Etiket arşivi: vuslat

Ey Aşk İçin Aldığım Abdestim

Ey Aşk…! Abdest İçin Üç Sefer Yüreğime Çektiğim Bezmi Elestten Tanıdığım Yâr. Her Sözünü Mesh Ederim Başıma, Şükür Derim Hamdederim, Kelamlarımın, Şiirlerimin Aşk Aşk Diye En Güzelini Okurum.
Niyet Ettim Rabbimin Rızası İçin Seni Sevmeye. Haya Kapısından İçeri Girmeye, Edeple Aşk İle “İnnî Ühibbüke Fillâh” Allah İçin Seviyorum Ey Benim Nasibime Düşen Yâr.
Aşkımız ve Sevgimiz Bismi-i Hû Virdiyle Mim’den B’ye Dolarken, Yayılır İnşirah Ferahlığı, Ruhumuza,. Ayet Ayet Boşalırcasına Yağmur Gibi Yanan Yürekten Aşkın Kaynağına.
Âyet-ül Kübrada Buluşsun Nefesimiz. Rabbimize Açılsın Ellerimiz El-Fatiha Derken Tut Ellerimden Avuç Dolusu Dualar Yudumlayayım.
Adım Adım Yaklaştığında, Sana Yazdığım Şiirlerin Her Harfinde Sen Dolaşırdın Damarlarımda. Aşk Düşer Yine Sevda Düşer, Özlem Düşer Yine Yangın Yeri Olan Gönlüme.
Öyle Bir Özlem Düşer ki Yine Ezân-Muhammedi Okunurken Bir Cuma Vakti. Seni Anlatacak Kapılar Aralanacaktı Arşa. Ve Her Cümlenin Sonuna Sen Düşecekti. Gözlerim Yine Yıkayarak Abdest Aldıracaktı Günahkar Kuluna.
Ey Benim Şehadetim Bu Yüreğim Her İki Cihandada Sana Meftun. Dilim Lâl Olsada Gönlüm Sükûta Bürünsede Yine Seni Unutmaz, Yine Muhabbete Aç, Yine Aşka Yangın.
Özlemlerimin Üzerine Kurumuş Güllerin Tozlarını Serpsende, Yine Aşka Yangın Bu Kalp. Çünkü Tesbih Çeker Gibi Çektim Aşkı, Her Çekişimde Arttı Tevekkülüm, Ben Sen Olmaktan Hiç Vaz Geçmedim.
Ey Benim Vuslatım Sözlerimi Hoş Gör Sen Aklıma Gelince Böyle Oluyor İşte Can Kırıkları Doluyor Sol Yanıma, Kelimeler Kifayetsiz Kalıyor. Sencede Zor Değilmi Sesini Duyup Sarılamamak.? Özlem Kokusu Almamak İşte Ozaman Yutkunamıyorum, Yürek Susuyor, Dil Lâl Oluyor, Ruhum Kabz Oluyor Sanki, İntikal Ediyor Ruhum Ebedi İstiratgahıma Sanki. Sızlıyor Yine Bu Yüreğim Ey Aşk. Sen Yeterki İçinden ;Rabbimden İstediğimde Kulaklarım Çınlasın.
🌷🌷🌷Ergün Küçüktopcu 🌷🌷🌷
❤️💛💜💙💚❤️💛💜💙💚❤️💛💜

11 defa görüntülendi

Vuslat Aşk’ın En Acıyanıdır

Kalbim Ağır Geliyor Bedenime, Taşıyamıyorum…
Çok Defa Tövbe Ediyorum Onun Adını Yazan Kalemlere…
Olmuyor…!
İçim Öyle Dolu ki Onunla Dolup Taşıyor Kağıtlara…
Milyonlarca Kelime Harcıyorum Uğruna…
Bu Günlerde Takvimler Hangi Günü Düşüyor, Hangi Sevdaya Çizik Atıyor, Hangi Vuslata Gün Saydırıyor Bilmiyorum…
Yazının Kendisini Okuyan Gözlere Kavuşamadığı, Kelimelerin Bittiği, Kağıdın Kaleme, Kalemin Kağıda Küstüğü Yerdeyim…
Kaybedilmiş Günlerin Güncesini Tutmuyorum…
Yorgun ve Bezgin Yılların Rüzgarına Kapılmışım Sürüklenip Gidiyorum…
Ve Ben İlk Defa Bu Kadar Doluyum…
İlk Defa Kendimi Yazmak Zorunda Hissediyorum…
Cümleler Boğazıma Düğümleniyor…
Yazmak İstiyorum Ruhumun Derinliklerini…
Hüzünlerimi… Acılarımı…
Çabalıyorum Ama Olmuyor, Yazamıyorum…Kelimeler Parmaklarımın Uçlarında Esir Kalıyor…
Sıcak Bir Damla Gözlerimde Nedensiz Akıp Gidiyor Öylece…
Satırlar Çaresiz Suskunlarda…

