Etiket arşivi: Kültür

Türk Kültürünün Tarihsel Gelişimi

Türk Kültürünün Tarihsel Gelişimi

Türk Kültürünün Tarihsel Gelişimi ile Türk Kültürünü ortaya çıkartan kültürel akımlar, 9000 yıllık bir serüven ile yoğurularak günümüze kadar ulaşmış, Türklerin tarihlerine özgü bir kültürel doku meydana getirmiştir.

Türk Kültürünün Tarihsel Gelişimi ile Türk Kültürünü ortaya çıkartan kültürel akımlar, 9000 yıllık bir serüven ile yoğurularak günümüze kadar ulaşmış, Türklerin tarihlerine özgü bir kültürel doku meydana getirmiştir. Türk Kültürü olarak tanımladığımız bu kültürel olguv, Türklerin etkin ve sosyal kimliklerinin kazanımlarını incelememizde bize çok önemli bulgular sunarak Tarihsel süreçleri doğu yorumlayıp tereddüt ettiğimiz noktalarda teyit olanağı sunar.

Kültür, bir toplumu ve milleti meydana getiren yegane unsurdur. Her ne kadar toplumların ayrışmasının etnik ve genetik faktörleri varsa da bu faktörler Kültürel ayrışma olmadan tek başına bir milleti oluşturmaya yetmeyecektir. Zira bir toplum, alışkanlıklarıyla, toplumsal davranış ve gelenekleriyle müstakil bir kültüre sahip olduğu zaman kendisini diğer toplumlardan soyutlar ve ayrı bir millet olduğunu düşünür. Toplumlar, farklı etnik kökene sahip olsalar bile aynı kültürel alışkanlıklarla yaşadığı zaman kendisini ayrı bir millet olarak görmeyecek ancak aynı etnik kökene sahip olsa bile ayrı kültürel alışkanlık ve geleneklere sahip oldukları zaman söz konusu ayrışmanın gerçekleşmesi kaçınılmaz olacaktır.

Türk Kültürünün Tarihsel Gelişimi yazısına devam et

Oamanlı Ve Avrupada Tuvalet Kültürü

Osmanlı imparatorluğu sahip olduğu kültür ve yaşam tarzı ile Avrupa için örnek bir devletti. Bugün yaygınlığını yitirmiş olsa da; Osmanlı’da Türk Hamamları temizlik adına çok önemli mekanlardı. Hamam kavramı Avrupa için temiz olmak ve banyo kültürü oluşmasında yine öncülük yapmıştır.
Hatta: daha da ilginç olanı Avrupa’da tuvalet kavramı bile yoktu. 1600’lerde tuvalet kavramından bihaberdiler. 1667 tarihinde Osmanlı’da “Tuvalet Vakfı” kurulurken Avrupa’da tuvalet bilinen bir şey değildi. İnsanlar ihtiyaçlarını boş buldukları alanlarda, ya da evin içinde giderip dışarıya fırlatıyordu. Şehirler pis kokuyordu. Bu yüzden yüksek topuklu ayakkabılar, şemsiyeler revaçtaydı. Osmanlı’da ise bu tarihlerde zaten hemen hemen her köşe başında var olan tuvaletlerin sayıları ise artırılıyordu.
Avrupa tuvaletle tam anlamıyla olmasa da 18. yüzyılın başlarında tanıştı. Artık sarayların bir köşesinde tuvalet vardı, krallar ve aristokratlar için ihtiyaç giderme sandıkları bulunuyordu.

Oamanlı Ve Avrupada Tuvalet Kültürü yazısına devam et

TÜRK KÜLTÜRÜNDE BOZKURT İNANIŞI

kurt5 (2)Bozkurt’un Türk destanlarındaki, dolayısıyla Türk Milleti’nin inanışlarındaki rolü üç şekildedir:

