Etiket arşivi: Sultan

Feth-i Mübinin 564. Yıl Dönümü Mübarek Ola

“Kostantîniyye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır! Onu fetheden askerler ne güzel askerlerdir!”

(SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)

Atlıların, Alnındaki Secde İzini Takip Ederek, İlk hucumda Nefsin Kalesini Yıktığı FATİH, Denizin Hırkasından O Karanlık Gemileri Kolay Bir Düğme Gibi Çözüp Atan,
Her Sözcüğüyle Düşman Toprağının Dizlerini Titreten, Her Duasıyla İstanbul’un Gönlünü Gülümseten FATİH, Sen Yinede Bizi Ve İstanbul’u Bıraktığın gibi Hatırla, Cennette Müjdelendiğin O Güzel Makam Şimdi Seni Bekliyor…

Bugün İstanbulun Fethi
Osmanlı’nın tarihe adını yazdırması tüm dünya tarafından surları yıkılması imkansız sayılan konstantinapolis’in henüz 21 yaşında genç Han olan Fatih Sultan tarafından Osmanlı topraklarına katılması ve bu fetih’in ardından Osmanlı Devleti Devletlik statüsünden İmparatorlu statüsüne geçmiştir…

Feth-i Mübinin 564. Yıl Dönümü Mübarek Ola…

Ruhun Şad Olsun Büyük Sultan

Bin yıl boyunca Roma ve Bizans’ın elinde olan İstanbul’u fetheden, çağ açıp, çağ kapatan, dünyayı titreten, halkının içinde hasta ve ihtiyaç sahibi kimse olup olmadığını tespit etmesi için özel ekipler kuran, İslam’ın hizmetkarı,
peygamber aşığı Ceddimiz Fatih Sultan Mehmed Han’ı, Rahmet-i Rahman’a kavuşmasının sene-i devriyesinde rahmet ve minnetle anıyoruz.
El Fatiha
(3 Mayıs 1481)

Cezayirlilerin Sultana Mektubu

Cezayir’deki Kadı, Alimler, İmamlar, Hatipler, Tüccarlar, Eminler ve bütün re’ayânın Sultan’a mektubudur.

Sultanımızın yüce makamına zafer ve saadet dualarımızı takdim ettikten sonra Cezayir’de olan biz bendeleri size yazıp i’lan ediyoruz ki:

Sizin, bizim yanımızda büyük bir mertebeniz vardır. Gün geçtikçe size ta’zimin vücubuna ve lüzumuna daha çok inanıyoruz. Biz tazimlerimizi size arzetmek istiyoruz ki, mektup onun ifadesine kâfi değildir. Biz, saadetinizle sevinçliyiz. Size öyle itimat ediyoruz ki, güvenimizin içi, dışı, evveli ve ahiri güzel olacağınıza inanıyoruz. Emrinize hazırız. Bu bendelerinizin size hürmetten başka şeyleri yoktur. Şerefli makamınızın devamını istiyoruz. Bu bendelerinizin Allah düşmanlarının yaptıkları zulümler ve Allah dostu olan mü’minlerin yardımları ile ilgili haberleri uzundur. Ancak özeti şudur ki:

