Etiket arşivi: mevlana

Hz. Mevlana Söylüyor…..

Ey oğul! Bağı çöz, azat ol. Ne zamana kadar gümüş, altın esiri olacaksın?
Denizi bir testiye dökersen ne alır? Bir günün kısmetini…
Harislerin göz testisi dolmadı. Sedef, kanaatkâr olduğundan inci ile doldu.

Mevlana

Ey oğul! Bağı çöz, azat ol. Ne zamana kadar gümüş, altın esiri olacaksın?
Denizi bir testiye dökersen ne alır? Bir günün kısmetini…
Harislerin göz testisi dolmadı. Sedef, kanaatkâr olduğundan inci ile doldu.

Mevlana

Sen öyle güzel, öyle eşsiz bir varlıksın ki gökler bile seninle neşelenir. Hal böyle iken, eğer, bir insan sana âşık olursa, buna şaşılır mı?
Bu sebeple, sen beni istesen de, istemesen de ben yaşadığım müddetçe sana, kul köle olacağım…!

MEVLANA

Güller Şems Diye Açmıyorsa

Hz.MevlanaGüller Şems diye açmıyorsa, gülün kokusunu neyleyeyim. Ayrılığı ağlatamayan gecenin karanlığını neyleyeyim… Şemssiz sofranın balını böreğini neyleyeyim. Beni kavurmayan acıyı neyleyeyim…

Gözümü yakmayan gözyaşını neyleyeyim. Karanlığıma Şems olamayan yâri neyleyeyim, canını yoluma post eylemeyen dostu neyleyeyim. Şems gibi bakmayan gözü neyleyeyim. Yârenin yüreğine merhem olmayan sözü neyleyeyim.

Kır kalemimi ey felek! Şems yoksa ne diye devran edersin âlemde. Zerrede âlemi, âlemde aşkı yaşamayan Âdem’i neyleyim.

Güller Şems Diye Açmıyorsa yazısına devam et

Mevlana’ca

ETME

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için…

Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

Mevlana’ca yazısına devam et

Mevlana’nın Hanımına Sevgisinin Tarifi

Birgün Mevlana eve girer
Ve hanımı ona sorar;
Bu kadar aşıksın Mevla’ya
Şükürler olsun bu aşkı yaşayıp, Yaşatana
Peki bana ne kadar aşıksın der;
Mevlana hanımına şöyle der;

Sen benim;
Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,
Bir adım gelene on adım gidişimsin. Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin
Sen benim; yalandan ve sahteden kaçışım,
Riyadan bıkışım, gerçeği arayışımsın
Ve nihayet doğrunun tadına varışımsın

Mevlana’nın Hanımına Sevgisinin Tarifi yazısına devam et

Aşkı Mevlana

AŞK’I MEVLANA
Değerli Arkadaşlar,
Esselamu Aleyküm Ve Rahmetullahi Ve Berekatuhu…
Bu gün İnşallah sizlerle tasavvufun güneşi Hz.Melana’dan bahsetmek istiyorum.Geçtiğimiz hafta Mübareğin Bizce ölüm Mevlanaca Düğün gününü Allaha Vuslatının 743.yılını rahmetle andık.Aşk’ın Merkezi,ışık kaynağı,yanmanın kor olmadan olmayacağını,sevginin ,muhabbetin ,teslimiyetin
İnanmanın,hamuşluğun tek kapısı olduğunu “Hamdım, piştim ve yandım”düsturuyla ” gönülleri feth eden Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek.Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak. Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.”muhabbetiyle ifade etmiştir büyük düşünür.
Otuz eylül 1207’yi gösteriyordu takvimler.Adeta bir güneş,doğdu Horasanın Belh şehrine,Dünyaya bir derya doğdu. İnsanlığa sanki maneviyatın,sevgi ve hoşgörünün temsilcisi,Maşuğunu arayan Aşkla rahmetle geldi.Babası”Bilginlerin Sultanı” unvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahâeddin Veled’tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.
Edep onda,haya onda,samimiyet onda sanki küçücük kalbi ile tüm dünyaya mürşid olacağının müjdesini veriyordu.”Konuşmak bir “MANA” ise Susmak binbir Mana… “HERKES” konuşmasına konuşur Lakin Sükut “YÜREKLI” olanda yeşerir”Kendi deyimiyle

Aşkı Mevlana yazısına devam et

Büyük Düşünür Mevlana’yı 743.Yılında Anıyoruz

  1. Gel ne olursan ol yine gel” ve “Umutsuzluk kapısı değil bu kapı, nasılsan öyle gel” sözleriyle akıllara kazınan büyük düşünür ve alim Mevlana’yı 743.Vuslat yıl dönümünde rahmetle anmaya ve anlamaya çalışıyoruz.