– Ata olarak Bozkurt
– Rehber olarak Bozkurt
– Kurtarıcı olarak Bozkurt

Bozkurt’tan türemiş olmak inancı Türklere uzun zaman boyunca büyük bir gurur, emniyet ve geleceğe güvenle bakma duygusu vermiştir. Bazı Türk destanlarında ana, bazı Türk destanlarında baba olarak görülen Bozkurt çok defa Türk neslinin yok olacağı zaman ortaya çıkmakta ve Türklerin neslinin devam etmesini sağlamaktadır. Böylece Türklerin soyunu kutsallaştırmaktadır. Türklerin millet hayatında büyük tesiri olacak hareketlere girişecekleri zamanlarda Bozkurt onlara yol göstermekte, rehberlik yapmaktadır. Ergenekon Destanı’nda ve Kut Dağı efsanesinde Bozkurt milli bir kılavuz rolünü oynamaktadır. Türk’ün zor duruma düştüğü zaman Bozkurt’un ortaya çıkarak onu kurtarması, evladı üzerine eğilen bir ananın veya babanın şefkat duygusunu hatırlatacak derecede derin bir mana da taşımaktadır. Sanki Bozkurt manevi bir alemden Türk Milleti’nin akıp giden hayatını devamlı takip etmekte ve onların başının sıkıştığı, çaresiz kaldıkları zaman ortaya çıkarak yol göstermektedir. Türk tarihinde pek çok kahraman, Bozkurt simgesi ile temsil edilmiştir. Aşına sözcüğünün hem Bozkurt anlamına gelmesi, hem de Hun ve Göktürk hükümdar sülalesinin adı olması rastlantı değildir.

 

Eski Türkçe’de Bozkurt’a, “Kök Böri” (veya “Börü”) adı verilirdi. Buradaki “Böri” (ya da “Börü”) sözcüğü “Kurt” anlamına gelirken, “Kök” de bugünkü “Gök” sözcüğünün eski söyleniş biçimidir. Fakat Kök (Gök) kelimesi mavi rengi tasvir etmek veya gökyüzünden bahsetmek için değil, “Ulu” anlamında kullanılır. Mesela “Kök Tengri”, “Ulu Tanrı” anlamına gelir.

TÜRK KÜLTÜRÜNDE BOZKURT İNANIŞI yazısına devam et

KÜLTÜRLERE GÖRE ÇAY

cayTürk Çay Kültürü
5000 yıllık tarihe sahip çay her ne kadar Türklerin yaşamına geç girmişse de temiz girmiş. Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra, kendimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz gözardı edilemez. Bunlardan ilki, iyi bir çay demlemenin olmazsa olmaz kurallarından biri olan demliğin sıcak olması şartını, demliği çaydanlığın üstüne oturtularak, ustaca ve güzelce çözümlememizdir.

Buna karşın; çayın acıyıp tadının bozulmasını önlemek için; demledikten sonra, çayı süzdürüp başka bir demliğe boşaltmıyoruz o da işin ayrı bir yanı.

Peki Türk çay kültüründe olmayan; Amerikan icadı poşet çay, çay topları ve ağları, fazla aromalı çaylar, çaya çok süt ve limon koymak, çayı metal demlikte demlemek yani çaya karşı özensiz davranmak.

Türkler, Anadolu’ya gelmeden öncede çayı bilmelerine karşın; çayın Türkiye’ye gelmesi ancak birkaç yüz yıl önceye dayanmaktadır. Çay içiminin Anadolu’da yaygınlaşması 19. yüzyıldan itibaren olmuştur. Türklerde çayın yaygınlaşmasına ilişkin şöyle bir hikaye anlatılır:

KÜLTÜRLERE GÖRE ÇAY yazısına devam et

TANRI DAĞLARI

tanri-daglari_473794 Orta Asya’da Doğu Türkistan’ın kuzeyindeki yüksek sıradağlar. Türkçede Tanrı Dağları olarak adlandırılırlar. Hazar çöküntüsünden itibaren doğuya doğru (67° -103° doğu boylamları) 3.000 km. boyunca uzanır. Büyük kısmı Kırgızistan topraklarındadır. Bu sıradağların en yüksek noktası Pobyeda (7.439 m.) ile Han Tengni’dir (6.995 m.).

Aralarında Fedçenko, İnilçek ve Koi Kof’un da bulunduğu birçok buzul vardır. Bu dağlar Çin ile Batı Türkistan ve İran arasındaki ticaret yolunda doğal bir engel oluştururlar. Ulaşım, Burul, İziz Dawan ve Terek geçitleriyle sağlanır. Kuzey yamaçlarında kavak ve huş ormanlarının bulunduğu bu dağların yüksek kısımlarında ladin ve öteki kozalaklı ağaçlardan oluşan ormanlar yer alır.
TANRI DAĞLARI yazısına devam et

