Etiket arşivi: kadı

OSMANLININ ADALETİ

osmanliarmasiOsmanlı adâletine ilişkin olarak iki gündür verdiğimiz örneklere bugün yenilerini ekleyelim isterseniz.

Gelin Fatih Sultan Mehmed’le Rum Mimar İpsilanti’nin “duruşma”sını hatırlayalım…

Malum: Fatih Sultan Mehmed, adını taşıyan camiin inşaatında kullanılacak mermer sütunları kestiren Rum mimarlardan İpsilanti’nin elini kestirmiştir.

Bunun üzerine İpsilanti, ilk İstanbul Kadısı Sarı Hızır Çelebi’ye başvurur. Haksızlığa uğradığını belirtip, hakkının Padişah’tan alınmasını ister.

Kadı, Padişah’ı çağırtır. Padişah içeri girdiğinde İpsilanti dâvâcı makamında ayakta durmaktadır. Padişah “maznun” minderine bağdaş kurmak üzereyken, Kadı Efendi kükrer:

“Begüm, hasmınla mürafaa-i şer’ olunacaksın, (beyim, davacı ile hukuk önünde yüzleşeceksin) ayağa kalk!”

Padişah kalkar. Kendisini savunması istenince hata ettiğini belirtir. Kadı Efendi “Kısasa kısas” hükmünü verir: Hüküm gereğince Padişahın da eli kesilecektir.

Dinleyenler dehşetten ve hayretten dona kalmışlardır. Padişah boyun bükmüş, hükme rıza göstermiştir. Durum o kadar alışılmışın dışındadır ki, İpsilanti’nin eli ayağı titremeye başlamıştır. Aklı başına gelir gibi olunca kendisini Padişahın ayaklarına atar.

OSMANLININ ADALETİ yazısına devam et

KANUNİ’NİN BELGRAT KADISINA FERMANI

img.phpKANUNİ’NİN BELGRAT KADISINA FERMANI
Devlet askerleri (Sipahiler), biçilmeyip el ile yolunan ottan zorla vergi alırlar imiş, kaldırdım. Askerler, ev yakınında bulunan bağ, bahçe ve bostanlardan yemeklik için üretim yapanlardan para almak isterler imiş, almasınlar, yasakladım. Boş yerlere tarla açanlardan, ihya edenlerden vergi alınmasın.

Nehir üzerlerindeki dolap ve karaca değirmenler, yeni yapılmış olsalar dahi fazla vergi alınmasın. Askerler, tarla ürünlerini satmak için, halka pazar yerine götürmelerini isterler imiş, pazara götürülmesin, teklif dahi edilmesin. Askerler ‘boyunduruk hakkı’ diye vergi almasınlar. Askerler savaşa gitseler, geride kalan mallarını köy halkından güvenilir adamlar korusunlar.

Yeni evlenen yeniçerilerden ‘gerdek hakkı’ diye vergi alınır imiş, bundan böyle alınmasın. Savaş esnasında bile askerler eve girip arı kovanlarına dokunmasınlar. Ve yerleştiği yerde, evleri önünde, sancakları altında kendi geçimleri için ürettikleri arı kovanından dahi vergi alırlar imiş. Onu dahi göresin. Başka kovanlık olmayıp, evleri yanında ve sancakları altında olan kovandan dahi vergi aldırmayasın.

Kovan hakkı bahanesi ile askerler savaş esnasında bile bu bahaneyle evlere girmekten men eylensin. Bu husus için şikayet ettirmeyesin
NOT :Sırbistan’daki Belgrat değil, Arnavutluk’ta bulunan Belgrat’tır.

Afganistan Hava Kuvvetleri’nin Tek Kadın Pilotu Nilufar Rahmani (12 fotoğraf)

Afganistan’lı 23 yaşındaki Nilufar Rahmani ülkenin ilk kadın pilotu olduktan sonra ün kazandı. Uçan kızın rüya yolu kolay değildi ama o birçok engeli aşarak başardı.

 

Afganistan Hava Kuvvetlerinin Tek Kadın Pilotu Nilufar Rahmani (12 fotoğraf)

Afganistan Hava Kuvvetleri’nin Tek Kadın Pilotu Nilufar Rahmani (12 fotoğraf) yazısına devam et

KADI-ZADE-İ RUMİ KİMDİR…..?