Mevlânâ’da Yanma ve Olma Davası: AŞK

Yanmak ve olmak gönüller sultanı Mevlânâ”nın ilâhi aşka pervaz için öngördüğü iki önemli haslettir. Yanmada aşkın kavurucu harareti ve olgunlaştırıcı iksiri vardır. Mevlânâ bu yüzden eğitimini tamamlayıp medresede müderris ve camide vâiz olduğu dönemden sonraki hâlini: “Hamdım, piştim ve yandım” ifâdeleriyle anlatır.
Mevlânâ”ya göre bilgi yükü olan kitaplar sadece taşınmak için değildir. Mutlaka gönül dünyasında insanın her zerresini kuşatan bir aşk iksirine ihtiyaç vardır. Mevlânâ aşkı özellikle Divân-ı Kebîr ve Mesnevî”sinde son derece edebî ifâdelerle anlatır.

”Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek.
Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak. Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.”
El Fatiha…..

Büyük Düşünür Mevlana’yı 743.Yılında Anıyoruz yazısına devam et

Hamuş ve Bişnev ”Sus ve Dinle”

003jjepkbefnlhy2mb9c-kopyaHamuş!.. Dedi Mevlana kendisine Hamuş!… Yani Suskun!… Sustuğu yerde açıldı kapılar, önüne serildi ışıltılı kelimeler, kalbi duygular… Hamuş!.. dedi sustu Mevlana… Sustu ve kapandı karanlıklara… Karanlıklara Şems doğdu sonra… Baktı… Gördü… Adına Aşk dedi… Candan özge candan öte olana… Yaprakta tohumu, damlada okyanusu gördü sonra…

Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Sözün bittiği yerde, noktanın konduğu yerde susmuştum bütün kelimelerimi. Anlatmak yormuştu nazenin bedenimi… Anlaşılamamak ise en çok yüreğimi. Sustuğu yerde anlaşılmaktı belli ki bütün derdi…

Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Seni anlatmayan bütün kelimeleri susmuştum. Senle başlamayan bütün cümleleri bir bir bozmuştum. Şems ol da gel karanlıklarıma doğ diye ummuştum… Umutmuşsun!.. Unutmuşum!…

Hamuş!.. Demiştim ben de kendime. Suskunluğum verilene rıza göstermekti… “İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta” diye başlayan o tekerlemeye eşlik etmekti. İyi ve güzeli sana kötü ve çirkini kendisine seçmişti… Suskunluğun bedeli sadece bu seçimdi…

Hamuş ve Bişnev ”Sus ve Dinle” yazısına devam et

NE OLURSAN YİNE GEL

mevlana_istanbulda_da_anilacak13860652200_h1101472Ey can!!!
Haberin var mı? Senin dertlerle, kederlerle harap olmuş,
yıkılmış gönlünde, Hakk’ın gizli bir hazinesi vardır…
Aklını başına al da, şu yıkık gönül köyünü, Bağdad şehri ile bile değişme!
..Allah’a yemin ederim ki, senin şu karanlık gecen, yüzlerce gündüzden daha iyidir. Geceyi verme, gündüzü arama!”*
~Hz. MEVLÂNÂ~
Ey gönül
Sakın umutsuzluğa düşme.
Ele geçen şeyin tadı, tuzu, değeri
oraya varmak için çekilen yol zahmeti kadardır.
Çölün tozunu yutmayan, dilini dudağını çöl güneşinde çatlatmayan
Zemzemin lezzetini bilemez
Ömür boyu hayalini kurmayan
Kabenin kadrini tartamaz
O halde önce yan ki su seni kandırsın
Acık ki ekmek damağında bir lezzet bıraksın
Özle ki bulduğunda gerçekten bulmuş olasın.

