Kategori: b-)Makaleler

İbn-i Bibi’ye Göre Karaman’lılar

İbn-i Bibi'ye Göre Karaman'lılarAsıl adı Nasreddin Hüseyin bin Muhammed olan 18.yüzyıl sonlarında yaşamış olan İran’lı tarihçi ve yazar  İbn-i Bibi (Karamanlıların Türemesi ve Cimri’nini Selçuk Tahtına  çıkması) bendinde Karaman’lılardan şöyle bahseder:

“Babaları Kamer-üd-dün İli adı ile tanınmış bulunana Ermenistan Vilayeti dağlarından Larende’ye kömür taşıyarak çoluk çocuğunun yiyeceğini tedarik etmekle geçinen kömürcü Türkmenlerinden biri olan Karaman, 640 yılındaki Baycu karışıklıklarından  fırsattan istifade ederek bütün oymağıyla çapulculuğa ve yol kesiciliğine başlamıştı.Bu yüzden piyade iken süvari oldu.Sultan izz-ed-din Keykavus II.memleketten ayrı düştükten ve Selçuk diyarının her iki parçası Sultan Rükn-ed-din,Karaman’ı itaat altına çağırdı.Ona beylik verdi.Karaman’a mal ve servet peyda etti.Zenginliği artınca kendisinin ve kardeşi Bunsuz’un kafalarında kötü düşünceler yer buldu.Her ne kadar saltanat makamına baş eğmek zorunda iseler de yol kesicilikten geri durmadılar.Sultan Rükn-ed-din bunlara son derce kızgınlığı nedeniyle ceza vermek istiyordu.Fakat evlerinin Ermenistan içinde bulunmasından ve isyan etmelerinden  çekindiği için yapamıyordu.Karaman öldükten sonra kardeşi Bunsuz ,Rükn-ed-din’in Candarlar emiri olmuş,salatanat dergahına yerleşmişti.Bir müddet sonra Rükn-ed-din Bunsuz’u hapsettirdi.Karaman’ın henüz küçük olan oğullarını Konya’da Kevele Kalesi’ne aldırdı.Sultanın ölümü sonrası kendi evlerine götürdüler” Daha Fazlasını Oku

Facebook Virüsleri ve Kurtulmanın Yolları

Facebook Virüsleri ve Kurtulmanın YollarıFacebook sayfanızda sizin haberiniz olmadan sizin adınıza paylaşımlar yapılıyorsa virüs bilgisayarınızda da bulunuyor demektir.Öncelikle facebook üzerinde bulunan bilmediğiniz uygulamalar var ise siliniz.Facebook için sadece telefonla giriş yapanlar ise özellikle facebook uygulamalarına bakmaları gerekir.Çünkü virüsler telefon veya tablette bulunmazlar.Bazı virüsler sadece uygulamalarla çalışırlar ama genel olarak bilgisayarınıza bulaşırlar. iyi bir antivirüs programı ile bilgisayarınızı taratınız.Ayrıca malware programları ile taramayı ihmal etmeyiniz.Ben çoğunlukla bilgisayarıma format atmam ama eğer kurtulamıyorsanız format atınız veya bilmiyorsanız bir bilene format attırınız.Çünkü bu virüsler trojan diye tabir edilen virüslerdir.Hiç de masumane işler yapmayıp paylaşımlar yaparken tüm şifreleriniz de ele geçirebilir.

Gelelim korunma yollarına…

* Her zaman ilk yapacağınız şifrenizi değiştirme işlemidir.
* Arkadaşlarınız veya sizin ilgilendiğiniz bir paylaşıma tıkladığınızda bu link sizin haberiniz olmadan gizlice başka bir siteye yönlendirir.Çoğunlukla video görünümlü fakat çalıştırılabilir bir programın çalışmasına izin verirsiniz.Bunu size yaptırabilmek adına aşağıdaki gibi örnek paylaşımlar yaparlar. Daha Fazlasını Oku

