Etiket arşivi: Osmanlı Devleti

Osmanlı Arması ve Sembollerin Anlamları

          

               Osmanlı’da arma geleneği bulunmadığından dolayı ,İngiltere Kraliçesi Victoria tarafından tasarımı yaptırılarak ,Sultan Abdulmecid’e hediye edilmiştir.Bu hediye aslında osmanlı ile Rusya arasında ki Kırım Savaşı sırasında Fransa’nın “Legion Nişanı” vermesi ve İngiltere’nin de 1856 yılında “Dizbağı Nişanı” vermek istemesiyle alakalıdır.Fakat “Dizbağı Nişanı” geleneklerine göre nişanı alan kişi veya hükümdarın bir arması Londra Winstor Sarayında bulunan Saint George Kilisesi’nde ki özel odada duvara asılmaktadır.Fakat Osmanlı Padişahı’nın arması olmayınca Kraliçe Victoria ,Prens Charles Young adında ki arma tasarımcısını bu iş için görevlendirerek İstanbula gönderir.Tasarımcı bir yıl boyunca çalışarak bu tasarımı ortaya çıkararak  Osmanlı Devleti’nin Londra Sefiri Kostaki’ye teslim eder.Kostaki tarafından İstanbul’a gönderilen arma çizimlerini Sultan Abdulmecid’ de beğenir.Bu şekilde oluşan arma kilisede ki duvarda yerini alır.Sultan .Abdulhamit ise arma üzerine Terazi ve o dönemin Silahlarını ilave ettirerek son şeklini alır.

Saltanatın kaldırılması ile Osmanlı Arma’sı da kaldırılmıştır. Osmanlı Arma’sı  üzerinde bulunan semboller ve anlamları ise aşağıda belirtilmiştir.

  1. Güneş:Burada ki güneş padişahı temsil etmektedir.
  2. Tuğra:2.Abdülhamit’in tuğrası
  3. Sorguçlu Serpuş:Osman Gazi ve tahtı temsil eder. Osmanlı Arması ve Sembollerin Anlamları yazısına devam et
136 defa görüntülendi

Osmanlı Devleti ve Eyaletler

               Osmanlı Devleti’nin idari taksimat bakımından en büyük ünitesi eyaletlerdir. Osmanlı Ülkesi,beylerbeyilik,eyalet ve vilayet olarak adlandırılan büyük idari ünitelere ayrılmış ve bu üniteler ise ,sancak ve livalara bölünmüştür.Liva ve sancakları  mutasarrıf  yöneterdi.Eyaletler önceleri beylerbeyiler,daha sonraları hem beylerbeyi hem vezirler idaresinde bulunurdu. Beylerbeyi ve vezirler valilerden çok daha yetkili idiler.Eyalet valileri mülki memurlar da değillerdi.Eyalet valilerine Emiru’l Umera da denilirdi.Eyalet sancaklardan meydana gelirdi.

                  Eyalet,kelime olarak “iyala” yani hükmetmek anlamına gelmektedir.Selçuklular devrinden itibaren kullanılmıştır.Osmanlı Devlet’nde 16.Yüzyılda “eylalet”özel durumu olan sancakları ifade etmek için kullanılıyordu.Aslında terim olarak ,Osmanlılarda “vilayet” ile “eyalet” arasında 17. yüzyıldan sonra pek fark görülmüyordu.Eyaletin başında olan yönetici vali diye anılıyordu.

                Eyaletler,saha ve genişilik itibariyle genellikle vilayetlerdan daha büyük yerlerdi.Osmanlı Ülkelerinde bazen on beş şehir,sancak olarak bir eyalete bağlı olabiliyordu.Eyaletlerin kendilerine mahsus bütçeleri,askeri birlikleri,idari işleri ve özel durumları bulunabilirdi.

                      Eyaletler Salyaneli(Yıllıklı) ve Salyanesiz(Yıllıksız) eyaletler olarak iki kısma ayrılırdı.Yıllık olarak devlete vergi verenlere salyaneli,vergi toplanmayanlara ise salyanesiz denilmekteydi.Senelik olarak toplanan vergiler, beylerbeyi,sancak ve askerlerin maaşları dağıtıldıktan sonra artan kısım  devlet hazinesine gönderilirdi.
Osmanlı Devleti ve Eyaletler yazısına devam et

Bağdat’ın Osmanlı Hakimiyetine Girmesi ve Kanuni’nin Bağdat’taki Faaliyetleri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