.Hz Mevlana~

NE OLURSAN YİNE GEL yazısına devam et

HAMUŞ VE BİŞREV

hz.mevlana“Hâmuş!..” dedi Mevlana kendisine, Hâmuş!… Yani Suskun!… Sustuğu yerde açıldı kapılar, önüne serildi ışıltılı kelimeler, kalbi duygular… Hâmuş!.. dedi sustu Mevlana… Sustu ve kapandı karanlıklara… Karanlıklara Şems doğdu sonra… Baktı… Gördü… Adına “Aşk” dedi… Candan özge candan öte olana… Yaprakta tohumu, damlada okyanusu gördü sonra…

“Hâmuş!..” demiştim ben de kendime. Sözün bittiği yerde, noktanın konduğu yerde susmuştum bütün kelimelerimi. Anlatmak yormuştu nazenin bedenimi… Anlaşılamamak ise en çok yüreğimi. Sustuğu yerde anlaşılmaktı belli ki bütün derdi…

“Hâmuş!..” demiştim ben de kendime. Seni anlatmayan bütün kelimeleri susmuştum. Senle başlamayan bütün cümleleri bir bir bozmuştum. Şems ol da gel karanlıklarıma doğ diye ummuştum… Umutmuşsun!.. Unutmuşum!…

“Hâmuş!..” demiştim ben de kendime. Suskunluğum verilene rıza göstermekti… “İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta” diye başlayan o tekerlemeye eşlik etmekti. İyi ve güzeli sana kötü ve çirkini kendisine seçmişti… Suskunluğun bedeli sadece bu seçimdi…

“Hâmuş!..” demiştim ben de kendime. Dün’ü dünde bırakmak adına…”Şimdi yeni şeyler söylemek lâzım”dı. Aşk! Demiştim sonra Aşk!… Aranan bulunmuştu… Beklenen gelmişti… Aşk vardı ve ötesi çoktan unutulmuştu!…

“Hâmuş!..” demiştim ben de kendime. Sana da Şems diyecektim belki… Kör kuyulara atılmasaydın bütün karanlığına rağmen görecektin güneşi… Kapattın gözlerini, kestin attın son yanında yeşeren düşlerini… Şems olmak kolay mıydı canı canana teslim etmeden? Kendinden geçmeden aydınlanır mıydı kör karanlıklar, açılır mıydı kilit vurulmuş kapılar…
HAMUŞ VE BİŞREV yazısına devam et

HZ.MEVLANADAN KUŞ HİKAYESİ

kumruJPG-1Bir adam hileyle, kuşun birini tuzağa düşürerek yakaladı.

Kuş dile geldi, yalvardı:

”Ey ulu insan, sen koyunları, öküzleri yedin, bir çok deveyi

kurban ettin. Bu dünyada onlarla bile doymadın, benimlemi

doyacaksın? Eğer beni bırakırsan ben sana üç öğüt

vereceğim.

Bunlara uyarsan her müşkülün hallolur. Birincisini, elindeyken vereyim, eğer beğenirsen beni bırakırsın. İkincisini şu dama konarken,üçüncüsünü de şu ulu ağaçta söylerim,” dedi.

Adam kuşu sıkı sıkıya tutarak:

”Haydi söyle bakalım, eğer beğenirsem seni bırakırım,”

dedi.

”Kuşçağız ilk öğüdünü söyledi:

HZ.MEVLANADAN KUŞ HİKAYESİ yazısına devam et

HZ.MEVLANA’DAN NAAT-I ŞERİF

mevlanaNaat

(Ya Hazret-i Mevlâna hak dost)

Yâ Habîballah Resûl-i Hâlik-i Yekta tüyî

Ber güzîni zül- celâl-i pâk ü bî hemtâ tüyî (Dost, Sultânım)

Nâzenin-i Hazret-i Hâk, sadr-ı bedr-i kâinât

Nûr-i çeşm-i enbiyâ çeşm-i çerâğ-ı mâ tüyî (Yâ Mevlâna, hâk dost)

(Sultânım) Der şeb-i mi’râc, bûde Cebrail ender rekâb (dost, dost)

Pâ nihânde ber serîn ü Kümbet-e Hadrâ tüyî (Yâ Mevlâna, hâk dost)

(Sultânım, mahbûbidost,dost,dost) Yâ Resûl-ullah tüdâni ümmetâned âcizend

Rehnümâ-yı âcizâni bi ser ü bî pâ tüyî (Hâk dost, dost, dost)

(Sultânım) Serv-i bostân-ı risâlet nevbehâr-ı ma’rifet

Gülben-i bağ-ı şerîat bülbül-i bâlâ tüyî (yâ veliyyullah dost hey)

Şems-i Tebrîzî ki dâret Nâ’t-ı Peygamber zi ber

Mustafa vü Müctebâ ân Seyyid-i a-lâ tüyî

(Yâ tabîb-el kulûb, yâ veliyyallah, Allah dost, dost)

HZ.MEVLANA’DAN NAAT-I ŞERİF yazısına devam et