Cezayirlilerin Sultana Mektubu yazısına devam et

Yavuz Sultan Selim

YAVUZ SULTAN SELÎM HAN

Babası……………….. : İkinci Bâyezîd Han

Annesi……………….. : Âişe Hâtûn

Doğumu……………… : 10 Ekim 1470

Vefâtı………………… : 21/22 Eylül 1520

Tahta Geçişi………… : 24 Nisan 1512

Saltanat Müddeti….. : 8 sene 4 ay 28 gün

Halîfelik Sırası……… : 74

Osmanlı sultanlarının dokuzuncusu ve İslâm halîfelerinin yetmiş dördüncüsü. Sultan İkinci Bâyezîd Han’ın oğlu. 10 Ekim 1470’de Âişe Hâtun’dan Amasya’da doğdu. Küçük yaşta İstanbul’a gönderilen Selîm, dedesi Fâtih Sultan Mehmed Han’ın terbiyesinde yetişti. Şehzâde Selîm; Kur’ân-ı kerim, tefsir, hadîs ve fıkıh dersleri yanında yüksek fen ilimlerini de öğrendi. Diğer taraftan ata binmek, güreş tutmak, ok atmak ve kılıç kullanmak da öğretildi. Çok çevik ve zekî idi. Kısa zamanda Arabî ve Fârisi’yi en iyi şekilde öğrendi. Zamanın velîleriyle görüşür, sohbetlerini kaçırmazdı. Babası ikinci Bâyezîd pâdişâh olduktan sonra, askerî sevk ve idare ile devlet yöneticiliğini öğrenmesi için, şehzâde Selîm’i Trabzon’a vâli tâyin etti.

Yavuz Sultan Selim yazısına devam et

Fatih Sultan Mehmed’in Kılıcındaki Yazı

Fatih Sultan Mehmed’in savaşlarda kullandığı kılıcı çelik, som (balık dişi), demir ve altından yapılmış. Uzunluğu 125 cm. Üzerinde kılıç ustasının yazdığı bir dua yer alıyor:

“Bismillahirrahmanirrahim. Hak dinin bağlarını parıltılı ve açık harfli ayetlerle ve keskin ve parlak kılıçlarla güçlendiren yüce Allah’a hamd olsun. Salat ve selam, en güzel fasih sözlerle vasfedilen Hazret-i Muhammed ve ehli beytine olsun. Allahı’m! Dinin erkanlarını yüceltmek için mücadele eden gazi ve mücahitlerin sultanı, cihat için çekilen keskin kılıç olan Sultan Murad Han’ın oğlu Mehmed Han’a güç kuvvet ver ve kılıcının kınını şeriat düşmanlarının boynunda, kaleminin mürekkebini de alemlerin rabbinin inayetinde eyle. O, Sultan Osman Han’ın oğlu Orhan Han’ın oğlu Murat Han’ın oğlu Bayezid Han’ın oğlu 2.Murad Han oğlu Mehmed Han’dır. Allah onların mezarlarının toprağını, gazilerin kılıçlarından akan saf su ile sulasın ve kılıçların gölgesi altında olan cenneti de mekanları eylesin, amin Yâ Rabbelalemin.”

Sultan II. Abdülhamit Han’ın Ölümü

Sultan II. Abdülhamit Han’ın ölüm hastalığı 5 Şubat 1918 Salı günü soğuk algınlığı ile başlamış ve üç gün sonra şiddetli bir mide ağrısıyla nefes darlığı baş göstermiştir. Eski padişaha ilk bakan doktorlar Beylerbeyi Hastahanesi’nden Nikolaki Paraskevidis, Veliaht Vahidüddin Efendi’nin özel doktoru Alkivyedis ve kendi doktoru Atıf Hüseyin Bey’dir. Hastaya ilk müdahaleyi yapan bu doktorlar önce kendisinden kan almışlardır. O sırada nabzın, yüz kırk beş; teneffüsün de altmış beşten fazla olduğu görülmüştür.

Kardeşi Sultan Mehmet Reşat Han, bu durumdan haberdar olunca hangi doktoru istiyorsa onun gönderileceğini bildirmiş, Sultan Abdülhamid ise: “Benim doktorlarım var!” diyerek bunu kabul etmemiştir. Öldüğü gün olan 10 Şubat’ta mutadı üzere soğuk suyla aldığı duş sonrası tekrar rahatsızlanmıştır. Bunun üzerine kendi doktorlarının tavsiyesiyle Akil Muhtar Bey ve Selanikli Rifat Bey Dolmabahçe Sarayı’ndan getirilmişlerdir. Yapılan kontrollerin ardından, kan toplanması sonucu ödemleşme ile kalp ve böbrek yetmezliği teşhisi konmuştur. Dokuz kez vücudundan kan alınmış fakat tüm çabalara rağmen Sultan Abdülhamid, o gün saat on beşte 5 sene, 3 ay, 9 gündür ikametine tahsis edilmiş olan Beylerbeyi Sarayı’nda vefat etmiştir.