Vuslat Aşk’ın En Acıyanıdır yazısına devam et

Büyük Düşünür Mevlana’yı 743.Yılında Anıyoruz

  1. Gel ne olursan ol yine gel” ve “Umutsuzluk kapısı değil bu kapı, nasılsan öyle gel” sözleriyle akıllara kazınan büyük düşünür ve alim Mevlana’yı 743.Vuslat yıl dönümünde rahmetle anmaya ve anlamaya çalışıyoruz.

Mevlânâ’da Yanma ve Olma Davası: AŞK

Yanmak ve olmak gönüller sultanı Mevlânâ”nın ilâhi aşka pervaz için öngördüğü iki önemli haslettir. Yanmada aşkın kavurucu harareti ve olgunlaştırıcı iksiri vardır. Mevlânâ bu yüzden eğitimini tamamlayıp medresede müderris ve camide vâiz olduğu dönemden sonraki hâlini: “Hamdım, piştim ve yandım” ifâdeleriyle anlatır.
Mevlânâ”ya göre bilgi yükü olan kitaplar sadece taşınmak için değildir. Mutlaka gönül dünyasında insanın her zerresini kuşatan bir aşk iksirine ihtiyaç vardır. Mevlânâ aşkı özellikle Divân-ı Kebîr ve Mesnevî”sinde son derece edebî ifâdelerle anlatır.

”Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek.
Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak. Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.”
El Fatiha…..

Büyük Düşünür Mevlana’yı 743.Yılında Anıyoruz yazısına devam et

ŞEB-İ ARUZ

 

Her gün bir yerden göçmek ne iyi bulanmadan donmadan akmak ne hoş. Her gün bir yere konmak ne güzel. Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar laf varsa düne ait simdi yeni şeyler söylemek lazım.

Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetleyen Hz. Mevlâna, 30 Eylül 1207 yılında, Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuş, 17 Aralık 1273 günü Hakk’a kavuşmuştur.

739’üncü olum yıldönümü sebebiyle düzenlenen çeşitli etkinliklerle anılıyor. “Ölüm günüm, düğün günümdür” tabirini kullandığı, dostuna kavuştuğunu ve ebedi vuslata erdiğini belirtmek için düğün gecesi anlamına gelen “Şeb-i Arûz“, anma törenleri olarak adlandırılmaktadır. Onun düşüncesinde ve fikirlerinde ölüm hiçbir zaman yokluk olarak kabul edilmemektedir. “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir” diyerek gönüllerdeki ölümsüzlüğe ve kalbe dikkat çekmiştir.

ŞEB-İ ARUZ yazısına devam et

Allah’ım Bu Vuslatı Hicran Etme

mevlana

Allah’ım Bu Vuslatı Hicran Etme


Allah’ım bu vuslatı hicran etme,
Aşkın sarhoşlarını nalan etme.

Sevgi bahçesini yemyeşil bırak,
Bu mestlere bahçelere kastetme.

Dalı yaprağı vurma hazan gibi,
Halkını başı dönmüş zelil etme.

Kuşunun yuvasının ağacını,
Yıkma da kuşlarını perran etme.

Kumunu ve mumunu karıştırma,
Düşmanları kör et de şadan etme.

Hırsızlar aydınlığın düşmanıdır,
İkbal kıblesi yalnız bu halkadır.

Bu çadır iplerini öyle katma,
Çadır senindir ey, sultan etme.

Yok, dünyada hicrandan daha acı,
Ne istiyorsan et de onu etme.

Hz. Mevlana