Etiket arşivi: Medine

Mekke Yollarında Biri Koşuyor

En güzel günlerden bir gün arife.
Hacı olmak için Arafat’tayım.
Başlamak üzere birinci vakfe.
Veysel Karani’yi aramaktayım.

Haçta giydiğim kefenim ihramdır
Helallerin çoğu bugün haramdır.
Bulabilirsem yarınım bayramdır
Veysel Karani’yi aramaktayım.

Hırkayı aldığı yerdir Arafat.
Görevli olduğu yerdir Arafat
Bulamayanların sonu bir afat
Veysel Karani’yi aramaktayım.

Resulün övdüğü sevdiği bir kul.
Dua’sı Allah katında hep makbul.
Orhan çok acizdir üstelik yoksul.
Veysel Karani’yi aramaktayım

İhramın içinde kurbanlık canım.
Kesilir, kesilir de akmaz kanım.
Öylesine arttı ki heyecanın.
Veysel Karani’yi aramaktayım.

Orhan Afacan
İzmir 31.8.2017

MEDİNENİN VAHABİLER TARAFINDAN YAĞMALANMASI

ravdaVehhâbîlerin Medîne’ye girmeleri ve yağmaları. (Mir’ât-ül haremeyn) den alındı.
İslâm halîfelerinin yetmişbeşinci ve Osmanlı pâdişâhlarının onuncusu olan sultan birinci Süleymân hân, Medîne-i münevvere şehri etrâfındaki duvarları yenilemişti. Duvarlar çok sağlam yapıldıkları için Medîne-i münevvere şehri ikiyüzyetmişdört sene, eşkiyâ baskınına uğramadı. Şehirdeki müslümanlar rahat ve huzur içinde yaşadılar. Fakat, 1222 [m. 1807] senesi ilk aylarında Sü’ûdün eline düştüler.
Sü’ûd, Mekke-i Mükerremeyi ele geçirdikten ve Mekke etrâfındaki köylere hâkim olduktan sonra, köylerden topladığı yağmacıları Medîne şehri üzerine gönderdi. Bunların başına Bedây ve Nâdî adında iki kardeşi kumandan yapmıştı. Yolda karşılaştıkları müslüman köylerini yağma ettiler. Çok cana kıydılar. Bedây ve kardeşi Nâdî, Medîne etrâfındaki köylerden çoğunu yakıp yıktı. Eşyalarını yağma etti. Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirmiş oldukları doğru yolda olan müslümanları kılıncdan geçirdi. Yakılan köyler, öldürülen müslümanlar, o kadar çoktu ki, belli bir sayı elde edilemedi. Medîne şehri etrâfındaki köyler, ölüm korkusundan ve yağmadan, işkenceden kurtulmak için, vehhâbî inanışlarını kabûl ettiler. Sü’ûda kul, köle oldular. Sü’ûd, Sâlih bin Sâlih ile Medîne şehrine bir mektûb gönderdi.
Sü’ûdün Medînedeki müslümanlara karşı yazdığı bu mektûbun tercümesi şöyledir:
Kıyâmet gününün mâlikinin adı ile başlıyorum. Medînenin âlimlerine, memurlarına ve tüccârlarına bildiririm ki, dünyada rahata ve huzura kavuşmak, ancak hidâyet bulanlar içindir. Ey Medîne ehâlîsi! Sizi hak dîne çağırıyorum. Âl-i İmrân sûresi, ondokuz ve seksenbeşinci âyetlerinde meâlen, (Allahın doğru bildiği din islâm dînidir. İslâmdan başka din edinenlerin, dinleri kabûl olmaz. Bunlar, âhıret gününde zarar edeceklerdir!) buyurulmuştur. Size karşı olan düşüncelerimin nasıl olduğunu bilmenizi istiyorum. Medîne ehâlîsine karşı sevgim ve bağlılığım vardır. Yanınıza gelip, Resûlullahın şehrinde bulunmak istiyorum. Beni dinlerseniz, emirlerime uyarsanız, size bir sıkıntı ve işkence yapmam. Mekke şehrine girdiğim zaman, orada bulunanlar, benden hep iyilik gördüler. Yeniden müslüman olmanızı istiyorum. Emirlerime itaat ederseniz, yağmadan, ölümden ve işkenceden kendinizi kurtarırsınız. Allah sizi korur, ben de koruyucunuz olurum. Bu mektûbumu, güvendiğim adamım Sâlih bin Sâlih ile size gönderiyorum. İyi okuyunuz. Onun ile karara bağlayınız! Onun sözü, benim sözüm demektir.

