Kategori: b-)Makaleler

Sultan Gazneli Mahmud Hakkında Bilgi (967-1030)

İslam dünyasında “Halifelik“ten sonra,ilk olarak “Sultanlık“ünvanını alan Türk ve dünya tarihinin büyük cihangirlerinden biridir. Esasen “Nizameddin, Ebu-l Kasım Gazi” olarak ismi olduğu halde tarihte “Gazneli Mahmud ” olarak bilinir.Babası, Kara Aslan oğlu Sebük Tigin’dir. Gazneli Mahmud genç yaşlarından itibaren cesaret ve zekâsı ile babasının yardımcısı olarak savaşlara katıldı. Daha 17 yaşında iken babasının Hint toprakları üzerine tertip ettiği seferlerde büyük yararlıklar gösterdi.Zamanın ünlü alimlerinden ders aldı. Ünlü savaşçılar ile genç yaşta kılıç kılıca geldi. Bileğine güçlü, attığını vurur bir genç olarak yetişti. Okumaya Devam Ediniz…

Fatih Devri (1451-1481) Osmanlı-Akkoyunlu İlişkileri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

ÖZET:
Osmanlı Devleti, Fatih Sultan Mehmed zamanında büyük devlet olmaya başlamıştı. İstanbul’un fethi ile Doğu Roma yıkılmış, Bosna-Hersek’ten Fırat boylarına kadar Osmanlı ülkesi sayılıyordu. Gerek batıda, gerekse doğuda Osmanlı ülkesi genişleme gösterirken, Fatih gibi Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan da, doğuda Türkmenlere dayanan büyük devlet olma düşüncesi içerisindeydi. Uzun Hasan, kendisine Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmed’i rakip olarak görüyordu. O’nunla mücadele için Venedik’ten Papalığa, Karamanoğulları’ından İsfendiyaroğulları’na birçok unsur ile dayanışma içerisine girmişti.
Nitekim iki padişah, Trabzon-Rum İmparatorluğu’nun topraklarına hakim olmak düşüncesi, Karamanoğulları meselesi, Anadolu’daki diğer Türkmen beylikleri üzerine hâkim olmak arzusu gibi, olaylar üzerine karşı karşıya gelmişlerdi. Aslında her iki padişah da, Anadolu topraklarını ülkesine katmak ve Türkmenleri yönetmek istiyorlardı. Hakimiyet, genişleme, güvenlik gibi sebeplerden dolayı, Otlukbeli’de karşı karşıya gelen Osmanlılar, Akkoyunluları mağlup ederek üstünlüklerini kabul ettirmişlerdir.
Giriş:
Osmanlı Devleti’nin başına, babası II. Murad Edirne’de vefat ettikten sonra, 18 Şubat 1451 tarihinde II. Mehmed, padişah olarak geçmiştir. II. Mehmed (1451-1481) yüksek bir ilim muhitinde iyi bir tahsil görmüş, derin bir Türk-İslam şuuru içinde yetişmişti. Babası ona tecrübeli devlet adamlarının yanı sıra, maddî ve manevî Okumaya Devam Ediniz…

Amerikalı Misyonerlerin Ermeni Milliyetçiliğine Etkileri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

OSMANLI DEVLETİNDE AMERİKAN MİSYONERLERİN ERMENİ OKULLARINDA ERMENİ MİLLİYETÇİLİĞİNE ETKİLERİ

Özet:
Yüzyıllar boyu çeşitli toplulukları bir arada yöneten Osmanlı Devleti, farklı etnik yapıdan gelen, farklı din ve kültür sahibi olan toplumlara karşı, geniş bir barış ve hoşgörü anlayışı içerisinde bulunuyordu. Bünyesinde çeşitli din ve millet mensuplarını yaşatan Osmanlı devleti yönetiminde, 1839 Tanzimat Fermanı’ndan sonra yalnızca Müslümanlar görev almamışlardır. Ermeniler, Yunanlar, Slavlar, Bulgarlar, Rumlar, Yahudiler ve daha bazı topluluk mensupları da, Osmanlı devlet yönetiminde üst düzey görevler almışlardır. Bu geniş ve her kesime hitap eden yönetim anlayışı farklı kesimlerin bir arada bulunmasını kolaylaştırmış ve değişik unsurlardan bir bütünlük meydana getirmiştir.

