Etiket arşivi: su

Fuzuliden Su Kasidesi

Su Kasidesi
Fuzûlî

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar tutuşan ateşlere su fayda vermez.)

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

(Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi kaplamıştır, bilemem..)

Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su

(Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Gerçekten de akarsu da zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.)

Fuzuliden Su Kasidesi yazısına devam et

Abdest Hakkında Bilmedikleriniz

ABDEST

Islâm’da bazı ibâdetlerin yerine getirilmesi için yapılan ve bizzat kendisi ibâdet olan temizlenmeye Abdest denir. Abdest kelimesi Farsça’da su anlamına gelen “âb” ile el anlamına gelen “dest” kelimelerinden oluşmuş birleşik bir isimdir. Arapça karşılığı olan “vudû” kelimesi Hadislerde kullanılmıştır. Kur’ân-ı Kerim’de ise temizlik anlamında “tahâret” ve “zekâ” kelimeleri geçmektedir. Vudû’ kelimesi güzellik ve temizlik anlamına gelmektedir. Dolayısıyla ibâdete başlanmadan önce insanın iç dünyasını güzelleştirmesi ve dışını da iyice temizlemesi gerekir.
Islâm’da abdestin farziyetine “Ey iman edenler, namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinizle birlikte ellerinizi yıkayın. Başınıza meshedin. Her iki topuğunuzla birlikte ayaklarınızı da (yıkayın)…” (el-Mâide, 5/6), âyeti delâlet etmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in abdest almadan hiç bir iş yapmadığını görüyoruz (Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili, II, 1583). Ancak abdest her amel ve ibâdet için değil başta namaz olmak üzere bazı ibâdetler için farz kılınmıştır. Fakat müslümanın sürekli abdestli bulunması sünnettir.

Abdest Hakkında Bilmedikleriniz yazısına devam et

Element Kavramında Tarihsel Süreç

Eski dönemlerde yani antik çağda dünyada 4 element olduğu kabul edilirdi. Bu elementler ateş, su, hava ve toprak’tı ve dünyadaki her şeyin bunların türevleri ve karışımları olduğu sanılıyordu. Bu elementlerin birbirinden tümüyle farklı olan ve bir daha birbirine dönüşemeyecek temel elementler sayılırdı. Özelliklerinin değişebilirliği de kabul ediliyordu. Suyun buza dönüşmesi gibi. Bu düşünceye daha o dönemde bile karşı çıkanlar oldu. “Ağaç dalı (toprak), yanarak ateşe (su); ısınınca buhara (hava) dönüşüyor.” dendi. Yine o devirde bile 20 kadar farklı maden biliniyordu. İlerleyen dönemlerde ve ortaçağda bile 4 temel element fikri uzun süre devam etti.[1]

Doğa bilgisinin gelişmesinde çok önemli bir yeri olan “element” kavramını ilk olarak ortaya koyan, Empedokles olmuştur. Element; burada, kendi içinde bir cinsten diğerine doğru; niteliği bakımından değişmeden, bölünmeden yalnız çeşitli hareket durumlarına geçebilen madde demektir. Bu elementler de 4 tanedir. Toprak-Su-Ateş-Hava. Son üçünü daha önce İonia filozofları ileri sürmüşlerdi. Bunlara dördüncü öğe olarak toprağı eklemekle Empedokles, günümüze kadar yaşayacak olan “Dört Öğe” öğretisinin temellerini İlkçağ filozofisi için kurdu. Oysa, kadim uygarlıklarda ve kadim bilgeliklerde,ayrıca astroloji ve simyanın kökeninde bu dört temel madde kavramı zaten dünya kuruldu kurulalı vardı.[2]

Element Kavramında Tarihsel Süreç yazısına devam et

Su Kristalleri Mucizesi

Su Kristalleri Mucizesi

İnsan yaşamı için en önemli kaynaklardan biri olan suyun içeriği incelendiğinde, belirli durum ve koşullarda inanılmaz bir şekilde duygu ve düşüncesi olan bir canlı gibi tepki verdiği ortaya çıkmıştır. Donmuş halde bulunan su kristallerinin fiziksel durumları yakından incelendiğinde, dış kaynaklardan gelen tepkimelere göre fiziksel ve kimyasal değişimler gösterdiği ortaya çıkmıştır. Sözcüklere, müziğe, davranışlara göre renk ve şekil değiştiren kristalize yapı; iyiliği çoğunluk tarafından kabul görmüş müziklere maruz kaldığında yapı olarak daha düzgün bir altıgen yapıya sahip olmuş ve bunun yanında da iyi ve güzel sözcüklerle suyla bir canlı gibi konuşulduğunda parlak ve güzel bir kristal yapıya sahip olduğu incelenmiştir.

