Birinci Dünya Savaşında Gaz Maskeli Hayvanlar (15 fotograf)

Birinci Dünya Savaşında  milyonlarca insan haricinde atlar ve köpekler de dahil olmak üzere bir çok hayvan öldü. Hayvanlar askerlerin sadık dostlarıydı ve savaş alanlarında onlara yardım etti. Ayrıca doktorlar tarafından uyuşturucu ve ekipman taşımak için kullanıldılar. Bununla birlikte, o yıllarda kimyasal silahların oldukça sık kullanıldığını hatırlamakta fayda var. Bu nedenle, çeşitli gaz maskeleri kullanmak gerekiyordu. Ancak askerler sadece kendilerini değil, aynı zamanda ortakları olan köpekleride savundular. Bugün, gaz maskeli bir kişiyi görmek şaşırtıcı değil. Ancak eski gaz maskelerindeki insanlar ve  hayvanlar oldukça korkunç görünüyor.

Birinci Dünya Savaşında Gaz Maskeli Hayvanlar (15 fotograf)

Türklerin kullandığı Alfabeler

Tarih boyunca farklı yerlerde, farklı isim ve topluluklar ile devletler kurmuş olan Türkler yine tarih boyunca 5 farklı alfabe kullanmışlardır. Bunlar sırayla ;

Göktürk Alfabesi

Göktürk Alfabeleri

Göktürk Alfabesi, 4’ü sesli olmak üzere 38 harf içermektedir. Sağdan sola doğru yazılan bu alfabeyi Göktürkler, Hunlar, Kırgızlar ve birçok Türk Kavmi tarafından kullanmıştır. Orhun yazıtlarında kullanıldığı için Orhun

Eski Türk Mitolojisinde At ve Ata Verilen Önem

Eski Türk Mitolojisinde At ve Ata Verilen Önem

At eski Türk dünyasında özellikle insanın ayrılmaz dostu olarak özel bir kişiliğe sahiptir. O dönemde özellikle gök tanrı (Tengri) için kurban hayvanı olarak kabul ediliyordu. Bu hayvanın gök kökenli olduğu veya göğe benzediği yolundaki düşünce, henüz milâttan önceki dönemde bile bozkırlarda yaygın olan bir inanç olsa gerek. Dolayısıyla, bu inancın Türklerde var olması gayet muhtemeldir. 12 Hayvanlı Takvimde at ayı haziran ayına, başka bir deyişle yaz gündönümünün olduğu aya, yani güneşin en yüksek noktada bulunduğu zamana karşılık gelir. Kutadgu

Dünya Toplumlarına Göre Dünden Bu Güne Nevruz

Dünya Toplumlarına Göre Dünden Bu Güne Nevruz

Nevruz Nedir?
Nevruz ya da yanlış olarak aratılan nevroz; Farsça bir kelime olup yeni gün demektir. Güneşin koç burcuna girdiği miladi martın 22. gününe rastlamakta, Rumi takvime göre ise martın 9. gününe tesadüf etmektedir. Nevruza mart 9’u da denir. Arapça kaynaklarda nevruz adı ile geçen bugün kuzey yarım kürede bahar-yaz başlangıcıdır. Bundan ötürü bahar bayramı kabul edilir. Halk arasında bugün şenlikler yapılarak kutlandığı gibi devletler nezdinde de törenler yapılmıştır. Ve hala yapılmaya devam etmektedir

TÜRK DÜNYASINDA NEVRUZ ADETLERİ
Çeşitli adlarla ve yaygın olarak Nevruz adıyla kutlanan bu bahar bayramıyla ilgili olarak Türk topluluklarında çeşitli gelenekler meydana gelmiştir. Orta Asya’dan, Balkan Türkleri’ne ve hatta Amerika’daki Kızılderililerin yaşatılan âdetlerinde bu gelenekleri ve törenleri tespit edebiliyoruz.

Türk ve Oğuzların Boyu Bayatlar Hakkında Bilgi

Türk ve Oğuzların Boyu Bayatlar Hakkında Bilgi

Bayatlar, Türklerin ve Oğuzların en eski boylarından bir tanesidir. Nitekim anlam itibariyle “kadim, eski” anlamını veren Bayat sözcüğü, bu boyun ne kadar eski ve köklü olduğunun bir diğer göstergesidir.