      BAĞDAT’IN OSMANLI HAKİMİYETİNE GİRMESİ VE KANUNİ’NİN BAĞDAT’TAKİ FAALİYETLERİ

      Özet:
Osmanlı Padişahı Kanuni, adına hutbe okunması ve kale anahtarları gönderilmiş olması sebebiyle, Safevîler’den Bağdat’ı kurtarmak ve Irak’ı fethetmek üzere Divân’da alınan sefer kararı üzerine harekete geçmişti. Padişah’ın emri üzere toplar ve cephâne önceden yarar beyler ile Diyarbakır’a gönderilmiş, beylerbeyiler ile sancak beylerine sefer hazırlığı görmeleri için hükümler yollanmıştı. Gereken yerlere “umerâ tayin ve tebdîl” olunarak, Nisan 1529’dan beri resmen “Serasker” unvanı verilmiş olan, Veziriâzam İbrahim Paşa, Halep’te kışlayıp hazırlıkları tamamlamak üzere, üç bin tüfenkçi yeniçeri ile 21 Ekim 1533 tarihinde Üsküdar’dan Irakeyn Seferi’ne hareket etmiştir.
“Irakeyn Seferi” olarak tarihe geçmiş olan, Kanuni Süleyman’ın Şiî-Safevî Devleti’ne karşı giriştiği, Osmanlı-İran savaşı (940-942/1533-1535) XVI. yüzyıl Türk siyasî ve askerî tarihinin çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bu savaşın sebebi olarak, Şiî-Sünnî gerginliği,  Bağdat ile Bitlis meselesi ve Ulama Han’ın Osmanlı Devleti’ne, Şeref Han’ın Safevîler’e ilticâsı olayları pek çok kaynakta müttefiken yer almaktadır.
11 Haziran 1534 Perşembe günü Kanuni Süleyman’da, Üsküdar’a geçerek bizzat Orduy-ı Hümâyûn ile İran üzerine yürümüştür. Safevî Şahı Tahmasb, elindeki güçlü ve inatçı Türkmen-süvari birliklerine rağmen, meydan savaşı vermeyerek, hep kaçmayı tercih etmiştir. Kanuni, çok kalabalık Osmanlı Ordusu ile Şah Tahmasb’ı takibe koyulmuştur. O yaklaştıkça Tahmasb kaçıyordu. Geçmişten çok iyi ders alan Şah Tahmasb, Osmanlılara karşı kaçarak bıktırma, yiyecek ve içecek sıkıntısı ile usandırma, Kış ve tabiat şartları ile yıpratma, can ve mal Bağdat’ın Osmanlı Hakimiyetine Girmesi ve Kanuni’nin Bağdat’taki Faaliyetleri yazısına devam et

Osmanlı-İran Arasında Kasr-ı Şirin Barış Antlaşması(1639)

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

OSMANLI-İRAN ARASINDA KASR-I ŞİRİN BARIŞ ANTLAŞMASI (1639)

Osmanlılar ile Safevîler arasında 1618’de varılan  Serav Barış Antlaşması’ndan sonra, henüz  beş yıl kadar bir süre geçmişti. Bu esnâda Osmanlı Devleti hanedanlık tahtında bir takım değişiklikler cereyan etmiştir; Sultan I. Ahmed’in vefatı (1617), peşinden I. Mustafa’nın padişah olması (1617) ve O’nun tekrar tahttan indirilmesi, Genç (II.) Osman’ın padişah olması (1618-1622), bu genç hükümdarın tahttan indirilmesi ve hunharca katledilmesi hâdiseleri olmuştu. Bununla beraber, bazı veziriâzam, vezir, paşa, beylerbeyi, şeyhü’l-islam, kadı asker, sancak beyinin azledilmesi, öldürülmesi veya tutuklanması gibi devlet kadrosunda ciddi değişikler meydana gelmişti.
Osmanlı Devleti padişahlık tahtına, 14 Zilkâde 1032/ 10 Eylül 1623 tarihinde, Sultan IV. Murad hükümdar olarak geçmiştir. 27 Temmuz 1612 tarihinde doğmuş olan IV. Murad, henüz padişah olduğunda on iki yaşında bulunuyordu. Devletin idaresi pratikte Veziriâzam Kemânkeş Ali Paşa ile Padişah’ın annesi Mâhpeyker Sultan eline geçmiştir .
Osmanlıların rakibi olan Safevîler, ortaya çıktıkları 1499’dan beri yüz yirmi beş yıllık devlet olmuşlardı. Safevî Devleti Şahı I. Abbas, 1587’den bu tarafa otuz altı yıldır,  engin bir devlet tecrübesine ve son derece çağın Osmanlı-İran Arasında Kasr-ı Şirin Barış Antlaşması(1639) yazısına devam et

Irakeyn Seferinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Gelişmeler

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

Kanuni sultan Süleyman’ın Irakeyn Seferinde(1533-1535)Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Gelişmeler

ÖZET:

Avrupalıların “Muhteşem Türk” diye bildikleri Osmanlı Devleti Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın Şii-İran üzerine yapmış olduğu meşhur Irakeyn Seferi sırasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizde ortaya çıkan gelişmeler nelerdir? Bu topraklarımızda yüzyıllar önce Şii-İran’ın baskı, zulüm, saldırı ve propogandaları nasıl bertaraf edilmiştir? Bölgede yaşayan Türk-Kürt vali ve beylerinin milletimizin birliği için gösterdiği çabalar nelerdir? Osmanlı Devleti’nin aldığı tedbirler, bölgede oluşan huzur ve güvenin temininde Osmanlı Ordusu’nun faaliyetleri, bu araştırmada ortaya konulmaya çalışılmıştır. Irakeyn Seferi boyunca takip edilen yollar, karşılaşılan güçlükler, elde edilen başarılar ve Erzurum Eyaleti’nin teşekkülü açıklanmıştır.