19. yüzyıl Osmanlı Devleti açısından pek çok değişikliğin söz konusu olduğu bir yüzyıl olmuştur. Mısır isyanı, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması, Yunan isyanı, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Kırım savaşı, Vilayet Nizamnamesi Teşkili, Ermeni Milleti Nizamnamesi, I. Meşrutiyet’in ilanı, Osmanlı-Rus harbi (1877-1878) gibi, gelişmeler de bu yüzyıl içerisinde cereyan etmiştir. Okumaya Devam Ediniz…

Yakın Dönem Türk-Ermeni İlişkileri Üzerine

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

Giriş:

Ermeni toplumu dokuz yüzyıla yakın bir zamandır, tarihî ve stratejik bakımdan önemli olan, Anadolu yada Ön Asya olarak bilinen coğrafyada, Türkler ile beraber yaşamışlardır. Ancak, XIX. yüzyıl başlarına doğru gelindiği zaman, Osmanlı devletinin zayıflaması, emperyalist devletlerin Anadolu topraklarına göz dikmeleri, yüzyıllar boyunca bir arada yaşayan bazı toplulukların Türklere karşı tahrik edilmeleri, Anadolu’yu paylaşma planları gibi, sorunlar ortaya çıkmıştır.

Bu arada Ermenilere de; Doğu Anadolu’da, Rusların, Fransızların ve İngilizlerin desteği ile bağımsız Ermenistan devleti kurdurulacağı propagandası yapılmıştır. Bunun sonucu olarak, silahlı Ermeni komiteleri ve çeteleri Okumaya Devam Ediniz…

Trabzon Valisi Şehzade Selim ve Faaliyetleri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

ÖZET:

Sultan Selim XVI. Yüzyıl’da Osmanlı Devleti’ne padişah olmadan önce çeyrek yüzyıl Trabzon’da vali olarak görev yapmıştı. Bu araştırmada Sultan Selim’in Trabzon valisi iken yapmış olduğu faaliyetler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Trabzon valisi olan Şehzade Selim, 1482’den itibaren padişah olmadan önce adeta bir hükümdar gibi hareket etmiştir. Şehzade Selim, Gürcistan ve Doğu Karadeniz bölgesine akınlar yapmış ve Akkoyunlu hanedanlarından bazılarını himayesine almıştır. Şii-Safevîlerin faaliyetlerini yakından takip etmiştir. Şah İsmail ve Kardeşi İbrahim Mirza’yı Erzincan’da mağlup ederek başarılar kazanmıştır. Şii-Safevî tehlikesi karşısında babasını uyarmış ve Devletin yönetimini ele almak zorunda kalmıştır.

ABSTRACTS:

Before becaming Sultan to Ottoman Empire, The Sultan Selim governed Trabzon about guarter century. In this research ıt was explored activities of Sultan Selim, during the his administrative period. He became governor in 1482 during this period, He administrated such as a Sultan. He has surged into Georgia and East Black sea Okumaya Devam Ediniz…

Ülkemizde Endemik Bitki Türleri

Ülkemizde Endemik Bitki Türleri

Endemik bitki, bulunduğu bölgenin ekolojik şartları yüzünden yalnızca belirli bölgede yetişen, ve sadece mevcut verilere göre henüz başka bir alanda var olmayan canlılardır.Bu nedenle yöreye özgü bitki türleridir.

Türkiye, endemik bitkilerinin zenginliği bakımından dünyanın önemli ülkelerinden biridir. Ancak, tohumsuz bitki grupları üzerindeki araştırmalar henüz çok yetersizdir. Bununla beraber bilinmektedir ki, ilkel bitki grupları dünya yüzünde hemen her yerde yaygın olan türlere sahiptir. Bu sebeple, bu gruba giren bitkilerde endemizme ya hiç rastlanmamakta veya söz edilemeyecek kadar düşük olmaktadır. Türkiye Florası kayıtlarına göre Türkiye’de yetişen 75 civarındaki eğrelti türünden ancak 1’i (Asplenium reuteri) endemiktir. Ancak bu bitkinin esasında mevcut olmadığı ve başka bir eğrelti türünün varyasyonu olabileceği de ileri sürülmektedir.Bugün ülkemizde endemik olarak bilinen birçok tür artık endemiklikten düşmüştür.