Oğuz Kağan’ın ikinci torunu olarak sayılan Bayatlar ve torunları, tarih boyunca Moğolistan ve Türkistan coğrafyasının değişik yerlerinde bulunmuşlar ve birçok önemli devlette kişisel veyahut bir topluluk halinde görev alarak tarih sahnesine adlarını yazdırmışlardır.

Moğol İmparatorluğu’nun akınları ve diğer siyasi sebepler nedeniyle X.-XIII. yüzyıllarda Bayatların büyük bir bölümü batıya göç etmişler, “Bozkır Prensesi” olarak adlandırılan Terken Hatun’un Harezmşah İmparatoru Alaeddin Tekiş ile evlenmesinden sonra bu devlette önemli görevler almışlar, askeri ve siyasi kanadını tam anlamıyla ele geçirmişlerdir.

Harezmşah İmparatorluğu’nda Terken Hatun; müthiş nüfuzu, diğer devletler tarafından kraliçe olarak adlandırılması, eşi Alaeddin Tekiş ve oğlu Kutbiddin Muhammed döneminde yaptıklarıyla adından sıkça söz

Çanakkale Savaşlarında Türk Ordusunun Zaiyatı

Çanakkale Savaşlarında Türk Ordusunun Zaiyatı

Çanakkale şehitlerimizin sayısı hakkında araştırma yaptığımızda şehit sayısı ile  zaiyat sayısının birbiriyle karıştırıldığı görülüyor. Prof.Dr.Cemal GÜVEN (2016). Çanakkale Muharebelerinde Türk Ordusunun Zayiatı adlı çalışmasında bu durumu şöyle açıklıyor.

“Çanakkale Muharebelerinde 200 – 250 bin kişinin şehid olduğu bilgisi kamuoyunda yaygın bir kanaattir. Bunun sebebi ise “zayiat” kelimesinin “kayıp ve ölüm” olarak algılanmasındandır. Oysa silahlı kuvvetlerde “zayiat” tekrar kullanılamayacak durumda olan personel anlamını taşımaktadır. Zayiatın şehidlik ile karıştırıldığı görülmektedir.

Türk Ordusu toplam 310 bin kişilik bir personel kadrosu ile bu muharebelerde görev yapmıştır. Buna göre askerî personelin neredeyse %20’si şehid olmuştur.

Subay ve Er olmak üzere toplam zayiat şöyledir:
* Şehid: 57.263;
* Yaralı: 98.065;
* Kayıp/Esir: 11.179;
* Hava Değişimi: 7.084;
* Adi ve Bulaşıcı Hastalıktan Ölen: 20.297;
* Hastanelere Gönderilen: 14.000.
Genel Toplam: 207.888’dir.

Bu rakamlardan anlaşıldığı üzere Türk ordusu 210 bine yakın zayiat vermiştir.”

Bu konuda Tubitak Bilim ve Teknik Nisan 2015 sayısında Dr. Murat Yıldırım tarafında hazırlanan makalede ise  “Türk Genelkurmayı 25 Nisan’dan 1916 Ocak başına kadar Türk tarafının şehit, yaralı, hasta, kayıp ve esir dâhil toplam zayiatını 213.882 kişi olarak belirtiyor. Bu sayının 57.263 kişisi şehit. İsmail Hami Danişmend’e göre şehit sayısı 55.127, yaralı sayısı ise 100.117 kişi. Bu sayıya kayıp olan 10.067 kişi ve hastalıktan ölen 21.493 kişi eklendiğinde toplam zayiat 186.869 kişi oluyor. Buna, hasta olduğu veya hava değişimi için geriye gönderilen 64.440 kişi de eklenince toplam zayiat 251.309 kişiye ulaşır.” denilmektedir.

Ayrıca Kültür Bakanlığının Burada verdiği linkte şehitlerin listesine ulaşabilirsiniz. Burada şehit sayısı olarak 50.687 sayısı verilmektedir.

Prof.Dr.Cemal GÜVEN (2016). Çanakkale Muharebelerinde Türk Ordusunun Zayiatı adlı çalışmasından Türkiye ve şimdiki Türkiye sınırları dışında bulunan illerde dahil olmak üzere verilen şehit sayıları aşağıda verilmiştir. Bu çalışmada Millî Savunma Bakanlığınca yayınlanmış “Şehitlerimiz” adlı eserden fazlaca faydalandığını belirtmiştir.

Bu çalışmaya göre Çanakkale Savaşının şehit verileri aşağıda verilmiştir.

