Şair Kıvami Hakkında Bilgi

Şair Kıvami Hakkında Bilgi

Hayatı hakkında yeterli bilgi bulunmayan Kıvâmî, yapılan araştırmalara göre Fatih devrinde defterdar olması muhtemel bir şairdir. Fetih-nâme-i Sultan Mehmed adlı eserini Sultan Bayezid için yazmıştır. Manzum mensur karışık olan eserinde hadiseleri anlatırken kendine has bir kompozisyon kurmuştur.

Olaylar eserde, şiir-nesir-şiir; tasvir-vak’a-dua ve övgü şeklinde anlatılmıştır. Nesir ve nazmındaki canlılık cümle veya mısra başlarında kullandığı tekrarlardan kaynaklanır. Tasvirlerinde daha çok mevsimleri anlatır. Bunlar arasında bahar mevsiminin ayrı bir

Ekmeleddin Müeyyed-i Nahçıvânî Hakkında Bilgi

Ekmeleddin Müeyyed-i Nahçıvânî Hakkında Bilgi

Tabib olup, hangi tarihte doğup öldüğü bilinmemektedir. İbn-i Sînâ’nın tıbba dair kaleme aldığı Kanûn adlı eserine şerh yazmıştır. Sultan Veled’in hakkında yazdığı müveşşah kasidesine göre Ekmeleddin Tabib’in tam adı, Ekmeleddin Müeyyed en-Nahçıvânî’dir. Mevlâna’nın Fîhi mâ Fîh’inde bir yerde adı geçtiği gibi yine Mevlâna’nın Mektûbât’ında bir ve Konyalı Ebûbekir b. Zekî’nin Ravzatü’lküttâb ve Hadîkatü’l-elbâb adlı Farsça münşeât mecmuasında hakkında yazılmış üç mektup vardır. Ölüm döşeğinde bulunan Mevlâna’ya ilaç yaptığına bakılırsa, onun Mevlâna’dan

Şair Haliloğlu Yahya Burgazi Hakkında Bilgi

Şair Haliloğlu Yahya Burgazi Hakkında Bilgi

Asıl adı Yahyâ b. Halîl b. Çoban el-Burgazî’dir. 12. yüzyıl sonu ve 13.yüzyıl başlarında yaşadığı tahmin edilen Haliloğlu Yahya Burgazi hakkında tam bir bilgi yoktur. Fütüvvetnâme adıyla bilinen ünlü eserinin bir bölümünde yirmili yaşlarda ders aldığı Antalyalı Hoca’dan ve burada okuma ve yazmayı hızlıca sökmesinden bahsetmektedir. Eserine kaynak olan kitapları ise o tarihlerde Frenklerin İskenderiye’yi kuşatması sebebiyle, Frenklerden satın aldığından bahsetmektedir.

Genel olarak fütüvvetnâmelerin içeriğine bakaılacak olursa, fütüvvet kavramının temeli tasavvufa dayandığı için bu tür eserlerin hepsinde tasavvufî

Dr. Pakize Tarzi Hakkında Bilgi

Dr. Pakize Tarzi Hakkında Bilgi

Türkiye’nin ilk jinekoloğu, ilk özel kadın doğum kliniği kurucusu ve İstanbul Boğazı’nı yüzerek geçen ilk kadındır. Osmanlı Döneminde Ziraat Bankası Suriye genel müdürü İzzet Saltık Bey’in kızı olan Pakize Tarzi, babasının görev yaptığı Halep’te 1910 yılında dünyaya geldi.

Ailesi 1918’de İngilizler’in Şam’ı işgal etmesi üzerine Adana’ya, Adana’nın Fransızlar tarafından işgali üzerine Konya’ya taşındı.

Coğrafyacı İdrisi Hakkında Bilgi

Coğrafyacı İdrisi Hakkında Bilgi

Asıl adı Ebû Abdillâh Muhammed b. Muhammed b. Abdillâh b. İdrîs eş-Şerîf es-Sebtî es-Sıkıllî olup, İdrîsîler hânedanının kurucusu I. İdrîs’in soyundandır. Coğrafya ve kartografya alanında önemli yapıtları olan coğrafyacılardan biridir. Çoğunlukla İdrisi, Şerîf veya Muhammed el-İdrisi adıyla bilinir.

Hakkındaki araştırmalar sonunda, 493 (1100) yılında Sebte’de (Ceuta) doğduğu, öğrenimini Kurtuba’da (Córdoba) tamamladığı, İspanya ve Kuzey Afrika’da çıktığı uzun seyahatlerden sonra II. Roger’in (1130-1154) ilk yıllarında Sicilya’nın başşehri Palermo’ya yerleştiği ve burada öldüğü tesbit edilmiştir.

