Etiket arşivi: savaş

Malazgirt Zaferimiz Kutlu Olsun

MALAZGİRT ZAFERİMİZİN 946. yıldönümünde ATALARIMIZI hürmet ve rahmetle anıyoruz.

Malazgirt Savaşı, 26 Ağustos 1071’de Malazgirt ovasında meydana gelmiş, Selçuklu Sultanı Alparslan ve Doğu Roma İmparatoru Romen Diyojen arasında gerçekleşmiş, Anadolunun Türk’lere yeni yurt olmasını sağlamış olan meydan savaşıdır.

Malazgirt Savaşı, 26 Ağustos 1071’de Muş’ta bulunan Malazgirt ovasında meydana gelmiş, Selçuklu Sultanı Alparslan ve Doğu Roma İmparatoru Romen Diyojen arasında gerçekleşmiş, Anadolunun Türk’lere yeni yurt olmasını sağlamış olan meydan savaşıdır. 

Suriyeli Bir Hanımefendi Anlatıyor.

Suriyeli bir Hanımefendi anlatıyor.
Halep de 3 katlı bir evimiz vardı. Halep çarşısında iki tane dükkanımız vardı. Ben ise hemşireydim. Dört çocuğumuz ile hali vakti yerinde denilen sayılı kişilerdendik.
Irak’da savaş başladı. Televizyondan seyrediyorduk herşeyi. Gazetelerde gördüğümüz resimlere bakıp bakıp üzülüyorduk. Elimizden birşey gelmez deyip dua ediyorduk. Ama hiç bir zaman Irak’da yaşananların bizimde başımıza geleceğini düşünmedik. Önce hiç tanımadığımız yabancı insanlar geldi. Ne istiyorlardı ben bilmiyorum ama mahallenin sözü en çok geçenleriyle görüşüyorlardı sürekli. Ben Şam’a gittiğim birgün o bizim mahalleye gelen yabancı adamları Şam’da Esad yanlılarıyla yemek yerken de gördüğümde onların her iki tarafı kışkırtmak için gelen ajanlar olduğunu anlamıştım. Ama artık iş işten geçmişti. Çünkü insanlar çoktan sokakları doldurmuştu. Sonrası nasıl da hızlı gelişti anlayamadık. Şehirler, Köyler bombalanıyor ve binlerce insan ölüyordu. Artık ne Esad laf dinliyordu ne de halk. Sonra yabancı ülkeler bu işe dur demek için Suriye’ye geliyor denildi. Önce sevindik. Esad’ı tek onlar durdurur dedik. Yanıldığımızı anladığımızda ne şehirlerimiz kalmıştı, ne de sığınacak bir ülkemiz.

Suriyeli Bir Hanımefendi Anlatıyor. yazısına devam et

Savaş Öncesi ve Sonrasında Halep (30 Fotograf)

Savaş çığırtkanlığını hiç sevmem ama Suriye’nin en büyük şehirlerinden Halep’in 4.5 yıl süren savaş sonunda ne hale geldiğini aşağıda öncesi ve sonrası fotoğraflara bakarak karar veriniz.Allah Devletimizi , Milletimizi böyle durumlardan korusun.

Halep Ölüyor Uyan Ümmet

Ey Uyuya kalmış Ümmet;
Uyan Artık!..

Bak Halebin İnleyen Sokaklarına….
Belki Görürsün, Çocuğa Benzeyen Kömürler var…

Halep  sokaklarda ağlatan dram var. Lâkin bu bir film ama fragman değil.

Halep’te sokaklarda hıçkırıkla ağlayan amcalar, dedeler, yaşlı teyzeler var. Tükenmişliğin verdiği ses tonu ile ağlayarak Sessizce Bağırıyorlar”Ey Ümmet Yardım et” Tabiki biz Duymuyoruz sessiz çığlıkları…

Kimbilir Hangi dizinin hangi bölümünü izliyoruz. Yada hangi kupayı kim alıyor ona bakıyoruz.Küfürle dans ediyoruz. Bu dans bitmiyor bitmeyecek.

Ey Ümmet-i Muhammed’i Müslüman kardeşlerim, siz Halep’te gördünüzmü bebeklerin kan ağladığını? Göremezsiniz çünkü bizim izlediğimiz kanallarda yok. Yok olmuşluğun içerisinde bizmi kaldık yoksa Halepmi..?