MEDİNENİN VAHABİLER TARAFINDAN YAĞMALANMASI yazısına devam et

FAHREDDİN PAŞANIN MEDİNE MÜDAFASI

maxresdefault1.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı orduları, işgal tehdidi altındaki bütün vatan topraklarını emperyalist düşman ordularına ve onların yerli işbirlikçilerine karşı kahramanca savundular.
Bu sırada Ömer Fahreddin Paşa’ya, Hicaz bölgesini müdafaa görevi verilmişti.
Hicaz Seferî Kuvvetler Kumandanı ve Medine Muhafız Vekili Fahreddin Paşa son derece kısıtlı imkânlarla Medine”yi 2 yıl 7 ay boyunca kahramanca müdafaa etti.
Çok zor şartlarda sürdürülen bu mukaddes savunma görevi sırasında Fahreddin Paşa Medine”de bir Cuma günü Mescidüi Nebevî’de minbere çıkarak ve şu hutbeyi okudu:
“Türk, Arap, Kürd, Çerkes, Arnavud, ey Ümmet-i Muhammed!
Şurada yatan Harem-i Şerif sahibi Hz. Peygamber’in huzurunda sizlere beyanatta bulunmak üzere Minber-i Mukaddes’ e çıkmak şerefine mazhar olduğum için pek bahtiyarım…
Bu şerefe nail olduğumdan dolayı Cenâb-ı Hakk’a ve Habib-i Ekremi’ne hamd-ü senalar ederim.
Almanlarla birlikte giriştiğimiz şu harbde Rusya parçalandı ve bunun neticesinde otuz kırk seneden beri esir olan üç sancağımız: Kars, Ardahan ve Batum’u kurtarmaya muvaffak olduk. Ordularımızı bu muvaffakıyetlere mazhar kılan Allah’a ve Resulüne hamdü senalar olsun.
Halife orduları en büyük düşmanlarıyla boğaz boğaza çarpıştığı bir sırada Şerif Hüseyin’in isyan ve düşmanlarla ittifak etmesi Halep, Kudüs, Beyrut, Basra, Bağdat gibi birçok güzel şehirlerimizin düşman eline geçmesini sağladı.
Mısır’daki İngiliz generali Ragnel Doncet, güya şahsi menfaatimi düşünürcesine hayatım hakkında teminatlar vererek gönderdiği beyanname ile beni kandırmaya çalıştı.

FAHREDDİN PAŞANIN MEDİNE MÜDAFASI yazısına devam et

Bİ’Rİ MAUNA VAKASI

22savasBİ’Rİ MAUNA VAKASI

Hicret’in 4. senesi Sefer ayı idi.Benî Âmir Kabilesinin efendisi ve reisi Ebû Bera Amir b. Mâlik, Peygamberimizi ziyaret maksadıyla Medine’ye geldi. Ebû Bera, samimî bir insan, Resûli Ekrem’e ve Müslümanlara dost biriydi. Efendimize hediye etmek üzere de iki at ile iki deve getirmişti. Ancak Resûli Ekrem, “Ben, müşriklerin hediyesini kabul edemem. Eğer hediyenin kabul edilmesini istiyorsan Müslüman ol!” diyerek onun hediyesini kabul etmedi ve kendisini Müslüman olmaya davet etti.

Ebû Bera o anda Müslüman olmadı, ama İslâmiyete karşı gösterdiği alâkadan da vazgeçmedi. Peygamber Efendimize, “Yâ Muhammedi.. Beni davet ettiğin din, pek güzel, pek şereflidir. Kavmim benim sözümü dinler. Eğer sahabîlerinden birkaçını Kur’ân ve sünneti öğretmek üzere gönderecek olursan, ümit ederim ki davetini kabul ederler!” dedi.205

Resûli Kibriya Efendimiz, Necid halkına pek güvenmiyordu. Ashabına bir hainlikte bulunabilirler endişesini taşıyordu. Bu endişesini, “Göndereceğim kişiler hakkında Necid halkından korkarım!” diyerek de izhar etti.

Ancak Ebû Bera teminat verdi. “Onları” dedi, “ben himayeme aldıktan sonra, Necid halkının onlara dokunması hadlerine mi düşmüş?” Ebû Bera’nın güvenilir, sözüne itimat edilir biri olması, Peygamber Efendimizin endişesini giderdi. Sonunda, 40 veya 70 kişiden ibaret irşad heyetini göndermeye karar verdi. Altısı Muhacir, diğerleri Ensâr’dan idi. Hepsi de Suffa ehli idi. Başlarına Münzir b. Amr tâyin edildi.

