Keloğlan ve Dev Karısı Masalı

Keloğlan ve Dev Karısı Masalı

Bir kadın ve bu kadının Keloğlan adında bir oğlu vardır. Keloğlan her gece kahveye gider, bir köşede büzülerek oturur. Kahvedeki delikanlılar ″Yiğitlik, Erler Karısına koca olmaktır.″ diye söz atarlar. Keloğlan delikanlıların bu sözlerini bir dinler, iki dinler sonunda Erler Karısına koca olmaya karar verir.

Keloğlan düşüncesini annesine anlatır. Annesi Keloğlan’ın gitmesine izin vermez. Keloğlan gitmek için ısrar eder ve annesini kızdırır. Keloğlan yola çıkar, uzun bir süre yola devam ettikten sonra dağın

Bir İnsana İşte Bu Kadar Toprak Yeter

Bir İnsana İşte Bu Kadar Toprak Yeter

Tolstoy’ un ” İnsan Ne ile Yaşar ” adlı kitabında, çiftçi Pahom’ un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır. Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir ağanın karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için ağaya gidip talebini iletir.

Gerçekten de ağa herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün

Türk Mitolojisi- Maaday Kara Destanı

Türk Mitolojisi- Maaday Kara Destanı
Yaşlı bahadır Maaday-Kara’nın ülkesinde refah ve huzur içerisindeki yaşamaktadır. Çok sayıda halkı, mal-davarı ve yılkısı vardır. Ay altında yay gibi uzanan kuzey ormanlarına “ata” diyen, güneş altında yay gibi uzanan kuzey ormanlarına ‘ana’ diyen Maaday-Kara’nın ülkesinde kışın kar yağmaz, yazın ise sağanak yağmur bulunmaz. Bu haliyle Maaday-Kara’nın memleketinde sulh ve sükûn hüküm sürmektedir. Bu refah ve huzurun simgesi olarak Maaday-Kara ülkesinde Ulu Tanrı Üç-Kurbustan tarafından yaratılmış olan ölümsüz ağaç (demir kavak) vardır. Bu ölçüme gelmez devasa ağacın ortadaki dalları üzerinde iki benzer kara kartal tünemekte ve düşman bahadırın gelme ihtimali olan yolu beklemektedir Ağacın altında zincire vurulmuş Azar ile Kazar adlı

Deli Fettah’ın Ağıdı

Deli Fettah'ın Ağıdı

Akşamın alaca karanlığı. Etrafta derin bir sessizlik. Dingin bir zaman.Birden bir acı feryat yankılandı Berit Dağında: “Ah anaammm, ah anaammm, anaaamm!” diye vadileri yırttı gitti bir haykırış.
Çadırın içinde, yatağının üstünde dikiliyordu Deli Fettah. Bir yiğit ki sormayın gitsin. Civan gibi boylu boslu, göğsü kurt göğsü, geniş. Namı vardı civarda.
Düşmanları çadıra kadar sokulmuş, köpeklere ekmek atıp susturmuşlardı. Ellerinde mavzerler zamanı kollamışlar ve ateş etmişlerdi. “Ah anaaamm!” feryatlarından sonra yatağının üstüne çam gibi devrildi. Sol böğründen girmişti kurşun, bir de göğsünden. Yayladan yaylaya, koymaktan koyağa yankılandı silah sesleri. Acı haber Karabacaklı

Öğüt Dinlemenin Önemi (Masal)

Öğüt Dinlemenin Önemi (Masal)

Vaktiyle bir köylü, para kazanmak için karısını köyünde bırakıp, başka bir memlekete gitmiş. Senelerce uğraşmış didinmiş, nihayet köyüne dönmeye karar vermiş. Dönüş yolunda bir köşe başında, bir adama rastlamış. Adam; ‘Akıl satarım, akıl satarım.” deyip duruyormuş. Köylü bunu pek merak etmiş ve bir lira vererek bir akıl istemiş. Adam da ona; ‘Üstüne vazife olmayan işe karışma!’ demiş. Köylü ertesi gün tekrar gitmiş ve ‘Topuğu aşan suya girme!’, üçüncü gün gittiğinde de ‘Sabret, sanrın sonu selamettir.’ öğütlerini almış.

Bir zaman sonra adam, parasız kaldığına ve aldığı akılların hiç işe yaramadığına üzülerek köyünün yolunu tutmuş. Yolda bir çiftlik ağasına misafir olmuş. Burada misafire hizmet edenler, hep güzel ve genç kızlarmış. Adamcağız birkaç kere sebebini sormak istemişse de satın aldığı ‘Üstüne vazife olmayan işe karışma!’ öğüdü aklına gelince

Kuyruksuz Tilki Masalı-Türk Masalları

Kuyruksuz Tilki Masalı-Türk Masalları

Bir varmış, bir yokmuş. Bir koca nine varmış. Bu ninenin bir tek ineği varmış. Bu inekten sağdığı sütü satar, geçinirmiş nine.