Avrupalıların “Muhteşem Süleyman” diye tanıdığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın onüç defa  “Sefer-i Hümâyun”a çıktığı ve bunlardan üç tanesini Şii-İran üzerine yapmış olduğu bilinmektedir. Gerek Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi (1514), gerekse Kanuni Sultan Süleyman’ın Irakeyn Seferi (1533-1535), başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, Osmanlı Devleti ile Şii-Safevî Devleti’nin hâkimiyet ve nüfuz mücadelesinin bir tezâhürüdür, diyebiliriz.

Kanuni Sultan Süleyman devrinde Osmanlı Devleti,bir takım sebeplerden dolayı, İran Seferi’ne çıkmaya karar  Irakeyn Seferinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Gelişmeler yazısına devam et

Yavuz Sultan Selim Devri (1512 – 1520) Osmanlı-Özbek Münasebetleri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

Osmanlı Devleti Padişahı Yavuz Sultan Selim’in (1512-1520) XVI. yüzyılın başında

Türkistan’da hüküm süren Özbek Hanları ile olan münasebetleri nasıl olmuştur?

Özellikle Şii-Safevi Devleti hükümdarı Şah İsmail’e (1501-1524) karşı ortak siyasi

karar ve davranışları bu araştırmada ortaya konmuştur. Özbek hanları ile Osmanlı

padişahı Yavuz Sultan Selim’in olumlu diyalogunu bu çalışmada görmek mümkündür.

THE OTTOMAN-UZBEK RELATIONS DURING THE REIGN OF YAVUZ SULTAN SELIM
(1512-1520)
ABSTRACT
The Ottoman-Uzbek relations during the reign of Yavuz Sultan Selim (1512-1520) this study is to find out the establishment of the relations between the Ottoman Empire and the Uzbek Khans during the reign of Yavuz Sultan Selim. A special attention was given to the policy of the Sultan Selim against Shah Ismail (1501-1524). This topic was in detail analysed. Furthermore this study shows that good relations as far as the dowments were concerned, was established between the Uzbek’s and the ottomans.
Key Words:Yavuz Sultan Selim, Muhammed Seybani Khan, Shah İsmail, The Ottoman Empire, Safevids, Uzbek Khan, Central Asia.

GİRİŞ

Osmanlı Devleti tahtına dokuzuncu padişah olarak, 24 Nisan 1512’de cülus eden Sultan Selim (1512-1520), II. Bayezid Han’ın oğludur. II. Bayezid Han (1481-1512) tahta geçtiği sırada şehzade Selim’i Trabzon sancağına vali olarak tayin etmişti. Selim, Kefe’ye sancakbeyi olarak gidişine kadar, yaklaşık yirmi dokuz yıl (1481-1510) Yavuz Sultan Selim Devri (1512 – 1520) Osmanlı-Özbek Münasebetleri yazısına devam et

Trabzon Valisi Şehzade Selim ve Faaliyetleri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

ÖZET:

Sultan Selim XVI. Yüzyıl’da Osmanlı Devleti’ne padişah olmadan önce çeyrek yüzyıl Trabzon’da vali olarak görev yapmıştı. Bu araştırmada Sultan Selim’in Trabzon valisi iken yapmış olduğu faaliyetler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Trabzon valisi olan Şehzade Selim, 1482’den itibaren padişah olmadan önce adeta bir hükümdar gibi hareket etmiştir. Şehzade Selim, Gürcistan ve Doğu Karadeniz bölgesine akınlar yapmış ve Akkoyunlu hanedanlarından bazılarını  himayesine almıştır. Şii-Safevîlerin faaliyetlerini yakından takip etmiştir. Şah İsmail ve Kardeşi İbrahim Mirza’yı Erzincan’da mağlup ederek başarılar kazanmıştır. Şii-Safevî tehlikesi karşısında babasını uyarmış ve Devletin yönetimini ele almak zorunda kalmıştır.


ABSTRACTS:

Before becaming Sultan to Ottoman Empire, The Sultan Selim governed Trabzon about guarter century. In this research ıt was explored activities of Sultan Selim, during the his administrative period. He became governor in 1482 during this period, He administrated such as a Sultan. He has surged into Georgia and East Black sea Trabzon Valisi Şehzade Selim ve Faaliyetleri yazısına devam et