Kuyruklu Yıldız Nedir?

Kuyruklu Yıldız Nedir?

Kuyruklu Yıldız

Yaklaşık 4.5 milyar yıl önce oluşan güneş sisteminin arda kalan gezgin buz kayalarıdır. Yörüngeleri, güneş sisteminin en soğuk ve karanlık köşelerinden, Güneş’in yakıcı sıcaklığına kadar uzanır.

Güneş sisteminin iç (Güneş’e daha yakın) kısımlarında dolanırken, güneş ışınları kuyruklu yıldızın çekirdeğinin üstünde bulunan buzları buharlaştırırken küçük katı parçacıkları da ondan kopararak kuyruğunun Güneş’e göre zıt yönde oluşmasını sağlar.

Kuyruklu yıldızların çoğu, Neptün gezegenin daha ötesinde bulunan Kuiper kuşağından ve Oort Bulutundan gelmektedir. Kuyruklu yıldızlar kısa ve uzun dönemli olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Kısa dönemli kuyruklu yıldızların yörünge dönemleri 200 yıldan kısa ve yörüngeleri Jüpiter tarafından kontrol edildiğinden Jüpiter Kuyruklu yıldız Ailesi olarak bilinirler.

Kuiper kuşağından gelen bu kuyruklu yıldızlar Jüpiter’in yörüngesi ile kesiştikleri için, bu dev gezegenin çekim etkisine maruz kalırlar. Bu etki, zamanla kuyruklu yıldızın yörüngelerini değiştirerek bir süre sonra onun ya güneş sisteminin dışına fırlatılmasına ya da Jüpiter veya Güneş ile çarpışmasına neden olur.

Sis Nedir ve Nasıl Oluşur?

Sis Nedir ve Nasıl Oluşur?

Sis Nedir?
Sis, görüşü etkileyen önemli bir meteordur. Genel olarak yer yüzünü kaplayan stratüs (St) bulutu veya yere inmiş stratüs bulutu olarak tanımlanır. Uluslararası kabul edilen tanıma göre sis, yatay görüşü 1 km’nin altına düşüren yere yakın hava tabakasında yayılmış küçük su damlacıkları veya kristallerden oluşan sistemdir.

İçinden geçerken nemlilik ve yapışkanlık hissedilir. Sis olayında yatay görüş mesafesi 1 km’nin üzerinde olur ise bu durum “Mist” diye adlandırılır.

Biyolojik, Kimyasal ve Nükleer Silahlardan Korunma

Biyolojik, Kimyasal ve Nükleer Silahlardan Korunma

Biyolojik Silahlar

Biyolojik silahlar, yöneldiği insanlarda bulaşıcılık ve hastalık yapma yetenekleri olan bakteriler, parazitler, mantarlar, protozoalar, riketsiyalar, virüsler ve toksinlerdir. Biyolojik silahların kitleleri imha edici özellikleri yanında diğer özellikleri, kolay ve ucuza elde edilmeleri, etkilerinin kalıcı ve giderek artıcı olması, kullanım kolaylıkları ve özellikle kullanıldıklarının geç farkına varılmalarıdır. Nükleer silahlar en güçlü olan kitle imha silahlarıdır. Ancak, malzemelerini bulmak zordur. Kimyasal maddelerin çoğunu üretmek için basit bir teknoloji yeterlidir, fakat kitlelere zarar verebilmeleri için büyük miktarlara gereksinim vardır. Biyolojik silahlara gelince, bulunması ve silah haline getirilmesi daha kolaydır.

Tasavvuf Edebiyatı Hakkında Bilgiler

Tasavvuf Edebiyatı

Tasavvuf “sufi olma, sufiye yolunu izleme” demektir. Tasavvuf ehline mutasavvıf ya da sufi denir. Tasavvuf edebiyatı ise tasavvufla uğraşan kişilerin ortaya koyduğu ürünleri kapsayan edebiyat türüdür. Halk edebiyatının “Tasavvufi Halk Edebiyatı” türü 12’nci yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı.[1] Konusu Allah’a ulaşmanın yolları, ahlak ve nefsin terbiyesidir. Anadolu’nun bu alandaki ilk ve en ünlü şairi Yunus Emre’dir.

