Aleksios Komnenos tarafından kurulan bir devletdir. Trabzon ve civarında 1204-1461 yılları arasında varlığını sürdürmüş, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkentinin Latin işgaline uğramasının ardından kurulan üç Bizans hanedan devletinden (Diğerleri, İznik Rum İmparatorluğu ve Epir Despotluğu) birisidir.

İznik Rum İmparatorluğu, 1261 yılında Latin İmparatorluğu’nu yıkan devlet olmuş ve 1453’te Osmanlı İmparatorluğu tarafından ortadan kaldırılmıştır. Trabzon İmparatorluğu rakip olduğu bu iki devletten daha uzun ömürlü bir devlet olmuştur.

Trabzon hükümdarları 1461!de Trabzon’un Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmasına Daha Fazlasını Oku

Magna Carta (Büyük Ferman) Nedir?

Magna carta, Latince bir kelimedir. Türkçe’de “Büyük ferman” anlamına gelmektedir

Magna carta, 1215 yılında derebeylerin, İngiliz kralı I. John’u zorlayarak elde ettikleri hakların tümünü içeren belgeye verilen addır. Bu belge kralın yetkilerini karara bağlamak amacıyla imzalanmıştır.

Tanrı’nın inayetiyle İngiltere Kralı, İrlanda Lordu, Normandiya Dükü ve Anjou Kontu John’dan, Başpiskopos, Piskopos, Başrahip, Kont, Baron, Yargıç, Şerif, Vali, Subay ve tüm resmi nezaretçi ve idarecilere ve sadık tebaama selam.

Biliniz ki, bizler, Tanrı’nın huzurunda vâris ve atalarımızın ruhlarının selameti, Kutsal Kilisemizin tekamülü, Krallığımızın ıslahı için, muhterem babalarımız Canterbury Başpiskoposu Stephan, Kutsal Roma Kilisesi’nin Kardinali ve tüm İngiltere’nin Başpiskoposu’nun (…) nasihat ve tavsiyeleri uyarınca, işbu sözleşmeyle Kilise’yi ilelebet yaşatmak üzere tasdik ve kabul ettik. Daha Fazlasını Oku