Ve mekeru ve mekarallah vallahi hayrul makirin. Rabbim tuzak kuranların en hayırlısıdır.

Halep Ölüyor Uyan Ümmet yazısına devam et

HALEP YANIYOR

“Halep” yazarken parmak uçlarım sızlıyor Halep yazarken, dağ arkalarından rüzgâr melekleri, yattığımız yerden vahlanışımıza nefsimize doğru şahlanışımıza “ Edep” diye haykırıyor. Halep bir ekmeğin kırıntısı gibi, öpsek seni koysak kenara bir bebeğin ağzında dağılıp son sütü olacaksın..
Bir tarafta “ Oğlum üşütme”. Oğlum düşeceksin, oğlum terleme diye koruduğunuz evlatlar. Diğer tarafta “ Oğlum La İlahe İllallah de” diyerek yaralı ceylanlarını toprağa girmeye telkin eden Anneler. Burada ah burada evlatlarınızın üstünü örtüp ışığı kapamak varsa Halep’te evlatlarının yaralı ellerini Allah’a açıp ekmeğe bakan gözlerini son kez kapamak var. Oğlum La İlahe İllallah de!

HALEP YANIYOR yazısına devam et

Büyük Deniz Felaketi ve Wilhelm Gustloff Gemisi

Bu güne kadar deniz savaşlarında en büyük kayıp 10.582  kişinin öldüğü Wilhelm Gustloff Gemisidir.Her ne kadar içinde askerlerinde olduğu bilinsede ölenlerin çoğu  sivil mülteci lerden oluşmaktaydı.

1937 yılında açılışı yapılan Wilhelm Gustloff Gemisi lüks bir gemi olarak sivillere hizme etmek için yapılmıştır.Açılışından 2 yıl sonra Atlantik Okyanusu ve Akdeniz ve Kuzey Denizi’ndeki eğlence gezileri için  yola çıktı.Sivil Kullanım için yapılan gemi 2000 kişiliktir.

Büyük Deniz Felaketi ve Wilhelm Gustloff Gemisi yazısına devam et

Pasifik Okyanusu ve 2.Dünya Savaşından Geriye Kalanlar(34 Fotograf)

İkinci Dünya Savaşı büyük küresel savaşlardan biridir ve 6 yıl sürmüştür.Bu savaşta 25 miyon asker ile 50 milyon sivilin öldüğü iddia edilsede bence bunlardan daha fazla insan hayatını kaybetti.

Bugün o korkunç günlerin yankılarına her yerde raslamak şaşırtıcı değildir. İşte Palau, Solomon, Kuzey Mariana Adaları ve Rocky savaş kalıntı fotoğrafları…

1941’den 1943 döneminde operasyonlarda Pasifik’te batmış gemiler, uçaklar,tanklar halen yerlerinde duruyor.

 

Pasifik Okyanusunda 2.Dünya Savaşından Geriye Kalanlar(34 Fotograf)

Pasifik Okyanusu ve 2.Dünya Savaşından Geriye Kalanlar(34 Fotograf) yazısına devam et

Çin Hükümeti Çöle Karşı Savaş (4 Fotograf)

Çin Hükümeti ülkenin dördüncü büyük çölünün genişlemesini durdurmak için çalışmalara başladı. Kuru ve sıcak koşullarda hayatta kalmayı başaran dayanıklı bitkilerden  “yeşil set” için  uzun süredir  çalışıyor ve 500 km uzunluk ve genişlikte olması planlanıyor…

FETİHNAME

hat-sanatinin-en-guzel-ornekleri-hat-sanati-ornekleriFETİHNAME

Fethedilen yerleri ve savaşlar sonunda kazanılan zaferleri, komşu hükümdarlara, hânlara, prenslere, şehzade ve valilere bildirmek için gönderilen yazılara, mektûblara verilen isim. Bilhassa doğudaki İslâm devletlerinde, eskiden fetihname göndermek âdeti vardı. Hükümdarlar, haberleşmenin güçlükle yapıldığı devirlerde, yanlış mütâlâa ve düşüncelere yer vermemek, içte ve dışta kendilerine zarar verebilecek olanların ümitlerini kırmak için, kazandıkları zaferlerini şaşalı bir şekilde fetihnamelerle her tarafa bildirirlerdi. Zîrâ fetihnameler, dostlar için bir müjde, düşman devletler için de bir tehdit hususiyeti taşırdı. Fetihnameler aynı zamanda savaşın bir tarihçesi olduğundan târihî önem taşırlar.

