Etiket arşivi: napolyon

Napolyonun Önemli Sözleri

Napolyonun Önemli Sözleri

  • Yeryüzünde yalnız bir devlet olsaydı, başşehri İstanbul olurdu,
  • Bir düşmanınızla devamlı savaşırsanız, ona bildiğiniz bütün taktikleri öğretmiş olursunuz.
  • İnsanın olgunlaşması İçin mutlaka acılarla yoğrulması gerekir. Çünkü o hem taş, hem de heykeltraştır.
  • Sabırsızlık başarıya giden yolu üter.
  • Soğukkanlılık bir liderin en iyi özelliğidir.
  • Güç ortaya çıkınca kanunlar zayıflar.
  • Bütün basarılarımı gençliğimde çektiğim açlık ve çilelere borçluyum,
  • Yaşadığım sürece çalışırım, çalışmadığım an ölmüş sayılırım.
  • Büyük insanların çoğu, günde en az bir kere çocuk gibi olurlar.
  • Bana göre güçsüzlük, haklının hakkını vermemektir.
  • Cesaret de aşk gibi ümitle beslenir.

Napolyonun Önemli Sözleri yazısına devam et

14 defa görüntülendi

Napolyon Az Kalsın Osmanlıda Topçu Oluyormuş…

Napolyon Bonapart hakkında iki asırdır söylene gelen bir iddia vardır:

Gençliğinde İstanbul’a gelip Osmanlı Ordusu’nda görev almak istediği anlatılır. İddianın doğru olduğu tam 261 sene sonra, Alman tarihçi Johann Wilhelm Zinkeisen’in “Osmanlı İmparatorluğu Tarihi” isimli eserinin Türkçe olarak yayınlanması sayesinde ortaya çıktı.

 

Dünya tarihinin 1795 Ağustos’unda Türkiye’ye yapılan bir iş başvurusunun gerçekleşmemesi üzerine tamamen değiştiği 261 sene sonra, ortaya çıktı.
Başvuruyu yapan kişi Napolyon Bonapart, yani Fransız tarihine yepyeni bir çehre vermiş olan asker ve devlet adamı… İşveren ise, zamanın Osmanlı hükümdarı Üçüncü Selim…
Şimdiye kadar sadece söylentilerle sınırlı kalan hadisenin ayrıntıları, ilk cildi 1840′ta yayınlanan ve Türkçe’ye  kazandırılan Alman tarihçi Johan Wilhelm Zenkeisen’in “Osmanlı İmparatorluğu Tarihi” isimli eserinde Napolyon Az Kalsın Osmanlıda Topçu Oluyormuş… yazısına devam et

Napolyon Kimdir?

Aslında Fran­sa’da Napolyon adını taşıyan üç imparator ya­şadı.

Napolyon I (1769-1821). Kendini Fransa imparatoru ilan eden ve 20 yıl boyunca tüm Avrupa kıtasına hükmeden Korsikalı I. Napolyon’un öyküsü yakın tarihin en önemli olaylarından biridir.