Bir gün koca nine sütünü sağmış, süt kovasını avlunun ortasına koymuş, işine gitmiş. Az sonra döndüğünde bakmış ki kova yerinde duruyor ama içinde süt yok. Bir böyle, beş böyle, bunun sebebini bir türlü anlayamamış. Bir sabah sütü sağdıktan sonra, süt kovasını gene avlunun ortasında bırakıp bir köşeye gizlenmiş, beklemeye başlamış. Bakmış ki bir tilki kovaya yanaşıp sütü içiyor. Hemen satırı kapmış nine, tilkinin kuyruğuna indirmiş ve tilkinin kuyruğunu koparmış.

Tilki koca nineye yalvarmış:

– Nine kuyruğumu veer – Nine de:

Gılgamış Destanı Yazıldığı Tabletlerin Özeti

Gılgamış Destanı Yazıldığı Tabletlerin Özeti

Gılgamış destanı, Babil’lilerin ulusal destanıdır. Destanın bu nitelemeye hak kazanmasının nedeni, ulusun her bireyine seslenmesinden; destan kahramanının, halkın erkeklik ülküsünü en özlü biçimde canlandırmasından ve insan yaşamı sorununun destanda büyük bir yer tutmasından ileri gelmektedir. Babil’liler bu destanla, Yunanlıların ulusal destanları İlayda’yı oluşturmasından çok önce, eski kavimlerde görülmeyen bir yapıt yaratmışlardır.

Tablet-1

Gilgameş’in çok bilgili olduğu, çok gezdiği, Uruk duvarını yaptırdığı, tapınakları onarttığı, onları bir tasa yazdırttığı, halka verdiği sıkıntı, Enkidu’nun kırlarda yaratılışı, bir tapınak fahişesiyle karşılaştırılması, Gilgameş’in gördüğü rüyalar anlatılıyor.

Tablet-2

Taş Oğuz İsyanı ve Beyrek’in Öldürülmesi Destanı

Taş Oğuz İsyanı ve Beyrek’in Öldürülmesi Destanı

İç Oğuz’a Taş Oğuz asi olup Beyrek’in öldürülmesi Destanı:
Salur Kazan her yıl İç Oğuz ve Taş Oğuz’ları bir araya getirerek evini yağmalatmayı adet haline getirir. Yağma sırasında sadece karısıyla beraber dışarı çıkarak tüm evini yağmalatır. Yine adet haline gelen yağma zamanı gelince sadece İç Oğuzlar bu yağmalamaya katılırlar. Aruz, Emen ve diğer beğler yağmalamaya katılmadıkları için Salur Kazan ile ilgi ve alakayı keserler.

Bu durumu öğrenen Salur Kazan son durumu öğrenmesi için Kılbaş adlı adamını Taş Oğuzlara gönderir. Kılbaş ile Taş Oğuzun büyüğü Aruz Koca bir araya gelerek konuşurlar. Kılbaş, Salur

Yıldırım Beyazıt’ın Macar Elçisine Cevabı

Yıldırım Beyazıt'ın Macar Elçisine Cevabı

YILDIRIM BEYAZİT HÂN: İŞTE HAK! İŞTE SELAHİYET!

Yıldırım Beyazit, serkeşlik eden Bulgaristan’ı fethetmişti. Buna içerleyen Macar Kralı Sigismund, başkent Bursa’ya özel elçisini fethi proteto etmek ister. Elçiler Bursa’ya girerler. Geliş çoktan tüm şehirde duyulmuş, gavur görmemiş meraklı halk sokaklara dökülmüştü..

Halk süslü koşumlu atlara binmiş elçiyi ve korumalarını izlemekte, bir yandanda gülümseyerek dalga geçiyorlardı: ” Vay canına Durak Çavuşum! Görmekte misin ki; koşumlar atlardan, atlar binicilerinden daha değerli… Şu gavurcuklar çok alem vesselam!” “Bunlar niye kadın gibi süslenmişler böyle?” Elçi söylenelerin birkısmını anlar ama bozulduğunu göstememeye çalışır..

Pegasus Nedir? Pegasus Hakkında Bilgi

Pegasus Nedir? Pegasus Hakkında Bilgi

Pegasus, Yunanca Πήγασος, Pegasos kelimelerinden oluşan ve Yunan mitolojisinde ki kanatlı ata verilen addır. Efsaneye göre pegasus iki büyük kanadı olup rengi ise beyazdır. Uçarken havada koşan at gibi görünür. Pegasus’un asıl görevi ise gök gürültüsünü ve şimşeği taşıma işidir.

Pegasus’un, Perseus tarafından kafası kesilerek öldürülen Medusa’nın kafasından veya toprağa sıçrayan kanlarından doğduğuna inanılmaktadır. Pegasus doğar doğmaz yeryüzünden ayrılmış ve tanrıların diyarına uçmuştur. Helicon Dağında bulunan Hippocrene pınarının Pegasus’un ayağıyla yere vurması sonucu ortaya çıktığına inanılır. Daha sonraları Bellerophontes tarafından Athena’nın ona verdiği altın dizgin yardımıyla yakalandığı, Kimera ve