Su Kristalleri Mucizesi yazısına devam et

Sanal Su Nedir?

Londra King’s College ve Oryantal Afrika çalışmaları üyesi 71 yaşındaki Profesör, 1993 yılında yaptığı bir çalışma ile Sanal Su’yu tanıtmış ve insanların su içtiğinde ya da duş aldığında sadece su tüketmediğini iddia etmişti.

sanalsu_ 2732 × 1829

Profesöre göre sanal su ile suyun, gıda ve tüketici ürünlerinin üretiminde nasıl bir rol oynadığını tespit etmek mümkün. Mesela sabah içilen bir kahvenin ardında kahve tanelerinin yetiştirilmesi, paketlenmesi ve taşınması için harcanan su 140 litre’yi buluyor. Bu da sadece kahve içerken su tüketmediğimizi ortaya koyuyor. 140 litre su İngiltere’deki normal bir insanın bir günde içme ve ev ihtiyaçları için kullandığı suya karşılık geliyor. Bildiğimiz bir hamburgerin de hazırlanması için 2 bin 400 litre suya ihtiyaç var.

Araştırmalara göre Amerikalılar her gün Çinliler’in üç katı yani 6 bin 800 litre Sanal Su tüketiyor.

Sanal Su’yun küresel ticari politika ve araştırma üzerinde önemli etkiye sahip olduğu ve özellikle su sıkıntısının bulunduğu bölgelerdeki su politikası ve idaresi hususunda yeni bir devir açtığı ifade ediliyor

Afrika’da Uzaklara Su Taşıma İşine Çözüm (5 Fotograf )

Bu uzak mesafeler için düşünülmüş basit su bidonları halk tarafından çok sevilmişe benziyor.Bizde ki gibi borulardan oluk oluk su akmadığına dikkatinizi çekerim.Ülkemizin su kaynaklarının bizden sonra da yıllarca gitmesini şimdi daha da çok yürekten istediğinize inanıyorum

 

KAĞAN ŞU DESTANI

mongol
Şu Destanı, Türkler’in en eski destanlarından biridir. Destanın kahramanı olan Şu, bilginlerin tahminlerine göre MÖ dördüncü yüzyılda yaşamış bir Türk kaganıdır. Şu Destanı’nın konusu, Makedonyalı İskender’in Asya içlerine doğru ilerlerken Türkler’le yaptığı savaşlardır (?). Ama, türkolog Zeki Velidi Togan’a göre, destanda adı geçen İskender’in Makedonya’lı İskender ile bir ilgisi yoktur ve Şu Destanı’nın konusu Makedonyalı İskender’in istilası değil daha önceki yüzyıllarda oluşmuş bir Aryani istilasıdır.

Destanda Türk boylarının oluşumu ve Türkler’in kent yaşamına geçmeğe başlamaları da anlatılmaktadır. Ayrıca, ulusunu bir istiladan korumak için çaba gösteren bir kaganın kaygılarının ince bir biçimde işlenmesi, destana ayrı bir özellik katmaktadır.. Şu Destanı, kendisinden sonra oluşacak Türk destanlarının ana çizgilerini ve süslemelerini belirlemiştir.

Şu Destanı, kimi bilginlere göre Saka Türkleri’nin destanıdır. Şu destanında müzik ve ezgi önemli bir rol oynar; ama bu müzik insan sesine değil, sazların sesine dayanır. Destanın kahramanı genç kagan Şu, Türk destanlarının yerinde durmayan hareketli ve atak yiğitlerinden daha değişik bir yapıdadır. Kagan Şu, beden ve ruh yapısı ile daha çok, Osmanlı hakanı 3. Selim’i andırır. Şu Kagan, 3. Selim gibi içli, sanatçı, düşünceli ve mantıklı bir kimsedir. Sarayının kapısında günde 365 nöbet çalınır.

KAĞAN ŞU DESTANI yazısına devam et

ZEMZEM SUYUNUN ESRARI

 

zem zem

Müslüman Alemi için kutsal topraklar olarak adlandırılan Mekkede bulunan Zemzem suyu, tüm dünyayı şaşırtmaya devam ediyor. Kabenin yanında bulunan 1,5 metre derinliğindeki kuyunun mukaddes suyu olan Zemzem suyu, hac mevsiminde, pek çok insanın su ihtiyacını karşılamaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) raporlarına göre dünyanın en sağlıklı sularından olan zemzem suyunun esrarı, günümüz teknolojisindeki tüm araştırmalara rağmen çözülemiyor. Kaynağı bulunamayan Zemzem suyunun denizden 80 kilometre uzakta olmasına ve çevresinde başka hiçbir kuyu olmamasına rağmen yıllardır kurumaması, araştırmacıları şaşkına çeviriyor.