Genel Özellikler

[2] Anadolu’da 19’uncu yüzyıla değin çeşitli tarikatlarla gelişen bu edebiyat geleneğinin sürmesinde en önemli rolü Alevi-Bektaşi ve Melami-Hamzavi şairler oynadı.

Op-art-Optik Sanat Hakkında Bilgiler

Op-art - Optik Sanat

Op Art (Optik Sanat)
Op art, optik resim olarak da bilinen 1960’ların bir resim akımıdır. Renk, çizgi gibi öğeler göz yanılsamaları yaratmak için kullanılır. Eserler genelde soyut olup, pek çok durumda siyah-beyazdır.

ABD’ye özgü olmadığı halde bu ülkede 1960’a doğru, Pop Art ile aşağı yukarı aynı dönemde gelişmiş bir soyut sanat akımını belirten ve İngilizce Optical Art’ın (optik sanat) kısaltılmış biçimi olan terimdir.

Hurriler- Anadoluda Yaşamış Bir Halk

Hurriler - Anadoluda Yaşamış Bir Halk

Hurriler M.Ö. 1500-1250 arasında güney Anadolu’da yaşamış olan bir halktır. Harran Ovası’nda kurulmuş kadim bir devlettir. Musul çevresinde oturan Asya kökenli Subarular’ın torunlarıdır. Hurri Babil dilinde “mağara” demektir.

Gürcü tarihinin verilerine göre ise; Hurriler Asyatik bir topluluktur. Bu topluluklar hakkında söylenebilecek en kesin sonuç Hurri ve Mitanniler’in ne Hint-Avrupalı ne de Sami gruptan olduğudur. Hurri dili ile ondan sonraki Urartu dilleri arasında da bir benzerlik vardır. Aynı kökten gelip akraba olan Hurri Krallığı Diyarbakır Mitanni Krallığı ise Osroeneye (antik çağda Edesa yani Urfa) ve Nusaybin (Nisibis)’de kurulmuştur. Başkentleri VVaşşukanni olmak üzere ilkçağda Doğu Anadolu’ da devlet kurmuşlardır.

Bezm-i Elest – Elesti Birabbiküm

Bezm-i Elest - Elesti Birabbiküm

1. Elest Meclisi (Bezm-i Elest):

Bezm-i Elest, Farsça’daki “sohbet meclisi” anlamına gelen bezm sözcüğüyle Arapça’da “ben değil miyim” anlamındaki çekimli bir fiil olan elestü’den oluşan bezm-i elest terkibi “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” hitabının yapıldığı ve ruhların da “belâ / evet” diye cevap verdikleri meclis anlamında kullanılmaktadır.

Kurân’da geçmişte Allah’ın Âdem oğullarından yani onların sırtlarından (veya sulplerinden) zürriyetini çıkardığı, kendilerini nefislerine şahit tuttuğu ve onlara “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” diye hitap ettiği, onların da “evet” dedikleri anlatılmaktadır (A’râf, 7/172). Allah’la insanlar arasında meydana gelen bu sözleşmeye misâk, kâlu belâ, rûz-i elest, bezm-i ezel, ahid, belâ ahdi gibi çeşitli isimler verilmiştir. Kur’ân’da aynı konuyla ilgili açık veya dolaylı ifadeler çeşitli sûrelerde yer almaktadır (Rûm, 30/30).

