Etiket arşivi: tanzimat

Tanzimat Fermanı

Gülhane Parkı’nda okunması nedeniyle Gülhane Hatt-ı Hümayunu veya Tanzimat-ı Hayriye de denir.

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Herkesin bildiği gibi, devletimizde kuruluşundan beri Kuran’ın yüce hükümlerine ve şeriat kanunlarına tam uyulduğundan, ülkemizin gücü ve bütün tebaasının refah ve mutluluğu en yüksek noktaya çıkmıştı. Ancak, yüz elli yıl var ki, birbirlerini izleyen karışıklıklar ve çeşitli sebeblerle şeriata ve yüce kanunlarına uyulmadığından evvelki kuvvet ve refah, tam tersine zayıflık ve fakirliğe dönüştü. Oysa, şeriat kanunları ile idare edilmeyen bir ülkenin varlığını sürdürebilmesinin imkansızlığı açık seçik ortadadır.

Tahta geçtiğimiz mesud günden bu yana bütün çabalarımız, hep ülkenin kalkınması, ahalimiz ve fakirlerimizin refahı maksadına yönelik oldu. Eğer, yüce devletimize dahil ülkelerin coğrafi mevkisini, verimli toprakları ve halkının kabiliyetlerini gözönünde tutularak gerekli girişimler yapılırsa, yüce Allah’ın yardımı ile, beş-on yılda kalkınabileceğimiz söz götürmez.

Tanzimat Fermanı yazısına devam et

9 defa görüntülendi

Son Osmanlı Edebiyatı Türleri

1-2
Tanzimat Dönemi Edebiyatı (1860-1896)

Tanzimat edebiyatında yenileştirilen ilk tür şiirdir. Roman ve piyes gibi türler henüz denenmeden, şiir üzerinde bazı yenileştirmelere başlanmıştı. Şiirde de, önce, yeni bir dil ve söyleyiş aranmakla işe girişilir bu dil ve söyleyişin yöneldiği kaynak ise konuşma dili ve üslûbudur.

Namık Kemal’in etkisinde olan Recai-zâde Mahmud Ekrem ve her ikisinin izinde yürüyen Abdülhak Hâmid Tarhan, şekilce bazen eskiye bağlı kalmakla beraber Türk şiirine giren yeni söyleyişi geliştirirler. İbrahim Şinasi’de konuşma diline yaklaşma çabasını gösteren dil üslûbun Namık Kemal ve Ziya Paşa’dan başlayarak romantik şiirin tesiriyle, Recai-zâde Ekrem’de ve daha çok Abdülhak Hamid’de konuşma dilinden tamamen uzaklaştığını kaydetmek gerekir. Yeni şiirin ilk temaları Şinasi’de medeniyet, hak, hukuk, adâlet, kanun, devlet ve milletin karşılıklı hak ve ödevleri gibi sosyal ve siyasî unsurlardır. Namık Kemal ile Ziya Paşa’da bunlara hürriyet ve vatan temaları da eklenir.

Tanzimat şiirinin ikinci nesline giren Recai-zâde Mahmud Ekrem ve Abdülhak Hâmid ise sosyal konuları ikinci plana attıkları gibi metafizik düşünüşe de yönelirler. Yeni şiirinin üçüncü temasını ezelî tema olan ferdin his hayatı ve bilhassa aşk teşkil eder. Ve İbrahim Şinasi’den Hâmid’e doğru bunun kullanış hacmi gittikçe genişler. Bu arada eski şiirin sun’î ve klişe sevgili tipinden de kurtulan yeni şiir, hayattaki normal kadın güzelliğine yönelerek yeni bir sevgili tipi yaratır.

Tanzimat devrinin ikinci nesliyle birlikte şiirde yer tuttuğu görülen sonuncu ve mühim bir tabiatı kaydetmek gerekir. Romantizmin tesiri ile giren ve gerçek tabiata dayanan bu tema eski şiirin soyut ve klişe tabiat anlayışından tamamıyle kurtulmuştur.

Tanzimat şiirinde yeni şekillerin yanında bazen aynen ve bazen de değişik olarak divan nazmının şekilleri de yer alırlar.

Son Osmanlı Edebiyatı Türleri yazısına devam et

ABDÜLHAK HÂMİD TARHAN (1852-1937) KİMDİR….?

Abdulhak-Hamit-Tarhan-Bir-Sefilenin-Hasbihali-ndenABDÜLHAK HÂMİD TARHAN (1852-1937)