Suni Deprem ve Nikola Tesla

Günümüzde deprem haritalarının yerleri sık sık değişmektedir.Hiç deprem riski bulunmayan yerlerin belli bir zaman sonra tehlikeli deprem bölgesi haritalarında yer aldığını görmekteyiz.Peki bu depremler gerçekten doğa olayımıdır?Her şeye burnumuzu soktuğumuz gibi depremlerde  de çeşitler oyunlar oynanabilir mi?Suni Deprem ve Nikola Tesla

Her zaman böyle bir konu aklıma geldiğinde bu işlerin piri olan Nikola Tesla’yı araştırmakla işe başlarım.O kadar derin konularda araştırma ve buluşları var ki atlamadan geçemiyorum.Kendi buluşları da çoktur ama bu dahi daha önceden denemeler yapılmış ama başarılı olunmayan deneyleri başarılı hale getiren bir bilim adamıdır. Nitekim bu konu da böyle başlamış…

Bu Suni Deprem Makinası masum bir amaç gibi düşünülerek  faydalı bir makine olarak tasarlanmıştır.J.O’Neill adlı bilim adamı tarafından ortaya atılan fikirle küçük ölçekli depremler meydana getirelerek tehlikeli fay hatlarını harekete geçirilmesi planlanmıştır. Böylece fay hattının enerjisi emilmesi sonucu büyük depremler yaşanmasının önüne geçilecekti. Fakat J.O’Neill’in bu fikrini hayata geçiremeden ölmüştür.

Bu fikir her ne kadar masumane gözükse de çok tehlikeli bir senaryo olarak kullanılabilirdi.Nitekim Nikola Daha Fazlasını Oku

İyilikle Anılmak İstiyorsanız, İnsanlara Sevgi Vereceksiniz.

İyilikle Anılmak İstiyorsanız, İnsanlara Sevgi Vereceksiniz.

Hasan Baran

Mutlu olmak zor mu, kolay mı?..
Şöyle bir dışarıya baktığınız zaman kaç kişi mutlu, kaç kişi mutsuz görünüyor. Hiç bakıp düşündünüz mü, kaç kişinin içi mutlulukla, yaşamakla dolu?Bir iç huzuru olmalı insanın.En kötü halimizde bile yaşamak güzel diyebilmeliyiz.

Ne demiş koca şair:
“Yaşamak güzel şey be kardeşim!”
Hayatın değerini bilmek ve tadına varmak bu sayede mümkündür ve dünyada, bir başkasına açılan büyük bir ruhu görmek kadar hakikî sıcak sevinçli bir iç huzuru yoktur.

Ne diyor Sait Faik:
“İnsanları sevmekle başlar her şey.” Daha Fazlasını Oku

Karaman’lı Kahveci Hacı Yahya

1900′ lü yıllarda Karaman’da Hacı Yahya adında meşhur bir kahveci vardır. O zamanlar  Konya’da kahvehane sayısı iki adet iken Karaman’da bir adet bulunmaktadır.Araştırmacı yazar Durmuş ali Gülcan Gufrani ve Kenzi kitabında bu konuya ayrıca yer vermiştir.

Fakat kahvehaneler işleyiş şekli günümüzde ki gibi değildi.O yıllarda kahve bugün ki gibi sırf oyunlardan,televizyon,yeme içme vb… şeylerden oluşan bir sistem değildir. Kitaplar okunur,hoş sohbetler yapılır,hocalar dini vaazlar verirlerdi.O yıllarda aşıklar şehir şehir gezer ve gittikleri şehirlerde kahvelere gelir otururlardı. Haberi alan diğer yerlerdeki aşıklar ve onların atışmalarını dinlemeye gelen halk kahveye gelir ve aşıkların sohbet ve atışmalarını izlerlerdi. Ayrıca ozanlar birbirlerine bilmeceler sorar ve bilemeyen yenilirdi. Nitekim Aşık Gufrani ve Kenzi gibi Karaman aşıkları da bu kahvede civardan gelen aşıklarla atışmalarını bu kahvede yapmışlardır. Daha Fazlasını Oku