Türkiye’de endemikler coğrafi konuma göre değil de siyasi sınıra göre belirlenmektedir.Bu duruma örnek olarak Okumaya Devam Ediniz…

16.Yüzyılın İkinci Yarısında Osmanlı Devleti’nin Karadeniz Siyaseti

XVI. YÜZYILIN İKİNCİ YARISINDA OSMANLI DEVLETİ’NİN
KARADENİZ SİYASETİ

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

ÖZET:
XVI. yüzyıl gerek Osmanlı devletinin gerekse diğer Türk devletlerinin kıyasıya rekabet ettikleri ve Türk tarihi açısından Türklerin güçlü oldukları bir dönemdir. XVI. yüzyılın ikinci yarısında, Osmanlı devletinin başında Kanunî Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad, padişah olarak hüküm sürmüşlerdir. 1563 tarihinde Kanunî’nin Rusya’ya karşı Karadeniz ile Hazar Denizi’ni bir birine bağlama ve Osmanlı devletinin Karadeniz ve Kafkasya bölgelerinde kalıcı hakimiyet kurma mücadelesine yöneldiğini görüyoruz. Ancak, “Don-Volga Kanal Projesi” veya “Astarhan Seferi” olarak bilinen tarihi olay, II. Selim zamanında 1569’da Sokullu Mehmed Paşa tarafından uygulamaya konulmuştur. Okumaya Devam Ediniz…

Dulkadiroğulları Devleti Üzerinde Osmanlı-Memluklu Rekabeti

Prof. Dr. Remzi KILIÇ
Prof. Dr. Remzi KILIÇ

Özet:

Dulkadiroğulları Devleti (1337-1522) Elbistan, Maraş merkezli önemli bir Türkmen devletidir. Dulkadiroğulları Devleti Orta Anadolu’da Tokat’tan Halep’e kadar uzanan sahada hâkimiyet kurmuş ve iki yüz yıla yakın yaşamıştır. Osmanlı ve Memluklu devletleri arasında özellikle XV. yüzyılın ikinci yarısında Dulkadiroğulları Devleti üzerinde kıyasıya bir rekabet söz konusu olmuştur. Bilhassa, Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet (1451-1481) ile II. Bâyezit (1481-1512) devirlerinde, Dulkadiroğulları tahtına kimin “Bey” olarak geçeceği hususunda, Osmanlı-Memluklu sultanları arasında sürekli bir mücadele ve üstünlük yarışı meydana gelmiştir.

Osmanlılar, Alâuddevle Bozkurt Bey’in Dulkadiroğulları tahtına geçmesi için çaba sarf ederken, Memluklar Şah Budak Bey’i tahta geçirmek için uğraşmışlardır. Osmanlılar bu hususta üstünlüklerini kabul ettirmişlerdir. Ancak Memluklu sultanları da asla rekabetten geri kalmamışlardır. Bir biçimde ne yapıp yapıp Dulkadiroğulları Devleti üzerinde Osmanlı Devleti’ne karşı nüfuzunu kullanmaya devam etmek istemişlerdir. Hatırı sayılır orta ölçekli bir Türkmen devleti olan Dulkadiroğulları da siyasetleri gereği bazen Memluklu sultanlarına, bazen Okumaya Devam Ediniz…

Türkçe’nin Kirlenmesi

Türkçe’nin Kirlenmesi
İnsanın yaşamında ve kişilik gelişiminde ana dilinin çok önemli bir yeri vardır. Dili yeterli düzeyde olan kişiler genellikle daha sağlıklı ilişki kurarlar, hayatta daha çok başarılı olurlar. Kendi dilini iyi bilip düzgün kullanmanın önemli bir yararı da yabancı bir dili öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır. Gerçekten, etkili bir yabancı dil öğretiminin altyapısını, iyi bir ana dili eğitimi oluşturur.

Türk edebiyatının tanınmış şairlerinden Yahya Kemal’in “Türkçe ağzımda annemin sütüdür” diyerek yücelttiği, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ise “Türkçem benim ses bayrağım” diyerek hem yücelttiği hem de kutsallaştırdığı Okumaya Devam Ediniz…

Burçlarda Makamlar

NİHAVEND MAKAMI:

Oğlak Burcu
Satürn, Jüpiter. Toprak- Ateş tabiatlı. Sıcak-kuru yapıdadır. Öğleden sonra ( ikindi ) zamanı etkisi fazladır. Sarı safra, gündüz ve erkek bağlantılıdır. Kan dolaşımı, karın bölgesi, kalça, uyluk ve bacak bölgelerine etkilidir.
Kulunç, bel ağrısı ve tansiyon rahatsızlıklarına faydalıdır. Kuvvet ve barış duygusu verir. Akıl hastalıklarına etkili olduğu konusunda önemli bilgiler vardır. En eski makamlardandır. Ebu-selik kelimesinden geldiği söylenmektedir (Güzel yazma ve söyleme yeteneği).

RAST MAKAMI:

Koç Burcu
Ateş tabiatlı, kuru-sıcak tabiatlı makam. Gece yarısı ve seher zamanları etkilidir. Soğuk organlar olan kemik, beyin ve yağlara etkilidir. Fazla Okumaya Devam Ediniz…