Akçe Hakkında Bilgiler

Akçe Hakkında Bilgi

Osmanlı Devleti’nin ilk zamanlarından itibaren bastırılan ve kullanılan gümüş para birimi. İlk sikkesi gümüşten îmâl edildiği için Ak (beyaz, temiz, parlak) para mânâsında akçe denilmiştir. Ayrıca ak kelimesi müsbet yönde bir mânâya sahiptir. “Alnı ak” gibi. Nitekim renginden dolayı altına kızıl ve sarı denildiği bilinmektedir. “Ak akçe kara gün içindir” atasözü de bu paranın beyaz gümüşten îmâl edildiğini ifâde ettiği gibi, geçerliliğini de belirtmektedir. İlk zamanlar gümüş para mânâsında kullanılan akçe, on beşinci yüzyıldan sonra umûmî mânâda Osmanlı parası karşılığı olarak kullanılmıştır. Osmanlı para birimi olan Akçe-i Osmânî adıyla kullanıldığı gibi, pâdişâhların zamanlarına göre değişik isimler almıştır. Bu para Osmanlılara mahsus olup, Selçuklu ve diğer İslâm devletlerinin paralarıyla ilgisi yoktur.

Marifetname’den Seğirmeler Hakkında Bilgiler

Marifetname'den Seğirmeler Hakkında Bilgiler

Marifetname’den Seğirmeler Hakkında Bilgiler

  • Başın üst kısmının seğirmesi: İyi bir makam ve mevkiden haber verir.
  • Başın ön tarafının seğirmesi: İyi bir devlet bulmaya işarettir.
  • Başın yan tarafının seğirmesi: Sağı ve solu hayırlı eyler.
  • Alnın seğirmesi: Sağda ise eğlence — Solda ise habere işarettir.
  • Kaşın seğirmesinden: Sağ ve sol her yer dostlukla dolar.
  • Kaşın ortası seğirirse: Sağı zevk — solu kederdir.
  • Dil seğirirse: Sağı hüzün — solu coşkunluktur.
  • Gözün dışı seğirirse: Sağda kötüleme — Solda ziynettir.
  • Gözbebeğinin seğirmesi: Sağ gözde olursa sıkıntı — solda sevinçtir.
  • Göz kuyruğunun seğirmesinde: Sağ göz için sevinç — solda maldır.
  • Gözün altı seğirirse: Sağdaki iyiliğe — soldaki mevkiye alamettir.

Ribozom Hakkında Bilgiler

Ribozom Hakkında Bilgiler

Ribozom (Ribosome)

Ribozom, ribozomal RNA (rRNA) ve proteinlerden oluşmuştur ve hücrenin protein sentez yerlerine verilen addır. Virüsler hariç tüm hücrelerde bulunur. Sitoplazmada serbest veya endoplazmik retikulum’a bağlı olarak bulunan 120-200 Ã… (angstrom) çapında yapılardır. Ribozomun yaklaşık %60 kadarı rRNA, geri kalan %40’lık bir kısmı ise proteinden oluşur. Ribozom iki alt birimden oluşur. Ökaryotlarda büyük alt birim 60S (S = Svedberg birimi = Sedimantasyon katsayısı), küçük alt birim ise 40S’tir.

Ribozomlar protein sentezlerinin yapıldığı merkezlerdir. Protein sentezleneceği zaman DNA’nın yarım dizisi karşısında sentezlenen mRNA zinciri ribozomun 40S’lik küçük alt birimine bağlanır. Ribozomlar tek yahut gruplar halinde bulunurlar. Tek bulunanlara monomer ribozom, gruplar halinde bulunanlara ise polizom veya poliribozom denir. Bunlar ayrıca hücrenin tipi, gelişmesi ve fonksiyonuna göre ya endoplazmik retikulum’a bağlı veya sitoplazmada serbest olarak bulunurlar. Endoplazmik retikulum’a bağlı olanlar hücre dışına verilecek proteinleri (pankreas, sindirim enzimleri v.b) serbest ribozomlar ise hücrenin ihtiyaç duyduğu yapısal proteinleri sentezler.[1]