Türk Lehçeleri

kerimusta

* Çuvaş Türkçesi
Eski Volga Bulgarları’nın torunu olan Çuvaşlar, Çuvaş Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamaktadır. Ayrıca İdil-Ural Bölgesi’ndeki öteki cumhuriyetlerde de Çuvaş toplulukları vardır. Bugün için toplam nüfusu yaklaşık 4 milyondur. Türk lehçelerinin gruplandırılmasında en başta kullanılan ölçüt ‘r-z’ ve ‘l-ş’ denkliğidir. Bu denklikle ortak Türk dilinden Çuvaşça adıyla bir kol ayrılmaktadır. Buna göre bütün Türk lehçelerindeki /z/ ve /ş/ sesleri Çuvaşçada /r/ ve /l/’dir. Bu özelliği ile ortak Türk dilinden ilk önce koptuğu anlaşılan Çuvaşça bugün Türk lehçeleri arasındaki anlaşılabilirlik bakımından en güç olanıdır.
* Saha (Yakut) Türkçesi
Yakutlar, Türk dünyasının en kuzey-doğusunda yaşayan Türk halkıdır ve nüfusu 1 milyon civarındadır. Yakut Türkçesi, Türk lehçeleri arasında anlaşılabilirlik bakımından Çuvaş Türkçesi ile beraber en düşük oranı kapsamaktadır. Bunun başlıca nedenlerinden biri, Yakutçada %50 civarında Moğolcadan geçen alıntı sözcük bulunmasıdır. Daha Fazlasını Oku

İspanya Sınırında Çit Üzerindeki Afrikalılar (32 fotoğraf)

Ülkemizin sınırlarında yaşanan savaşlardan topraklarımıza gelen Suriyeli göçmenleri Biliyorsunuz Türkiye misafir olarak kabul etti. İnsanların sınırlara iten bir tek savaşlar olmuyor.İşte bunlardan biri de Ebola virüsü…Afrika kıtasında işsizlik ve yoksulluk ebola virüsü ile daha da arttı.Bunun sonucu olarak Avrupa Birliği sınırlarını aşmak için favori yerlerden biri İspanya ve Fas sınırlarında Melilla kenti yakınlarında kaçak göçmen patlaması yaşanıyor.

Takviye dikenli telleri olan çitlerden yüzlerce kişi İspanyol topraklarına ayak basmak için mücadele ediyor. Çitleri aşabilenler göçmenler için hazırlanan geçici konaklama Merkezi’ne gönderildi.
1 İspanya Sınırında Çit Üzerindeki Afrikalılar (32 fotoğraf) Daha Fazlasını Oku

Şah İsmail İle Sultan Selim Arasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Hakimiyet Mücadelesi

Prof. Dr. Remzi KILIÇ*

Giriş:

XVI. Yüzyıl başlarında, Osmanlı Devleti’nin başında Sultan I. Selim (1512-1520) bulunmaktaydı. 23 Ağustos 1514’de Çaldıran’da Safevî Şah İsmail’i (1501-1524) mağlup ederek, önce Orta ve Doğu Anadolu’yu, sonra da Güneydoğu Anadolu’yu 1515-1517 yıllarında Osmanlı Devleti’ne katmayı başarmıştır. Diyarbakır ve çevresinin Osmanlı-Türkleri tarafından hakimiyet altına alınması, Sultan Selim’in takip ettiği doğu siyasetinin bir sonucudur. Sultan Selim, Anadolu’yu tamamen hakimiyeti altına almak ve Şiilik tehdidinden korumak istiyordu. Ayrıca, Anadolu’nun her bakımdan birlik ve beraberliğini, güvenlik ve asayişini sağlamak düşüncesinde olan Sultan Selim, Sünnî anlayışı benimseyen Diyarbakır ve Güneydoğu Anadolu halkının Safevî Devleti idaresine girmesini istememiştir.

