Etiket arşivi: Ölüm

Mekanın Cennet Olsun Muhsin Başkan

Muhsin Başkanimizi rahmetli aniyoruz Mekanin cennet olsun koca yūrekli MŪCAHID.
RABBİM Dava eri Muhsin Yazıcıoğlunu
RAHMET deryalarına daldırsın,
Ölümüne sebep olanları ise
iki cihanda da cezalandırsın.
Kahru perişan eylesin İnşâALLAH..
RABBİM tehir eder ama terk etmez
kimsenin Yaptığını yanına bırakmaz…..!!!
RUHUN ŞAD OLSUN KOCA REİS….!!!

2 defa görüntülendi

Abdülhamid Han’ın Vefatının Yıldönümü

Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han’ı vefatının 99. Yıldönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Tarihin kaydettiği en kudretli hükümdarlardan biri olan, uyguladığı İslam birliği politikası nedeniyle dış mihraklar ve yerli işbirlikçilerinin hedefi haline gelen Ulu Hakan’ı tarihçilerle konuştuk. Türkiye’nin temellerinin Abdülhamid Han döneminde atıldığına dikkat çeken tarihçiler, “33 yıl boyunca büyük bir siyasi deha ile ülkeyi yönetmesi ve yıkılmaktan kurtarması, Türkiye’yi kuracak kadroların yetiştirilmesine vesile olmuştur. Bugün için başımıza ne geldiyse, dün için onu anlamamaktan gelmiştir. Resmi tarihin onlarca yalanına rağmen Abdülhamid’in bu milletin gönlünde taht kurması ise ilahi bir tecelliden ibarettir”

Barış Manço Abimizi Unutmadık

BARIŞ MANÇO’YU 18. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE
SAYGIYLA ANIYORUZ..
Sana uzattılar ellerini görmek istemesende, bir gün o eller üstünde bu dünyadan göçmek varya ! ” Abbas Yolcu şarkısından

Ben bir şarkıcı, besteci olarak bu dünyaya gelmedim. Düşüncelerimi aktarmak üzere geldim. Bu; gün geldi şarkı söylemekle oldu, gün geldi bir televizyon programında çocuğun saçlarını okşamakla oldu.

Ben hep sizin şarkınızı söyledim.

Ben ne çağdaş Türk ozanı, ne çağdaş Dede Korkut ne de günümüzün Nasrettin Hoca’sıyım. Sadece 20. yüzyılda yaşamış ve o yüzyıla damgasını vurmaya çalışan bir Türk’üm. 20.yüzyılın Türk müziğini yapıyorum.

Barış Manço Abimizi Unutmadık yazısına devam et

Sultan II. Abdülhamit Han’ın Ölümü

Sultan II. Abdülhamit Han’ın ölüm hastalığı 5 Şubat 1918 Salı günü soğuk algınlığı ile başlamış ve üç gün sonra şiddetli bir mide ağrısıyla nefes darlığı baş göstermiştir. Eski padişaha ilk bakan doktorlar Beylerbeyi Hastahanesi’nden Nikolaki Paraskevidis, Veliaht Vahidüddin Efendi’nin özel doktoru Alkivyedis ve kendi doktoru Atıf Hüseyin Bey’dir. Hastaya ilk müdahaleyi yapan bu doktorlar önce kendisinden kan almışlardır. O sırada nabzın, yüz kırk beş; teneffüsün de altmış beşten fazla olduğu görülmüştür.

Kardeşi Sultan Mehmet Reşat Han, bu durumdan haberdar olunca hangi doktoru istiyorsa onun gönderileceğini bildirmiş, Sultan Abdülhamid ise: “Benim doktorlarım var!” diyerek bunu kabul etmemiştir. Öldüğü gün olan 10 Şubat’ta mutadı üzere soğuk suyla aldığı duş sonrası tekrar rahatsızlanmıştır. Bunun üzerine kendi doktorlarının tavsiyesiyle Akil Muhtar Bey ve Selanikli Rifat Bey Dolmabahçe Sarayı’ndan getirilmişlerdir. Yapılan kontrollerin ardından, kan toplanması sonucu ödemleşme ile kalp ve böbrek yetmezliği teşhisi konmuştur. Dokuz kez vücudundan kan alınmış fakat tüm çabalara rağmen Sultan Abdülhamid, o gün saat on beşte 5 sene, 3 ay, 9 gündür ikametine tahsis edilmiş olan Beylerbeyi Sarayı’nda vefat etmiştir.