İllere Göre şehit Sayısı

* İli belli olmayan: 689 Şehit
* Adana: 842 Şehit
* Adıyaman: 11 Şehit
* Afyon: 1.650 Şehit
* Ağrı: 0 Şehit

İstiklal Marşımızın Kabulü

İstiklal Marşımızın Kabulü
Güftesi, Anadolu’da Milli Mücadele’nin devam ettiği sırada Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınmış şiir; şairin Kurtuluş Savaşı’nın kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine güvenini, Türk ulusunun bağımsızlığa, Hakk’a, yurduna ve dinine bağlılığını dile getirir.
Şiir, 12 Mart 1921’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir. Bestesi Osman Zeki Üngör’e aittir. Orkestrasyonu Edgar Manas tarafından yapılmıştır.
Maarif Vekaleti, Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlarında, İstiklâl Harbi’nin

Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı Şairler ve Yazarları

“Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı Şair ve Yazarları” harf sırasına göre sıralama yapılarak hazırlandı. Ayrıca “sitemizde tanıtımları yapılmış olanlar” için link olarak bağlantıları verilmiştir.

Konu içerisinde bağlantı linkleri tarafımdan aralıklarla güncelleştirilmektedir. Lütfen bir yanlışımız olursa haber veriniz.

13. 14. Yüzyıl Divan Edebiyatı – 13.14.Yüzyıl Nazım

* Ahmedî, (Tacüddin)
* Ahmet Fakih
* Âşık Paşa
* Fahri
* Gülşehri
* Hoca Dehhani
* Kadı Burhaneddin
* Kemaloğlu
* Mehmed
* Mesud Bin Ahmed
* Mustafa Darir
* Pir Mahmud
* Seyyid İmadettin Nesimi
* Sultan Veled
* Şeyhoğlu Sadreddin Mustafa
* Şeyyad Hamza
* Yunus Emre
* Yusuf Meddah

Gılgamış Destanı Yazıldığı Tabletlerin Özeti

Gılgamış Destanı Yazıldığı Tabletlerin Özeti

Gılgamış destanı, Babil’lilerin ulusal destanıdır. Destanın bu nitelemeye hak kazanmasının nedeni, ulusun her bireyine seslenmesinden; destan kahramanının, halkın erkeklik ülküsünü en özlü biçimde canlandırmasından ve insan yaşamı sorununun destanda büyük bir yer tutmasından ileri gelmektedir. Babil’liler bu destanla, Yunanlıların ulusal destanları İlayda’yı oluşturmasından çok önce, eski kavimlerde görülmeyen bir yapıt yaratmışlardır.

Tablet-1

Gilgameş’in çok bilgili olduğu, çok gezdiği, Uruk duvarını yaptırdığı, tapınakları onarttığı, onları bir tasa yazdırttığı, halka verdiği sıkıntı, Enkidu’nun kırlarda yaratılışı, bir tapınak fahişesiyle karşılaştırılması, Gilgameş’in gördüğü rüyalar anlatılıyor.

Tablet-2

Osmanlı Devleti’nde Askeri Teşkilat Yapısı ve Görevleri

Osmanlı Devleti'nde Askeri Teşkilat Yapısı ve Görevleri

Ordu-yi Hümâyûn :Osmanlı İmparatorluğu’nun ordusudur .

Osmanlı kara ordusu; Kapıkulu askerleri ve Eyalet askerleri olarak ikiye ayrılır.

Kapıkulu Askerleri ve Piyade Birlikleri:

* Acemi Oğlanlar Ocağı: Devşirme kanununa göre toplanan Hıristiyan çocukları bu ocakta eğitilir ve kabiliyetlerine göre diğer ocaklara gönderilirdi.
* Yeniçeriler Ocağı: Ocaklar içerisinde en önemlisi olup komutanlarına Yeniçeri Ağası idi. Yeniçeriler savaşta padişahın otağının yanında bulunurlardı. Barış zamanında İstanbul’da şehrin güvenliğini sağlarlardı. Ayrıca yangın söndürme gibi işlere de bakarlardı. Yeniçeri ocakları kendi aralarında; Ağa bölükleri, Sekban bölükleri ve Yaya ortaları olmak üzere üçe ayrılırlardı.
* Cebeci Ocağı: Ordunun ok, yay, kalkan, kılıç, tüfek, balta, kazma, kürek, kursun, barut, zırh, tolga, harbe gibi savaş aletlerini imal, tamir ve tedarik eden ocağa “Cebeci Ocağı” denirdi. Cebecibaşı en üst rütbeli komutanlarına