Sultan II. Abdülhamit Han’ın Ölümü yazısına devam et

Nalıncı Babanın Cenazesi

Sultan III. Murad Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?- Akşam garip bir rüya gördüm.- Hayırdır inşallah?..- Hayır mı şer mi öğreneceğiz.- Nasıl yani?- Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt’a çıkar, döner Vefa’ya, Zeyrek’ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar. Sorarlar;- Kimdir bu? Ahali:- Aman hocam hiç bulaşma, derler. Ayyaşın meyhuşun biri işte!..- Nerden biliyorsunuz?- Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz.Bir başkası tafsilata girer;- Biliyor musunuz, der. Aslında iyi sanatkardır.

Nalıncı Babanın Cenazesi yazısına devam et

Osmanlı Sultanlarının Ehl-i Beyt sevgisi

osmanli-610x250Osmanlı Sultanlarının Ehl-i Beyt sevgisi

Sultan İkinci Abdülhamid Han, Peygamber efendimize olan tazim ve muhabbetini, Onun kutsal beldesine hizmetler götürerek ve İslam Birliği gayesini gerçekleştirmeye çalışarak göstermiştir. Hicaz bölgesiyle münasebetleri kuvvetlendirmek ve mukaddes topraklarla aradaki mesafeyi kaldırmak niyetiyle yaptırdığı Hicaz ve Bağdat Demiryolu, bunun en güzel örneği olmuştur. Demiryolu yapımının Medine’ye ulaştığı esnada, Sultanın verdiği şu çok özel talimat; onun, Ehl-i Beyt’in şahsında Peygamber efendimize olan sevgi, saygı ve bağlılıktaki hassasiyetini göstermesi açısından, eşine az rastlanır müthiş bir misaldir:
“Mümkün olan aletlerin üzerine keçeler sarınız ki, fazla gürültü olmasın ve Ehl-i Beyt’in ve burada yatanların mübarek ruhları rahatsız olmasın!..”

Osmanlı Sultanlarının Ehl-i Beyt sevgisi yazısına devam et

SULTAN SENCER KİMDİR….?

Ahmed Sencer veya Sultan Sencer ya da Muizzeddin Ahmed Sencer (1086 – 1157), 1097-1118 tarihleri arası Horasan Selçuklu Sultanı, 1118-1157 döneminde Büyük Selçuklu Sultanı.Sultan olmadan önce

Melikşah’ın oğludur. Babasının bir seferi sırasında, 1086 yılında Sincar’da doğdu. Babası öldüğünde 1092’de henüz küçüktü. Melikşah’ın ölmesi ile Büyük Selçuklu Devleti bir anarşi içine girdi. Melihşah’ın eşi Terken Hatun, Melikşah’ın kücük yaştaki oğlu ve Sencer’in kardeşi I. Mahmud’un sultanlığını ilan etti. Melihşah’ın büyük oğlu olan Berkyaruk taraftarları tarafından Rey şehrine kaçırılıp Sultan ilan edildi ve Berkyaruk ve I. Mahmud güçleri arasında 17 Ocak 1093 Burûçird’de yapılan savaşta Berkyaruk galip geldi. Ahmet Sencer ve Berkyaruk’un amcası olan Tutuş Suriye’ye ilerliyerek Şam ve Halep şehirlerini eline geçirip Suriye Selçuklu Devleti’nin kurucusu oldu. Tutuş Berkyaruk elinde bulunan İran arazilerini de ele geçirmek üzere Berkyaruk’a hücum etti ise de 26 Şubat 1095’de Rey’de Berkyaruk ile Tutuş arasında yapılan savaşta Tutuş yenildi ve öldü. Böylece Berkyaruk tek Sultan oldu ama zamn zaman ya kardeşleri ya da onların varislerinin ayaklanmaları tehditleri veya gerçekleşmeleri ile karşılaştı. Bundan sonra Büyük Selçuklu Devleti üçe bölünmüş olarak görülmeye başlandı:

SULTAN SENCER KİMDİR….? yazısına devam et

II. ABDÜLHAMİD HAN VE PASTEUR…

AhamidII. ABDÜLHAMİD HAN VE PASTEUR…

II. Abdülhamid Han’a yönelik akıl almaz iftiralar atan güruha, cevap vermeye devam etmek istiyorum. Yaklaşık iki hafta önce kaleme aldığım “Abdülhamîd Hân-ı Sânî” yazımda, Ulu Hakan’a yönelik mesnetsiz ve yakışıksız karalamalara, onun yaptığı hizmetler ve açtığı çığırlar penceresinden bakmaya çalıştık. Bu yazımda ise daha öznel bir meseleyi ele almak istiyorum.

Malumumuzdur ki, her türlü teknik gelişmeyi dikkatle takip eden Sultan Abdülhamid Han, tıbbî sahadaki araştırma ve gelişmelerle de yakînen ilgileniyor, buna ayrı bir önem atfediyordu. Bu konuda Said Naim Duhânî, birkaç kelâm etmiş ve bir yazı da kaleme almıştır. Bu arada, Said N. Duhânî, Osmanlı hariciye nâzırlarından ve bir vakitler de Paris sefirliği yapmış Naum Paşa’nın oğludur.

II. ABDÜLHAMİD HAN VE PASTEUR… yazısına devam et

SULTAN ALPARSLAN’IN VEFATI…

alparslanSULTAN ALPARSLAN’IN VEFATI…

Sultan Alparslan, Malazgirt zaferinden sonra 1072 senesinde çok sayıda atlı ile Maveraünnehr’e doğru sefere çıktı. Türkleri bir bayrak altında toplamak istiyordu. Ordunun başında Buhara’ya yaklaştı. Amuderya nehri üzerinde bulunan Hana kalesini muhasara etti. Kale komutanı, batıni sapık fırkasına mensup Yusuf el-Harezmi, kalenin fazla dayanamayacağını anladı ve teslim olacağını bildirdi. Hain Yusuf, Alparslan’ın huzuruna çıkarıldığı sırada Sultan’a hücum edip, hançer ile yaraladı. Yusuf’u derhal öldürdüler.

SULTAN ALPARSLAN’IN VEFATI… yazısına devam et

Larnaka’daki Hala Sultan Tekkesindeki Yazıt

125569313-1680x1050Larnaka’daki Hala Sultan Tekkesi’nin bahçesine girişi sağlayan kemerli anıtsal kapıdaki 4 Mart 1813 tarihli yazıt.

Cenâb-ı Valiy-i Kıbrıs o bir menam-ı
Bu dergah-ı şerife eyledi fakat kerm-i infâk
Der-i Devletsarây-ı Bintü Milhanı idüb büyâd
Müzeyyen hücrelerde eyledi dergahına ilhak
Hülâsa Hazreti Ümmü Harâm eyledi hizmet
Şefaat-ı devletinle eyledi tahsil-i istihkak
Gelip tarihe imdiâd etti asrın car-ı aktabı
Zi hay-i mutaf oldu bu bâb Kâ’betü’l-uşşak
Sene 1 Rebiü’l-evvel 1228

Kaynak: Bağışkan, Tuncer. Kıbrıs’ta Osmanlı – Türk Eserleri, Kıbrıs Türk Müze Dostları Derneği Yayınları.