Tanzimat’tan sonraki yenileşme devri Türk edebiyatının tanınmış şair ve tiyatro yazarı.2 Ocak 1852’de dedesi Hekimbaşı Abdülhak Molla’nın Bebek’teki yalısında doğdu. Babası bir süre Encümen-i Dâniş’in ikinci reisliğini yapan tarihçi Hayrullah Efendi, annesi ise Kafkasya’dan kaçırılıp İstanbul’a getirilen Müntehâ Nasib Hanım’dır. İlk tahsiline Bebek’teki mahalle mektebinde başladı. Evliya Hoca ile, ona şiir zevkini aşılayan devrin tanınmış âlimlerinden Hoca Tahsin Efendi’den hususi dersler aldı. On yaşlarında ağabeyi Nasûhi Bey ile Paris’e gitti (1863). Orada bir buçuk yıl kadar özel bir okula devam etti, 1864 yılı sonlarında geri döndü. 1865’te Tahran’a elçi tayin edilen babasıyla İran’a gitti. Bir yıl sonra babasının Tahran’da âni ölümü üzerine ailesiyle birlikte İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. Önce Maliye Mühimme Kalemi’nde, bir müddet sonra da Şûrâ-yı Devlet ve Sadâret Mektûbî Kalemi’nde görev aldı. Maliye Kalemi’nden tanıdığı Ebüzziyâ Tevfik vasıtasıyla Sâmipaşazâde Sezâi, Nâmık Kemal, Recâizâde Ekrem ve Mizancı Murad’la tanıştı. 1874’te Edirne’de Pîrîzâde ailesinden Fatma Hanım’la evlendi. 1876’da Paris büyükelçiliği ikinci kâtibi olarak Fransa’ya gitti. Paris’te iken yayımladığı Nesteren (1878), hükümetin dikkatini çekti ve izinli olarak İstanbul’da bulunduğu bir sırada memuriyeti lağvedildi. 1880’de Berlin elçiliği kâtipliğine tayin edildiyse de bu görevi kabul etmedi. Dört yıla yakın bir süre açıkta kaldı ve sıkıntı içinde yaşadı. 1883 yılı sonlarında Bombay şehbenderliğine tayin edildi. Vahşi Hindistan tabiatından çok etkilenen Hâmid burada, şiir hayatında özel bir yeri olan ve en iyi şiirlerinden sayılan “Kürsî-i İstiğrak”, “Külbe-i İştiyak” ve “Zamâne-i Âb” gibi yeni şiirler yazmaya başladı. Ayrıca, İngiliz idaresi altındaki gerçek Hintli’yi tanıdı ve bu insanlara değişik bir gözle bakmaya çalıştı. Ancak, daha önce İstanbul’da vereme yakalanan ve iyileşir ümidiyle Hindistan’a getirdiği karısı Fatma Hanım’ın durumu büsbütün kötüleşince İstanbul’a dönmek üzere yola çıktı. Fakat hastalık yolda daha da artınca, ağabeyinin vali olarak bulunduğu Beyrut’ta karaya çıkmak zorunda kaldı. Bütün gayretlere rağmen henüz yirmi altı yaşındaki Fatma Hanım burada öldü (Nisan 1885). Hâmid, karısının ölümünün verdiği büyük ıstırap ve acıyla Beyrut’ta Makber’i yazmaya başladı.

ABDÜLHAK HÂMİD TARHAN (1852-1937) KİMDİR….? yazısına devam et

Tanzimat Fermanı’nın Sonuçları

Memurlara maaş uygulaması , devlet içinde halktan kopuk bir bürokrasi oluşmasına sebep olmuştur.Yeni kanunlar, uygulamalar , kurumlar eskileri kaldırılmadan kurulmaya çalışıldığı için bir ikilik oluşmasına sebep olmuştur.Buda toplum arasında kargaşa yaşanmasına sebep olmuştur.Ayrıca iki farklı kültürün oluşması için gerekli alt yapıyı hazırlamıştır.Bu ikilik sadece siyasi ve idari alanda değil kültürel , sosyal alanda da kendini göstermiş batı da gelişen liberalizm ve bireycilik Osmanlı sosyal hayatına da tesir etmiş aile yapısını bile değiştirmiştir.Ayrıca misyoner okulu öğrencileri ile medrese öğrencileri de iki farklı dünyanın insanı olarak yetişmeye başlamıştı .

Tanzimat hareketlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının sebepleri şunlardır :

• Batı’dan alınan yeniliklerin derinliğine anlaşılamamış olması , sadece şeklen benimsenmiş olması
• Azınlıklara verilen hakların büyük devletlerce istismar edilmiş olması , Osmanlı Devleti’nin iç işlerine sürekli müdahale edilerek devletin işini zorlaştırmışlar ve bu durumda devletin yıkılmasında büyük rol oynamıştır.
• Tanzimat Fermanı ile amaçlanan ıslahatları gerçekleştirmek için devlet yeterli kadroya sahip değildi . Halbuki böyle bir hareketin başarılı olabilmesi için mutlaka yeterli ve geniş bir ekibe dayanması gerekiyordu .
• Tanzimat ile birlikte sarayın karşısında yeni bir siyasal güç olarak bir ‘’ Tanzimat Bürokrasisi ‘’ oluştu.

Sonuç ve Tartışma

1650 ile 1839‘a kadar geçen süre Osmanlı Devleti’nin toprak kaybetmeye kısmen de toprak kazanmaya, Avrupa Devletleri karşısında zayıf düşmeye başladığı dönemdir.Bu dönemde Yunan İsyanı , Mısır meselesi , Boğazlar Tanzimat Fermanı’nın Sonuçları yazısına devam et