Kategori: b-)Makaleler

Çeşmeli Kilise – Surp Asvadzadzin – Karaman

Çeşmeli Kilise - Surp Asvadzadzin - Karaman

Çeşmeli kilise Karaman il merkezinde Tapucak Mahallesindedir.Kilise Surp Asvadzadzin olarak kayıtlarda geçmektedir.

17. ve 18. Yüzyılda yapıldığı tahmin edilen Çeşmeli Kilise düzgün kesme taşlarla yapılmış bir Ermeni Kilisesi’dir.Tapucak mahallesi o dönemlerde Ermeni ve Rum’ların yaşadığı bir mahalledir.Kilisenin avlusunda bulunan ve üzerinde melekler ve kabartmalar olan çeşme nedeniyle Çeşmeli Daha Fazlasını Oku

Karadağ’ın Özgür Çocukları – Yılkı Atları

Karadağ'ın Özgür Çocukları - Yılkı AtlarıSahibi tarafından iş göremez hale gelen,ihtiyarlayan veya sahibinin bakmakta zorlandığı için dağlara bırakılan atlara yılkı Atları denir.Önceleri at yetiştiriciliğinde de özellikle tercih edilen bu sistem daha sonraları teknolojinin gelişmesi ile atlara olan ihtiyacın gittikçe azalması sonucu daha da artmıştır.Doğaya terk edilen bu atların ,yıllardır insanoğlu tarafından beslendiği için, sahibinin onu gelip beslemesini beklediğini tahmin etmek hiç te zor değil…

Karaman dağlarından 2300 m yüksekliğinde ki Karadağ da da bu atlardan son sayımlarda 600 adet bulunduğu tespit edilmiştir.Bu atların devlet tarafından koruma altına alınması sevindirici bir durumdur.Karadağ bir sönmüş yanardağ olduğu için bulundukları yerde tek bir kaya aralığından su akmaktadır.Özellikle kurak geçen yaz dönemlerinde bu su tamamen kesilmektedir. Devlet tarafından her gün su yalaklarına yazın tankerlerle su taşınması yapılmaktadır. Daha Fazlasını Oku

Konya’nın Hristayanlığın Gelişmesinde ki Önemi

Konya'nın Hristayanlığın Gelişmesinde ki Önemi

Hristiyanlık bilindiği gibi Filistin’de doğmuştur.Fakat sonrasında  Kapadokya ve Likaoni hristiyanlığın beşiği haline gelmiştir.Hz.İsa’nın havarilerinden Sen Pol ve arkadaşları Akdenizden çıkarak Antalya yakınlarında Aksu kenarında bulunan Perga Pamfili Körfezine çıkmışlar ve ilk hristiyanlık temelleri buralarda atılmaya başlamıştır.Yıllardır esirlik altında yaşayan kapadokya halkı sefillik içinde ve dışarı ile ilişkileri kesilmiş olduğundan San Pol ve arkadaşları açısından  bu şehir çok müsait bir yerdir.

San Pol  yanında ki arkadaşları ile propaganda yaparak bir çok puta tapan kişilere Hristiyanlığı kabul ettirmeyi başarmışlardır.Bu arkadaşlarının arasında Barnabas öne çıkan isimlerdendir.

Daha Fazlasını Oku

Nakib-ül-eşraf Nedir?

Nakib-ül-eşraf Nedir? Osmanlı devlet’inde Seyyidlerin ve şeriflerin doğum ve ölüm kayıtlarını tutan kuruluşun idarecisine verilen addır.Bilindiği üzere  hazreti Hüseyin’in soyundan gelenlere seyyid, hazret-i Hasan’ın soyundan gelenlere ise Şerif denir. Nakib-ül-eşraf adı verilen memur Peygamber efendimizin torunlarının işlerine bakar, neseblerini kayıt eder ve saklar, doğumlarını ve vefâtlarını deftere geçirir, onları kötü işlerden ve şanlarına uygun olmayan sanatlara girmekten alıkoyarlardı.Fena hallere düşmelerini engellemek için vergi ve ganimetlerden pay alıp Seyyid ve şeriflere dağıtırlardı. Bu sülaleden olan kadınları dengi olmayan biriyle evlendirilmemesini sağlamkla görevliydiler.Nakib-ül-eşraf,Secere-i Tayyibe defteri adında bir defteri merkez ve taşrada kayıt altında tutardı.Sefere çıkıldığında ise görevleri Sancak-ı şerifin altında yürümektir.Nakib-ül-eşraf’tan sonra ki en yüksek makam Alemdarlık’tır. Daha Fazlasını Oku