Nüzhetü’l-müştâḳ fi’ḥtirâḳı’l-âfâḳ adlı eserinde yedi iklimden her biri onar cüze taksim edilmiş, mukaddimedeki dünya haritasından

İslam Astronomlarının En Büyüklerinden Bettani

İslâm Astronomlarının En Büyüklerinden Bettani
Batıda Albetanius, Albategnus veya Albategni şeklinde anılan Bettani; Sâbiî bir ailenin çocuğu olarak IX. yüzyılın ilk yarısında (858) Harran civarındaki Bettan’da doğdu. Asıl adı, Ebu Abdullah Muhammed bin Cabir bin Sinan er-Rekki es-Sabi el-Battani’dir. Hayatının büyük kısmını Rakka’da geçirmiştir.

Orta Çağ batı dünyasında eserleri Latince`ye çevrilen ilk Müslüman bilim adamı oldu.

Battani, gelişmiş ay ve güneş tabloları kullanarak yaptığı gözlemler boyunca, Güneş’in dışmerkez kuvvetinin değiştiğini, modern

Firdevsi-i Rumi Hakkında Bilgi

Firdevsi-i Rumi Hakkında Bilgi
857’de (1453) Edincik’te (Aydıncık) doğdu. Firdevsî-i Rûmî, Firdevsî-i Uzun ve Firdevsî-i Tavîl adlarıyla anılır. Buna göre Firdevsî’nin büyük ceddi Gazi Genek Bey, Sultan Alâeddin Selçukî’nin hizmetinde bulunmuş, Osman Gazi’nin Bilecik’i ele geçirdiği sırada (1299) ona intisap etmiştir. Nitekim Gazi Genek Bey, kendisine dirlik olarak verilen Sultanöyüğü’nde (Eskişehir) bir cami ve hamam yaptırmıştı. Mimari özelliği olmamakla beraber 1980’li yıllara kadar bu mescid ve aynı adı taşıyan bir mahalle Eskişehir’de bulunmaktaydı. Genek Bey’in oğlu İlyas Bey, Orhan Bey devrinde Gelibolu sancak beyi olmuş, onun oğlu Hızır Bey, I. Murad döneminde Sultanöyüğü’ne sancak beyi tayin edilmişti. Hızır

Şair Eşrefoğlu Rûmî Hakkında Bilgi

Şair Eşrefoğlu Rûmî Hakkında Bilgi
Asıl adı Abdullah olan Eşrefoğlu Rûmî (1353?-1469), Yunus tarzında şiirleri ile tanınan, ilâhîler yazan bir şair olarak dikkat çeker. Kaynaklarda künyesi Abdullah Rûmî b. Seyyid Ahmed Eşref b. Seyyid Muhammed Süyûfî (Mısrî) şeklinde geçmektedir. İbnü’l-Eşref, Eşrefzâde, Eşref-i Rûmî, Abdullah İznikî ve Abdullah-ı Rûmî adlarıyla da tanınmıştır.

İznik’te doğan Eşrefoğlu Rûmî, ilk öğrenimi burada yaptıktan sonra Bursa’da Çelebi Sultan Mehmed medresesinde okudu. Hacı Bayram-ı Velî’ye bağlanan ve ona on bir yıl hizmet edip dergâha

Bitlisli Zaro Ağa Hakkında Bilgi

Bitlisli Zaro Ağa Hakkında Bilgi

Zaro Ağa, 1774 veya 1777 yıllarında, Bitlis’te Mutki, Meydan Mahallesi’nde doğanmuştur. Bilimsel olarak kanıtlanmasada kaynaklara göre 157 ya da 160 yıl yaşamış, Türkiye’nin en uzun yaşayan insanı ve bazı yabancı kaynaklara göre ise dünyanın en uzun yaşayan birkaç kişisinden biridir. Zaro Ağa toplam, 10 Osmanlı padişahı, 28 sadrazam, 1 cumhurbaşkanı, 5 başbakan görmüş, 6 savaşa katılmış ve bazı kaynaklara göre yedi, bazı kaynaklara göre 13, başka bir kaynağa göre ise 29 kez

Şair Ebülhayr Rûmî Hakkında Bilgi

Şair Ebülhayr Rûmî Hakkında Bilgi

Bilinen tek eseri olan, Sarı Saltuk’un menkıbelerinin toplandığı Saltuknâme’den hayatına dair sınırlı bazı bilgiler elde edilmektedir. Buna göre Fâtih Sultan Mehmed 1473’te Uzun Hasan üzerine sefere çıkarken eski bir geleneğe uyarak Şehzade Cem’i Edirne’ye gönderir. Edirne’den Babadağı’na geçen şehzade Sarı Saltuk’un türbesini ziyaret eder ve buradaki dervişlerden Sarı Saltuk’un menkıbelerini dinler. Menkıbeleri çok beğenen Cem, bunların derlenerek bir kitap haline getirilmesi için Ebülhayr Rûmî’yi görevlendirir. Ebülhayr Rûmî de yedi yıl boyunca Anadolu ve Rumeli’yi dolaşarak Sarı Saltuk’un menkıbelerini derleyip