Sultan II. Abdülhamit Han’ın Ölümü yazısına devam et

Mehmet Akif Ersoy’un Ölüm Yıldönümü

27 ARALIK 1936, MEHMET AKİF ERSOY HAYATINI KAYBETTİ..

İstiklal Marışı şairi Mehmet Akif Ersoy’un 80. ölümyıldönümünü saygıyla anıyoruz..Siroz hastalığına tutulunca hava değişikliği iyi gelir düşüncesiyle önce Lübnan’a, sonra Antakya’ya gitti fakat Mısır’a hasta olarak döndü. 17 Haziran 1936’da tedavi için İstanbul’a döndü. 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul’da, Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda hayatını kaybetti. Edirnekapı Mezarlığı’na gömüldü.

Mehmet Akif Ersoy’un Ölüm Yıldönümü yazısına devam et

10 Kasım Günü Hayat – Orhan AFACAN

ataturk50Altmış saniye durur On Kasım günü hayat
Dünyaya sunulan beden dilimizden bir ant.

”Canlı olan tadacak ölümü bir gün elbet
Türkiye, Cumhuriyet kalacak ilelebet.””

Bayrak yarıya iner Ata’ya saygısından
Çok uzağız ”Hürriyet yokluğu” kaygısından.

Etmiş Olsada Ata ahirete irtihal.
Kalbimizde sevdadır, gözlerimizde hayal.

On Kasım günü yine bütün millet huzurla
Anıyoruz özlemle, aşka, milli şuurla…

Yüzyılda bir yetişen tarihte tek önderdi
“Yurtta sulh, cihanda sulh; yaşam kul hakkı “”derdi.

Vatan için adanmış itibarlı bir hayat
Cumhuriyet yatırım, ne makam, ne saltanat.

Dokuz Eylül İzmir’de Gazi; ben, sen, o, bizdi
Şahadet parmağında “”İlk Hedef Akdeniz’di.”””

İzmir’in Kurtuluşu sanki yolun başıydı
10 Kasım Hakka teslim oluşun savaşıydı.

On Kasım günü ne yas, ne ağıt, ne dövünme.
On Kasım günü muasırlaşmayla övünme

On Kasım günü gecen senelerle yüzleşme.
On Kasım günü gelen senelerle sözleşme.

ORHAN AFACAN
İzmir-2013.11.10

HAYAT DİNAZORLARIN ÖLÜMÜYLEMİ BAŞLADI…..?

maxresdefaulthghHAYAT DİNAZORLARIN ÖLÜMÜYLEMİ BAŞLADI…..?
Dinozorları öldüren asteroid Mars’a yaşam taşıdı mı?

Dinazorları ortadan kaldıran asteroidin, hayatı Mars’a ve Jüpiter’in uydularına sıçratmış olabileceğini söylüyor Amerikalı araştırmacılar.
Son 3,5 milyar yıldır Dünya’dan kaç tane hayat barındıran kaya parçasının asteroidler tarafından dışarı fırlatıldığı hesaplandı.

Astrobiology dergisindeki makaleye göre, Chicxulub kraterine yol açan çarpma, Jüpiter’in uydusu Europa’ya kadar taş parçaları fırlatmaya yeterli güçteydi.

Hayat barındırma potansiyeline sahip binlerce kayanın da, bir zamanlar yaşanabilir olduğu düşünülen Mars’ta ulaştığı belirtiliyor.
Makaleye imzasını atan Pennsylvania Devlet Üniversitesi PSU’dan Rachel Worth şöyle diyor: “Hayat taşımaya müsait kayaların hem

Dünya’dan hem de Mars’tan Güneş Sistemi içindeki tüm karasal gezegenlere ve Jüpiter’e taşındığını görüyoruz. Titan’da veya Jüpiter’in uydularında hayat arama faaliyetlerinde, biyolojik materyalin bağımsız mı yoksa Dünya’daki aile ağacının başka bir dalı mı olduğu da incelenmeli.”

Panspermia simülasyonu

Panspermia, yani organizmaların Güneş Sistemi dolaylarında kuyruklu yıldızlar ve meteor çarpmalarında ortaya çıkan taşlar üzerinde seyahat edebileceği düşüncesi uzun süredir astronomların aklını cezbediyor.

Bilgi işlemdeki ilerleme sayesinde artık bu seyahatler simüle edilebiliyor ve kaçak yolcuların Güneş Sistemi dolaylarındaki olası hareketleri izlenebiliyor.

HAYAT DİNAZORLARIN ÖLÜMÜYLEMİ BAŞLADI…..? yazısına devam et

Can Boğaza Gelince Ne Yaparsın – Orhan Afacan

tn_Somuncu Baba Külliyesi (9)

Ansızın boğaza canın gelince
Nereye bakarsın, neler yaparsın?
Ölüm durumunu aklın bilince
Nereye bakarsın, neler yaparsın?