Fetihnameler, resmî me’mûrlar tarafından yazıldığı gibi, bâzan özel kişiler tarafından da yazılırdı. Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin (rahmetullahi aleyh), Bağdâd halîfesi Nâsır’a, Hattin ve daha önceki fetihlerini müjdeleyen ve İmâdüddîn-i İsfehânî’nin kaleme aldığı fetihnamesi şöyledir:

“Andolsun, Tevrât’dan sonra Zebur’da da yazdık ki, arza (ancak) sâlih kullarım mirasçı olur.” (Enbiyâ sûresi: 105)

Allahü teâlâya hamdolsun ki, O, bu vadini yerine getirdi. Daha önce de bu mübarek Hanîf dînine (İslâmiyet’e) yardım etti ve muzaffer kıldı. Zorluklardan sonra kolaylıklar ihsan eyledi. Müslümanların sabır ve tahammül gösteremeyecekleri yükü, onlara hafifleştirdi. Allahü teâlânın, müslümanlara ilk lütf ve ihsanı Asr-ı seâdetde, Eshâb-ı kiram (aleyhimürrıdvân) zamanında olmuştu. Diğeri ise, bizlere ihsan ettiği bu zaferler ve fetihler olmuştur. Kazanılan bu zaferlerle, kâfirlerin içlerinde sakladıkları bütün kin ve intikamlarına karşı, müslümanların yanan, kavrulan ciğerleri buz gibi sular ile serinlemiştir. Allahü teâlâya hamdolsun ki, bu zaferlerle müslümanlar, büyük bir galibiyet, izzet, şeref ve bol bol ihsanlara kavuştu.

FETİHNAME yazısına devam et

Malazgirt Savaşı ve Selçuklu Sultanı Alparslan

                              alparslan Bizanslıların elinde bulunan ve zabt edilemez denilen Ani Kalesini alan Sultan Alparslan daha sonra Gürcistan,Ermenistan ve Kars’ı ele geçirdi.Bu sırada Karahanlı ve Hazneliler ile dostluğunu ilerletti.Fakat Alparslan’ın gözü Bizans İmparatorluğundaydı.Sebebi ise bizanslılar’ın Müslüman topraklarına büyük rahatsızlıklar vermesiydi.

                               Anadolu’ya akınlarak düzenleyerek  maddi ve manevi kuvvetlerini azaltarak fetih için ortam hazırladı.Ordusuyla  1071 Nisan ayında halep’i teslim aldı.Bunu fırsat bilen Bizans İmparatorluğu iki yüz bin kişilik ordusu ile Doğu Anadolu’ya doğru yola çıktı.Bizans İmparatorluğu’nun amacı Sultan Alparslan’ın halep’te olduğu sırada kuzeyden çevirme yaparak  Türk Ordusu’nu gafil avlamaktır.

                               Bizans Ordusunun Doğu Anadoluya doğru ilerlediğini duyan Alparslan,Urfa,Diyarbakır,Bitlis’ten geçerek Ahlata gelir.Bu kadar hızlı bir şekilde Türk Ordusu’nun gelmesine kızan Bizans İmparatoru Diyojen (Romanos Diogones) Malazgirt Kalesi’ni işgal ederek kale içerisindekileri kılıçtan geçirir.

                                Sultan Alparslan 24 Ağustos 1071 tarihinde Malazgirt’in doğusunda bulunan Rahva Ovası’nda ordusunu hazırladı.Bu sırada Türk Ordusu’nda bulunan asker sayısı kırk bin civarındadır.İki yüz bin Kişilik Bizans ordusu ise malazgirt ovası’nın diğer yanında savaş düzeni aldı.25 Ağustos 1071 tarihinde Alparslan Bizans imparatoru Diyojen’e bir elçi gönderdi.Elçi,Bizans İmparatoru’na üç şarttan birini kabul etmesini iletti.Elçi İmparatora

  1. İslamiyeti kabul etmesini
  2. İslamiyeti kabul etmiyorsa Müslümanlara bağlı bir devlet olarak Cizye vermesini
  3. Her iki şartıda kabul etmiyorsa Harbe hazır olmasını  bildirdi.