İbn-i Bibi’ye Göre Karaman’lılar

İbn-i Bibi'ye Göre Karaman'lılarAsıl adı Nasreddin Hüseyin bin Muhammed olan 18.yüzyıl sonlarında yaşamış olan İran’lı tarihçi ve yazar  İbn-i Bibi (Karamanlıların Türemesi ve Cimri’nini Selçuk Tahtına  çıkması) bendinde Karaman’lılardan şöyle bahseder:

“Babaları Kamer-üd-dün İli adı ile tanınmış bulunana Ermenistan Vilayeti dağlarından Larende’ye kömür taşıyarak çoluk çocuğunun yiyeceğini tedarik etmekle geçinen kömürcü Türkmenlerinden biri olan Karaman, 640 yılındaki Baycu karışıklıklarından  fırsattan istifade ederek bütün oymağıyla çapulculuğa ve yol kesiciliğine başlamıştı.Bu yüzden piyade iken süvari oldu.Sultan izz-ed-din Keykavus II.memleketten ayrı düştükten ve Selçuk diyarının her iki parçası Sultan Rükn-ed-din,Karaman’ı itaat altına çağırdı.Ona beylik verdi.Karaman’a mal ve servet peyda etti.Zenginliği artınca kendisinin ve kardeşi Bunsuz’un kafalarında kötü düşünceler yer buldu.Her ne kadar saltanat makamına baş eğmek zorunda iseler de yol kesicilikten geri durmadılar.Sultan Rükn-ed-din bunlara son derce kızgınlığı nedeniyle ceza vermek istiyordu.Fakat evlerinin Ermenistan içinde bulunmasından ve isyan etmelerinden  çekindiği için yapamıyordu.Karaman öldükten sonra kardeşi Bunsuz ,Rükn-ed-din’in Candarlar emiri olmuş,salatanat dergahına yerleşmişti.Bir müddet sonra Rükn-ed-din Bunsuz’u hapsettirdi.Karaman’ın henüz küçük olan oğullarını Konya’da Kevele Kalesi’ne aldırdı.Sultanın ölümü sonrası kendi evlerine götürdüler” Daha Fazlasını Oku

Facebook Virüsleri ve Kurtulmanın Yolları

Facebook Virüsleri ve Kurtulmanın YollarıFacebook sayfanızda sizin haberiniz olmadan sizin adınıza paylaşımlar yapılıyorsa virüs bilgisayarınızda da bulunuyor demektir.Öncelikle facebook üzerinde bulunan bilmediğiniz uygulamalar var ise siliniz.Facebook için sadece telefonla giriş yapanlar ise özellikle facebook uygulamalarına bakmaları gerekir.Çünkü virüsler telefon veya tablette bulunmazlar.Bazı virüsler sadece uygulamalarla çalışırlar ama genel olarak bilgisayarınıza bulaşırlar. iyi bir antivirüs programı ile bilgisayarınızı taratınız.Ayrıca malware programları ile taramayı ihmal etmeyiniz.Ben çoğunlukla bilgisayarıma format atmam ama eğer kurtulamıyorsanız format atınız veya bilmiyorsanız bir bilene format attırınız.Çünkü bu virüsler trojan diye tabir edilen virüslerdir.Hiç de masumane işler yapmayıp paylaşımlar yaparken tüm şifreleriniz de ele geçirebilir.

Gelelim korunma yollarına…

* Her zaman ilk yapacağınız şifrenizi değiştirme işlemidir.
* Arkadaşlarınız veya sizin ilgilendiğiniz bir paylaşıma tıkladığınızda bu link sizin haberiniz olmadan gizlice başka bir siteye yönlendirir.Çoğunlukla video görünümlü fakat çalıştırılabilir bir programın çalışmasına izin verirsiniz.Bunu size yaptırabilmek adına aşağıdaki gibi örnek paylaşımlar yaparlar. Daha Fazlasını Oku

Suni Deprem ve Nikola Tesla

Günümüzde deprem haritalarının yerleri sık sık değişmektedir.Hiç deprem riski bulunmayan yerlerin belli bir zaman sonra tehlikeli deprem bölgesi haritalarında yer aldığını görmekteyiz.Peki bu depremler gerçekten doğa olayımıdır?Her şeye burnumuzu soktuğumuz gibi depremlerde  de çeşitler oyunlar oynanabilir mi?Suni Deprem ve Nikola Tesla

Her zaman böyle bir konu aklıma geldiğinde bu işlerin piri olan Nikola Tesla’yı araştırmakla işe başlarım.O kadar derin konularda araştırma ve buluşları var ki atlamadan geçemiyorum.Kendi buluşları da çoktur ama bu dahi daha önceden denemeler yapılmış ama başarılı olunmayan deneyleri başarılı hale getiren bir bilim adamıdır. Nitekim bu konu da böyle başlamış…

Bu Suni Deprem Makinası masum bir amaç gibi düşünülerek  faydalı bir makine olarak tasarlanmıştır.J.O’Neill adlı bilim adamı tarafından ortaya atılan fikirle küçük ölçekli depremler meydana getirelerek tehlikeli fay hatlarını harekete geçirilmesi planlanmıştır. Böylece fay hattının enerjisi emilmesi sonucu büyük depremler yaşanmasının önüne geçilecekti. Fakat J.O’Neill’in bu fikrini hayata geçiremeden ölmüştür.