ESKİ (ANTİK) MISIR UYGARLIĞI


İngiliz mason yazarlar Christopher Knight ve Robert Lomas, The Hiram Key (Hiram Anahtarı) adlı kitaplarında Eski Mısır’ın masonluğun kökeninde çok önemli bir yeri olduğunu anlatırlar. Yazarlara göre Eski Mısır’dan çağdaş masonlara miras kalan en önemli düşünce ise, “kendi kendine var olan ve rastlantılarla evrimleşen evren” fikridir. Mısırlıların bu büyük yanılgılarını yazarlar şöyle açıklamaktadırlar: “Eski Mısırlılar maddenin her zaman için var olduğuna inanıyorlardı; onlar için bir Yaratıcının mutlak olarak hiçlikten bir şey yapmasını düşünmek mantık dışıydı.” ESKİ (ANTİK) MISIR UYGARLIĞI yazısına devam et

Türkiye ve Türk Cumhuriyetlerinde Eğitim ve Kültür Meseleleri

Özet:

1990-1991 yıllarında Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde Türkistan ve Kafkaslarda, Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. Ancak, bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri birçok mesele ile karşı karşıya kalmışlardır. Bu meseleler; eğitim ve kültür başta olmak üzere, askerî, iktisadî, siyasî, çevre, din, sosyal ve toplumsal konular olarak ifade edilebilir. Doğal olarak yeni kurulmuş olan Türk Cumhuriyetleri, vaktiyle Sovyetler Birliği zamanında Rusların yönetimi ve etkisi altında kalmışlardı. 1991 yılından itibaren bağımsızlığını ilan eden bu devletler; Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan Türk Cumhuriyetleri’dir. Türk Cumhuriyetleri, değişen dünya şartlarında bir hayli zorluklar çekmek durumunda kaldılar.

Bildiride, Sovyetler Birliği’nden sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Asya’da yeni kurulan Türk Cumhuriyetleri ve diğer Türk toplulukları ile eğitim ve kültür ilişkileri, bu konuda ortaya çıkan meseleler ve öneriler, bu uğurda yapılan çalışmalar, gündeme gelen görüşler hakkında yapılan değerlendirmelere yer verilmiştir. Türk dünyasında, eğitim ve kültür meseleleri, bilimsel açıdan çeşitli alanlarda yapılan faaliyetler ve gelişmeler ortaya konulmuştur.

Bugün Türk Cumhuriyetleri ve Türk toplulukları diğer alanlarda olduğu gibi, eğitim ve kültür alanında fevkalâde ciddî meseleler ile karşı karşıyadır. Bu konunun temelleri, Rusya Çarlığı ve daha sonra Bolşevik ihtilâlin ardından kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne kadar dayanmaktadır. Ayrıca, Türklerin dağınık bir şekilde ve çok geniş coğrafî sahalarda yaşamaları, kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan meseleleri de buna ilave etmek gerekir. Türkiye Cumhuriyeti ile Türk Cumhuriyetleri ve toplulukları arasındaki eğitim ve kültür meseleleri tarihî bakımdan bu çerçevede ele alınacak ve somut öneriler sunulacaktır.

 

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

Giriş:

Milletlerin ve toplumların hayatlarında tarihî bakımdan şüphesiz eğitim ve kültür iki önemli kavramdır. Milletlerin bağımsızlığında, millî birliğinin ve bütünlüğünün sağlanmasında, nesiller arasındaki bağların devam ettirilmesinde eğitim ve kültür büyük rol oynamaktadır. Tarihin kaydettiği büyük milletlerden biri de Türk milletidir. Türkler 21. yüzyıl’da 250 milyon Türkçe konuşan insanıyla dünyada hatırı sayılır büyük bir kitledir. Türkler, Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile birlikte yedi devlet tek millettir. Bu Türk devletlerinin dışında milyonlarca Türk insanının da başka toplumlar ile bir arada yaşadığını ifade etmeliyiz.

Özellikle, Türk devlet ve bilim adamları tarafından, Türk dünyasındaki bağımsızlık gelişmeleri ve soydaş toplulukların kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi görüşü, öteden beri arzu edilen bir husustu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün Türk dünyası hakkında beyan ve işaret ettiği hususlar, Türkiye’de ve Türk dünyasında Türk aydınları tarafından bilinmekteydi. Türklerin bağımsızlığının ve dayanışmasının Türk kültürü ve tarihine olan bağlılıkları ile gerçekleşeceği mütemadiyen vurgulanmıştır.