Eşin, yavrun, dostun çoğu başında.
Dua yarışında, su telaşında.
Bir hareket yok gözünde, kaşında.
Nereye bakarsın, neler yaparsın?

Gözlerin tekbir yere odaklanmış,
Aradığın neyse sanki saklanmış
“İyileş “diye çok şey adaklanmış
Nereye bakarsın, neler yaparsın?

Geçtimi aklından hayat filimin
Faydası yok, gördün gücün, ilimin.
Orhan zamanıdır gönül dilimin.
Nereye bakarsın, neler yaparsın?

ORHAN AFACAN
izmir

AZRAİL VE KRALIN HİKAYESİ

AZRAİL VE KRALIN HİKAYESİ
Vehb b. Münebbih (rah) anlatmıştır:

Kralın biri bir yere gitmek ister. Giyinmek kuşanmak için elbiseler getirilmesini emreder, fakat hiç birisini beğenmez; ta ki hoşuna gideni bulana kadar elbise değiştirir. Sonunda hoşuna giden birisini giyer. Ardından yağız atlardan getirilmesini emreder ve aralarından en hoşuna gidene biner. O esnada şeytan gelir, burun deliklerinden kibir üfürür ve bütün vücudunu gururla doldurur. Sonra kral ardında askerleri ile birlikte halkın arasında kibirle yürümeye başlar lâkin gururundan etrafındaki insanlara dahi bakmaz.

O sırada üstü başı perişan, pejmürde kıyafeti ile birisi çıkagelir ve krala selâm verir, fakat kral onun selâmını almaz. Adam kralın kendisini dinlemesi için atının yularından tutunca kral:

—Bu ne büyük cüret! deyip yuları bırakmasını söyler. Adam:

—Benim senden bir isteğim var. Kral:

—Sabret, ineyim öyle söylersin, deyince adam:

—Hayır, şimdi söylemem gerekiyor, der ve atının gemini iyice çekmeye başlar. Kral:

—Söyle bakalım derdin neymiş, deyince adam:

AZRAİL VE KRALIN HİKAYESİ yazısına devam et

BÜYÜKLERİN MEZAR ZİYARETİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ

ahlat-ta-arap-harfli-yazilar-ve-ahlat-mezar-3-6084252_7160_oBil ki, cenazeler basiret sahipleri için bir ibret vesilesidir. Cenazelerde gaflet sahipleri için bir uyarı ve öğüt vardır, ne var ki gafil kimselerin cenazeleri görmeleri ancak kalplerinin katılığını artırır. Çünkü onlar sürekli başkalarının cenazesinde bulunacaklarını ve hep kendilerinin dışındaki kimselerin cenazelerini göreceklerini düşünürler; bir gün kendilerinin de bu şekilde omuzlarda taşınacağını hiç hesaba katmazlar. Belki de yakın bir tarihte öleceklerini hesap etmezler. Düşünmezler ki, taşımakta oldukları cenaze de aynen kendileri gibi düşünüyor, uzun uzun emeller kuruyordu; fakat bütün hesapları boşa çıktı, zamanı tükendi, işi bitti.

İnsan bir cenaze gördüğü zaman taşınan kişinin kendisi olduğunu düşünmeli, ya da en kısa zamanda yarın veya öbür gün kendisinin de öleceğini düşünmelidir.

Ebû Hüreyre (r.a) bir cenaze gördüğünde, “Gidin, gidin zaten bizler de ardınızdan geliyoruz” derdi.

Mekhûl ed-Dımeşkî (rah) bir cenaze gördüğünde, “Sizler yapacağınızı yapıp gittiniz, göç sırası şimdi bizlerde. Öncekiler öldü gitti, sıra arkadakiler de fakat kimse düşünüp ibret almıyor.” derdi.

Üseyd b. Hudayr (rah) demiştir ki: “Hangi cenazeye katılmışsam nefsim bana mutlaka, “Bak şimdi bu cenazeye neler yapılacak, nereye götürülecek!” diye ibret telkininde bulunmuştur.”

Malik b. Dinar’ın kardeşi öldüğünde cenazesine katılmış ve ağlayarak şunları söylemiştir: “Vallahi, öldükten sonra nereye gideceğimi bilmeden gözüm aydın olup sevinemem. Ne var ki yaşadığım müddetçe bunu bilemem.”

A‘meş (Süleyman b. Mihrân) der ki: “Bizler cenazelere katılırdık, ancak herkes hüzünlü olduğundan kimin cenaze sahibi olduğunu kimi, taziye edeceğimizi bilemezdik.”

BÜYÜKLERİN MEZAR ZİYARETİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ yazısına devam et