29114445_alikuueseriKADI-ZADE-İ RUMİ

Türk matematikçisi ve astronomudur (1337-1412) Bursa’da tahsilini bitirdikten sonra, kız kardeşinden başka hiç kimseye haber vermeden Horasan’a ve oradan Türkistan’a giderek bilgisini genişletmeye çalışmıştır. Şakaik yazarına göre, bu yolculuk ve gurbette nasıl geçineceğini düşünmeden yola çıkan Kadı-zade’nin kitapları arasına kız kardeşi gizlice mücevherlerini koymak suretiyle bu gayretli ve hevesli matematikçinin yetişmesine yardım etmiştir. Kadı-zade’nin, nakli ilimlerden ziyade, akli ilimlere, özellikle matematik ve astronomiye merak etmiş olduğundan, bu yolculuk ve gurbeti göze almış olması o zamanlar bu ilimlerin Osmanlı ülkesinde pek gelişmemiş olduğunu anlatabilir. Timur’un torunu Uluğ Bey’in (1394-1449) zamanında Semerkant’ta bulunduğu sırada, Semerkant Rasathanesi Müdürü Gıyaseddin Cemşit’in vefatı üzerine, rasathane müdürlüğüne tayin edildiği gibi, Semerkant medresesi başkanlığına da getirilmişti. Kadızade Horasan’da Seyyit Şerif Curcani’den ders almış, fakat Kadızade’nin akli ilimlere karşı bağlılığının fazlalığından dolayı hocasıyla araları açılmıştır. Seyyit Şerif, Kadı-zade için, «matematik ve felsefeye eğilimli bir yaradılıştadır» diye tariz ettiği gibi Kadı-zade de hocası için, «matematikte söz söyleyecek durumda değildir» demiştir. Bu bilginin Semerkant hayatından pek memnun olmakla birlikte memleketini bırakmış olmaktan azap duyduğu Şerhi eşkâl-üt-tesis adlı kitabının önsözünde koyduğu şu beyitten anlaşılıyor:

KADI-ZADE-İ RUMİ KİMDİR…..? yazısına devam et

şems hz.’lerinin felsefecilere cevabı

Bir gün Mevlana’ya felsefeyle meşgul olan bir grup insan geldi.İmani konularda
soruları vardı.Mevlana bu fesefecileri Şems’e gönderdi.Felsefeciler Şems’e
geldiklerinde O, talebelerine bir kerpiç üzerinde nasıl teyemmüm edileceğini
gösteriyordu.Gelenlerden biri,en çok takıldıkları üç soruyu peşpeşe sıralayıverdi:

 

1)ALLAH var dersiniz,ama görünmez gösteremezsiniz;gösterinde inanalım!

 

2)Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz,sonrada cehennemde ateşle ceza verilecek dersinizAteşten yaratılmış olan Şeytana ateş acı verebilir mi?

 

3)Ahirette herkes hakkını alacak yaptıklarının karşılığını görecek diyorsunuz.Rahat bırakın şu insanları istediklerini yapsınlar…

Sorular biter bitmez Şems elindeki kerpici soruları soran felsefecinin kafasına vurdu. şems hz.’lerinin felsefecilere cevabı yazısına devam et

KANUNİ’NİN (1520-1566) BELGRAD KADISINA GÖNDERDİGİ FERMAN

KANUNİ’NİN (1520-1566) BELGRAD KADISINA GÖNDERDİGİ FERMAN

 

Kanuni Sultan Süleyman, 1389 yılında Kosova Savaşı ile fethedilen Arnavutluğa bağlı, Belgrad Bölgesi’nde yaşayan halkın haklarının korunması için, 1558 yılında Belgrad Kadısı’na gönderdiği “İnsan Hakları Fermanı” nda şöyle buyurmaktadır:

 

“Devlet askerleri (Sipahiler), biçilmeyip el ile yolunan ottan zorla vergi alırlar imiş, kaldırdım. Askerler, ev yakınında bulunan bağ, bahçe ve bostanlardan yemeklik için üretim yapanlardan para almak isterler imiş, almasınlar, yasakladım. Boş yerlere tarla açanlardan, ihya edenlerden vergi alınmasın.

 

Nehir üzerlerindeki dolap ve karaca değirmenler, yeni yapılmış olsalar dahi fazla vergi alınmasın. Askerler, tarla ürünlerini satmak için, halka pazar yerine götürmelerini isterler imiş, pazara götürülmesin, teklif dahi edilmesin. Askerler ‘boyunduruk hakkı’ diye vergi almasınlar. Askerler savaşa gitseler, geride kalan mallarını köy halkından güvenilir adamlar korusunlar. KANUNİ’NİN (1520-1566) BELGRAD KADISINA GÖNDERDİGİ FERMAN yazısına devam et