1Napolyon Bonapart Batı Akdeniz’de Fran­sa’ya bağlı Korsika Adası’nın Ajaccio kentin­de doğdu. Babası bir avukattı. Yoksul, ama soylu bir aileden geliyordu. Askerliğe ilgi du­yan Napolyon, 15 yaşındayken ağabeyi Joseph’le birlikte Paris’te askeri bir okula ya­zıldı.
1789’da Fransız Devrimi sırasında ülkede büyük değişimler yaşanmaya başlandı . Bu sıralarda subay olan Na­polyon, gelişmeleri yakından izliyordu. Na­polyon kendini gösterme fırsatını ilk kez Fransa’nın İngiltere, İspanya ve Hollanda ile savaşa girdiği sırada yakaladı. Toulon’daki topçu birliğinin komutanlığı ona verildi. Bu kent Fransa’nın güney kıyısında büyük bir deniz üssüydü. Napolyon’un askerleri Toulon’a çıkarma yapmış olan İngiliz ve İspanyollar’ı kentten sürdü. Bu başarısı üzerine 24 yaşındaki Napolyon tuğgeneralliğe yüksel­tildi ve Fransa’nın İtalya ordusunda topçu ko­mutanlığına atandı. Ama dönemin kıskanç ve art niyetli bazı önderlerinin oyununa gelerek bir süre sonra komutanlık görevinden alındı. Daha sonra ordudan ayrılarak Paris’e yerle­şen Napolyon, saatini ve kitaplarını satacak kadar yoksul düştü. Ama çok geçmeden kral­cıların yönetime karşı başlattıkları bir ayak­lanmayı bastırmak için 1795’te yeniden göre­ve çağrıldı. Napolyon iç savaşa neden olabile­cek bu ayaklanmayı başarıyla bastırdı ve tüm­general olarak iç güvenlik güçlerinin başına getirildi.
Napolyon. artık Paris’in siyasal ortamına girmişti. 1796’da İtalyan ordusu başkomutan­lığına atandı. Soylu bir dul olan Josephine de Beauharnais ile evlendikten iki gün sonra İtalya’da Avusturyalılar ile savaşan Fransız ordularının başına geçmek üzere Nice’e gitti. Cesareti kırılmış-birlikleri büyük bir başarıyla toparladı, düzene soktu ve birkaç hafta içinde Avusturyalılara yenerek büyük bir zaferle Milano’ya girdi. Napolyon, 1797’de ordusuyla Avusturya’yı işgal etti ve Avusturyalılara Campo Formio Antlaşması’nı imzalamak zo­runda bıraktı. Bu antlaşmayla Fransa, doğuda Ren Irmağı’na kadar olan bölgeyi toprakları­na katıyor ve Belçika üzerinde denetim hakkı elde ediyordu. Napolyon, ülkesine bir kahra­man olarak döndü.
Napolyon, 1798’de Mısır ve Suriye’de bü­yük bir Fransız imparatorluğu kurmak ama­cıyla Ortadoğu’ya yapacağı seferin hazırlıkla­rına başladı. Mısır ile giriştiği Piramitler Çarışması’ndâ büyük bir zafer kazandı. Ama Nil Savaşı’nda İngiliz Amiral Horatio Nelson’un tüm Fransız gemilerini yok etmesi tasarılarını bozdu Bu arada Os­manlı İmparatorluğu Fransa’ya savaş açmıştı. Ordusuyla Mısır’da yalnız kalan Napolyon, 1799’da Suriye üzerine yürüdü. Ama başarılı olamayarak Mısır’a geri döndü Fransız hükü­metinin zor günler yaşadığını duyar duymaz ordusunu Mısır’da birakarak Paris’e geçti. Askeri önderlerin desteğini halktan sonra or­dusuyla Fransız Parlamenfosu’na gözdağı ve­rerek yönetimi ele geçirdi Yeni bir yönetim biçimi oluşturarak halk egemenliği yerine ya­sama, yürütme ve yargı gücünün en tepedeki üç kişinin e|inde toplandığı konsül yönetimini kurdu Yeni anayasa ıje birinci konsül o|an Napolyon, ülkenin gerçek yöneticjsi durumu­na geldi