I. Selim, Şah İsmail’i Çaldıran’da mağlup ettikten sonra Tebriz’e girmiş, Akkoyunlu Devleti’nin Diyarbakır’dan sonra ikinci başkenti olan bu şehirde bir müddet kalmıştı. Sultan Selim, Çaldıran seferinden sonra İstanbul’a hemen dönmeyerek, kış mevsimini Amasya’da geçirmiş ve ilkbaharda tekrar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya kuvvetler göndermişti. Sultan Selim, Amasya’dan Çaldıran seferinde yanında bulunan Şeyh Hüsamettin oğlu İdris-i Bitlîsî’yi, Urmiye Gölü’nden Malatya’ya ve Diyarbakır’a kadar uzanan bölgeyi Şah İsmail’e karşı, Osmanlı Devleti’ne bağlanmasını teşvik etmek için Doğu Anadolu’ya yollamıştı

Güneydoğu Anadolu, Akkoyunlu Türkmenleri elinden Safevîler yönetimine geçmiş bulunuyordu. Diyarbakır başta olmak üzere bölgenin nüfus çoğunluğu Türkler’den oluşmaktaydı. Yüzyıllardan beri kuşaktan kuşağa Türkler ile meskun olan bu bölgede dağınık halde bulunan Sünnî Kürtler de vardı. Şah İsmail, kendisini Akkoyunlu Türkmenleri’nin vârisi sayarak bölge üzerindeki emellerinden vaz geçmemişti. Hakimiyet ve otoritesini göstermek için Güneydoğu Anadolu’daki Kürt beylerinin bir kısmını tutuklatarak varlıklarına son vermişti. Stratejik önemi olan Diyarbakır’a ise, Çaldıran’da kendisi uğruna savaşırken öldürülen Ustacalu Mehmed’in kardeşi Kara Han’ı göndermişti. Sultan Selim, bu gelişmelerden kendisi gibi rahatsız olan Sünnî Kürt beyleri ile Mevlanâ İdris-i Bitlîsî marifetiyle temasa geçerek görüşmüş ve Diyarbakır ve Güneydoğu Anadolu’nun Safevîler eline bırakılmayacağına karar vermiştir. Daha Fazlasını Oku

Selçuklulardan Osmanlılara Medreseler ve Yönetim İlişkileri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

Özet:

Türk Milleti’nin tarihi sürecinde devlet adamlarına rehberlik eden ve yönetimin hemen her aşamasında hizmet eden, saygın bir topluluk olan bilginleri görmek mümkündür. Bu aydınların verimliliğini ve faaliyetlerini ortaya koyabilmek için Türk Devlet Geleneği’nin iki önemli hanedanlığı olan Selçuklular ve Osmanlılar zamanında medreseleri, kuruluş ve işleyişleri bakımından ele almak gerekir. Gerek Çin Kaynakları, gerekse Göktürk Kitabeleri, Türklerin Müslümanlığı kabul etmeden önceki dönemlerde Türk Kültür hayatının çok ileri bir düzeyde bulunduğunu ve bilginlerin önemli bir konum ve nüfuz sahibi şahsiyetler olduklarını göstermektedir[1]. Daha Fazlasını Oku

Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi ve Sonrası

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

Giriş:
Yavuz Sultan Selim’in (1512-1520) iktidarına kadar, Osmanlı Devleti bir Balkan veya Avrupa Devleti olarak görülmekteydi. Osmanlı Devleti, Sultan Selim devrinde çok ciddi olarak Doğu’ya yönelmiş, Asya ve Afrika kıtalarında geniş topraklar elde etmiştir. Bu değişikliğin sebebi İran’daki Safevîlerin Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu bölgesi için tehlikeli bir politika izleyerek, Anadolu’yu istilâ etmeyi amaçlaması ve Osmanlı Devleti’ni parçalamak istemesidir. Ayrıca, Sultan Selim’in Sünnî akideyi güçlendirerek, İslam dünyasının birliği siyasetini gütmesidir, diyebiliriz. Yine Sultan Selim, Anadolu’nun birliğini ve bütünlüğünü korumayı düşünerek Safevî hanedanı tarafından tehdit edilen Doğu hudutlarını sağlamlaştırmak ve Safevî tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak istemiştir. Daha Fazlasını Oku