Ordusuna güvenen Bizans İmparatoru Diyojen elçilere

Hemedan mı İsfehan mı güzeldir? Ben ve askerlerim İsfehan’da ,atlarım ise Hemedan da kışlayacak…Akıncılarınızın ülkeme yaptıklarını,İslam Ülkelerine yapmadıkça geri dönmeyeceğim” cevabını verir.Elçilik Heyeti bunun üzerine

Atlarınızın Hemedan da kışlayacağı doğrudur.Fakat sizin nerede kışlayacağınızı bilmiyoruz.“diyerek Sultan Alparslan’a  red cevabını getiriler.

                               Sultan Alparslan alim ve komutanlarını toplayarak istişarelerde bulunur.Toplantıda bulunan ordu imamı Buharalı Muhammed söz alarak”Sultan’ım;siz Allah-u Teala’nın batıl dinlere karşı zafer vaat ettiği İslam Dini için cihat ediyorsunuz.Bütün müslümanların bize dua ettiği cuma günü savaşa girelim.Cenab-ı Hakk’ın seni muzaffer edeceğine inanıyorum.“der.Bunun üzerine  savaşın cuma günü yapılmasına karar verilir.Sultan Alparslan o gece sabaha kadar uyumadı.Gece gözyaşları döker ve secdeye kapanarak Malazgirt Savaşı ve Selçuklu Sultanı Alparslan yazısına devam et

BİYOLOJİK SİLAH VE SAVAŞLAR

600Kimse bilmezdi gerçekte ne olduğunu, olan bitene hastalık demişlerdi sadece. Kim bilir belki de hastalıkları tanrılar veriyordu; üzerine gittik. Zamanla öğrendik o ufak canlıları, hastalıklara bakış açımız da değişti ya da daha az korkuyorduk artık. Zamanla bizim sözümüz geçmeye de başlamıştı. Hastalıkları yenebiliyorduk ya da birbirimize hastalıklarla saldırabiliyorduk. İnsanlığın gelişimini kim durdurabilir; laboratuvarlar kurduk, hastalıklar üretmeye başladık. Silahlarımız vardı, hastalık saçıyordu. İnsanlık hiç diyor mudur kendine, keşke bilmeseydik gerçeği diye?

Bilim dünyasının gördüğü en korkunç mikroorganizmalar, askeri amaçlarla birleştiğinde etik değerleri olmayan biyolojik savaş ortaya çıktı. Bu durum aynı zamanda dünya üzerinde canlı olan her şey için bir tehdittir. Bugün bir çok ülke hastalıkların tedavilerinden, insan yaşam süresini uzatmaya kadar birçok amaçla zararlı veya zararsız mikroorganizmalar üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Bu canlıların kolay ulaşılabilir olması aynı zamanda biyoterör kavramını oluşturmuş, biyolojik tehditlere karşı güvenliği ifade eden biyogüvenlik, hastalıkları denetlemeyi ve gözlemlemeyi ifade eden biyogözetim gibi kavramları da meydana getirmiştir.

En korkunç silahlar sıralamasında nükleer silahları alt edebilecek etkilere sahip biyolojik silahlar, kendilerinden II. Dünya Savaşı’nda sıkça söz ettirmişlerdir. Kurbanlarına çektirdikleri acı, tespit edilmelerindeki zorluk, yayılma hızları, maliyetleri bir biyolojik ajanın silah olarak tercih edilmesindeki kriterlerden birkaçıdır.

Biyolojik savaşın milattan önceki dönemlere kadar uzanan bir geçmişi vardır. O dönemlerde hastalıktan ölmüş hayvan ya da insan bedenleri çoğunlukla düşman su kaynaklarını kirletmek amacıyla kullanılıyordu. Antik dönemde, İskitli okçuların oklarını hastalıktan ölmüş canlıların bedenlerine batırarak atmaları ilkel biyolojik savaş taktiklerinden biriydi. Ayrıca Kartacalı Hannibal’ın Eurymedon Savaşında, zehirli yılanlar kullandığına inanılır.

BİYOLOJİK SİLAH VE SAVAŞLAR yazısına devam et