1800’de Avusturya’ya savaş açan Napol­yon, Marengo Çarpışması’nda Avusturyalı­ları yendi ve İtalya’yı işgaj etti. 1802’de İngiltere ele geçirdiği tüm Fransız kolonilerini geri vermeyi kabul ederek Fransa i|e 1792’den bu yana ilk kez bir barış antlaşması imzaladı Fransa’da yasaları sad,e|eştirerek yeniden dü­zenledi Ülkenin parasal sorunlarına çözürn getirilmeye çalışıldı ve Fransa Merkez Banka­sı kuruldu Napolyon, Fransız pevrimi sıra­sında Katolik Kilisesi i|e bozulan ilişkileri dü­zeltti ve devleti laik pir yapıya kavuşturdu Devlet okulları açtı. Orduyu yeniden örgütle­yerek güçlendirdi. En yararlı ve kalıcı çalış­malarını bu dönemde yaptı.
1802’de başarılarından güç alarak yaptırdığı halkoylaması sonucu ömür boyu konsül seçi­len Napolyon 1804’te, imparatorluğunu ilan etti. Paris’te Nötre Dame Katedrali’nde yapı­lan görkemli bir törende karısı ile birlikte taç giydi. Sarayı, zenginliği ve debdebesiyle ün­lendi. Napolyon, bilimsel buluşları ve güzel sanatları destekleme yönündeki çabalarını sürdürmekte de geri kalmadı. Ne var ki, 1803’te İngiltere ile barış sona erdi; Fransa’yı yıkıma uğratan ve Napolyon’un sonunu hazır­layan uzun savaşlar başladı. Bu savaşlar tarih­te Napolyon Savaşları olarak anılır. 1809’da kendisinden sonra tahta geçecek bir erkek çocuk doğuramadığı için Josephine’den boşanan Napolyon, Avus­turya imparatorunun kızı Marie-Louise ile ev­lendi. 1811’de doğan oğluna “Roma kralı” sa­nı verildi. Napolyon, kardeşlerini ve yakınla­rını ele geçirdiği İspanya, Hollanda ve İtalya gibi ülkelerin başına kral olarak atadı.
1812 yazında Napolyon, Fransa için büyük bir yenilgiyle sonuçlanan Rusya seferine baş­ladı. Bu savaş, yüz binlerce askerin karlar içinde donarak ölmesine yol açtı.
1814’te güneybatıdan İngiltere, doğudan ise İngiltere’nin müttefikleri Avusturya ve Prusya, Fransa’yı işgal etti. 30 Mart’ta Paris düştü. 11 Nisan’da Napolyon’un tacı elinden alındı ve Akdenizde’ki Elba (Elbe) Adası’na sürüldü. Ama yenilgiyi kabul etmeyen ve ikti­darı elden bırakmak istemeyen Napolyon, Mart 1815’te Elba’dan kaçarak Fransa’ya döndü. Bu arada, 1793’te Fransız Devrimi’n-den sonra idam edilen XVI. Louis’nin kardeşi XVIII. Louis Fransa kralı olarak taç giymişti. Napolyon yeniden oluşturduğu ordusuyla Pa­ris’e girdi ve kendini bir kez daha imparator ilan etti. Bu döneme “Yüz Gün” adı verilir. Ne var ki, Waterloo Savaşı’nda kendisine kar­şı yeni bir ittifak kuran Avusturya, Prusya, İngiltere ve Rusya güçleri karşısında yenildi.
Napolyon bu kez Atlas Okyanusu’nda ıssız bir ada olan St. Helena’ya sürüldü. Sıkı bir denetim altında geçen tutsaklık döneminden sonra öldü ve bu adaya gömüldü.
Fransa’da bir kahraman olarak anılan Na polyon’un kemikleri 1840’ta Paris’e getirile­rek Hotel des Invalides’in altındaki mezarlığa gömüldü.
Tarihin en büyük komutanlarından biri ola­rak kabul edilen Napolyon, Avrupa’da girişti­ği fetihler sırasında Fransız Devrimi’nin getir­diği özgürlük ve eşitlik gibi kavramların bu ülkelerde yaygınlaşmasına da yol açtı. Ne var ki, bu düşünceler, ele geçirdiği topraklardaki halkların, kendi krallık yönetimlerine olduğu kadar, Fransız egemenliğine karşı mücadele­lerine de ışık tuttu. Böylece Napolyon, karşı­sında yalnızca ülke yöneticilerinin isteğiyle zorunlu olarak savaşan askerleri değil, kendi bağımsızlıkları için savaşan halkları da buldu.