Bu fikir her ne kadar masumane gözükse de çok tehlikeli bir senaryo olarak kullanılabilirdi.Nitekim Nikola Daha Fazlasını Oku

İyilikle Anılmak İstiyorsanız, İnsanlara Sevgi Vereceksiniz.

İyilikle Anılmak İstiyorsanız, İnsanlara Sevgi Vereceksiniz.

Hasan Baran

Mutlu olmak zor mu, kolay mı?..
Şöyle bir dışarıya baktığınız zaman kaç kişi mutlu, kaç kişi mutsuz görünüyor. Hiç bakıp düşündünüz mü, kaç kişinin içi mutlulukla, yaşamakla dolu?Bir iç huzuru olmalı insanın.En kötü halimizde bile yaşamak güzel diyebilmeliyiz.

Ne demiş koca şair:
“Yaşamak güzel şey be kardeşim!”
Hayatın değerini bilmek ve tadına varmak bu sayede mümkündür ve dünyada, bir başkasına açılan büyük bir ruhu görmek kadar hakikî sıcak sevinçli bir iç huzuru yoktur.

Ne diyor Sait Faik:
“İnsanları sevmekle başlar her şey.” Daha Fazlasını Oku

Karaman’lı Kahveci Hacı Yahya

1900′ lü yıllarda Karaman’da Hacı Yahya adında meşhur bir kahveci vardır. O zamanlar  Konya’da kahvehane sayısı iki adet iken Karaman’da bir adet bulunmaktadır.Araştırmacı yazar Durmuş ali Gülcan Gufrani ve Kenzi kitabında bu konuya ayrıca yer vermiştir.

Fakat kahvehaneler işleyiş şekli günümüzde ki gibi değildi.O yıllarda kahve bugün ki gibi sırf oyunlardan,televizyon,yeme içme vb… şeylerden oluşan bir sistem değildir. Kitaplar okunur,hoş sohbetler yapılır,hocalar dini vaazlar verirlerdi.O yıllarda aşıklar şehir şehir gezer ve gittikleri şehirlerde kahvelere gelir otururlardı. Haberi alan diğer yerlerdeki aşıklar ve onların atışmalarını dinlemeye gelen halk kahveye gelir ve aşıkların sohbet ve atışmalarını izlerlerdi. Ayrıca ozanlar birbirlerine bilmeceler sorar ve bilemeyen yenilirdi. Nitekim Aşık Gufrani ve Kenzi gibi Karaman aşıkları da bu kahvede civardan gelen aşıklarla atışmalarını bu kahvede yapmışlardır. Daha Fazlasını Oku

Türk Lehçeleri

kerimusta

* Çuvaş Türkçesi
Eski Volga Bulgarları’nın torunu olan Çuvaşlar, Çuvaş Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamaktadır. Ayrıca İdil-Ural Bölgesi’ndeki öteki cumhuriyetlerde de Çuvaş toplulukları vardır. Bugün için toplam nüfusu yaklaşık 4 milyondur. Türk lehçelerinin gruplandırılmasında en başta kullanılan ölçüt ‘r-z’ ve ‘l-ş’ denkliğidir. Bu denklikle ortak Türk dilinden Çuvaşça adıyla bir kol ayrılmaktadır. Buna göre bütün Türk lehçelerindeki /z/ ve /ş/ sesleri Çuvaşçada /r/ ve /l/’dir. Bu özelliği ile ortak Türk dilinden ilk önce koptuğu anlaşılan Çuvaşça bugün Türk lehçeleri arasındaki anlaşılabilirlik bakımından en güç olanıdır.
* Saha (Yakut) Türkçesi
Yakutlar, Türk dünyasının en kuzey-doğusunda yaşayan Türk halkıdır ve nüfusu 1 milyon civarındadır. Yakut Türkçesi, Türk lehçeleri arasında anlaşılabilirlik bakımından Çuvaş Türkçesi ile beraber en düşük oranı kapsamaktadır. Bunun başlıca nedenlerinden biri, Yakutçada %50 civarında Moğolcadan geçen alıntı sözcük bulunmasıdır. Daha Fazlasını Oku