20. yüzyılda Dünya’nın en büyük kara devleti olan Sovyetler Birliği’nin sosyalist rejimi ancak yetmiş üç yıl kadar devam edebilmiştir. Sovyet-Rusya, Gorbaçov ile birlikte uygulamaya koyduğu “prestroika ve glastnost” Türkiye ve Türk Cumhuriyetlerinde Eğitim ve Kültür Meseleleri yazısına devam et

ESKİ TÜRKLERDE VE FARKLI UYGARLIKLARDA KURBAN

ESKİ TÜRKLERDE KURBAN ADETLERİ
Türk’lerin eski dinleri konusunda elimize ulaşan gerçek bilgilere gore  Çinlilerin “Wei-shu” ve “Sui-shu”salnamelerinde rastlanır. Çünkü Orta Asya’da Türkler en çok Çinlilerle etkileşim halindedir. 

“Wei-shu” kurbanla birlikte Türk dinî törenlerini şu şekilde göstermektedir:
1- Güneşin memleket üzerine doğuşunu temsilen hanın otağına doğudan girişi.
2- Devlet erkânının ataların mağarasına yılda bir defa kurban takdim etmesi.
3- Beşinci ayın 10–20. Günleri arasında halkın kenarında toplanarak göğün ruhuna takdim etmesidir.
4- Tu-chin’in [Ötügen] (Dugin okunur) 500 Li  batısında yüksek bir dağ vardır ve dağın tepesinde ağaç ve bitki bulunmayan Po-teng-nin-li (Bodıninli okunur) isminde bir yer bulunmaktadır ki manası ülkelerin koruyucu ruhu demektir.
Tarihi kaynaklara göre, Türklerde kurban gelenekleri Orta Asya’dan başlar. Türkler, gökyüzünde görülen güneş, ay, yıldızlar ve sonsuz gökyüzü maviliğini kutsal sayarlar. Öyle ya yağmurlar, fırtınalar gökyüzünde olmaktadır. Bu nedenle Gökyüzünü kutsal sayan Türkler, gökyüzüne törenlerle kurban keserlerdi. “Kök-Tenri- kültü Orhun yazıtlarında şöyle bir kitabe vardır: “Başlangıçta yukarıda gök, aşağıda kara toprak vardı; benî adem bu ikisinin arasında yaratıldı”. ESKİ TÜRKLERDE VE FARKLI UYGARLIKLARDA KURBAN yazısına devam et

Türkiye ve Türk Cumhuriyetlerinde Eğitim ve Kültür Meseleleri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

 Özet:

1990-1991 yıllarında Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde Türkistan ve Kafkaslarda, Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. Ancak, bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri birçok mesele ile karşı karşıya kalmışlardır. Bu meseleler; eğitim ve kültür başta olmak üzere, askerî, iktisadî, siyasî, çevre, din, sosyal ve toplumsal konular olarak ifade edilebilir. Doğal olarak yeni kurulmuş olan Türk Cumhuriyetleri, vaktiyle Sovyetler Birliği zamanında Rusların yönetimi ve etkisi altında kalmışlardı. 1991 yılından itibaren bağımsızlığını ilan eden bu devletler; Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan Türk Cumhuriyetleri’dir. Türk Cumhuriyetleri, değişen dünya şartlarında bir hayli zorluklar çekmek durumunda kaldılar.

Bildiride, Sovyetler Birliği’nden sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Asya’da yeni kurulan Türk Cumhuriyetleri ve diğer Türk toplulukları ile eğitim ve kültür ilişkileri, bu konuda ortaya çıkan meseleler ve öneriler, bu uğurda yapılan Türkiye ve Türk Cumhuriyetlerinde Eğitim ve Kültür Meseleleri yazısına devam et

BAROK SANATI

 

Barok sanat
Hayatın sürekli olduğunu biliyoruz. Sanatta da başlayan ve biten şeylerden çok, geçişlerden, kırılmalardan ve sıçramalardan söz edilebilir.
Barok sanat dendiğinde, belli bir zaman sürecinde, geniş bir coğrafyada yaşanan sanatsal olguyu anlıyoruz..
Bu dönem yaklaşık 17.yy.a rastlar. Çevredeki etkileri 18.yy. da devam eder.
Barok yayılımın zamanlaması ve çeşitlenmesi, doğum coğrafyasındaki tarihsel gelişmeyle yakından  ilgilidir. Zamanın tini bölümünde bu genel görünümü betimleyen metinlere yer verdik. BAROK SANATI yazısına devam et

KÜLTÜR HAKKINDA

KÜLTÜR


Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir.

Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır.

Kültür, genel olarak iki öğeden oluşur

a) Maddi Kültür Öğeleri: Binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb.

b) Manevi Kültür Öğeleri: İnançlar, gelenekler, normlar, düşünce biçimleri vb. KÜLTÜR HAKKINDA yazısına devam et