Prof. Dr. Mansur Beyazyürek’ten Ruh Sağlığını Koruma Önerileri

Prof. Dr. Mansur Beyazyürek’ten Ruh Sağlığını Koruma Önerileri

Her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün bu yılki teması ‘Herkes için ruh sağlığı ve ruh sağlığına daha fazla yatırım…” Beykoz Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Psikiyatrist Prof. Dr. Mansur Beyazyürek, pandemi döneminde beden sağlığı kadar ruh sağlığını korumanın da önem kazandığını söylüyor. Beyazyürek, “Ruh sağlığını korumak için kişilerin bir sanatla meşgul olması ve kendini hayata bağlayacak bir hobi bulması çok önemli. Sanata yatırım yapan insanlar, sanatsal uğraşı içinde olanlar pandemi dönemini de daha kolay ve sağlıklı atlatabilir” diyor.

Covid 19 virüsünden kendimizi korumaya çalıştığımız bugünlerde ruh sağlığımızı da ihmal etmememiz gerekiyor. Her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı günü, ruh sağlığının önemini bir kez daha hatırlatıyor. Her yıl farklı bir temayla kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün bu yılkı teması, “Herkes için ruh sağlığı, ruh sağlığına daha fazla yatırım ve erişim” olarak özetleniyor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 1 milyara yakın insan ruhsal bozuklukla yaşıyor. Her yıl 3 milyon kişi alkol kullanımından

Okumak, Çalışmak ve Başarı

Yüz Yıldır Çözülemeyen Problem

Öğrenmenin, bilgi edinmenin ve bunları hayatta kullanmanın en ucuz ve en kolay yolu okumaktır.

Bu yüzden okumaya ve öğrenmeye ayrılan zaman, daima kendisini öder. Ancak acele etmemek, sabırlı olmak, her zaman, her halde okumaya ve araştırmaya zaman ayırmak ve gayret göstermek lazımdır.

Bilginin gereksiz olduğunu düşünen insanlarla büyük işler başarılamaz. İnsan, başarısının her noktasında daha çok bilgiye

Soğuk Söz Duymuş Gönül

Soğuk Söz Duymuş Gönül

Belki gittikleri onuncu hastaneydi. Artık sinirlenmişti adam…Her zamanki gibi eşine söylenmeye başlamış, o kırıcı sözlerini sokak ortasında söylemekten bile vazgeçmemişti. Zavallı kadın ise sindirmeye çalıştığı bu kırıcı sözleri, başka çaresi olmadığı için yine yutkunmuştu. Adam yol üzerindeki bir hastaneye de uğradıktan sonra artık uğraşamayacağını söylemişti bağırarak…

O önde dilsiz eşi arkada girdiler on birinci hastane kapısından. Sekreter, onları yaşça oldukça büyük ve tecrübeli bir hekim olan Hulusi beyin odasına yönlendirmişti. Adam kapıyı çaldı ve içeri girdiler. Kadın hiçbir tepki vermeden eşinin gösterdiği sandalyeye

Vicdanımıza Göre Hayat Yaşamak

Vicdanımıza Göre Hayat Yaşamak

Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükle yürüyen, dudakları susuzluktan kurumuş bir adama tastlamış. Adam bedeviyi görünce su istemiş.

Devesinden inen bedevi adama su vermiş. Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atlayıp kaçmaya başlamış. Bedevi arkasından bağırmış:

” Tamam deveyi al git; ama sakın bu olayı kimseye anlatma !”

Hediye Kutusundaki Sürpriz Hediye

Boş Hediye Kutusundaki Sürpriz Hediye

Arefe günüydü, beş yaşındaki küçük kız, babasının alıp getirdiği, altın yaldızlı bir tomar kağıdı, bir kutuyu eğri büğrü sararak oyuncak yapmak istemişti. Bunu gören baba hediyelik kaplama kağıdını ziyan ettiği için kızını çok azarlamıştı, kız çocuğu çok üzülüp ağlamıştı.