* Sadece 1.5 metre derinliğindeki kuyudan hac mevsiminde milyonlarca hacı tüm su ihtiyacını karşılarken, su seviyesinde de hiçbir azalma olmaması zemzem suyunun esrarı ı daha da atırmaktadır..
Açlığı gidermek için içenin açlığını, susuzluğunu gidermek için içenin de susuzluğunu gideren Zemzem suyunun esrarı bilim adamları tarafından inceleniyor.
Avrupa’da laboratuarlarda yapılan araştırmalarda, zemzem suyunun çok az kükürt içerdiği tespit edildi. ZEMZEM SUYUNUN ESRARI yazısına devam et

NEMRUD’UN ATEŞİNİ SÖNDÜRMEYE ÇALIŞAN SERÇE


Nemrut, hazırlattığı devasa odun yığınında Hz. İbrahim’i (a.s.) ateşe attırır; tam o sırada minnacık bir serçe belirir, ateşin üstünde gagasındaki bir damla suyu alevlerin üzerine bırakır.

Serçeye sorarlar:

“Be hey gafil, bir damlacık su koskoca ateşe ne yapar ki?”

Serçe cevap verir:

“Bir şey yapmayacağını ben de biliyorum ama hiç değilse tarafım bilinsin istedim.”

SUYUN DÜNYAMIZA GELİŞİ,BİLEŞİMLERİ,KALİTESİ KISACA AB-I HAYAT

Su Nereden Geldi?

Dünyamızın bugün büyük bir kısmını kaplayan sular, gezegenimizin uzaydan mavi bir bilye gibi görünmesine sebep oluyor. Güneş sisteminde bir mücevher gibi ışıldayan bu mavi bilyenin suları nereden geldi peki?Dünyamızda su ne zaman ve nasıl ortaya çıktı hiç merak ettiniz mi?

Okyanusların oluşması, araştırmacılara göre yaklaşık 4,6 milyar yıl öncesine dayanıyor. O zamanlar Dünya’nın atmosferi bugünkü Venüs gezegeni kadar yoğundu. Atmosferdeki yoğun toz bulutlarını, çarpan göktaşlarının bir izi olarak değerlendirebiliriz. Ay yalnızca 100.000 km ötede ufukta görünüyordu. Ortada med cezir yüzünden kabarıp alçalacak denizler henüz yoktu. Yine de bu kadar yakındayken yer kabuğunun ince bölgelerinde magma tabakası çekim gücünden etkileniyordu. Henüz en basit yaşam formlarının bile ortaya çıkması için gereken koşullar bulunmuyordu.

 

Bu dönemde yeryüzünü oluşturan kuvvetlerin kavgası henüz sona ermemişti. Oluşan yer şekilleri bir süre sonra kayboluyor, değişiyordu. Dünyaya çarpan göktaşları derin izler bırakıyor çevresini biçimlendiriyordu. Volkanik faaliyetler de genç gezegeni lavlarla kaplıyor ve yeni yer şekilleri oluşturuyordu. Bunun yanında Dünya’ya düşen göktaşı sayısı da çok fazlaydı. Dünya’daki suyun bir kısmın da göktaşlarıyla birlikte uzaydan geldiği düşünülüyor. SUYUN DÜNYAMIZA GELİŞİ,BİLEŞİMLERİ,KALİTESİ KISACA AB-I HAYAT yazısına devam et

Harika Tasarlanmış Amfibi

Bu amfibi normal su üzerinde  iken paletler hidrolik olarak yukarıya çekilerek paletlerin su ile irtibatı kesiliyor.Bu güzel tasarım sonucu karaya yaklaştığında  hidrolik olarak hareket ettirilip paletlerin kara ile bağlantısı sağlanıyor.Böylece su kıyısındaki arazinin engebeli yapısının hiç bir önemi kalmıyor ve amfibi rahatlıkla gideceği yere gidebiliyor.Güzel fikir…

 

Son olarak bilmeyenler olabilir diye amfibinin anlamını da verelim.Amfibi hem karada hem de suda gidebilen araçlara denilir.

Harika Tasarlanmış Amfibi
Harika Tasarlanmış Amfibi yazısına devam et