Napolyon II (1811-1832). I. Napolyon’un ve İmparatoriçe Marie-Louise’in oğludur. Baba­sının tacı elinden alındıktan ve XVIII. Louis’ nin tahta geçmesinden sonra annesi küçük Napolyon’u Avusturya’ya götürdü. II. Napol­yon hiçbir zaman iktidara gelemedi.

Napolyon III (1808-1873). I. Napolyon’un kardeşi Louis Bonapart’ın oğludur. Genellik­le Louis-Napolyon Bonapart olarak anılır. Waterloo Savaşı’ndan sonra ailenin öbür üye­leri gibi Fransa’dan sürüldü. 1836’da Fransa’ da krallığı yıkma girişimi başarısızlıkla sonuç­landı. 1840’taki ikinci girişiminden sonra ömür boyu hapse mahkûm edildi. Ama 1846’da İngiltere’ye kaçmayı başardı. Fransa’ da cumhuriyetin yeniden ilanıyla sonuçlanan 1848 Devrimi’nin ardından ülkesine döndü ve Ulusal Meclis’e seçildi. Kısa bir süre sonra da cumhurbaşkanı oldu. Fransa’da o dönemde, dört yıldan sonra yeniden cumhurbaşkanı se­çilmeyi yasaklayan bir anayasa yürürlükteydi. Louis-Napolyon 1852’de cumhuriyet yanlıla­rına karşı bir darbe yaptı ve hazırlanan yeni anayasayı halkoyuna sundu. Halkın desteği ile 10 yıl için yeniden cumhurbaşkanı seçildi. Aynı yılın sonunda, Fransa’nın geçmişteki ba­şarılarını yineleyeceğini ileri süren Louis-Napolyon Bonapart, III. Napolyon sanı ile imparator ilan edildi.
III. Napolyon, kamuoyuna kulak veren ve toplumsal refahla ilgilenen bir devlet adamıy­dı. Ne var ki, deneyimli bir yönetici değildi. İlk zamanlarda Fransa halkı yeniden yapılan­ma sürecindeki başarılardan ve sanayileşme­nin gelişmesinden hoşnuttu. Ama bunu eko­nomik sıkıntılar ve sarsıntılar dönemi izledi. İmparator saldırgan bir dış politika izliyordu. 1854’te Osmanlı İmparatorluğu ve İngiltere ile birlikte Rusya’ya karşı Kırım Savaşı’na ka­tıldı. İtalya’ya Avusturya yönetiminden kur­tulabilmesi için yardım sözü verdi. Ama Avusturya ile yapılan savaşı Lombardiya’ya bağımsızlık verdikten sonra, Nice (Nis) ve Savoie’yı ülkesine katarak hızla sona erdirdi.
Amerikan İç Savaşı’nı fırsat bilerek Meksi­ka’da Fransa denetiminde bir Latin Amerika imparatorluğu kurmaya çalıştı. Ama ABD’ nin baskısı sonucu ordularını Meksika’dan çekmek zorunda kaldı. Kukla imparator Avusturya Arşidükü Maximilian, üç yıllık tar­tışmalı bir yönetimden sonra tahttan indirile­rek idam edildi. Ardından, Prusya’nın gide­rek güçlenmesinden duyduğu kaygı, III. Napolyon’un dış politikasının sertleşmesine ve sonunda Fransa-Prusya Savaşı’na (1870-71) yol açtı. Savaş alanında ordusunun başında savaşan III. Napolyon, Sedan’da tutsak düş­tü. Altı ay Almanya’da tutsak kaldı. Fransa’ da cumhuriyetin ilanından sonra İngiltere’ye sürgüne gönderildi ve orada Kent yakınların­da Chislehurst’te öldü.

Kaynak:
-msxlabs
-Temel Britannica