Bİ’Rİ MAUNA VAKASI yazısına devam et

PEYGAMBERİMİZİN ZEVCELERİ ”EZVAC-I TAHİRAT”

Ezvâc-ı Tâhirât, Arapça “temiz zevceler” demektir. Hz. Peygamber’in kendileriyle evlenmiş olduğu hanımları ifade etmektedir.

Hz. Peygamber,Mekke döneminde tek hanımla evli kalmış olmasına karşın Medine döneminde dinî, içtimai, iktisadi ve ahlaki bir takım sebeplerden dolayı birden fazla kadınla evlenmiştir.

Kur’ân-ı Kerim, Hz. Peygamber’in hanımlarını “müminlerin anneleri” olarak nitelendirmiş, “Peygamber, müminlere canlarından daha evladır. Peygamber hanımları müminlerin anneleridirler…” (Ahzab, 33/ 6) ve bu hanımlara tanıdığı saygın mevkiyi, müminlere (Hz. Peygamber’in vefatından sonra da) onlarla evlenme yasağı koyarak pekiştirmiştir. (Ahzab, 33/ 53) Şu var ki Peygamber hanımlarının müminlerin anneleri kabul edilmeleri hürmet ve ihtiram bakımından olmuştur. Bu sebeple nikahları haram, tazimleri ise farzdır, diğer konularda ise müminlere diğer kadınlar gibidirler. PEYGAMBERİMİZİN ZEVCELERİ ”EZVAC-I TAHİRAT” yazısına devam et

HALİFELERİN DÜNDEN BU GÜNE SİLSİLESİ

yönetim şehri ……………….(Medine)

yönetenler………………..DÖRT HALİFE DEVRİ

Ebu Bekir (632-634)

Ömer I (634-644)

Osman (644-656)

Ali (656-661)

 

yönetim şehri ……………….(Şam)

yöneten………………………EMEVİLER

Muaviye I (661-680)

Yezid I (680-683)

Abd ul-Melik (685-705)

Velid I (705-715)

Ömer II (717-720)

Hisham (724-743)

Velid II (743-744)

Mervan II (745-750)

 

yönetim şehri………………..(Baghdad)

yönetenler ……………….ABBASİLER HALİFELERİN DÜNDEN BU GÜNE SİLSİLESİ yazısına devam et

HZ.HASAN KİMDİR….?

cennetül baki

Resûlullahın torunu, İslâm halifelerinin beşincisi. Oniki imamın da ikincisi, Ehl-i beytin dördüncüsü. Hz. Ali’nin oğlu olup, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kızı Fâtıma-tüz-Zehra annesidir. Künyesi Ebû Muhammed olup, lâkabı Müctebâ’dır. Medine’de 3 (m. 625) senesinin Ramazan ayı ortasında doğdu. Muhammed (s.a.v.) kulağına ezan ve ikâmet okuyup, ismini “Hasan” koydu. Yedinci günü akika olarak, iki koç kesti. Sünnet ettirip, saçını da kestirip, ağırlığınca gümüş sadaka verildi. Medine’de 49 (m. 669) senesinde vefât etti. HZ.HASAN KİMDİR….? yazısına devam et

HİCRET

 

 

hicret

Hicret, İslâm tarihinin en önemli olayıdır. Hicret, Müslümanları, müşriklerin zulmünden kurtarmış, İslâm’a yayılma imkânı
sağlamış, böylece İslâm inkılâbının başlanğıcı olmuştur. Bu itibârla olaydan 17 yıl sonra, Hz. Ömer’in halifeliği esnâsında, Hz. Peygamber’in hicret ettiği yılın 1 Muharrem’i olan 16 Temmuz 622 tarihi “Hicri-Kamerî Takvim” için “takvim başı” olarak kabul edilmiştir. 
Bilindiği gibi Hz. Peygamber, Mekke şehrinde doğmuştur. Yüce Allah, O’nu burada peygamber olarak görevlendirmiştir.
Görevinin gereği olarak, “(Önce) en yakın akrabalarını uyar.” (1) âyet-i kerimesi gereğince, yakınlarından başlamak üzere,
insanları İslâm’a davet etmeye başlamıştır. Kendilerini İslâm’a da’vet ettiği kimseler O’nu, el-Emin = güvenilir kişi olarak
tanıyorlardı. O’nun dürüstlüğü ve ahlâkî üstünlüğü üzerinde ittifak halinde idiler. Kendisinin Allah tarafından gönderilmiş ve
görevlendirilmiş Peygamber olduğunu duyunca, O’na inanmaya ve etrafında toplanmaya başladılar. Müslümanların sayısı HİCRET yazısına devam et