Bayram sabahı; küçük kız elindeki paketi getirip ” Babacığım bu paket senin” dediğinde adam üzüldü ve küçük kızına söylediklerinden utandı ve gereğinden fazlamı tepki gösterdim diye düşündü. Ne var ki paketi açınca yeniden öfkelendi. Kutunun içi

Yüz Yıldır Çözülemeyen Problem

Yüz Yıldır Çözülemeyen Problem

O gün girdiğim sınıfta dersimi yaptıktan sonra öğrencilerime dedim ki: “Çocuklar biliyorsunuz ev ödevi vermeyi sevmem. Fakat bugün sizlere yüz elli yıldır hiç kimsenin çözemediği bir soruyu ödev olarak vereceğim, hafta sonu uğraşır çözmeye çalışırsınız ” dedim ve soruyu tahtaya yazdım. Zil çaldı ve hep beraber sınıfı terkettik.

Pazartesi günü aynı sınıfa dersim vardı. Sınıfa girdim ve “Günaydın

Bir İnsana İşte Bu Kadar Toprak Yeter

Bir İnsana İşte Bu Kadar Toprak Yeter

Tolstoy’ un ” İnsan Ne ile Yaşar ” adlı kitabında, çiftçi Pahom’ un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır. Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir ağanın karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için ağaya gidip talebini iletir.

Gerçekten de ağa herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün

Korkularımız isteklerimize Engel Olmasın

Korkularımız isteklerimize Engel Olmasın

Bilge kişi bir göletin başında otururken, çok susamış bir köpeğin gölete kadar gelip, suya bakıp kaçtığını görür. Köpek bunu birkaç defa tekrar edince, bilge kişi merakla gölete gelir suya bakar ve anlar ki! köpek suda kendi yansımasını görüp kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini suya atar ve doyuncaya kadar sudan içip çıkıp gider.

O anda bilge kişi şöyle düşünür:” Bundan benim çıkaracağım sonuç, bir insanın istekleri ile arasındaki

Sevginin Gücü

Sevginin Gücü

Bir tarihte, sosyoloji profesörü, sınıfındaki öğrencileri “Baltimore” şehrinin kenar mahallelerine gönderir ve o bölgede yaşayan iki yüz çocuğun durumlarını öğrenmelerini ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını ister. Araştırmayı yapan öğrencilerin hemen hepsi, bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirirler.

Bundan tam yirmi beş yıl sonra; bir başka sosyoloji profesörü, araştırma esnasında bu çalışmayı bulur ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve aynı çocuklara ne olduğunu araştırmalarını ister. Öğrenciler o taşınan ya da ölen yirmi çocuk dışındaki yüz seksen bölgeden çocuktan, yüz yetmiş altısının olağanüstü bir başarı gösterip avukat, doktor ya da iş sahibi olduklarını ortaya çıkarırlar. Profesör çok etkileniyor ve konuyu takibe karar veriyor. Birer yetişkin olan o çocukların hemen hepsini bulup görüşüyor ve onlara: “O şartlarda nasıl bu derece başarılı

Tesadüf mü? Kader mi?

Tesadüf mü? Kadermi?

Tanzimat’ın önderlerinden Koca Reşit Paşa’nın, ilk anda garip gelen dikkatleri vardı. Ölümünden sekiz ay evvel, Ramazan dolayısıyla, sahil hanesinde okunan mevlitte duayı yapan hoca efendi, Reşit Paşa’nın ismini unutmuştu. Yalnız kaldıkları zaman oğlu Ali Galip Paşa’ya dedi ki:

“Bizim, şu fâni dünyada son senemizdir zannederim. Bugün mevlitte, hoca efendi duada benim ismimi söylemedi. Herhâlde içine doğdu… Zaten ahiret hazırlıklarının zamanı da geliyor.”

Ali Galip Paşa, memleket meseleleri sebebiyle yorgun ve sinirleri bozuk babasını teselli etti. Fakat gariptir ki, sekiz ay